İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/5 E. 2026/55 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/5
- Karar No
- 2026/55
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/5 Esas KARAR NO : 2026/55 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/09/2020 KARAR TARİHİ : 21/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yıllardır basiretli bir tacir olarak; denizcilik, taşıma ve lojistik sektöründe çeşitli girişimlerde bulunduğunu, 2002-2003 yıllarında, ---------Ş. 'nin sahibi ve yetkilisi iken eski arkadaşı davalılardan ... ile karşılaşıp birlikte iş ilişkisine girmeye karar verdiklerini, ---------Ş.'nin belirli hisselerini davalılardan ... ile ...'in müvekkili ile tanıştırdığı ...'ye devrettiğini, bununla birlikte yine 2003 yılı Kasım ayında davalılardan ...'in talebi üzerine uluslararası alanda taşıma ve lojistik faaliyeti gösteren-------Ş'nin tarafların ortaklığı ile ticari hayata başladığını, Şirketin müvekkilinin yetkilisi olduğu yıllarda, ticari faaliyeti gereği, bünyesine tır ve kamyon alım-satımı yaptığını, --------- marka tırların, kimi zaman ---------Ş'nin nakit sermayesinden kimi zaman ise bankaların vermiş olduğu krediler ile Şirket bünyesine eklendiğini, işbu kredilerin çoğunlukla, -------- Bankası Leasing'ten temin edildiğini, söz konusu tır alımlarının--------- Bankası Leasing'ten kullanılan kredileri için Bankanın prosedür gereği düzenlenen senetlerde müvekkilinin, hem yetkili olarak imzasını hem de şahsi kefaletini şart koştuğunu, müvekkilinin, alımlar için Bankaca istenen onlarca senedi, tek seferde imzaladığı zamanlar olduğunu, ilk zamanlarda ticari anlamda kar elde eden ve büyüme gösteren ---------- Şirketlerinin, ------- piyasalarına dahil olan uluslararası firmaların hacmi ve nakit döngüsü sebebi ile zor bir sürece girdiğini, bu zor süreçte davalılardan ve firma ortaklarından olan ...'in, firma borçlarına dahil olmak istemeyip bütün haklarını alarak, 2006 yılında müvekkili ile ortaklığını sonlandırdığını, yaşanılan ekonomik zorluklar sebebiyle müvekkilinin 2008 yılında ---------- Şirketlerini, zarar ederek, yabancı bir şirkete satmak zorunda kaldığını, müvekkilinin, kendisine hiçbir ihtar ve bildirim yapılmadan, hakkında------- İcra Dairesi'nin --------- Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını öğrendiğini, işbu takip dosyası ile müvekkilinin menkul ve gayrimenkulleri üzerine haciz konulduğunu, söz konusu icra dosyasına yapılan itiraz akabinde ise --------- İcra Hukuk Mahkemesi'nin--------- E. sayılı dosyasında takibe konu senede ilişkin davanın devam ettiğini, 10/04/2006 tanzim tarihli, 20/04/2017 vade tarihli ve 1.600.000,00 USD bedelli "malen" ibareli işbu takibe konu senedin davalılardan ... tarafından yine davalılardan ...'a cirolandığını, senetteki düzenleme tarihi, vade tarihi ile "malen" kaydının, taraflar arasında borç ilişkisinin olmadığının en büyük göstergesi olduğunu, 2006 düzenleme tarihli bir senedin, 11 yıl sonra, yani 2017'de ödenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bununla birlikte; "malen" kaydı olan işbu senedin düzenleme ve ödeme tarihinin, ticari hayata da uygun olmayıp senetteki "malen" kaydının, işbu senetteki bedelin ardındaki borç ilişkisini düzenlediğini, senede konu malın alınması, malın bedelinin 11 yıl sonra yabancı para cinsinden ödenmesi hususunun, senedi mahiyeti itibari ile hükümsüz kıldığını, öte yandan davalıların müvekkilinden gerek ortaklık gerekse herhangi bir mal alım satıma konu ifa edilecek bir edim söz konusu olmadığı gibi cirantaların kendi aralarında da borç doğuracak işlemi bulunmadığını, davalılardan ...'ın, müvekkili ve davalılardan ... aleyhine icra takibine başladığını, fakat kefil olarak kabul ettiği ... hakkında herhangi bir işlem yapmadığını, diğer borçlu ... hakkında da icra takibine yönelik haciz işlemleri uygulanmadığını senedin bilinçli ve kötü niyetli doldurulduğunu, 2003-2004 yılları arasında iş bankası leasing'ten kullanılan krediler için verilmiş olan senetler arasında müvekkilinin bir anlık dalgınlığı kullanılarak işbu senedin imzalatıldığının tahmin edildiğini , iş bankası leasing'e verilen senetlerin istenmesinin davayı kanıtlar nitelikte olduğunu, senetteki yazı karakterleri ve imza yaşının, bilirkişi tarafından incelemesi ile haklılıklarının ortaya çıkacağını, bununla birlikte; davalılardan ... ve ... arasında ticari ilişki olup olmadığı, aralarında senet miktarı kadar herhangi bir borç doğuran işlem olup olmadığının tespit edilmesinin gerektiğini, muvazaalı olarak kötü niyet ile doldurulan SÖZDE senetteki imza ve yazı örnekleri ile birlikte ciranta imzalarının da yaşı incelendiğinde farkın ortaya çıkacağını, davalılardan ...'ın, yine davalılardan ...'in oğlu dava dışı --------- ortağı olduğunu, ...'ın, --------- Şirketi Firmasında yetkili olmakla birlikte -------- ise -------- Şirketi firmasında yetkili kişi olduğunu, isim benzerliği yanında firma çalışma alanlarının da aynı olup ---------Ş bünyesinde hizmet verdiklerini, söz konusu kişilerin şirketleri ve aralarındaki ortaklık yapıları incelendiğinde davalılardan ...'in oğlu --------- ile ortak olan ...'ın iyi niyetli 3. Kişi olmadığının ortaya çıkacağını, davalıların birlikte hareket ettiklerini, davalıların, müvekkilinin dalgınlığı ile imzalamış olabileceği senet üzerinden, herhangi bir borç olmamasına rağmen haksız kazanç sağlamaya çalıştıklarını, belirterek menfi tespit davasının kabulü ile müvekkilinin davalılara her hangi bir borcunun olmadığının tespitine ,dava konusu 10/04/2006 Tanzim Tarihli, 20/04/2017 Vade Tarihli ve 1.600.000,00 USD Bedelli senedin iptaline, haksız ve kötü niyetle açılmış bulunan takibin iptali ile davalı yanın kötü niyetli olmasından dolayı %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesin talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in birçok şirkette ortaklığı bulunan başarılı bir iş adamı iken, davacı ile ortaklık kurduğunu ve zaman içerisinde ortaklıklarının 7 adet şirkete ulaştığını, bu şirketlerden 2 tanesinin --------Ş. ve----------Ş. olduğunu, davalı müvekkilinin bir süre sonra davacı ile ortaklığını sonlandırmaya karar verdiğini ve şirket hisselerini davacıya devretme konusunda tarafların anlaştığını ve şirketlerden 4 tanesi olan --------Ş, ---------Ş, ---------Ş şirketlerinin hisse devri karşılığında icra takibine konu bononun davacı tarafından tanzim edilerek verildiğini, tarafların diğer ortağı olan ve senette kefil olan ...'nin de tüm bu yaşananların tanığı olduğunu, senedin veriliş amacını bildiğini, müvekkilinin davacı ile ortak olduğu ve hisselerini devrettiği diğer 3 şirketin hisse devrinden kaynaklı alacağının da devam ettiğini, taraflar arasında hisse bedellerine karşılık olarak davacı tarafından davalıya nakit ödeme yapılmadığını, hisse bedellerinin karşılığının davacı tarafından dava konusu senet verilmek suretiyle ödendiğini, davacı tarafın hisse devirlerine karşılık müvekkiline vermiş olduğu bonoyu ödemediğini, senedin bedelsiz olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, hisse devir belgesi başlıklı belgenin altındaki imzayı kabul etmediklerini, söz konusu belge incelendiğinde yalnızca ----------Ş şirketine ait hisse devrine dair olduğunu, muhtemelen yasal olarak hisse devrinin yapıldığının şirket kayıtlarına işlenebilmesi ve yasal devrin yapılabilmesi amacıyla imzalanmış şekli bir belge olduğunun anlaşıldığını, bu durumun hisselerin gerçek piyasa değerinin değil, 1 adet hisse karşılığı 1 YTL nominal hisse değeri karşılığının ödendiğinin yazılı olmasından belli olduğunu, hisse bedelleri davacı tarafından nakit ve peşin ödenmediğinden dolayı, davacı tarafından davalıya hisselerin gerçek piyasa değeri karşılığı olarak, dava konusu senedin verildiğini, fakat senet karşılığında ödeme yapılmadığını, davacının, şirketleri yabancılara satacağını söyleyerek yıllarca oyaladığını, 6-7 yıl sonra şirketleri yüksek meblağlara sattığını, fakat tüm girişimlere rağmen hisse bedellerini ödemediğini, davacı tarafın, dava dilekçesinde davalıya tek bir hisse devrinden kaynaklı borcunun olduğunu ve bu borcun ödendiğini iddia ettiğini, taraflar arasında toplam 7 adet şirket ortaklığı söz konusu olup dava konusu senedin ise bu şirketlerden 4 tanesinin hisse devir borçlarına karşılık verildiğini, hisselerin gerçek piyasa bedellerinin karşılığını ödediğini ispatın davacı-borçlu tarafa düştüğünü, davacının ise senet bedelini ödediğine dair bir banka dekontu vs yazılı belge ibraz edemediğini, yine davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu 31,07,2006 tarihli " İbraname" başlıklı belgenin altındaki imzanın müvekkiline ait olduğunu kabul etmemekle birlikte belgenin içeriğinden ibranın amacının; davalının davacıya satmış olduğu hisse bedelleri nedeniyle alacağının kalmadığı değil, davalının hisseleri satmış olması nedeniyle şirkete karşı herhangi bir yükümlülüğünün kalmadığı ve şirketten herhangi bir alacağının olmadığı, tüm hak ve yükümlülüklerin devirle birlikte devralan-davacıya ait olacağı şeklinde olduğunun anlaşıldığını, iş bu ibraname ile davacı, davalı ve şirket tüzel kişiliğinin üçlü olarak, şirket tüzel kişiliği nedeniyle doğmuş ve doğacak hak ve alacaklarından dolayı birbirlerini ibra ettiklerini belgedeki son cümlede de şirket tüzel kişiliği tarafından davalının ibra edildiğinin belirtilmiş olup ibra edilenin, hisse bedeli borcu nedeniyle davacı olmadığını, davacı tarafın diğer bir iddiasının ise; icra takibine konu edilen senedin rızası dışında kendisine imzalatıldığı ,-------- Bankası Leasing firmasına şirket yetkilisi olarak verdiği senetlerin arasına konularak imzalatılmış olduğu ve senette tahrifat olduğu iddiası olup bu iddianın da dayanaksız olduğunu, basiretli bir tacir olan davacının senetleri imzalarken okumadan, incelemeden imzalamayacağının açık olduğunu --------- bankası Leasing şirketine verilen senetlerin, leasing şirketi tarafından matbu olarak düzenlenen , tek tip senetler olup dava konusu senedin ise klasik anlamda piyasada kullanılan nitelikte bir bono olduğunu,--------- bankası Leasing şirketine verilen senet örnekleri dosyaya ibraz edildiğinde aralarındaki farkın anlaşılacağını, ---------- Esas sayılı dosyasında dava konusu senetin incelendiğini, söz konusu dosyada 3 farklı bilirkişi heyeti tarafından" imzanın davacının elinin ürünü olduğu, imzanın nakledildiğine dair emare olmadığı, imzaların ıslak imza olduğu,kimyevi silintiye dair emare olmadığı ,senedin kambiyo vasfına haiz olduğu" yönünde rapor tanzim edildiğini ve mahkemece davacı tarafın davasının reddine karar verildiğini, mahkeme kararının---------- BAM ve Yargıtay tarafından da onandığını, müvekkili ile diğer davalı ...' ın müteveffa babası arasında 35 -40 yıllık eskiye dayanan bir dostluk ve ---------- ve çevresinde "---------" olarak adlandırılan fındık ticaretinden kalan alacak-borç ilişkisi mevcut olduğunu, ...'ın babası vefat edince, bu borç karşılığında müvekkili tarafından diğer davalıya, alacaklı olan babasının alacağından dolayı dava konusu senedin verildiğini, davacı ile müvekkili arasında, hisse devrinden kaynaklı gerçek bir alacak karşılığında alınan dava konusu senedin, üçüncü bir kişiye cirolanması yasal olup, senet borçlusunun senet bedelini lehdara veya üçüncü kişi olan hamile ödemesi arasında herhangi bir fark bulunmadığını, dolayısıyla; davacı tarafın, davalıların birlikte hareket ettiği iddiasının senet bedelinin gerçek bir alacağa dayanması karşısında yasal olarak dinlenemeyecek bir iddia olduğunu, belirterek davanın reddini, davacı aleyhine yüzde 20 den az olmamak üzere icra inkar /kötüniyet tazminatı yükletilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davacı ile diğer davalı ... arasındaki borç ilişkisini bilmesine olanak bulunmadığını, davacı tarafından ileri sürülen borçsuzluğa ilişkin iddiaların, şayet böyle bir husus varsa ancak şahsi def'i olarak nitelendirilip diğer davalı ...'e karşı yöneltileceğini, davacının lehdar ve hamile karşı birlikte açtığı davada öncelikle lehdara karşı borçsuzluk iddiasının ispatı, bilahare müvekkilinin kötü niyetli olduğunu ve bile bile davacının zararına hareket ettiğini ispat etmesi gerekeceğini, söz konusu senetin, müvekkiline temlik cirosu yoluyla geçtiğini, müvekkili ile borçlu davacı şahıs arasındaki ilişkide davalı müvekkilinin senedin iktisabında kötü niyetli ya da ağır kusurlu olduğunun ispat edilmesi gerektiğini, müvekkilinin, senedi, ölen babası ---------- diğer davalı ... ile yaptığı alevra fındık ticaretinden (açığa fındık ticareti) doğan alacağına karşılık aldığını, TTK ilgili hükümlerine göre de senet iktisaplarında hamil kötü niyetli değilse ya da ağır kusur yoksa senedi sonradan iktisap eden bu kimseye karşı şahsi def'ileri ileri sürülemeyeceğini, borçlu davacı tarafından dava konusu senet ile ilgili olarak senedin keşide tarihinin 2006 yılı, vade tarihinin ise 2017 yılı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu senedin bilinçli ve kötü niyetli doldurularak oluşturulduğunun iddia edildiğini, müvekkilinin, senedi dolu vaziyette teslim aldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin senedi boş halde aldığı düşünülse dahi, "imzanın" borçlu davacıya ait olduğu durumda bu senedin davacı ile diğer davalı arasındaki ilişkiye aykırı doldurulduğunun ispat külfetinin, yine davacıya ait olup tacir sıfatına haiz davacının açığa attığı imza ile ilgili olarak başına gelecekleri tahmin etme yükümlülüğü bulunduğunu, davacının, müvekkili ile diğer davalı ...'in oğlu --------- ile ortaklık yapısından hareketle müvekkilinin kötü niyetli üçüncü kişi olduğu iddiasının gerçek olmadığı hususunun ise, senedin müvekkiline verildiği tarih ile ----------Ş.'nin ticari kayıtları karşılaştırıldığında açıkça görüleceğini, ---------- Esas sayılı dosyasında dava konusu senedin incelenmiş olup, söz konusu dosyada 3 farklı bilirkişi heyeti tarafından sonuçları müvekkili lehine olan 3 adet bilirkişi raporu alındığını, senet üzerindeki imzanın davacının elinin ürünü olduğu, imzanın nakledildiğine dair emare olmadığı, imzaların ıslak imza olduğu , senet üzerindeki imzanın başka belgede mevcut bir imzadan yararlanılarak teşkil edildiğine dair emare olmadığı , kimyevi silintiye dair emare olmadığı, senedin bilgisayarın ve ekipmanı ile oluşturulmadığı, senedin matbu senet olduğu, senedin sol kenarının forma kesim olmadığı, üç kenarınınforma kesim olduğu kambiyo vasfına haiz olduğu sonucuna ulaşıldığını, davacının senedin vasfına ilişkin tüm iddiaları incelenip tamamının çürütüldüğünü, davacı tarafından --------- Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlamalarıyla suç duyurusunda bulunulmuş olup davacının bu iddialarının da alınan raporlar ile çürütüldüğünü belirterek davanın reddine, davacının ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada herhangi bir fayda sağlamayacağından reddine, kötü niyetli davacı borçlu aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle İİK 72 maddesine dayalı kambiyo senedinden kaynaklanan icra takibi nedeniyle açılmış menfi tespit davasıdır. Dosya mahkememize -------- Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen görevsizlik kararı ile ve süresinde taleple gelmiştir. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin 26/10/2022 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanarak sonuca gidilmiştir. Tarafların dilekçelerinde bildirdiği şirketlerin sicil kayıtları dosya içine alınmıştır. ------ İcra Müdürlüğü -------- sayılı takip dosyasında davalı ... tarafından davacı ile birlikte davalı ... hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, takibin konusunun ise davacı tarafından keşide edilmiş lehtarı ve ilk cirantası ..., son hamili ... olan 10/04/2006 düzenleme ve 20/04/2017 vade tarihli malen düzenlenmiş 1.600.000,00 USD bedelli bono olduğu anlaşılmıştır.--------- E. Sayılı dosyasında davacının --------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı icra takibine, ödeme emrine, takibe konu senetteki imzaya ve borç ile ferilerine itiraz ettiği, mahkemece yürütülen yargılama neticesinde "....Dava; takibe konu senedin kambiyo vasfına haiz olmadığı ve senetteki imzanın davacı borçluya ait olmadığından bahisle icra takibine itiraza ilişkindir. Davalı vekili tarafından davacı şirket aleyhine bono alacağından bahisle kambiyo senedine özgü takip başlatıldığı, davalının takibe konu bonodaki lehtar, davacı şirketin ise keşideci olduğu, davacı vekilinin davaya konu kambiyo senedindeki imzanın müvekkiline ait olmadığı ve kambiyo senedinin kambiyo senedine ait vasıfları taşımadığından davacının borçlu olmadığına dair hüküm kurulmasını talep ettiği, imza örnekleri de alınarak iki farklı kurumdan rapor aldırıldığı, gelen raporlarda; inceleme konusu senet aslının matbu olarak düzenlenen ve bono tabir edilen belgelerden olduğu, senedin sol yanının forma kesim olmadığı, diğer 3 kenarın forma kesim olduğu, senet ön yüzünde sıvı temasına bağlı kısmi sarı lekelenme izlenimi mevcut olmakla birlikte sözkonusu bölgede kimyevi bir silintiye dair emareye rastlanmadığı, kefil hizasında siyah mürekkepli kalem ile oluşturulmuş iki adet imzanın ıslak imza tabir edilen, direkt atılmış imzalardan oldukları, mevcut oldukları alana herhangi bir başka yerden nakledildiklerine dair emare ve belirtiye rastlanmadığı, yine senedin bir başka belgede mevcut bir imzadan yararlanılmak suretiyle teşkil edildiğine dair bir emare ve belirtiye rastlanılmadığı, senedin mevcut hali ile kambiyo vasfına haiz olduğu,senedin bilgisayar ve ekipmanı ile oluşturulmayıp matbu senet olduğu, sol kenarının forme kesim olmadığı, "..." yazısının kurşun kalem ile atfen atılı imza ikinci bir kalem, sağ tarafta atılı imza farklı evsafta üçüncü bir kalem, diğer yazıların ise farklı evsafta dördüncü bir kalem ile yazılmış olduğu, "..." isim yazısı ve atfen atılı imza üzerinde ve senedin sağ alt köşesinde sıvı temasına bağlı olarak lekelenmeler olduğu, senette kimyasal silinti yapıldığını gösterir bulgu saptanmadığı, ekli------- görüntüsünden anlaşılacağı üzere inceleme konusu senette evvelce kurşun kalem ile alacaklı isim yazılarının okunur olduğu, sözkonusu yazıların fiziksel yöntemlerle silinmiş olduğu saptanmakla birlikte senette imza ve imzalardan faydalanıldığını gösterir bulgu saptanmadığı belirtildiğinden, davacının icra takibine itiraza ilişkin davasının reddine, davacı taraf aleyhine imza inkar tazminatına hükmedilmesine" karar verildiği iş bu kararın İstinaf ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı tanığı Tanık ... "..Davacı ...' ın ---------Ş' de şirket satılana kadar muhasebe müdürlüğünü yerine getirdim, şirket senetlerini 1. Yetkili davacı olduğu için kendisi imzalardı, bu senetin görüntüsünü fotoğraf yoluyla davacı bana iletti, fotoğrafı gördüğüm anda yazının davacıya ait olmadığının anladım, benim çalıştığım dönemde işlemler daha çok çek ile yürütülmekteydi, davalılardan ...' i tanıyorum, oda şirket ortaklarındandır ancak bir fiil çalışmazdı, ben ... ile ... arasında herhangi bir ticari ilişki olup olmadığını bilmiyorum, ...' ı tanımıyorum, bu senedin tarihi çok anlamsız gelmiştir,Davacı vekilinin sorusu üzerine tanıktan soruldu: ----------Ş lizing yoluyla tır alımı yapıldı, bu nedenle şirket lizing senetleri ödenemediğinden yüklü miktarda borç altına girdi, bu nedenle şirket baysallara devrettiler, denizcilik şirketinden ------- ve -------- şirketten ayrıldı, ibranamelerin imzaladılar, bu ibranameleri ben hazırladım, bir süre sonrada bu şirketi komple başka bir firmaya sattılar, şirketten herhangi bir alacakları yoktu, anlaşmazlık oluşmadan şirketten ayrıldılar, benim görgü ve bilgim bundan ibarettir, dedi." Davalı ... tanığı ... ".. Ben davacı ... ile ---------Ş şirketinde ortaktık, bu ortaklık hatırladığım kadarıyla 10 yıl önceydi, tahminimce davalı ... de şirkette ortaktı 2006 - 2007 yılında tam kesin tarihini hatırlamıyorum ortaklıktan ayrıldı, hisselerini davacıya devrettiğini zannediyorum, kesin emin değilim, ------- ayrıldıktan sonra 2011 yılında hisselerimizi yabancılara sattık, davacı ... yönetim kurulu başkanıydı, onun da sattığını biliyorum ama emin değilim, ben 2011 yılından sonra hiç kimse ile görüşmedim, hisseyi devrederken ben paramı aldım, davalı ...'ı tanımam, diğer davalı ... de şirketin ortağıydı, 2006 - 2007 yıllarında ayrıldı, bildiğim kadarıyla şirketten ayrılırken ... ...'e senetler ya da bir miktar para vermiş olabilir, bunların tarihini ya da miktarlarını hatırlamıyorum, benim bildiğim bir şey yoktur, sadece duyumlara dayalı bilgim vardır dedi.Davacı vekilinin talebi üzerine Soruldu:Tanık beyanında: benim bildiğim 1 tane senet vardır, bu senedi davacı ve davalı ... senedi şirketin ofisinde getirdiler, ben de oradaydım, senedi kimin düzenlediğini hatırlamıyorum, ben senede sadece kefil olarak imza attığımı hatırlıyorum, davacı ...'a kefil oldum, senedin miktarını hatırlamıyorum, bu senet ödendi diye biliyorum, kefil olarak benden para istemediler, bana takip de yapmadılar, ben zaten borçlu değilim, benden niye istesinler, biz ortaklıktan ayrılmak istediğimiz için şirketi yabancılara sattık, ben artık emekli olmuştum, bu işlerle uğraşmak istemedim emekli oldum, senedin vadesini hatırlamıyorum, ne zamana konduğunu da bilmiyorum, bu senet hatırladığım kadarıyla hisse devri ile ilgili yapılmış olarak ancak davacı ile aralarında başka ilişkileri de vardı, aile dostlarıydı, hisse devri anlaşmasından haberim yoktur, ikisi arasındaki alışveriştir, bu borcu -------- ödeyecekti, şirket ödemeyecekti, ortak olduğum için davacı da isteseydi, davalı da isteseydi ikisine de kefil olurdum, aramızda herhangi bir husumet yoktu, bu senet başka bir iş ile ilgili hazırlanıp unutulmuş mu sorusuna hiç bir şey hatırlamıyorum dedi."Davalı ... tanığı ... "...ben davacı ile davalılardan ...'i tanırım. Her ikisinin ortağı olduğuı şirketleri de bilirim. -------, -------, --------, yine --------- adı altında --------- Şti aklıma gelen isimlerdir. Bunları bilmemin nedeni bir dönem ---------- Şirketinde benim de ortak, yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olmamdır. 2005 yılı sonlarında ortağı olduğum şirketten ayrıldım. ...'in 2006 yılında şirket ortaklıklarından tamamen ayrıldığını ortak çevremizden duydum. Davacı ve davalının --------- adı altında olmayan bazı gemilerde de ortaklıkları olduğunu biliyorum. Gemilerden her biri ayrı bir ortaklık yapısı ile ayrı bir şirket gibi kurulur. Bu şekilde aralarında 4 ayrı gemiden ötürü ortaklık olduğunu da biliyorum. Ancak bu ilişkinin ne zaman sona erdiğini bilmem. Davaya konu senedin de davalının şirket hisselerinin devri karşılığında daha doğrusu tüm grup şirketlerindeki hisselerinin devri karşılığında düzenlendiğini ortak arkadaşlarımızdan duydum. --------- şirketlerinin hisselerinin devri için düzenlendiğini biliyorum. Senedin düzenlendiği tarih itibariyle davalının sahip olduğu hisselerin karşılığı olarak bu rakam bana çok düşük gelmişti. ... ile ... ve onun babası --------- arasındaki ticari ilişkiye dair benim bilgim yok. ...'ı tanımam.dedi. Davalı ... vekilinin istemi üzerine soruldu; senedin düzenlendiği tarih itibariyle --------- Şirketlerinin tamamının değeri tahminimce 40 - 50 milyon dolar civarıdır.dedi. Devamla; sadece benim ortak olduğumu belirttiğim ---------Şirketi'nin tamamı ödenmemiş olmakla birlikte 30 adet öz mal tır filosu mevcuttu. Bunun yanında denizcilik şirketinin sayısı binlerle ifade edilecek konteynerleri mevcuttu. Bunun yanında --------- kiralanan kiralama bedelleri çok düşük konteyner gemilerinin kullanım hakları mevcuttu. Bir de hepsinden önemlisi bu şirketlerin ciddi boyutlu müşteri portföyü vardı. Bu şirketlerin hiç bir malı olmasa dahi sadece müşteri portföylerinde 20 milyon dolar gibi bir değerlerinin olacağını düşünüyorum. Kendi yöneticisi olduğum şirketin 2005 sonu itibariyle 10 milyon doların üzerinde cirosu olduğunu hatırlıyorum. Denizcilik şirketinin de bunun 5-6 katı kadar cirosu olduğunu kesin olmamakla birlikte biliyorum.dedi. Davalı ... vekilinin istemi üzerine tanıktan soruldu; Contaz grubu içinde yurt dışında (Ukrayna'da) faaliyet gösteren başka şirketler de olduğunu biliyorum. Ancak dava konusu senet bedeli içinde yurt dışında faaliyet gösteren şirketlerin devir bedeli olup olmadığını bilmem. Ben -------- şirketindeki %10 hissemi şu an adını hatırlamadığım o dönem şirketin mali müşaviri olan kişiye devretmiştim. Hisse bedelini alamadım.dedi. Davacı vekilinin istemi üzerine tanıktan soruldu; ... isimli kişi de benim ortak olduğum ---------- şirketinin ortağı idi. Onun dışında dava konusu senetteki imza ile bilgim yoktur. Dava konusu senet dışında başkaca düzenlenmiş senet olup olmadığını da bilmiyorum.dedi. Davalı ... tanığı ... "..ben davalı ...'i çocukluk arkadaşım olduğu için tanırım. Davacıyı da davalı ile ortak olduğu zamandan itibaren yaklaşık 15 yıldır tanırım. Diğer davalıyı tanımam. Davacı ve davalının ortağı olduğu --------- firması ile benim ortağı olduğum --------- birleşerek --------- Şti'ni oluşturduk. Bu şekilde ben --------- firmalarının gümrük müşavirliğini yapıyordum. -------- şirketleri içinde hangi şirketler olduğunu bilmiyorum. Deniz, hava şirketleri olduğunu biliyorum. Bir de --------- diye bir firma vardı. Daha sonrasında iki ortağın anlaşamayıp ayrıldığını biliyorum ancak ne şekilde ayrıldıklarını bilmiyorum. Şirketler de daha sonrasında yabancı şirkete devredildi. Ben de ayrıldım. Hatta alacağımı da tahsil edemedim. Dava konusu senete dair de ... ile aramızda bir konuşma geçti. Ayrılış sonrasında gerek kendisinin gerekse davacının bazı şeyleri aldıklarını, sonuçta kendisinin alacaklı kaldığını söyledi. Senet aldığını ifade etti. Ancak senedin miktarını ben şuan sizden öğreniyorum. dedi." şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Davacı vekiline hisse devir ve temlik senedi ile ibranamelerin asıllarını mahkememize sunması için kesin süre verilmiş, davacı vekili 3 adet ibraname aslı ibraz etmiştir. Sunulan ibranamelerden yalnızca 1 tanesinin ... imzalı olup diğer ikisinin --------- isimli kişi tarafından imzalanmış olduğu anlaşılmış, 21/06/2023 tarihli duruşmada hazır bulunan davalı ... "31/07/2006 tarihli ibraname aslında benim adımın altında yer alan imza bana ait olabilir ancak olmaya da bilir. Bu nedenle imzanın incelenmesini talep ediyorum. " şeklinde beyanda bulunmuş davalı vekili aynı duruşmada " davacı taraf mahkemenizdeki davada bu davanın konusu olan senedin İş Finansal Kiralama için imzalanan senetler arasında imzalatıldığını ifade etmiş ancak ceza dosyasında verdiği ifade de söz konusu senedi kefil olan ... ile birlikte imzaladığını, teminat amacıyla imzaladığını beyan etmiştir. Dolayısıyla davacı iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Mahkemenizce bugün müvekkilime gösterilen ibraname içerik itibariyle müvekkilimin davacıyı ibrası değil şirketle ilgili hak ve borçlardan ibraya ilişkin olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle imza incelemesi hususunu mahkemenin takdirine bırakıyoruz. " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tarafça sunulan ibranamenin davacı , davalı ... ve dava dışı ---------- Ş. İmzalı olduğu, bu belgede "... ---------.Ş.'deki ait hisselerin tamamını ...'a devir ve temlik etmiştir. İşbu devir ve temlik sebebiyle devreden ...'e ait olabilecek, doğmuş doğacak tüm hak, alacaklar ve borçlar, borcun ve alacağın kaynağı ne olursa olsun (kamu veya özel), borcun ve alacağın doğumu işbu devirden önceki bir tarihe dayalı olarak taahhuk etmiş olsa bile ...'a ait olacaktır. Ayrıca, taraflar bu şirketteki tüm hak ve alacaklarından dolayı yek diğerini zimmetlerini ibra ettiklerini, keza --------Ş. de -------- zimmettini ibra ettiğini kabul ve beyan etmişlerdir. 31.07.2006." ifadelerinin yer aldığı ibranamenin içerik itibariyle hisse devir bedelinden ötürü davalının davacıyı ibra ettiği değil hisse devri nedeniyle şirketteki hak ve borçlarından ötürü karşılıklı ibra hususunun karara bağlandığı anlaşılmış, ibranamenin hisse devir bedeline yönelik düzenlenmediği kabul edilerek imzanın davalıya ait olup olmadığı yönünde imza incelemesi yapılmasına gerek görülmemiştir.Davacı tarafça fotokopisi sunulan hisse devir ve temlik senedindeki imzada davalı tarafça kabul edilmemiş ancak belge aslı temin edilemediğinden imza incelemesi yapılamamıştır. Söz konusu belge içeriğinde "--------Ş. sahibi bulunduğumuz bedelleri tamamen ödenmiş beheri 1.- YTL. (Bir Yeni Türk Lirası) nominal değerindeki (6.250) adet hissemin (6.250) adedini nominal değeri ve tüm hak Ve vecaibi ile ...'a satip devrettiğimi ve bedelini kendisinden tahsil ettiğimi beyan ederim. (31/07/2006)" ifadesinin yer aldığı görülmüştür.---------- esas sayılı dosyasında müştekinin davacı ve şüphelilerin ise davalılar olduğu mahkememiz dosyasında dava konusu olan senet yönünden açığa imzanın kötüye kullanılması iddiası ile dava açıldığı, anlaşılmış bu dosyada verilecek kararın mahkememiz dosyasını etkileyecek nitelikte olması nedeniyle bekletici mesele yapılmasına karar verilmiştir. Ceza mahkemesi dosyasında yürütülen yargılama neticesinde verilen ve istinaf denetiminden geçerek kesinleşen kararda davacının dosyada verdiği ifadenin " Katılan ... Mahkememizdeki ifadesinde: "Suça konu senetten bu senet nedeniyle evime haciz gelmesi sonrasına haberdar oldum, sanık ...'ı tanımıyorum, diğer sanık ... benim eski iş ortağımdı, 2001 yılında bana ait olan --------- kendisi ortak ettim, ancak ortak olduktan sonra kendisi bana hiçbir sermaye katkısında bulunmadı, bir süre sonra sanık ...-------- adında başka bir firma kurdu, bu firmada --------- de ortaktı, --------- talebi üzerine ben de bu şirkete ortak oldum ancak bu şirketin faaliyetleri iyi gitmedi, borç miktarı arttı, bunun üzerine şirketi devretme kararı aldık, daha öncesinde de ... --------- deki hissesini bana devretmek istedi, hisse devri tamamlanıncaya ve hesaplar ortaya çıkıncaya kadar benden teminat senedi istedi, bunun üzerine ben de diğer ortağım ... ile birlikte suça konu senedi imzalayarak 2006 yılında sanık ...'a içi doldurulmamış olarak verdim, kendisine güvendiğim için sadece senedi imzalayarak boş şekilde vermiştim, ...'nin açık kimlik ve adres bilgilerini bilemiyorum, avukatım aracılığıyla daha sonra sunabilirim, sanıklardan şikayetçiyim, senetle alakalı benden herhangi bir tahsilat yapılmadığı için doğrudan maddi zararım olmadı ancak manevi zararım vardır, davaya katılma talebim vardır, sanık ...'a suça konu senedi verdikten sonra firmadaki hesaplar netleşti, --------- şirketten alacaklı değil borçlu olduğu ortaya çıkınca ------- bana bila bedel olarak dosyada mevcut olan ibranameyi imzalayarak verdi." şeklinde karara geçtiği görülmüştür. Davacının ifadesinin alındığı 08/06/2023 tarihli duruşmada müşteki sıfatıyla duruşmaya katılan davacı vekilinin de "Müşteki vekilinden soruldu: Müvekkilimizin beyanlarına aynen katılıyoruz, suça konu senet müvekkil tarafından güven ilişkisine dayalı olarak sadece imza atılmak suretiyle ve teminat olması saikiyle verilmiştir, akabinde hisse devirleri yapılmış ve sanık ...'dan ibraname alınmıştır ancak müvekkil kendilerine güvendiği için suça konu senedi almamıştır, senedin keşide tarihi ile vade tarihi arasında yaklaşık 11 yıllık bir süre vardır, 1.600.000 USD Dolar bedelli bir senedin 11 yıl sonraki bir tarihe verilmesi ticari hayata uyuşmaz, ifadelerde geçen ve senette imzası bulunan ...-------- esas sayılı dosyasında sanıkların tanığı olarak dinlenmiş ve senet bedelinin müşteki tarafından daha önce ödendiğini beyan etmiştir," şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.Asliye ceza mahkemesi gerekçeli kararında"
DELİLLERİN TAKTİRİ VE GEREKÇE: Dosyada mevcut deliller, katılan beyanı, tanıkların beyanları, sanıkların savunmaları, şikayet dilekçesi ve ekli bilirkişi mütalaası, 1.600.000 TL meblağlı senet, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesince düzenlenen 27/11/2019 tarihli rapor, 13/10/2020 tarihli bilirkişiler raporu, --------- esas sayılı dava dosyası birlikte değerlendirildiğinde; Katılan ... sanık ...'in --------- isimli firmanın ortakları oldukları, 2006 yılında sanık ...'in şirketteki hissesini katılana devrederek ortaklıktan ayrıldığı, sanığın suça konu olan 10/04/2006 keşide ve 20/04/2017 ödeme tarihli, 1.600.000 USD meblağlı katılan tarafından keşide edilen bonoyu diğer sanık ...'a ciro ederek verdiği, sanık ...'ın da söz konusu senede ilişkin olarak katılan aleyhine -------- İcra Dairesi'nin --------- esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığı, yapılan itiraz üzerine --------- İcra Hukuk Mahkemesinin --------- esas sayılı dosyasındaki Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesince düzenlenen 27/11/2019 tarihli rapor ve --------- Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı öğretim görevlileri --------, -------- ve -------- tarafından düzenlenen 13/10/2020 tarihli bilirkişiler raporunda suça konu senetteki keşideci imzasının katılan ...'a ait olduğu, keşideci imzasının ve kefil hizasındaki ıslak imzanın direk atılmış imzalardan oldukları, mevcut oldukları alana herhangi bir başka yerden nakledildiklerine dair bir emare ve belirtiye rastlanmadığı, yine senedin bir başka belgede mevcut bir imzadan yararlanılmak suretiyle teşkil edildiğine dair bir emare veya belirtiye rastlanmadığı tespit edilmiştir. Katılan aşamalardaki beyanlarında, sanık ...'in --------- hissesini kendisine devrettiği sırada hesaplar ortaya çıkıncaya kadar kendisinden teminat senedi istediğini, kendisinin de suça konu senedi boş şekilde imzalayarak verdiğini, bu sırada diğer ortakları ...'nin de senedi imzaladığını, sanık ...'un daha sonra rızası hilafına suça konu senedi doldurduğunu iddia etmiş ise de, sanık ... ve katılan beyanlarıyla sabit olduğu üzere suça konu senette kefil olarak imzası bulunan tanık ...'nin kovuşturma aşamasındaki beyanlarında, ...'in müştekiye hissesini devrettiğini, her ikisine güvendiği için kendisinin de kefil olarak senede imza attığını, borcun ifa edilip edilmediğini ise bilmediğini, ayrıca aradan geçen zaman nedeniyle senedin içeriğini tam olarak hatırlamadığını beyan etmiş, dolayısıyla tanığın beyanlarının katılanın iddialarını doğrulamadığı, tanık beyanının sanık ...'un savunmalarını ise kısmen doğrular mahiyette olduğu anlaşılmıştır.Suça konu senedin keşide tarihi ile vade tarihi arasında 11 yıl süre olması, bu hususun ticari teamüllere aykırı olduğu, yine sanıklar arasındaki ciro işlemine konu olan alacağa yönelik herhangi bir belge ibraz edilmemesinin ticari teamüllere aykırı olduğu, bu nedenle müsnet suçun yasal unsurlarının oluştuğu katılan tarafınca iddia edilmiş ise de, suça konu senetteki keşideci imzasının katılana ait olduğunun bilirkişi raporuyla sabit olması, kefil olarak imza atan tanık --------- beyanlarının sanık ...'un savunmalarını kısmen doğrular mahiyette olması birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu iddiaların hukuk davasına konu olabileceği kanaatine varılmıştır. Her ne kadar sanıklar hakkında katılan ...'a yönelik Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması suçunu işlediklerinden bahisle kamu davası açılmış ise de; gerek soruşturma aşamasında sanıklar hakkında dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik iddialarına ilişkin -------- CBS tarafından verilen 08/12/2020 tarih ve --------- soruşturma karar sayılı KYOK kararının gerekçelerinde tespit edildiği üzere, gerekse mahkememizce kovuşturma aşamasında dosyaya dahil edilen -------- esas sayılı dava dosyasına ilişkin dava dilekçesi ve duruşma zabıtları, ---------- esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporları, sanıkların savunması ile tanık ...'nin beyanlarına nazaran sanıkların suça konu senedi katılanın rızası dışında doldurarak kullandıklarına ilişkin dosyada her türlü şüpheden uzak, yeteri kadar inandırıcı, kesin ve somut delil elde edilemediği anlaşılmış, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözetilerek, delil yetersizliğinden sübut bulmayan müsnet suçtan sanıkların CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine" denilmek suretiyle karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı yan mahkememizde açtığı davada davaya konu senedin rızası dışında, 2003-2004 yılları arasında ---------- bankası leasing'ten kullanılan krediler için verilmiş olan senetler arasında bir anlık dalgınlığı kullanılarak imzalatıldığını senetteki yazı karakterleri ve imza yaşının, bilirkişi tarafından incelemesi ile haklılıklarının ortaya çıkacağını, ileri sürmüş ise de ceza mahkemesi dosyasında davacı ve vekili tarafından verilen ifadeler ile senedin hisse devri karşılığında davacı tarafından imzalanarak verilmiş olduğu davacının kabulünde olduğundan ve esasen bononun davacı tarafça imzalanmış matbu olarak düzenlenen ve bono tabir edilen belgelerden olduğu, senedin sol yanının forma kesim olmadığı, diğer 3 kenarın forma kesim olduğu, senet ön yüzünde sıvı temasına bağlı kısmi sarı lekelenme izlenimi mevcut olmakla birlikte sözkonusu bölgede kimyevi bir silintiye dair emareye rastlanmadığı, kefil hizasında siyah mürekkepli kalem ile oluşturulmuş iki adet imzanın ıslak imza tabir edilen, direkt atılmış imzalardan oldukları, mevcut oldukları alana herhangi bir başka yerden nakledildiklerine dair emare ve belirtiye rastlanmadığı, yine senedin bir başka belgede mevcut bir imzadan yararlanılmak suretiyle teşkil edildiğine dair bir emare ve belirtiye rastlanılmadığı, senedin mevcut hali ile kambiyo vasfına haiz olduğu,senedin bilgisayar ve ekipmanı ile oluşturulmayıp matbu senet olduğu, mahkeme ve savcılık dosyalarında alınmış ATK raporları ile de sabit olmakla davacının imza yaşı tespiti talebi yerinde görülmemiştir. Davacı yan ceza mahkemesindeki ifadesinde senedi boş olarak ve teminat amaçlı olarak düzenleyip verdiğini ifade etmiştir.Boş senet, üzerinde herhangi bir yazı veya tutar bulunmayan, sadece imzası olan bir belgedir. Bu senedin iradesine aykırı şekilde doldurulduğunu ve bonodan dolayı borçlu olmadığını davacının ispatlaması gerekir. Ancak HMK’nın 201/1. maddesi uyarınca bu hususlar tanıkla ispat edilemeyeceği gibi, yazı ve rakamların davacı tarafından yazılıp yazılmadığına dair bilirkişi incelemesi yaptırılması da sonuca etkili olmayacağından davacı yanın bu talebi de kabul edilmemiştir. Öte yandan senet üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin bir ibare olmadığı gibi senedin teminat senedi olarak verildiğine ilişkin dosyaya sunulmuş yasal bir delilde bulunmadığından davacının ceza mahkemesinde ileri sürdüğü bu hususunda ispatlanamadığı mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı taraf 2006 düzenleme tarihli bir senedin, 11 yıl sonra, yani 2017'de ödenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bununla birlikte; "malen" kaydı olan işbu senedin düzenleme ve ödeme tarihinin, ticari hayata da uygun olmayıp senetteki "malen" kaydının, işbu senetteki bedelin ardındaki borç ilişkisini düzenlediğini, senede konu malın alınması, malın bedelinin 11 yıl sonra yabancı para cinsinden ödenmesi hususunun, senedi mahiyeti itibari ile hükümsüz kıldığını, öte yandan davalıların gerek ortaklık gerekse herhangi bir mal alım satımına konu ifa edilecek bir edimi söz konusu olmadığı gibi cirantaların kendi aralarında da borç doğuracak işlemi bulunmadığını ileri sürmüştür. --------- Hukuk Dairesi benzer bir olayda verdiği ------- E. --------- K. Sayılı kararında ".... öte yandan düzenleme tarihi 1989 olan senedin yaklaşık 23 yıl sonra takibe konulduğu, mevzuatımızda en uzun zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak düzenlendiği gözetildiğinde açık olarak verilen bononun bu kadar zaman yasal yollardan tahsil edilmeye çalışılmaması ve vade tarihinin 2012 olarak yazılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, bonoya dayalı ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK.'nın 776. maddesinde bonoda bulunması gereken zorunlu unsurlar belirtilmiştir. Dava konusu bono, anılan Yasa hükmünde belirtilen zorunlu unsurları içermektedir. Bononun tanzim tarihi ile vade tarihi arasında belli bir süre olacağına, başka bir anlatımla süre kısıtlaması bulunduğuna dair hukuksal bir düzenleme mevcut olmadığından yerel mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçeleri isabetsizdir. Bu durumda mahkemece bonoya karşı ileri sürülen her türlü iddia ve savunmanın yazılı delille kanıtlanabileceği ve somut olayda ispat külfetinin davalı tarafta olduğu gözetilmeksizin kambiyo senedi niteliğindeki bononun yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğuna ilişkin yanılgılı gerekçeyle ve olayda tanık dinlenmesi mümkün olmadığı halde tanık dinlenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, " şeklinde karar vermiş olup mahkemenin "....öte yandan düzenleme tarihi 1989 olan senedin yaklaşık 23 yıl sonra takibe konulduğu, mevzuatımızda en uzun zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak düzenlendiği gözetildiğinde açık olarak verilen bononun bu kadar zaman yasal yollardan tahsil edilmeye çalışılmaması ve vade tarihinin 2012 olarak yazılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu" yönündeki gerekçesini doğru bulmamıştır. İlgili kararda da belirtildiği üzere bononun tanzim tarihi ile vade tarihi arasında belli bir süre olacağına, başka bir anlatımla süre kısıtlaması bulunduğuna dair hukuksal bir düzenleme mevcut olmadığından davaya konu senet yönünden düzenleme ve vade tarihi arasında uzun zaman bulunmasının hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiği iddiası mahkememizce yerinde görülmemiştir. Davacı açtığı davada davaya konu senedin bedelsiz olduğunu, senet lehdarına karşı borcu olmadığı gibi davalılar arasında da borç doğuracak işlem bulunmadığını, takip alacaklısı davalının iyiniyetli olmadığını ileri sürmüştür. Kişisel def’î olan bedelsizlik iddiası kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. Kambiyo senetlerinde kamu itimadına mazhar olma ilkesi çerçevesinde ortaya çıkmış olan kişisel def’îlerin sonraki hamillere ileri sürülememesinin bir istisnası olan bu kavram, TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı ile ilişkili olup, iyi niyetin var olup olmadığının her somut olayın özelliğine göre belirlenmesi gerektiğinden bu kavramın içeriği uyuşmazlıklardaki oluşa göre farklılaşabilecektir. İspat konusunda ise; niteliği gereği bile bile borçlu zararına hareketin varlığının senetle ispatı aranmaz, borçlu, hamil olan davalılara karşı kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini, kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu bilebilecek durumda olduğunu tanık dâhil her türlü delille ispat edebilir. Bu kapsamda kişisel def’îlerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi bilmesi yeterli olmayıp sırf borçluyu ızrar etmek maksadıyla hareket etmiş, başka bir deyişle bu amaçla senet lehtarıyla gizli anlaşma içerisine girmiş olması da gerekir. Ancak bu inceleme için davacının öncelikle senedin bedelsizliğini yasal delillerle ispatı ve bundan sonra takip alacaklısının iyiniyetli 3. kişi olmadığını ortaya koyması gerekecektir. Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan deliller, ceza mahkemesi dosyası içeriği, tarafların beyanları bir arada değerlendirildiğinde davaya konu senedin davacı tarafça imzalanarak davalı ...'e hisse devir bedeli karşılığı verildiği anlaşılmış olup ödemeye dair hiçbir delil sunulmamıştır. Senedin bedelsiz kaldığını ispat yükü davacıda olup sunulan deliller itibariyle bu husus ispatlanamadığından davacı tarafa senet lehdarı...'e karşı senetten ötürü borçlu olunmadığı yönünde yemin teklif ekme hakkı hatırlatılmış davacı taraf yemin teklif etme hakkını kullanmamıştır. Davacı vekili tarafından sunulan dilekçeler ile davalılardan ...'in --------- şirketinin hisselerinin devri tarihi itibariyle senet bedeli tutarında olamayacağına ilişkin şirket mali durumunun incelenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de hisse devir bedeli için düzenlenen kambiyo senedi karşısında şirketin değerinin tespitinin yapılması sonuca etkili olmayacağından ve hisse devrinin taraflarının hisselerin nominal değeri dışında ayrıca bir tutar üzerinde anlaşmış olmalarının da mümkün olması karşısında davacı yanın inceleme talepleri yerinde görülmemiş, davacı yanın öncelikle senedin bedelsiz kaldığı yönündeki iddiasını ispatlayamadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği ve mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararı uygulanmadığından İİk 72/4 maddesi uyarınca davalı lehine tazminat taktirine yer olmadığı anlaşılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı taraf lehine tazminat takdirine yer olmadığına, 3-Karar harcı 732,00TL 'nin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 169.822,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 169.090,60 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 1.007.211,52 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davalı ... tarafından yapılan 240,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine, 7-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 8- Davacı ve davalı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı ve davalı tarafa iadesine, HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili, davalı ... ve Davalı ... vekilinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/01/2026