İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/198 E. 2026/23 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2022/198
- Karar No
- 2026/23
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/198 Esas KARAR NO : 2026/23
DAVA : Markanın iptali, markanın hükümsüzlüğü,marka hakkına tecavüzün tespiti DAVA TARİHİ : 07/09/2022 KARAR TARİHİ : 29/01/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan asıl dava –karşı dava ve birleşen davanın yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yıllardır ... bölgesinde birden fazla ... çalıştıran köklü ve kurumsal 150 çalışanı olan bir firma olduğunu, müvekkil firmanın resmi olarak 1993 yılında kurulmuş olsa da firma sahiplerinin otelcilik faaliyetlerinin çok daha eskiye dayandığını, müvekkili şirketin ve ailesinin, ... bölgesinde birden fazla Butik Otel işletmesi olup her birinin işletme Adı ve Markasının farklı olduğunu, Butik Otel ve İşletmelerde Kullanılan Markalardan Bazılarının: ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... şeklinde olduğunu, müvekkilinin işletmelerinde; Konaklama Hizmetleri (Otelcilik) yanında Restoranlar, Kafeteryalar, Düğün-Nişan Organizasyonları hizmetlerinin yer aldığını, Dolayısıyla markanın fiili kullanımı dikkate alındığında ana faaliyet kapsamının ... Sınıf dahilinde “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.”, “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri” olduğunu, Dava Konusu “... “, “...” Markasının da Müvekkili Adına Tescilli olduğunu, Müvekkili tarafından bir fiil kullanıldığını, 2000 yılından bu yana birden fazla tescili bulunduğunu,..,..., ..., ..., ..., ..., ...markalarının müvekkili adına tescilli olduğunu, 2000 ile 2021 yılları arasında “...”, “...”, “...” ibareli 6 Marka tescilleri bulunduğunu, Davalının kasıtlı olarak marka iltibası yaptığını, “...”, “...” markalarının 2000 yılında Davacı tarafından oluşturularak kullanılmaya başlandığını, geçen süre içinde marka alanında maruf marka konumuna ulaştığını, internetin yaygınlaşmasıyla da birçok turizm sitesinde olumlu paylaşımlar ve tavsiyelerle dünya çapında iletişime açıldığını, markanın anlam bakımından cins, vasıf ve kalite bildirmemesi sebebiyle kendine has ve özgün olduğunu, tesadüfen seçilmesinin mümkün olmadığını, davalının “...” ibareli marka seçimi ve kullanımının kötüniyet ve kasıtlı olarak marka iltibası oluşturduğunu, her iki işletmenin konumunun çok yakın 750 metre mesafede olduğunu, Davalının restoran cafe hizmetleri alanında da marka ihlali yaptığını, Müvekkilinin işletmelerinde OTEL (Konaklama) yanında RESTORAN ve KAFETERYA faaliyetleri de yer aldığını, davalının da bu alanlarda faaliyet göstererek “...” ibaresini kullanarak tecavüz oluşturduğunu, Davalının fiili kullanımının tescilli markasından farklı olduğunu, davalının ... noyla “...” ve ... noyla “...” markalarını tescil ettirmiş olsa da fiili marka kullanımının marka tescillerinden farklı olup müvekkili markasına yanaştığını,Turizm-konaklama internet sitelerinde ... ibaresini ön plana çıkarttığını, Davalının kullandığı “...” internet sitesinde “...” kelimesinde çıkmak için özel çalışma yaptığının tespit edildiğini, , benzer durumun “...” internet sitesi için de geçerli olduğunu, İnternet arama motorlarında her iki firmanın alt alta çıkması, bölgenin aynı olmasının da müşteriler nezdinde karışıklığa neden olduğunu, davalı işletme hakkında olumsuz yorumlar olduğunu, taraf kullanımları, sosyal medya paylaşımları incelendiğinde; Davalıların “...” markasını 2020 yılında kullanmaya başladığı esnada davacılardan haberdar olduğunu, Davacıların “...”, “...”, “...” markalarıyla Davalıların “...” marka kullanımları arasında İşitsel, anlamsal ve kavramsal bakımdan bariz iltibas bulunduğunu, Davalıların fiili kullanımlarının çoğu “...” şeklinde yer verildiğini, taraf markalarının sadece tescil edildikleri halleriyle benzer olmayıp ayrıca fiili kullanımlarıyla da bariz benzerlik oluşturduğunu, davalı adına “...” markasının tescilli olmasının iltibası ortadan kaldırmadığını, ...” markası ile müvekkili markaları arasında benzerlik ve iltibas oluştuğundan söz konu markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu, ...” markasının fiilen kullanılmayan marka olması nedeniyle de İPTAL koşullarının oluştuğunu, Davalı adına tescilli ... nolu “...” Markanın Hükümsüzlüğüne, Marka Hakkına Tecavüz ile Haksız Rekabetin Tespit ve Men’i ile Önlenmesine, Davalıların internet sitesi ve sosyal medya üzerinden yaptığı tecavüzün engellenmesi için ilgili sitelere erişim yasağı konulmasını,hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. SAVUNMA:Davalı karşı davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yıllardır İstanbul'un en turistik yerlerinden olan ...'te 1900'lerin başında inşa edilmiş olan konakta "..." isimli işletmede faaliyetlerine devam ettiğini, müvekkil adına tescilli ... nolu "..." markasının TPMK nezdinde .... Sınıfta tescilli olup müvekkili tarafından aktif şekilde marka kullanımı sağlandığını, işbu marka üzerinde gerçek hak sahipliği olan kişinin müvekkili olduğunu, ... 2007 yılından beri müvekkil tarafından marka olarak kullanıldığını, müvekkil tarafından "..." markası için 16.08.2007 tarihinde... başvuru numarası ile marka başvurusu yapıldığını, ... firmasının itirazı sebebiyle .... Sınıfta reddedildiğini, Ancak daha sonra Kurumun davacının "..." marka başvurusunu kabul ederek 09.07.2018 tarihinde tescil belgesi verdiğini, bu sebeple davacı markasının hükümsüzlüğünü talep ettiklerini, müvekkilinin 2007 yılından beri kullandığı markanın davacının 2018 yılında haksız tescil ettirdiğini, Her iki tarafın otellerinin ... bölgesinde, aralarında 150 metre mesafe olduğunu, yaklaşık 20 yıldır aynı bölgede otelcilik işi ile iştigal ettiklerini, davacının gerçek hak sahipliğinin müvekkiline ait olduğunu bilmemesine imkan olmadığını, davacının müvekkilinin yıllar süren emeği ve yatırımı neticesinde tüketici nezdinde yüksek bir bilinirliğe ulaştırdığı marka kullanımını 2018 yılında TPMK nezdinde kötü niyetli bir şekilde tescil ettirerek müvekkilin yıllar süren emeğinden kötü niyetli olarak faydalanmaya ve bu haksız marka tescilini kullanarak haksız menfaat temin etmeye çalıştığını, huzurdaki davayı açarak kötü niyetli bir tutum içerisinde olduğunu, müvekkilinin marka başvurusunun 16.08.2007 tarihinde, davacının marka tescil tarihinin 09.07.2018 olduğunu, "..." kelimesinin türkçe karşılığının 'romantizm' olup, "..." kelimesinin Türkçe karşılığı 'romantik' olduğunu, ayrıca müvekkilinin tescilsiz önceki kullanıma dayalı üstün hakkına konu markasının ... şeklinde olduğunu, asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Karşı Dava Dilekçesinden özetle; Müvekkilinin yıllardır ...'un en turistik yerlerinden olan ...'te 1900'lerin başında inşa edilmiş olan konakta "..." isimli işletmede faaliyetlerini sürdürdüğünü, faaliyet kapsamının .... Sınıf olduğunu, Davacı karşı davalının hükümsüzlüğü talep edilen ... markasının da aynı sınıfta yer aldığını, Müvekkilinin faaliyetine ilişkin olarak 03.07.2007 tarihinde ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası siciline kaydolduğunu, "..." ismi ile faaliyet belgesi aldığını, iş yerinin çalışma ruhsatının ...Ticaret ünvanı ile 28.05.2008 tarihinde alındığını, müvekkilinin 2007 yılında yine Vergi Dairesine...olarak kayıtlı olduğunu, Müvekkilinin işletmesini dünyadaki tüm otel işletmelerinin yaptığı gibi ... internet uygulamasına ... olarak kayıt ettirdiğini, buna ilişkin 2008-2022 yılları arasında faturaları sunduğunu, 2007 tarihinde müvekkilinin ... Otelciler Odasına işletmesini kayıt ettirdiğini, 03.07.2007 tarihli kayıtta ünvanın ... olarak görüldüğünü, 03.07.2007 tarihinde Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü tarafından verilmiş Tasdikname'de de yine müvekkilinin markasının ... olarak görüldüğünü, Müvekkilinin ... ünvanı ile kaşe bastırdığını ve 2007 tarihinden itibaren de işletmesinde kullandığını, Ayrıca tüm makbuzlarında ... olarak düzenleme yaptığını, Müvekkil işletmesinin markasını domain olarak da tescil ettirdiğini, müvekkilin 2008 yılından 2022 yılına kadar aktif olarak internet sitesinde kullandığı domain adlarının ....,..., ...,...,...,..., şeklinde olduğunu, ... internet sitesi ve otel bulma ve puanlama organizasyonuna müvekkilin ...olarak kayıt tarihinin Haziran 2008 olduğunu, 3. Kişi müşteriler tarafından eski tarihlere yayılmış marka ihtiva eden fotoğraf örnekleri de yayınlandığını, Müvekkilinin ... markasının dünyaca bilinen tüm acentalarda ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi bilinen tüm acentalarda 2008 yılından itibaren müvekkili adına kayıtlı olduğunu, ... sayfasında hiçbir reklam vermemesine rağmen ... ve hotel kelimeleri bir araya geldiğinde acenta reklamlarından sonra 1. Sırada müvekkile ait otel çıktığını, müvekkiline ait ... yada ... diğeri ise ... şeklinde iki adet otel bulunduğunu, otellerin kendine has dekorasyonu ile ilgi çektiğini, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yeni düzenlemeler çerçevesinde yapılan inceleme ve araştırma ile Basit Konaklama ve İşletme Belgesi tüm otellere verildiğini,bu belge verilirken Tesis Adı olarak yapılan incelmeler sonucunda "..." ve ..." adları müvekkil adına verildiğini, müvekkilin ... ve ... markalarını .... Sınıfta 2007 yılında kullanmaya başladığını, Müvekkile ait ...’ de bügüne kadar 76.138 farklı kişinin otelde konakladığını, otelin markası sosyal medyada milyonlarca kez görüntülendiğini, internet sayfası milyonlarca kez ziyaret edildiğini, gerçek hak sahipliğinin müvekkiline ait olduğu "..." markasının davacı-karşı davalı tarafından bir şekilde haksız şekilde tescil edilerek markanın Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle kendisine haksız yarar sağladığını, kötü niyetli bir şekilde müvekkiline ait markayı kendi adına tescil ettiren davacının...tescil numaralı "..." tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmazlık; asıl davada davalı adına ... nolu romantıcold ibareli markanın kullanmama nedeniyle iptali, ayrıca davacının gerçek hak sahipliği , iltibas kötü niyet ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri kapsamında hükümsüzlüğü, davalı eyleminin marka hakkını ihlal ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması önlenmesi ve ihtiyati tedbir iddiaları kapsamında açıldığı, Karşı dava konusunun ... nolu "..." markasının hükümsüzlüğüne ilişkin olarak açıldığı, birleşen dava konusunun; davalı adına ... tescil numarası ile kayıtlı “...” markasının tescilinin ... Sınıfta 'Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri'' için, beş yıldan uzun süredir kullanmama sebebi ve kötü niyetli tecil sebebi ile iptaline/hükümsüzlüğü talebine ilişkin olarak açıldığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap /karşı dava dilekçeleri ile birleşen davaya ilişkin dava dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur. HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişiler ..., ...ve ... tarafından düzenlenen 13/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde alan adının 23.11.2015 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri incelendiğinde genel olarak “...” adıyla “Konaklama Hizmetleri (Otelcilik)” ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığı, Davacıya ait olan ilgili internet web sitesinin “...” adresinde davacı tarafından beyan etmiş olduğu gibi uzun yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına ilgili internet sitesinin 2017 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı, 2017 yılından bu yana davacı tarafından “...” adıyla “...” ile ilgili internet sitesi olarak yoğun ve aralıksız bir şekilde kullanıldığı tespit edildiği, Davalıya ait olduğu belirtilen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 21.01.2011 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri incelendiğinde genel olarak “...” adıyla “...” ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığı, Davalıya ait olan ilgili internet web sitesinin “...” adresinde davalı tarafından beyan etmiş olduğu gibi uzun yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2013 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 2013 yılından bu yana davalı tarafından “...” adıyla “...” ile ilgili internet sitesi olarak yoğun ve aralıksız bir şekilde kullanıldığını tespit edildiği, Davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 07.03.2008 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri incelendiğinde genel olarak “...” adıyla “...” ile ilgili haberlerin yayınladığı internet sitesi olarak kullanıldığı, Davalıya ait olan ilgili internet web sitesinin “...” adresinde davalı tarafından beyan etmiş olduğu gibi uzun yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2008 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 2008 yılından bu yana davalı tarafından “...” adıyla “...” ile ilgili internet sitesi olarak yoğun ve aralıksız bir şekilde kullanıldığı tespit edildiği, Davacı tarafın Kanuni defter kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi ile yapılan, dava tarihinden 3 ay öncesinden geriye son 5 yıl içerisini kapsayan incelemede, dava dosyası muhteviyatında bulunan davacıya ait fatura ve belgelerin Mahkemenin takdiri ile delil olabileceği, Dava dosyasında örnekleri de bulunan Davacının müşterilerine kesmiş olduğu dava tarihinden 3 ay öncesinden geriye son 5 yılı kapsayan faturaların üzerinde “Romance İstanbul Hotel” logosunun bulunduğu ve davacı tarafın “...” olarak “...” ile ilgili olan markasını devamlı kullandığı, Davacının Dava tarihinden 3 ay öncesinden geriye son 5 yıl içerisindeki dava dosyasında örnekleri bulunan Davacının müşterilerine kesmiş olduğu faturaların üzerinde “...” logoların bulunduğu, davacı tarafın “...” olarak “...” ile ilgili olan markasını devamlı kullandığı, Ayrıca davacı tarafından SGK Tahakkuk Fişleri üzerinde de İşyeri ünvanı olarak... A.Ş. (...) şeklinde markanın devamlı kullanıldığı, Davalıya ait Yerinde inceleme yetkisi ile öğrenilen dava tarihinden 3 ay öncesinden geriye son 5 yılı kapsayan kanuni defterlerin açılış kapanışlarının zamanında yapıldığı ve defterlerin usulüne uygun tutuldukları Mahkemenin takdiri ile delil olabileceği, Davalı tarafından huzurdaki dosyaya sunulan, dava tarihinden 3 ay öncesinden geriye 5 yılı kapsayan yıllar içerisinde kestiği örnek faturalarda aynı fatura üzerinde "...ve “...” şeklindeki logolarının bulunduğu ve davalı tarafın “...” ile ilgili olan markayı devamlı bir şekilde kullandığı, Dava dosyasında bulunan ... vasıtasıyla yapılan rezervasyon satışlarında 2019, 2020, 2021,2022, yıllarına ait kesilen davalıya ait fatura örnekleri üzerlerinde “..." ifadesinin kullanıldığı “...” ile ilgili olan markanın davalı tarafından devamlı kullandığı, Dosya muhteviyatında Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan müvekkilli olduğu şirkete ait faturaların üzerinde aynı anda "...ve “...” ibarelerinin dava tarihinden 3 ay öncesinden geriye 5 yılı kapsayan yıllar içerisinde kesilen davalıya ait örnek faturalarda logo olarak markanın devamlı kullanıldığının görüldüğü, Davalı tarafından dosyaya sunulan davalı şirkete ait "..." “...” markasının aynı fatura üzerinde kullanıldığını gösteren dava tarihinden 3 ay öncesinden geriye 5 yılı kapsayan yıllardan önceki 2008, 2010, 2011 , 2012 , 2013 , 2014, 2015, 2016 yıllarına ait örnek fatura, örnek gider pusulası, ve örnek tahsilat makbuzlarının bulunduğu, Davalı (...) adına tescilli ... nolu “...” markasının dava tarihinden 3 ay öncesinden geriye 5 yılı kapsayan yıllar içerisinde markanın devamlı kullanıldığının görülmediği, Davacı/karşı davalının ... tescil numaralı “...”, ... tescil numaralı, “...”, ... tescil numaralı ” ...”, ... tescil numaralı “...” ibareli markaları ile davalı/karşı davacının ... tescil numaralı “...” markalarının benzer olmadığı, SMK kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde; davacı/karşı davalının davalı/karşı davacının ... tescil numaralı “...” marka tescilinden yaklaşık 14 yıl sonra hükümsüzlük davası açmasının SMK md. 25/6 kapsamında sessiz kalma suretiyle hak kaybı olarak değerlendirilebileceği,Davalı/karşı davacının markasını kullandığını ispatlayamaması sebebiyle SMK m.9 uyarınca Davalı/karşı davacının ...tescil numaralı “...” markasının tescil edildiği bütün mal ve hizmetler bakımından iptal şartlarının oluştuğu, Davacı/ karşı davalının 2006 yılından beri “...”, “...” ibarelerini, davalı/karşı davacının 2007 yılından beri "..." “...” ibarelerini kullandığı ve ayrıca tarafların karşılıklı birbirlerinin kullandıkları ibareleri kullanmadıkları, Davacı/karşı davalının 2007 yılından beri “..." “...” ibarelerini kullanan davalı/karşı davacıya ilk marka kullanımından yaklaşık 15 yıl sonra markaya tecavüz ve haksız rekabet davası açmasının sessiz kalma suretiyle hak kaybı olarak değerlendirilebileceği, bu sebeple; Davalı/karşı davacının “...”, “...”,... şeklindeki fiili marka kullanımlarının davacı/karşı davalının tescilli ve filli marka kullanımlarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığı, Karşı dava açısından; “...” ibaresi üzerinde üstün/ öncelikli hak sahipliğinin Davacı/karşı davalıya ait olması, davacı karşı/davalının “... ” maka tescili ile seri marka oluşturmak istediği yönünde bilirkişi heyetinin tespitlerinde; Davacı/karşı davalının “... hotel İstanbul” markasına ilişkin SMK kapsamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 18/12/2023 tarihli bilirkişi ek raporlarında özetle; Kök rapordaki görüşlerini muhafaza ettikleri yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 20/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının; ... adlı internet sitesinin ilk web arşiv kaydının “Ekim 2017”tarihine ait olduğu ve bu tarihte görülen arşiv kaydındaki sitesinde de... adını kullandığı, ... sosyal medya hesabının, ... ve X (...) Sosyal Medya hesaplarının tümünün açılış tarihinin “Temmuz 2016” tarihi olduğu ve tümünde hesap adı olarak ...adını kullandığı, Arama motorları üzerinde tespit edilen iş yeri, otel tabelasında ...işletme adını kullandığı, Davalının; ... adlı internet sitesinin ilk Web Arşiv kaydının “Nisan 2008” tarihine ait olduğu ve bu tarihte görülen arşiv kaydında da web sitesinde ... adını kullandığı, ... sosyal medya hesabının, “Aralık 2011” ... hesabının açılış tarihinin ise “Haziran 2019” tarihi olduğu, X (...) hesabının bulunmadığı, sosyal medya hesaplarında hesap adı olarak “...” adını kullandığı Arama motorları üzerinde tespit edilen iş yeri, otel tabelasında ...işletme adını kullandığı, Davacının ... adlı web sitesinde dava konusu “...” “...” ibarelerini kullanılmadığı, Davacı vekilinin incelenmesini talep ettiği, müvekkiline ait “...“ adlı .... ve ... hesaplarında bulunan “...” ibaresini kullandıklarına dair delil olarak sundukları sosyal medya hesaplarına ait bağlantılarında, “...” ibaresinin fotoğrafların açıklama kısmına # işaretiyle birlikte #romantichotel olarak eklendiği, ilgili kullanımın arama motoru üzerinde bu kelimeyi aratan bir internet kullanıcısını “...” sosyal medya hesaplarına yönlendirmek amacını taşıdığını, “...” etiketlerinin sosyal medya hesaplarındaki fotoğrafların açıklamasına davacı tarafından ya da bu hesapları yönetmesini istediği kişi ya da kişiler tarafından eklenmesinin marka kullanımı olarak değerlendirilemeyeceği, Dosya muhteviyatında yapılan çalışma sonucu mali belgelerinde davacının “...” kullanımlarının yoğun olduğu, davalının "...ve “...” kullanımlarının yoğun olduğu davalının “...” kullanımının olmadığı davacının, 2020 yılından itibaren ...Tic A.Ş. tarafından düzenlenen alan adı ve hosting fatura örneklerinde, ... açıklamasının yer aldığı, Davacının “ ...” alan adını... Tic A.Ş. üzerinden satın aldığı ve bu satın alma işlemine ait faturaları dosyaya sunduğu görülmüş, bir alan adını satın almak için o alan adının daha önce başka kişilerce satın alınmamış olması dışında herhangi bir kriter bulunmadığından davacının dosyaya sunduğu faturalarda da görülen ... alan adını satın alarak “...” oteline ait ... web sitesine yönlendirmesini marka kullanımı olarak değerlendirilemeyeceği, Davacının ... yada ... markaları ile davalının ... ibareli markasal kullanımlarının anlam olarak benzer olmadıkları, görsel olarak farklılık taşıdıkları, işitsel olarak da farklı oldukları ve benzerlik taşımadıkları, dolayısıyla bu açıdan marka hükümsüzlük ya da marka ihlali, haksız rekabet neticesine varılamadığı, Diğer yandan davacının tescilli ... markasının esas unsuru .... olup, bu davacı markasının, davalının ... markası ile ve ayrıca ... unsurlu fiili markasal kullanımları ile görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğu, aynı mal/hizmet sınıfında tescili olduğu ve ortalama tüketici olan yerli ya da yabancı otel müşterileri için karıştırma ihtimali yaratabileceği, bununla birlikte davalıya ait olan ... markasının koruma tarihinin 26.05.2008 tarihi olduğu, davacının ... markasının koruma tarihinin ise 31.08.2017 olduğu yani davalının markasının yaklaşık 9 yıl daha eski tescil tarihine sahip olması nedeniyle davacı yanca davalıya karşı bu markanın hükümsüzlüğünün istenemeyeceği, Davalının üstün hakkına konu olan .... ibareli fili markasal kullanımları ile davalının ... tescilli markasının,davacının tescilli ... markasına marka ihlali ya da haksız rekabet teşkil etmediği, yine davalının markasal kullanımlarının ... şeklinde olmadığı, bu tür bir kullanımının bulunmadığı, dolayısıyla mevcut olmayan kullanımın marka ihlali ve haksız rekabete yol açamayacağı ve bu nedenle davalının ... tescilli markasının da gerek kullanım olmaması nedeniyle ve gerekse de davacının ... markasından önceki koruma tarihine sahip olması nedeniyle marka ihlali ve haksız rekabete yol açamayacağı,Tüm dava dosyasındaki mübrez delilerin incelenmesinden davalının ... ibaresi üzerinde konaklama ve otelcilik faaliyetleri kapsamında konaklama ile yakından igili benzer nitelikteki yiyecek içecek, düğün, konferans vb. yer sağlama sektöründe davacının tescilli ...markasından önceye dayalı üstün hakkının mevcut olduğu, ayrıca davalının ... tescili ... markasının davacının ... tescili ...esas unsurlu “...” markasına nazaran tescil Ve koruma tarihi Bakımından da öncelik hakkına sahip olması nedeniyle, davalının davacı aleyhine açmış Olduğu marka hükümsüzlük davası bakımından, davacının ... tescil nolu ... esas unsurlu ... markasının üstün hak nedeniyle tümden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, Davacının ... ibareli tescilli markaları üzerinde tescilden kaynaklı olarak 2000 li yıllardan bu yana, kullanım olarak 2006 lı yıllardan bu yana üstün ve gerçek hak sahibi olduğu davalının ise ... ibaresi üzerinde 2007 yılından bu yana üstün ve gerçek hak sahibi olduğu, ... ve ... ibarelerinin tüketici algısında farklı algılandıkları ve kavramsal farklılık içerdikleri, ... ibaresinin yada ... markasının davacının kök markası olan ... tescil nolu ... markasının seri markası niteliğini ve şartlarını taşımadığı, ortalama tüketici algısında seri marka olarak değil tamamen yeni bir marka olarak algılanacağı, anılan nedenlerle davacının kök markasından yaklaşık 17 yıl sonra seri marka amacıyla tescil ettirdiğini belirttiği...Tescil nolu... markasının seri marka niteliğinde olmadığı ve davalının üstün hak sahibi olduğu ... ibareli fili kullanımlarına yaklaştığı, davacının yaklaşma niyetinin bulunup bulunmadığının ise Mahkemenin takdirinde olduğu, Dava taraflarının tanınmışlık iddialarına dayalı marka hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı,Davalının... nolu romantıcold markasının kullanılmama nedeniyle iptali koşullarının oluştuğu, Davacının ... nolu ...markasının kullanılmama nedeniyle iptali koşullarının oluştuğu, Kötüniyet, sessiz kalma talepleri ve bu yönde dava taraflarının birbirlerine karşı marka hükümsüzlük davası açma hakkını kaybedip kaybetmediklerinin ise takdirinin Mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişiler ..., ..., ...tarafından düzenlenen 09/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacıya ait olduğu anlaşılan www.romanceistanbulhotel.com adresli internet sitesi incelemesinde: İncelenen internet sitesinde “...” logosunun kullanıldığı, internet sitesinin konaklama hizmeti üstüne olduğu, ... kullanılarak yapılan internet sitesinin arşiv kayıtları incelemesinde, internet sitesinin arşiv kayıtlarının 2017 ve 2025 yılları arasında toplam 1,227 adet olarak olarak tutulmuş olduğu, 02.10.2017 tarihli ilk arşiv kaydında “ ...” logosunun kullanılmakta olduğu, İnternet sitesinin alan adı kaydının 23.11.2015 tarihinde yapılmış olduğu, Davalıya ait olduğu anlaşılan ... adresli internet sitesi incelemesinde: “... ” logosunun kullanıldığı, internet sitesinin konaklama hizmeti üstüne olduğu, web.archive.org kullanılarak yapılan internet sitesinin arşiv kayıtları incelemesinde, internet sitesinin arşiv kayıtlarının 2013 ve 2024 yılları arasında toplam 20 adet olarak olarak tutulmuş olduğu, 27.10.2013 tarihli ilk arşiv kaydında “... ” logosunun kullanılmakta olduğu, İnternet sitesinin alan adı kaydının 21.01.2011 tarihinde yapılmış olduğu, Davalıya ait olduğu anlaşılan ...adresli internet sitesinde “ ...” logosunun kullanıldığı, internet sitesinin konaklama hizmeti üstüne olduğu, ... kullanılarak yapılan internet sitesinin arşiv kayıtları incelemesinde, internet sitesinin arşiv kayıtlarının 2008 ve 2025 yılları arasında toplam 75 adet olarak olarak tutulmuş olduğu, 27.10.2013 tarihli ilk arşiv kaydında “... ” logosunun kullanılmakta olduğu, internet sitesinin alan adı kaydının 07.03.2008 tarihinde yapılmış olduğu, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, defterlerin sahipleri lehine delil niteliğine haiz olduğu, davacının satışları incelendiğinde faturalar üzerinde tescilli ... ibaresinin bulunduğu, işbu rapor görevlendirmesinde incelenmesi hususu olan ...tescil no lu ... markasına ilişkin ibarenin bulunmadığı, Davacının internet alan adı ve hosting hizmeti aldığı ...Aş. tarafından davacı adına düzenlenen fatura örneklerinde, işbu rapor görevlendirmesinde incelenmesi hususu olan ... tescil no lu... kullanımı olduğu, davalının Satışları incelendiğinde tescilli markası olan ...markasının fatura ve benzeri tevsik edici belgeleri üzerinde kullanılmadığı,...ibaresinin kullanıldığı, Asıl dava yönünden Davacı/karşı davalının ...tescil numaralı “...”, ... tescil numaralı, “...”, ... tescil numaralı ”... ”, ... tescil numaralı “...”,... tescil numaralı ‘’...’’ibareli markaları ile davalı/karşı davacının...tescil numaralı “...” markalarının benzer olmadığı, SMK kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, Asıl dava yönünden hükümsüzlük ve marka hakkına tecavüz taleplerinin SMK md. 25/6 kapsamında sessiz kalma suretiyle hak kaybı olarak değerlendirilebileceği, Davalı/karşı davacının markasını kullandığını ispatlayamaması sebebiyle SMK m.9 uyarınca Davalı/karşı davacının... tescil numaralı “...” markasının tescil edildiği bütün mal ve hizmetler bakımından iptal şartlarının oluştuğu, Davalı/karşı davacının “...”, “...”, ”...”, şeklindeki fiili marka kullanımlarının davacı/karşı davalının tescilli ve filli marka kullanımlarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığı, Karşı dava açısından; davacı karşı/davalının “...” maka tescili ile seri marka oluşturmak istediği yönündeki heyetin tespitinde; Davacı/karşı davalının “...” markasına ilişkin SMK kapsamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, SMK 6/3 maddesi anlamında davalı karşı davacının öncelikli ve gerçek hak sahipliği iddialarını ispatlayamadığı, davalı karşı davacı ... davacı karşı davalı fiili kullanım tarihleri birbirlerine çok yakın tarihler olup, bu süre zarfında anılan ibarelerin taraflardan biri lehine kendi adına ayırt edici bir şekilde meşhur ve maruf hale getirdiğinin iddia edilemeyeceği yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Toplanan deliller, marka tescil belgesi, HMK 266 madde kapsamında dosyadaki deliller ile uyumlu denetim ve Hüküm kurmaya elverişli bilirkişilerin kök ve ek raporları bir arada incelendiğinde: Türk Patent ve Marka kurumundan celp edilen marka tescil belgesine göre; .... nolu ... ibareli markanın... Sınıf için 31.7.2017 tarihinde ... adına tescil edildiği, ... nolu ... ibareli markanın .... Sınıf için 31.8.2017 tarihinde ... adına tescil edildiği, ... nolu ... ibareli markanın .... Sınıf için 9.1.2012 tarihinde ... adına tescil edildiği, ... nolu ... ibareli markanın .... Sınıf için 20.11.2015 tarihinde ... adına tescil edildiği, .... nolu ... ibareli markanın .... Sınıf için 20.11.2015 tarihinde ... adına tescil edildiği, ... nolu ... şekil ibareli markanın .... Sınıf için 11.8.2021 tarihinde ... adına tescil edildiği, ... nolu ... ibareli markanın .... Sınıf için 29.2.2000 tarihinde ... adına tescil edildiği, ... nolu ... ibareli markanın .... Sınıf için 26.65.2008 tarihinde ... adına tescil edildiği, ... nolu ... şekil ibareli markanın ... adına başvuru kaydının bulunduğu , başvurunun geçersiz kabul edilerek tescile bağlanmadığı anlaşılmıştır. ASIL DAVADA HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ: .... numaralı “...” markasının davalı ... adına 26.05.2008 tarihinde .... Sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahil). Hayvan bakım evleri hizmetleri.” Bakımından başvurusunun gerçekleştirildiği anılan markanın 24.11.2009 tarihinde tescil edildiği ve 19.12.2017 tarihinde yenilenerek güncel koruma süresi içerisinde bulunduğu marka tescil belgesi kapsamından anlaşılmıştır. 6769 Sayılı SMK” nın 6/ (1) maddesinde; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine anılan şartların birlikte varlığı aranmaktadır. Taraf markaları sınıfsal olarak aynıdır. Ancak dosya kapsamından davacı/karşı davalının görsellerine raporda yer verilen tescilli markaları ile davalının hükümsüzlüğü talep edilen “...” markası arasında markalarının bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak görsel, fonetik ve anlamsal olarak benzer olmadıkları , “...” ibaresi bir bütün olarak değerlendirmeye alınacağından ... ve ... ibarelerinin birleşiminden oluşan yeni bir marka kombinasyonu ihtiva edildiği, Bu hali ile davalı karşı davacı markası davacı karşı davalı markalarından ayırt edilmekte ve farklılaşmakta olduğundan davacının markaları ile davalı markasının karıştırma ihtimali bulunmadığı anlaşılmıştır. 6769 Sayılı SMK' nın 25/6. Maddesi uyarınca, “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.”ilkesi uyarınca hükümsüzlük davalarında Sessiz kalma sureti ile hak kaybı düzenlenmiş olup, aleyhine ikame edilen hükümsüzlük davasında davalının markasının beş yılı aşkın süredir tescilli olması durumunda, davacının davalı marka tescilinin kötüniyetli olduğunu ispat ile mükellef olduğu, somut dava dosyasında ise davalının tescil anında kötüniyetli olduğu davacı yanca ispat edilemediğinden , Dava tarihi itibari ile 5 yıldan uzun süreli tescilli olan ... “...” markasına karşı davacının markanın hükümsüzlüğü bakımından uzun süre sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, dolayısıyla hükümsüzlük talep etmesi mümkün bulunmadığından keza somut olayda marka hakkını ihlal ve haksız rekabet teşkil eden bir durumda söz konusu olmadığından bu yöndeki istemlerin reddine karar verilmesi gereklidir. ASIL DAVADA KULLANMAMA NEDENİYLE İPTAL İSTEMİNİN İNCELENMESİ 6769 s. SMK'nın 9. Maddesinde "Markanın Kullanılması" başlığı altında yer alan düzenlemenin ilk fıkrasına göre "Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir." denilmiş ve 2. Fıkrada ise kullanım sayılan haller arasında a) Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması. b) Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması. şeklindeki kullanımlar da kabul edilmiştir. Maddenin 3. Fıkrasında ise “Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir” düzenlemelerine yer verilmiştir. Görüleceği üzere markanın kullanılması kanundan doğan bir yükümlülüktür. Bu sayede sicile kaydedildiği halde, haklı bir nedeni olmaksızın markanın kullanılmaması keyfiyetinin önüne geçilerek, sicilin gereksiz yere işgalinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Zira aksi bir kabul, kullanılmadığı halde bir markanın salt tescilli olması nedeniyle yenilendiği sürece ve sonsuza kadar, bu markanın başkaları tarafından alınmasını engelleme hakkının marka sahibine verilmesi anlamını taşıyacaktır ki bu durum marka koruması ile sağlanması amaçlanan hukuki korumanın özünü yansıtmamaktadır. Nitekim tescilli markayı kullanmama, markayı işgal etme suretiyle başkasının hakkını kısıtlama anlamına gelecektir. Bu nedenle markanın kullanmama sebebi ile hükümsüzlüğünde kamusal menfaatler de şüphesiz ki vardır. Dolayısıyla markanın kullanılması, tescil kapsamındaki her bir emtia yönünden, mutlak bir yükümlülük olup, bu kullanımın da markanın tescil edildiği şekline uygun olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durum tüm markalar için geçerlidir. Zira markanın sahibine tanınan tekel niteliğinde kullanım hakkı, markanın sahip olduğu toplumsal işlevleri nedeniyle sınırsız olmayıp kanun koyucu bir taraftan tekel hakkı verirken diğer taraftan kullanım yükümlülüğü getirerek marka sahibinin tekel hakkı ile toplumun ve rakip firmaların yararları arasında bir denge gözetmiştir. Gerçekleştirilen kullanımların da ciddi olması gerektiğine açık bir şekilde kanunda yer verildiği gibi uygulamada da bu hususta görüş birliği bulunmaktadır. Nitekim “ciddi kullanım”dan ne anlaşılması gerektiği konusunda, AB Adalet Divanı’nın Minimax kararı da benzer ilkelere sahiptir. Kararda, ciddi kullanım kavramı aşağıdaki şekilde değerlendirilmektedir: • Markanın ciddi kullanımı, markanın fiilen kullanılmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla, tek amacı markadan kaynaklanan hakları sürdürmek olan simgesel kullanım ciddi kullanım olarak kabul edilemez. • Ciddi kullanım, kullanımı gerçekleştiren işletmenin kendi içindeki kullanımı değil, markanın kapsamında yer alan mal veya hizmetlerin piyasadaki kullanımını gerektirir. • Ciddi kullanım halihazırda piyasaya sürülmüş veya piyasaya sürülmek üzere olan ve bunun için reklam kampanyaları hazırlanarak müşterilere ulaştırılmış mal veya hizmetlere ilişkin olmalıdır. • Kullanımın ciddi olup olmadığı değerlendirilirken, markanın ticari kullanımını oluşturan tüm faktörler ve durumlar dikkate alınmalıdır. (Markanın ticari kıymetinin gerçek olup olmadığı, özellikle bu kullanımın ilgili ticari sektörde mallar ve hizmetler için pazar oluşturma veya pazar payı yaratma etkileri yaratabilecek kullanım olarak görülüp görülemeyeceği, vb.) • Kullanımın ciddi kabul edilebilmesi için her zaman miktar olarak çok büyük olması gerekmez, bu husus ilgili piyasada, inceleme konusu mal ve hizmetlerin özelliklerine bağlıdır. Bu noktada tekrar vurgulamak gerekir ki markanın kullanılması yükümlülüğü tescil kapsamındaki her bir sınıf ve alt sınıf mal ve hizmet için söz konusudur. Dolayısı ile benzer mahiyetteki emtiaların bir kısmı yönünden kullanımın bulunuyor olması tek başına yeterli görülmeyecek ve her bir emtia açısından kullanımın somut olarak ispatlanmış olması gerekecektir. Markanın kullanımına ilişkin bu genel ilkeler çerçevesinde uyuşmazlık konusu olaya döndüğümüzde ; Dosya kapsamına sunulu belge ve bilgilerden; davalı/karşı davacının ... nolu“...” markasına ilişkin ciddi kullanım tüm heyet raporlarında tespit edilememiştir. Davalı/karşı davacı tarafından kullanılan diğer markalar bakımından, ... markası ile benzerlik bulunmadığından özetle, “ayırt edici unsuru değiştirmeden kullanım” kapsamında sayılmayacağından, davalı/karşı davacının ... nolu “...” markasının SMK m.9 uyarınca markanın tescil edildiği bütün mal ve hizmetler bakımından iptal şartlarının oluştuğu gözetilerek asıl davada Davalı adına tescilli ... nolu markanın KULLANMAMA NEDENİYLE İPTALİNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. ASIL DAVADA MARKA HAKKINI İHLAL, HAKSIZ REKABET İDDİALARININ İNCELENMESİ Dosya kapsamından davalı/karşı davacının fiili marka kullanımının “...”,“...”, "...”, şeklinde olduğu anlaşılmaktadır. Mali incemeler kapsamına göre; "..." “... ” markasının faturalar üzerinde 2008 yılından beri kullanıldığı anlaşılmaktadır. Son Raporun Bilişim Bölümündeki değerlendirmelerden Davalı/karşı davacıya ait olan “...” web sitesinin 2008 yılından bu yana davalı/karşı davacı tarafından “...” adıyla “...” ile ilgili internet sitesi olarak yoğun ve aralıksız bir şekilde kullanıldığı, .... internet sitesinin davalı tarafından “...” adıyla “...” ile ilgili internet sitesi olarak yoğun ve aralıksız bir şekilde kullanıldığı anlaşılmaktadır. Davalı/karşı davacının dosyaya sunduğu ... ve ... Belediye Başkanlığı Mesleki Faaliyet Belgelerinden ... unvanı ile 2007 yılından beri faaliyetlerini sürdürdüğü görülmektedir. Dosya kapsamından Davacı/ karşı davalı tarafından “...”, “...” ibarelerinin 2006 yılından beri kullanıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı/karşı davalının 2006 yılı çalışma ruhsatında “....” şeklinde, 2008 yılından beri SGK Tahakkuk Fişleri üzerinde “...” şeklinde kullanımları mevcuttur. Davacı/ karşı davalının 2006 yılından beri “...”, “...” ibarelerini, davalı/karşı davacının 2007 yılından beri "...” “...” ibarelerini kullandığı ve ayrıca tarafların karşılıklı birbirlerinin kullandıkları ibareleri kullanmadıkları anlaşılmaktadır.Dosya kapsamından her iki tarafın aynı sektörde faaliyet gösterdiği, aynı semtte 150 metre mesafe ile otel işlettikleri düşünüldüğünde, basiretli tacir olarak birbirlerinin markalarından ve kullanımlarından haberdar olmadıkları düşünülemez. Dava tarihinden geriye dönük olarak tarafların 15-16 yıl birbirlerinin marka kullanımına göz yumduğu ve birlikte varolduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı/karşı davalının 15 yıl boyunca sessiz kaldıktan sonra markaya tecavüz ve haksız rekabet davasının açmasının 6769 Sayılı SMK” nın 25/6. Maddesi kapsamında sessiz kalma sureti ile hak kaybına uğradığı gözetilerek asıl davadaki tecavüz istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. KARŞI DAVANIN İNCELENMESİ Karşı dava konusu: ...nolu "..." markasının hükümsüzlüğüne ilişkindir. Karşı dava açısından; davacı karşı/davalının “... ” marka tescili ile seri marka oluşturmak istediği ile gerçekleştirilmiş olup, Davacı/karşı davalının “... ” markasına ilişkin SMK kapsamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, SMK 6/3 maddesi anlamında davalı karşı davacının öncelikli ve gerçek hak sahipliği iddialarını ispatlayamadığı, davalı karşı davacı ... davacı karşı davalı fiili kullanım tarihleri birbirlerine çok yakın tarihler olup, bu süre zarfında anılan ibarelerin taraflardan biri lehine kendi adına ayırt edici bir şekilde meşhur ve maruf hale getirdiğinin iddia edilemeyeceği karşı davada davacı yanca ileri sürülen hükümsüzlük taleplerinin yerinde olmadığı gözetilerek karşı davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. BİRLEŞEN DAVADA MARKANIN İPTALİ İSTEMİNİN VE KÖTÜNİYETLİ TESCİLE DAYALI HÜKÜMSÜZLÜK İDDİASININ İNCELENMESİ birleşen dava konusu; davalı adına ...tescil numarası ile kayıtlı “...” markasının tescilinin .... Sınıfta 'Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri'' için, beş yıldan uzun süredir kullanmama sebebi ve kötü niyetli tecil sebebi ile iptaline/hükümsüzlüğü talebine ilişkin olarak açıldığı anlaşılmıştır. ... nolu ... ibareli markanın .... Sınıf için 31.7.2017 tarihinde ... adına tescil edilmiş olup markanın hem iptali hemde hükümsüzlüğü talep edilmek de olup dava kayden 27.7.2023 tarihinde açılmıştır. Yani hükümsüzlük istemi yönünden 5 yıllık süre geçirilmiş olup, 6769 Sayılı SMK' nın 25/6. Maddesi uyarınca, “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.”ilkesi uyarınca hükümsüzlük davalarında Sessiz kalma sureti ile hak kaybı düzenlenmiş olup, aleyhine ikame edilen hükümsüzlük davasında davalının markasının beş yılı aşkın süredir tescilli olması durumunda, davacının davalı marka tescilinin kötüniyetli olduğunu ispat ile mükellef olduğu, somut dava dosyasında ise davalının tescil anında kötüniyetli olduğu davacı yanca ispat edilemediğinden , birleşen davadaki markanın hükümsüzlüğü bakımından uzun süre sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, dolayısıyla hükümsüzlük talep etmesi mümkün bulunmadığından keza somut davalının marka tescili anında kötüniyetli olduğu da ispat edilemediğinden davacının birleşen davada sessiz kaldığı ve hükümsüzlük davası açması için süreyi kaçırdığı dolayısıyla hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı aynı zamanda davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürmüştür. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Çünkü bu düzenlemeler, esasen, TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir. HGK’nın 29.06.2022 tarih, ... E.,...K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gereğince kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir. TMK 2. Maddesinde düzenlenen "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü ile TTK 18/2 maddesinde düzenlenen "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir" hükmü kötü niyetin tespitinde dayanılan yasa maddeleridir. Asıl olan iyi niyet olduğu için tescilin kötü niyetli olduğunu iddia edenin bunu ispatlaması gerekmektedir. Ancak bu olgu spesifik bir tespit olduğundan her somut olayda mahkemece takdir edilmesi gereklidir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri ve hükümsüzlüğü istenen markanın tescil başvurusunun yapıldığı tarihteki hukuki durumu dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmelidir. Buna göre somut olayda birleşen davada davacının davalının tescil başvuru anında kötüniyetli olduğunu ispat edemediği gözetilerek bu yöndeki hükümsüzlük isteminin reddi gerekmiştir. ... nolu ... Markanın iptal şartlarının incelenmesi: mali yönden yapılan incelemede; Davacının internet alan adı ve hosting hizmeti aldığı ...Aş. tarafından davacı adına düzenlenen fatura örneklerinde, ... tescil no lu ... kullanımı olduğunun görüldüğü, keza ilk bilirkişi raporunun ...sayfasında 9 nolu başlık altında Dava dosyasında bulunan ... vasıtasıyla yapılan rezervasyon satışlarında 2019, 2020, 2021,2022, yıllarına ait kesilen davalıya ait fatura örnekleri üzerlerinde “..." ifadesinin kullanıldığı “...” ile ilgili olan markanın davalı tarafından devamlı kullandığı, Dosya muhteviyatında Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan müvekkilli olduğu şirkete ait faturaların üzerinde aynı anda "... ve “...” ibarelerinin dava tarihinden 3 ay öncesinden geriye 5 yılı kapsayan yıllar içerisinde kesilen davalıya ait örnek faturalarda logo olarak markanın devamlı kullanıldığının görüldüğü, Davalı tarafından dosyaya sunulan davalı şirkete ait "...." “...” markasının aynı fatura üzerinde kullanıldığını gösteren dava tarihinden 3 ay öncesinden geriye 5 yılı kapsayan yıllardan önceki 2008, 2010, 2011 , 2012 , 2013 , 2014, 2015, 2016 yıllarına ait örnek fatura, örnek gider pusulası, ve örnek tahsilat makbuzlarının bulunduğu,markanın davalı tarafından ...”şeklinde kullanımlarının bulunduğu ve markasal kullanımın ciddi nitelikte olduğu dolayısıyla birleşen davada iptal koşullarının bulunmadığı gözetilerek birleşen davanın reddine karar verilerek, hükme dayanak yapılan ve dosyadaki deliller ile uyumlu ilk bilirkişilerin kök ve ek raporları, son bilirkişi heyetinin raporları bir bütün olarak incelendiğinde HMK 266 madde kapsamında denetim ve mali yönden ise son derece ayrıntılı olarak düzenlendiğinden hükme dayanak olarak alınmış asıl, karşı dava dava ve birleşen davada; aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre; I-ASIL DAVADA -Marka hakkına tecavüz istemli taleplerin REDDİNE -Markanın hükümsüzlüğü isteminin REDDİNE, -Davalı adına tescilli ...nolu markanın KULLANMAMA NEDENİYLE İPTALİNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine 1-732 TL ilam harcının yatırılan 80.70 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 651,3 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 2-kabul edilen iptal istemi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-red edilen tecavüz istemi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 4-red edilen markanın hükümsüzlüğü istemi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 80,70 TL başvuru harcı 80,70 TL peşin harç 725 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 24.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 24.886,4 TL yargılama giderinin taktiren 1/3 ünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafın yargılama giderlerinden olan 24.725 TL yargılama giderinin 2/3'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, II-KARŞI DAVADA:karşı davanın Reddine, 1-732 TL ilam harcının yatırılan 729,55TL karşı dava harcından mahsubu ile eksik kalan 2.45 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 2-red nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinden olan 24.725 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, III-BİRLEŞEN DAVADA: Birleşen davanın reddine, 1-732 TL ilam harcının yatırılan 269,85 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 462,15 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 2-iptal isteminin Reddi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-hükümsüzlük isteminin Reddi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılmış olan 710 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair karar davacı-Birleşen davada davalı- ve davalı-Birleşen davada davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İstanbul bölge adliye mahkemesi nezdinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 29/01/2026
Katip ... ¸
Hakim ... ¸