İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/359 E. 2025/30 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/359
Karar No
2025/30
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/359 KARAR NO :2025/30

DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:26/05/2022 KARAR TARİHİ:16/01/2025

Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili bankanın ... Ticari Şubesi müşterilerinden ... Anonim Şirketi lehine, ... ve ...'in garantörlüklerine istinaden krediler kullandırıldığını, kredilerin geri dönüşünün gerçekleşmemesi nedeniyle, borçlulara ait kredi hesaplarının kat edilmek zorunda kalındığını ve alacaklarının muaccel hale geldiğini, hesabın kat edildiği ve borcun ödenmesi gerektiği hususlarını içerir .... Noterliğinin 04/01/2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin borçlulara gönderildiğini, ancak borcun ödenmediğini, müvekkili bankanın 26/11/2021 hesap kat tarihi itibariyle müvekkili bankanın 486.981.123,43-TL nakit ve 83.000,00-TL gayri nakit alacağının bulunduğunu, borçlu hakkında fazlaya dair her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla kısmi olarak 150.000.000,00-TL üzerinden mahkememizin ...değişik iş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu ve alınan ihtiyati haciz kararının .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile yine kısmi olarak 150.000.000,00-TL üzerinden ilamsız icra takibine geçildiğini, borçlu tarafından ise haksız olarak icra takibine konu borca, ferilerine, faiz başlangıcına, faiz oranına ve takibe itiraz edildiğinden, öncelikle taraflarınca arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak anlaşamama ile sonuçlandığını, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile davalı tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin, takip talebindeki kayıt ve şartlar ile davamını ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının bu davayı açmada herhangi bir şekilde hukuki yararının bulunmamakta olduğunu, bu davanın hukuki yarar yokluğundan reddinin gerekmekte olduğunu, taraf arasındaki ilişkinin bir garantörlük ilişkisi değil; bir müteselsil kefalet ilişkisi olduğunu, mahkememizin ...değişik iş sayılı dosyasında, müvekkili aleyhine verilen 02.03.2022 tarihli 150.000.000-TL tutarındaki ihtiyati haciz kararı incelendiğinde, .... Noterliği'nin 04.01.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı taşınır rehni sözleşmesinden bahsedilmekte olduğunu, alacaklı borçluya karşı icra takibi başlatmadan önce ya da alacağı güvence altına almak için verilmiş olan taşınmaz rehnini paraya çevirmeden önce müteselsil kefile karşı icra takibi başlatabileceğini, müteselsil kefalet hükümlerine gidilmeden önce, .... Noterliğinin 04.01.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluna gidilip gidilmediğinin tespitinin gerekmekte olduğunu, bu bakımdan gerek asıl borçlu hakkında takibe geçilip geçilmediği bildirilmeden, gerekse de ilgili taşınır rehinlerinin paraya çevrilmesi sağlanıp sağlanmadığı ortaya konulmadan gerçekleştirilen işbu işlemlere karşı bahsedilen defi kapsamında itirazlarının sunulmasının gerektiğini, ayrıca müteselsil kefalet hükümleri icra edilebilirlik noktasına henüz ulaşmadığından, davacının müteselsil kefalet bakımından gerek icra takibinde, gerekse de işbu davanın değeri olan 150.000.000,00-TL'yi ne şekilde belirlediği anlaşılamadığından, bu davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığının ortada olduğunu ve davanın usulden reddinin gerekmekte olduğunu, ayrıca gerek icra takibinin dayanak belgelerinden, gerekse de bu davanın dayanak belgelerinden, 150.000.000,00-TL borcun dayanağı olarak somut ve tartışmadan uzak herhangi bir delilin ileri sürülememiş olmasının da hukuki yarar eksikliğini ortaya koyan bir diğer unsur olduğunu, ayrıca her ne kadar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2022/1575 esas, 2022/1107 karar ve 15.09.2022 tarihli ilamı ile, ihtiyati haciz işlemine yapılan itirazları kesin olarak reddedilse de, taraflar arasındaki ilişkinin garanti değil kefalet ilişkisi olduğunun tespit edildiğini, ayrıca sözleşmede kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve eğer müteselsil olarak kefalet olacaksa da bu hususun kendi el yazısıyla yazılmış olmasının gerekli ve zorunlu olduğunu, kefalet sözleşmesinin kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile meydana gelebileceğini, Taraflar arasındaki kefalet sözleşmesi olan garanti mektubunda alacaklı ... Bankası Anonim Şirketinin imzasının bulunmamakta olduğunu, davacı bankanın kefalet sözleşmesine alacaklı sıfatı ile taraf olmadığını, bu nedenle taraflar arasındaki kefalet sözleşmesinin gereken şartları taşımaması nedeniyle geçersiz olduğunu, kefalet sözleşmesinde kefilin borcunun ferilik niteliği taşımakta olduğunu, icra takibine konu borç için sunulan belgeler ile dava dilekçesinde beyan edilen hususların birbiriyle örtüşmemekte olduğunu, iddia edilen kredi kullanımından kaynaklı borcun da müvekkili açısından muaccel hale gelmediğini, davacı tarafın iddia ettiği faiz oranlarının uygulanmasının mümkün olmadığını, faiz oranlarının düzenlenmesi konusunda bir açıklık olmadığı gibi, tacir olmayan davalı aleyhine dava dilekçesinde belirtilen şekilde bir faiz işletilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin, asıl borçlu şirket ile bağlantısı kalmamış bir şahıs olduğunu, asıl kredi borçlusunun davacı banka ile yeni bir yapılandırma konusunda karar alıp almadığı ve ödemelerini gerçekleştirip gerçekleştirmediği gibi hususlar incelenmeden, müvekkiline husumet yönlendirilmiş olmasının hatalı olduğunu, icra takibine konu borcun likit bir alacak niteliği taşımamakta olduğunu, ayrıca icra takibinin haksız olarak başlatılmış olması nedeniyle, davacı banka aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, kredi asıl borçlusu olan dava dışı şirkete davanın ihbarının gerekmekte olduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle davanın ... Anonim Şirketine ihbarını, davanın öncelikle usulden; aksi kanaatte ise esastan reddini ve davacı banka aleyhine icra takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İhbar olunan ... Anonim Şirketi vekili ihbara cevap dilekçesi ile; müvekkilinin huzurdaki dava ile hiçbir ilgisi bulunmadığı gibi, müteselsil kefaletinin de sona erdiğini, dava dışı ... Anonim Şirketi ile ... Bankası Anonim Şirketi ... Şubesi arasında bir Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin söz konusu kredi bağlamında 39.409.933,00-EUR tutarında, 27.10.2015 tarihli ve niteliği müşterek ve müteselsil kefil olan bir kefalet beyanında bulunduğunu ve sözleşmeyi bu sıfatla imza ettiğini, ancak söz konusu kefalet ilişkisi kurulduktan hemen sonra, müvekkili şirketin yatırımlarını başka bir banka nezdinde değerlemeye aldığını, farklı projeler ve farklı finansman kaynakları ile değerlendirildiğini, bu nedenle kefaletten hemen sonra 29.12.2015 tarihli dilekçeyle bankaya müracaat edildiğini ve müşterek ve müteselsil kefil sıfatının kaldırılmasının talep edildiğini, söz konusu talebin banka nezdinde değerlendirildiğini, bu süreçte müvekkili şirketin ... Anonim Şirketi ile çalışmaya başladığını, nihayetinde 2019 yılına gelindiğinde talebin davacı banka nezdinde kabul görerek müvekkili şirkete ait müşterek ve müteselsil kefaletin kaldırılmasına karar verildiğini, bu yazıda açıkça "kefaletten kaynaklı bir sorumluluğun bulunmadığı"nın ifade edildiğini, müvekkili şirketin kefaletinin kaldırılması aşamasında, borçlu ... Şirketinin kredisi bağlamında banka ile kefil - garantör - rehin veren gibi sıfatlarla işlem yapan tüm gerçek ve tüzel kişilerin ayrıca muvafakatının alındığını bu kapsamda davalı ...'in de bu kefaletin kaldırılmasına muvafakat ettiğini, nihayetinde 2019'da müvekkilinin sorumluluğunun tamamen sona erdiğini, davacı banka tarafından sunulan hesap kat ihtarı ile de sabit olduğu üzere, müvekkili şirket tarafından verilen kefaletin kaldırılmış olması nedeniyle müvekkiline herhangi bir ödeme ihtarının da gönderilmediğini, huzurdaki davanın taraflarının, dava her kim lehine sonuçlanırsa sonuçlansın, müvekkiline müracaat hakkının söz konusu olmadığını, davanın müvekkiline ihbar edilmesinde ilgili tarafın hukuki yararının da mevcut olmadığını beyan etmiştir. Dava, davacı banka ile dava dışı ... Anonim Şirketi arasında akdedilen kredi sözleşmesine dayalı alacağın ödenmediğinden bahisle, davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin bulunmaktadır. Mahkememizce taraflar arasında akdedilen 27/10/2015 tarihli ve 39.409.933,00-EUR bedelli genel kredi ve teminat sözleşmesi ile ekleri, 27/10/2015 tarihli ek özel hükümler sözleşmesi ve aynı tarihli garanti mektubu, .... Noterliğinin 04/01/2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tebliğ şerhi, ödeme planları, ihtar tarihinden geriye doğru bir yıllık nakit kredi hesap ekstreleri, kredilere uygulanan akdi faiz oranını gösterir TCMB faiz göstergesi, ... Bankası Anonim Şirketi onay yazısı, mahkememizin ...değişik iş sayılı dosyası, .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, arabuluculuk dosyası vs. dosyamız arasına alınmış, emekli banka müdürü, emekli bankalar yeminli baş murakıbı ve iktisat-ekonometri öğretim üyesi ve bankacılık işlemleri uzmanı öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor, bankacılık işlemleri uzmanı, bankacılık mevzuatı uzmanı ve bankacılık, sigortacılık ve borçlar hukuku öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor temin edilmiştir. .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden, alacaklı ... Bankası Anonim Şirketi tarafından, borçlular ... ile ... aleyhine 07/03/2022 tarihinde kredi sözleşmesi, garanti mektubu, hesap kat ihtarnamesi ve hesap özetlerine dayalı alacağın 150.000.000,00-TL'lik kısmının takip tarihinden itibaren ödeninceye kadar işleyecek %69,75 oranında temerrüt faizi, faizin %5'i gider vergisi, avukatlı ücreti ve icra masraflarıyla birlikte fazlaya ve takip dışı alacakları dair her türlü talep ve takip hakları saklı kalmak, kredi borçlusu ve rehin verenler aleyhine açılacak olan icra takip dosyaları ile irtibat kurularak, irtibatlı dosyalardan ve bu dosyadan tahsilde tekerrür olmamak, faiz hesabında irtibatlı dosyalardan yapılacak tahsilat göz önüne alınmak, alacaklının ihtarnameye konu toplam alacağının, bu takibe konu edilmeyen kısmını faiz ve ferileri ile birlikte bu takibe konu borçlulardan(garantörlerden) talep ve takip/dava hakları ile ihtarnameye konu alacağın tamamını faiz ve ferileri ile birlikte kredi borçlusu ve rehin verenlerden talep ve takip/dava hakları saklı kalmak ve kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara ve ayrıca güvencesi daha kötü alacak kısmına mahsup etme hakları saklı kalmak kaydıyla tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlu ...'na 18/03/2022 tarihinde ve borçlu ...'e 25/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlulardan ... vekili tarafından 21/03/2022 tarihinde takipte yer alan miktarda ve şekilde bir borç bulunmadığından bahisle icra takibine konu borca, faiz başlangıcına, faiz oranına ve takibe itiraz edilmesi üzerine takibin bu borçlu yönünden durduğu anlaşılmıştır. Bankacılık işlemleri uzmanı ..., bankacılık mevzuatı nitelikli hesaplamalar uzmanı ... ve bankacılık, sigortacılık ve borçlar hukuku öğretim üyesi Prof. Dr. ...'den oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 21/11/2024 tarihli rapor ile; alacağın az bile talep edilmiş olduğu nazara alınarak, garantör davalıdan takip tarihinden itibaren 150.000.000,00-TL asıl alacak tutarı tamamen tahsil edilinceye kadar 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesi gereğince belirlenecek dönemsel avans faiz oranı üzerinden faiz istenilebileceği, bir kısmı takip ile dava tarihi aralığında ve bir kısmı da dava tarihinden sonra olmak üzere kredi borçlusundan toplam 69.978.760,27-TL tutarında kısmi tahsilat sağlandığı, bu tahsilat miktarının hesaplanan 553.688.406,45-TL‘lik borcun tasfiyesine ve/veya talep edilen 150.000.000,00-TL’nin işleyecek faiz ve fer’ileri de nazara alındığında, garanti edilen risk tutarının ortadan kalkacağı veya azalacağının mümkün olmaması nedeniyle garanti borçlusunun sorumlu olduğu borç tutarına herhangi bir etkisinin olmayacağı, davalının taahhüdünün kefalet mi yoksa garantörlük mü olduğu hususunun hukuki takdirinin mahkemeye ait olduğu, zira davalı vekilin bir önceki rapora itirazında seçenekli hesaplama yapılmasını talep etmiş ise de, davalının GKS’de açıkça bir kefaletinin bulunmadığı, garanti mektubunda 60.000.000,00-EUR limitli garanti taahhüdü bulunduğu nazara alındığında, seçenekli hesaplama yapılmasını gerektirebilecek bir hususun tespit edilemediği, çünkü davalının taahhüdünün 60.000,000,00-EUR olduğu dikkate alındığında, her türlü hesaplama sonucunda yine aynı verilere ulaşılabileceği tespit edilmiştir. Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; davacı bankanın ... Ticari Şubesi ile dava dışı asıl borçlu ... Anonim Şirketi arasında 27/10/2015 tarihli ve 39.409.933,00-EUR bedelli genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin dava dışı ... Anonim Şirketi tarafından 39.409.933,00-EUR limitle müteselsil kefil olarak imzalandığı, ayrıca davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Anonim Şirketi arasında 60.000.000,00-EUR limitli garanti mektubu sözleşmesi akdedildiği, söz konusu garanti mektubunun ise davalı ve dava dışı ... tarafından 60.000.000,00-EUR limitle imzalandığı, mülkiyeti asıl kredi borçlusu şirkete ait taşınmaz üzerinde, yine aynı şirketin kullanacağı kredilerin teminatı olarak davacı banka lehine 1 derecede 112.000.000,00-EUR limitli ipotek tesis edildiği, sözleşmeye istinaden kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından hesabın kat edilerek borçlulara .... Noterliğinin 04/01/2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesinin gönderildiği, ihtarnameye rağmen borçluların borçlarını ödememeleri üzerine davacı banka tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile borçlular ... ile ... aleyhine 07/03/2022 tarihinde kredi sözleşmesi, garanti mektubu, hesap kat ihtarnamesi ve hesap özetlerine dayalı alacağın 150.000.000,00-TL'lik kısmının takip tarihinden itibaren ödeninceye kadar işleyecek %69,75 oranında temerrüt faizi, faizin %5'i gider vergisi, avukatlı ücreti ve icra masraflarıyla birlikte fazlaya ve takip dışı alacakları dair her türlü talep ve takip hakları saklı kalmak, kredi borçlusu ve rehin verenler aleyhine açılacak olan icra takip dosyaları ile irtibat kurularak, irtibatlı dosyalardan ve bu dosyadan tahsilde tekerrür olmamak, faiz hesabında irtibatlı dosyalardan yapılacak tahsilat göz önüne alınmak, alacaklının ihtarnameye konu toplam alacağının, bu takibe konu edilmeyen kısmını faiz ve ferileri ile birlikte bu takibe konu borçlulardan(garantörlerden) talep ve takip/dava hakları ile ihtarnameye konu alacağın tamamını faiz ve ferileri ile birlikte kredi borçlusu ve rehin verenlerden talep ve takip/dava hakları saklı kalmak ve kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara ve ayrıca güvencesi daha kötü alacak kısmına mahsup etme hakları saklı kalmak kaydıyla tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlu ...'na 18/03/2022 tarihinde ve borçlu ...'e 25/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlulardan ... vekili tarafından 21/03/2022 tarihinde takipte yer alan miktarda ve şekilde bir borç bulunmadığından bahisle icra takibine konu borca, faiz başlangıcına, faiz oranına ve takibe itiraz edilmesi üzerine takibin bu borçlu yönünden durduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen 27/10/2015 tarihli garanti mektubu olduğu belirtilen belgede davalı garantör olarak kabul edilmiş ise de; sözleşmede asıl kredi sözleşmesine atıf yapılması ve bu sözleşmedeki ödenmeyen borçların ödenmesinin taahhüt edilmesi, sözleşmede, bankanın asıl borçluya kullandırdığı kredilerin aynen ödenmesi temin edilmiş olup, bunu aşar şekilde bankanın uğrayacağı bir zararın tazmin edileceğinin taahhüt edilmemesi, teminat verenin şahsi bir menfaatinin bulunduğuna ilişkin uyuşmazlıkta bir kanıt bulunmaması, teminatın bir kişi göz önünde tutularak verilmesi, asıl borçlunun borcunun ödenmemesi halinde, sözleşmede garantör olarak tanımlanan borçluların borcu ödeyeceğinin kabul edilmesi, sözleşmede müteselsil garanti ibaresinin kullanılmış olması hususları dikkate alınarak, somut uyuşmazlıktaki sözleşmenin garanti sözleşmesi değil, kefalet sözleşmesi olduğu anlaşılmıştır(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23/05/2019 tarih ve 2017/11-1731 E., 2019/608 Karar sayılı ilamında belirtilen kıstaslar ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 15/09/2022 tarih ve 2022/1575 E., 2022/1107 K. Sayılı kararı). 6098 Sayılı TBK'nın 583.maddesine göre, kefalet beyanının el yazısıyla yazıldığı, kefil olunan miktarın ve kefalet türünün el yazısıyla yazıldığı ve geçerli bir kefalet ilişkisinin kurulduğu anlaşılmıştır. Borçlu veya borçlunun ortak olduğu şirketin ortaklıktan ayrılmış olması kefalet sözleşmesinin sona ermesini gerektirmeyecektir. Yine, borç için verilmiş olan rehin ve ipotekler asıl borçlu için verildiğinden, TBK'nın 586 ve İİK'nın 45. maddesi gereğince kefil hakkında takipte bulunulmasında usule aykırı bir yön bulunmamaktadır. Dosya kapsamında temin edilen 21/11/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile davacının takip tarihi itibariyle toplam alacağının 553.688.406,45-TL olduğu, bir kısmı takip ile dava tarihi aralığında ve bir kısmı da dava tarihinden sonra olmak üzere kredi borçlusundan toplam 69.978.760,27-TL tutarında kısmi tahsilat sağlandığı, bu tahsilat miktarının hesaplanan 553.688.406,45-TL'den mahsup edildiğinde dahi davalı borçlunun, davacı banka tarafından talep edilen 150.000.000,00-TL'den daha fazla bir miktarda davacı bankaya borcu bulunduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce denetime ve hüküm tesisine elverişli bulunan 21/11/2024 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Davalı borçlu tarafından söz konusu borcun ödendiği veya başka bir nedenle sona erdiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmamıştır. Bu hususlar dikkate alınarak, temin edilen bilirkişi raporları doğrultusunda, davacı tarafça açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi icra inkâr tazminatını düzenlemektedir. Bu maddeye göre, borçlu itirazında haksız görülürse davacı tarafından açıkça talep edilmiş olması şartıyla icra inkâr tazminatına hükmedilecektir. Borçlunun itirazında haklı veya haksız olması ise alacağın likit(belirli) olup olmamasına bağlıdır. Eğer alacak likit(belirli) ise borçlu itirazında haksızdır; alacak likit(belirli) değilse borçlu itirazında haklıdır. Borçlunun inkâr tazminatına mahküm edilebilmesi için onun ödeme emrine kötü niyetle itiraz etmiş olması şart değildir. İtirazının haksızlığına karar verilen borçlu, iyi niyetle itiraz etmiş olsa bile, icra inkâr tazminatına mahküm edilecektir. Eldeki dosyada, davacı alacaklı banka tarafından dava dışı şirketle arasındaki arasındaki kredi sözleşmesine dayalı alacak isteminde bulunulmuş, aynı zamanda borcun ödenmesi için davalı borçluya noter aracılığıyla kat ihtarnamesi de gönderilmiştir. Bu durumda davalı borçlu alacağın miktarını bilmektedir, yani icra takibi başlatıldığı sırada ne kadar bir borç miktarını alacaklıya vermeleri gerektiğini bilmektedir. Bu itibarla alacak likit(belirli) bulunmaktadır. Bu nedenle kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça davalı hakkında açılan davanın KABULÜ ile, davalı borçlunun .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden DEVAMINA, 2-2004 Sayılı İİK'nun 67/2. maddesi gereğince kabul edilen alacak miktarı üzerinden % 20 oranında belirlenen 30.000.000,00-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 10.....500,00-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.811.625,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.434.875,00-TL harcın davalı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.811.625,00-TL'nin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 4-Arabuluculuk görüşmelerinde arabulucu olarak atanan ...(...)'a 1.560,00-TL ödeme yapılmasına karar verildiği ve ödemenin suçüstü ödeneğinden karşılandığı anlaşıldığından 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-13'e göre davalı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 2.108.000,00-TL vekâlet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 80,70-TL başvurma harcı, 117,00-TL yurt dışı tebligat harcı, 30.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 1.585,50-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 31.783,20-TL yargılama giderinin, davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan 125,00-TL'den ibaret yargılama giderinin, kendi üzerinde bırakılmasına, 8-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.16/01/2025

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/359, K. 2025/30, T. 16.01.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-359-e-2025-30-k-19ff17eb3011