İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/30 E. 2026/83 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/30
Karar No
2026/83
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/30 Esas KARAR NO : 2026/83

DAVA : Genel Kurul Kararının İptali (... Genel Kurul Kararının İptali) DAVA TARİHİ : 13/07/2015 KARAR TARİHİ : 29/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (... Genel Kurul Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, müvekkillerinden ...'ın diğer davacılar ile aynı hukuki statüde olduğu ve davalı şirketin ortağı olduğunu, ancak hazirun listesine isminin yazılmayıp Genel Kurula çağrılmadığını, müvekkilinin çağrılmamasına rağmen Genel Kurul Toplantısına gitmesine rağmen alınmadığını, müvekkili ... gibi elinde ortaklık seneni bulunan toplam 112 ... ortağının da genel kurula çağrılmadığını, davalı kooperatifin kurulduğu günden beri hukuka aykırı iş ve işlemlerinin olduğunu, .... ATM' de, .... ATM'de ve ....ATM'de davaların açıldığını, müvekkilerinden ...' nun 4 adet dükkan, ...' ın 2 adet daire, ...' ın 1 adet daire, ...'un 1 adet daire, ...'ın 1 adet daire, ...' ın 1 adet daire, ...' nın 1 adet daire, ...' nün 1 adet daire, ...' ın 1 adet daire, ...' nın 1 adet daire, ...' ın 1 adet daire, ...' ın 1 adet daire, ...' ın 1 adet daire ve ...' ın 1 adet daire aldığını, alınan taşınmazların müvekkilleriyle birlikte genel kurula çağrılmayan 600 kişiye de farklı fiyatlarla satıldığını, bu nedenlerle ... Kooperatifinin 14/06/2015 tarihli 2014 yılı olağan genel kurulu kararlarının tamamının iptaline, davalı ... Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu Asil ve Yedek Üyelerinin tamamının görevden alınmasına, ... Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu Üyeleri, Kooperatifi temsil eden ilzama yetkili müdürleri ile eş ve çocukları dahil adlarına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mal varlıkları üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin ayrıca üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilmesinin önlenmesi yönünden İhtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı ... Yönetim Kurulu ve Müdürlerinin ... Tapu Sicil Müdürlüğünde davalı ... Yapı Kooperatifi adına kayıtlı taşınmazları üçüncü kişilere satış ve devri ile ... taşınmazları üzerinde sınırlı ayni hak tesis etmelerinin önlenmesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı ... Yapı Kooperatifinin üyelerden aidat, taksit, gecikme faizi ve sair adlar altında tahsilat yapmasının ayrıca davalı ... adına bankalarda açılmış hesaplarda tasarruf yetkilerinin kaldırılarak ... hesaplarından harcama yapmalarının tedbiren önlenmesine, davalı ... hesaplarının bulunduğu ... şubelerine ve tespit edilmesi halinde diğer banka ve finans kuruluşlarına müzekkere yazılmasına, davalı kooperatifin idaresi için derhal Kayyum (Kayyum Heyeti) atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davacıların dava açmaya sıfatları bulunmadığından davanın husumet nedeniyle reddine, akabinde de davacıların hak arama peşinde olmayıp kooperatife zarar verme peşinde olduklarını, ...' ın kooperatifin ortağı olmadığını, kendisinin borçlarını ödediğini, tapularını aldığını, 11/09/2013 tarihli dilekçesiyle de ... ortaklığından istifa ettiğini, diğer davacılarında davalarını ...' ın genel kurula çağrılmamış olmasına dayandırdıklarını, kooperatifçe belirlenen ve tehsil edilen tüm bedellerin yasalara uygun olarak genel kurullarca belirlenmiş bedeller olduğunu, davacıların kötü niyetli olduklarını, davacıların konutlarını teslim alıp kullandıklarını, inşaatı devam eden konutların olduğunu, davacıların konutlarını teslim almayan ortakları mağdur etmek istediklerini, davacılarının taleplerinin haksız ve yersiz olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleşen ... ATM nin ... Esas sayılı dosyası davacı tarafça üyelik ihracının iptaline ilişkin olup yazılı yargılamaya tabi, Mahkememiz dosyası ise ... Genel Kurulunun iptaline ilişkin olup basit yargılamaya tabi olduğundan ve iki davanın birlikte yürütülmesi mümkün bulunmadığından .... ATM nin ... esas sayılı dosyası tefrik edilerek Mahkememizin ... Esasına kaydolmuştur. Mahkememizin ... sayılı dosyası ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş olup İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesinin 2021/1893 Esas 2021/1478 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak Mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedilmiştir. İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesinin 2021/1893 Esas 2021/1478 Karar sayılı kararının kaldırma gerekçesinde "...Somut davada, davalı kooperatifin sabit fiyatlı ortak olarak kabul ettiği ortakların genel kurul hazirun listesine alınmadıkları açıktır. Bu kişilerin kooperatiften istifa ettikleri ya da ihraç ettiklerine ilişkin her hangi bir kayıtta sunulmamıştır. Mahkemece bu hususta yeterli araştırma yapılmamıştır. Bu durumda, kooperatifler konusunda uzman bir bilirkişiye ... defter, kayıt ve belgeleri ile genel kurul tutanakları ve hazirun cetveli üzerinde inceleme yaptırılarak, ... ortak sayısının tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, kooperatifler kanunu, anasözleşme ve varsa ... sözleşmesinin de getirtilerek birlikte değerlendirilmek suretiyle davacı ...'ın kooperatiften istifa edip etmediği, toplantıya davet edilmeyen ortak bulunup bulunmadığı, varsa nisaba etkisinin olup olmadığı konularında açıklamalı, denetime elverişli bilirkişi raporu aldırılarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yeterli incelemeyi içermeyen bilirkişi raporu esas alınarak yanılgılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Kabule göre de, davacılardan ...'ın davadan feragati ve ...'ın vazgeçme beyanı da değerlendirilmemiştir. Bu sebeple ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış aşağıdaki hüküm kurulmuştur..." şeklinde karar verilmiştir. Kaldırma üzerine Mahkememizce yeniden oturum günü tayin edilmiş, taraflara tebliğ edilmiş, tayin edilen gün, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devamla esas hakkında hüküm tesis edilmiştir. Kaldırma sonrası Mahkememizce alınan Konu uzmanı(2), mali(1) bilirkişi heyetinin 28.04.2022 tarihli 19 sayfadan ibaret ek raporunda özetle;1163 sayılı kooperatifler kanunu gereğince ... ortaklarına üyelikleri gereği önce bağımsız bölümlerin tahsis edileceği, ödemelerin tamamının yapılması halinde de ... ortağı adına tapu tescillerinin “FERDİLEŞME İŞLEMİ” gereği yapılacağından ... ortağı olmayan kişilere ferdileşme yoluyla tapu tescil edilemeyeceğinden davalı ... nezdinde 26.06.2011 tarihli genel kurulun 7 nolu ve 24.06.2012 tarihli genel kurul gündeminin 11 mad si ile ... ortaklarının halen seçtiği bağımsız bölümler dışında kalan bağımsız bölümler için mali 1,5 katından az olmamak üzere sabit fiyatlı ortak alınması konusunda yönetim kuruluna verdiği yetkiye istinaden mevcut üyelerin dışında sabit fiyatlı ortaklık tesis edilerek, bu ortaklara tahsisler yapıldığı, bu kişilerin ... ortağı bulunması nedeniyle de ferdileşme işlemi gereğince tapu tescillerinin üyelikleri gereği adlarına yapıldığı sonucuna varıldığı, .... ATM ... sayılı dosyasından verilen ilamda hazirun cetvelinde tespit edilen 285 ortak sayısının doğru olmadığı, davalı kooperatifin sabit fiyatlı ortak olarak Kabul ettiği ortakların genel kurul hazirun listesine almadığı, hazirun cetvelindeki ortak sayısına itirazların yapıldığı bu nedenle sayın mahkemece yaptırılan inceleme ve davalı kooperatifin kendi beyanları dikkate alınarak, sabit fiyatla ortak Kabul edilen 247 kişinin hazirunda gösterilmesi gerektiği tespit edilerek davalı kooperatifin toplam üye sayısının 549 olması gerektiği yönünde hüküm tesis edili Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, yönetim kurulu karar defterinde alınan kararlardan tevsik edildiği üzere sabit bedelle ortak kaydedilen kişilerin hazirun cetvelinde ortak gösterilmedikleri, Davacı ...'ın davalı ... ortaklığından kendi istemiyle ayrıldığına dair bir beyan ileri sürülmediği gibi davalı ... tarafından da 1163 sayılı kanun ve ana sözleşme hükümleri uyarınca ihraç edildiği de iddia ve ispat edilmediğinden davalı kooperatifin halen üyesi olduğu sonucuna varıldığı, Davalı kooperatifin davaya konu genel kurulunun hazirun cetvelinde kayıtlı ortak sayısının 380 olması ve ... ATM nin hükmüne esas 247 adet sabit fiyatlı ortağın hazirun cetvelinde gösterilmemiş olduğu yönündeki tespitin varlığı ve vergi müfettişi ...'in mahkemenin tespitine en yakın 30.10.2020 tarihli inceleme raporunda 2015 hesap yılı döneminde koperatifin ferdileşmesine esas yaptığı işlem tespitine gore 242 adet ferdileşme işleminin yapıldığı dikkate alındığında kooperatife kayıtlı toplam üye sayısının 247 4 380 627 kişi olduğu sonucuna varıldığı, Davalı kooperatifin 14.06.2015 tarihli 2014 Hesap Yılı genel kurulunda alınan kararların gerekli kararı etkileyecek miktarda ortağın genel kurula çağrılmamış olması sebebiyle ve bu ortakların katılımıyla karar alınmamış olması karşısında genel kurulda alınan kararların nisap yokluğu nedeniyle (mutlak butlanla batıl )geçersiz bulunacağı yönünde sonuç ve kanaate varıldığı belirtilmiştir. Kaldırma sonrası Mahkememizce alınan Konu uzmanı(2), mali(1) bilirkişi heyetinin 03.02.2023 tarihli 16 sayfadan ibaret 2. ek raporunda özetle; Davalı kooperatifin üye kayıt defterleri üzerinde yapılan incelemede , ortaklar pay defterlerinin (üye kayıt defterlerinin) ve sayfa sayılarının birbirini takip eder şekilde düzenli tutulmadığı, Davalı kooperatifin ibraz edilen defterleri üzerindeki inceleme sonucunda 1 nolu defterde 191, 2 nolu defterde 191, 3 nolu defterde 483, 4 nolu defterde 388, 5 nolu defterde 376 sabit bedelli üye defteri , 6 nolu defterde 121 sabit bedelli üye defteri , 7 nolu defterde 319, 8 nolu defterde 89, 9 nolu defterde 349 kişinin üye kaydedildiği, -2013 yılında ek tasdik ile AKTİF denilen 10 nolu defterde bir kısım üyelerin sabit bedelli bir kısım üyelerin ise aidat ödemeli üye olmak üzere 383 kişi üye kaydedildiği, AKTİF denilen 11 nolu defterde 189 kişinin üye kaydedildiği, -Her bir defterde (11 adet ) üyelik sıra numarasının her seferinde 1 den başlatıldığı, en son kooperatifte aktif ortak kayıtlarının tutulduğu belirtilen 10 ve 11 nolu defterlerde bile 10 nolu defterin 1-383 arasında üye kaydı, 11 nolu defterde ise 1- 189 arasında üye kaydının yapılmış olduğu, -Davalı kooperatifin 10 ve 11 nolu Aktif olduğu belirtilen üye kayıt defterlerinde kayıtlı ortakların hepsinin hala kooperatife üye olduğunun düşünülmesi halinde bile sabit ödemeli ve aidat ödemeli ortak olmak üzere davalı kooperatifte toplamda 382 + 188= 570 kayıtlı üye sayısına defter kaydı gereği ulaşıldığı, defter kayıtlarının kanun ve ana sözleşmeye uygun olarak düzgün ve düzenli tutulmaması nedeniyle ibraz edilen üye kayıt defterlerinden sağlıklı denetime elverişli üye sayı tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı, -İncelenen tüm üye kayıt defterlerinde ortak olarak kayıt edilen üyelerin bir kısmının istifa ettiği, bir kısım üyenin yeni deftere geçtiği, bir kısım üyenin üyeliği devir ettiği, bir kısım üyenin üyeliğinin iptal edildiği yönünde notun düşüldüğü, görülmüş ise de, bir kısım üyenin yeni deftere kaydının neden taşındığı, üyelik devirlerinde hangi üyenin kime devir etti devir işleminin kabulüne dair alınan yönetim kurulu kararının açık ve anlaşılır şekilde üye kayıt defterine net şekilde işlenmediği; -İbraz edilen 5 nolu defter noter tarafından 376 tek sayfa olarak tasdik edilmiş iken aynı defterin son sayfa sayısının ise 378 nolu olduğunun görüldüğü, -1163 sayılı kanuna göre reşit olmayan ve medeni kanuna göre ehliyet sahibi olmayan kişilerin ortak kaydedilemeyeceği açık iken 8 nolu defter kaydında 89. Sayfada üye olarak kayıtlı bulunan Mert Uygar Şencer'in anne ve babasının rızasıyla açıklamasıyla üye kaydının yapılmasına dair yapılan işlemin, 1163 sayılı kanun ve ana sözleşmeye aykırı olduğu, -1163 sayılı kooperatifler kanunu ve ana sözleşmeye göre üyelikten çıkış ya istifa ,ya ihraç yada devir yoluyla yapılması gerekirken , üyelik defter kayıtlarında bir kısım üye kaydedilenlerin sayfasında üyelik kaydı iptal edildi şeklindeki açıklamanın izaha muhtaç olduğu, zira yönetim kurulunun kanun ve ana sözleşmeye aykırı olarak, mevcut olan bir üyeliği kanun ve ana sözleşmede yer almayan usul ve yöntemle iptal edemeyeceği, -Üye kayıt( ortaklar pay) defterlerinin, yönetim kurulu karar defterleriyle birlikte paralel şekilde birbirini teyit eder nitelikte tutulması gerekirken davalı kooperatifin 06.07.2013 tarih 566 sayılı yönetim kurulu kararından da açıkça teyit edildiği üzere sabit fiyatla konut tahsis edilen ortakların ortaklar pay defterinde kayıt edilmemesi ve hazirun cetvellerinde ortak olarak gösterilmemesi gerektiği yönünde alınan birden fazla yönetim kurulu kararının birlikte değerlendirilmesi neticesinde üye kayıt defterlerinin 1163 sayılı kooperatifler kanununda tanımlanan usul, esaslara ve gerçeğe uygun olarak tutulmadığı, bu haliyle sahibi lehine delil niteliğinin bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, -Davalı kooperatifin sabit fiyatla konut tahsis ettiği ortaklarını ortaklar pay defterinde (üye kayıt defterinde) kayıt etmemesi ve neticesinde genel kurul hazirun cetvellerinde ortak olarak gösterilmemesine yönelik yapılan yönetim kurulu karar ve işlemlerinin tümü 1163 sayılı kanun ve ana sözleşme hükümlerine aykırı olduğu, zira ister normal ödemeli olsun isterse sabit bedelli olsun ortaklığa kaydedilen kişinin ortaklar pay defterine kaydedilmesi ve hazirun cetvelinde de ortak olarak gösterilmesinin yasal zorunluluk olduğu, Nitekim ; .... ATM ... sayılı dosyasından verilen ilamda hazirun cetvelinde tespit edilen 285 ortak sayısının doğru olmadığı, davalı kooperatifin sabit fiyatlı ortak olarak kabul ettiği ortaklarını genel kurul hazirun listesine almadığı, hazirun cetvelindeki ortak sayısına itirazların yapıldığı bu nedenle sayın mahkemece yaptırılan inceleme ve davalı kooperatifin kendi beyanları dikkate alınarak, sabit fiyatla ortak Kabul edilen 247 kişinin hazirunda gösterilmesi gerektiği tespit edilerek davalı kooperatifin toplam üye sayısının 549 olması gerektiği yönünden tesis edilen hükmün Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, -... ATM ... sayılı 20.10.2020 tarihli kararına konu davanın değerlendirilmediği beyan edilmiş olup anılan bu dava dosyasına konu iptal davasının 22.06.2014 tarihinde yapılan 2013 hesap yılı genel kuruluna ilişkin olduğu, Yapılan yargılamada sonucunda kooperatifin ortak sayısının 374 olduğu toplantıya katılmayanların alınan kararlara ve oy nisabını etkilemediği bu nedenle batıl olmadıkları gibi iptal edilebilir olmadıkları anlaşılmakla davanın reddine kadar verildiği, anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği dosya kapsamı ile tespit edilememiş olup bu yöndeki takdir ve değerlendirmenin sayın mahkemeye ait bulunduğu, -Davalı kooperatifin iptale konu edilen her bir genel kurulunda kayıtlı ortak sayısının o dönemdeki kayıtlı ortak sayısına göre değerlendirilmesi gerektiği, zira her bir genel kurul döneminde kooperatife yeni katılan üye olabileceği gibi üyelikten istifa eden veya ihracı kesinleşmiş olan üyeler bulunabileceğinden bu durum her bir genel kuruldaki ortak sayısını değiştirebileceği ve etkileyebileceği, -Davalı ... itiraz dilekçesinde 14.06.2015 tarihli genel kurul öncesinde istifa eden üyeleri de gösterir listeyi dosyaya sunarak 358 üyenin istifa ettiğini, istifa eden bu üye sayılarının değerlendirilmesi gerektiğini beyan etmiş ise de anılan listede yer alan istifa tarihleri incelendiğinde 14.06.2015 tarihli genel kurul toplantısını etkileyecek istifaların 01.01.2014 tarihi ile 14.06.2015 tarihi arasında gerçekleşen istifalar olacağı, zira istifaların ancak yapıldığı tarih ve dönemi ihtiva eden ve her genel kurulda üye sayısı o dönemde kayıtlı üyelerden üzerinden yapılması gerektiğinden, kooperatife yeni alınan üye olabileceği gibi ayrılan üyelerinde bulunacağı dikkate alındığında istifaların etkilediği yıl genel kuruluna göre her seferinde ayrı ayrı üye sayısının tespit ve değerlendirilmesi gerekeceği, -Yönetim kurulu kararlarından ve ortaklar pay defteri kayıtlarından anlaşıldığı üzere kooperatifte a)aidat ödemeli normal üye ile b) sabit peşin bedelli ortak olmak üzere 2 tip üyeliğin bulunduğu, Yine yönetim kurulu kararlarından anlaşıldığı üzere sabit bedelli ortakların 1163 sayılı kanun ve ana sözleşmeye aykırı olarak genel kurul hazirun cetvelinde ortak olarak kaydedilmedikleri, genel kurul toplantılarına çağrılmadıkları hususunun davalı kooperatifin yönetim kurulu kararlarından anlaşıldığı, -Davalı kooperatifin 06.07.2013 tarih 566 sayılı yönetim kurulu kararıyla tespit edildiği üzere “ 1-)Kooperatifimizin genel kurul kararları gereğince bir kısım konut ve bağımsız bölümlerin sabit fiyatla satılması, bir kısmının ise ortak yazılması nedeniyle ... ortaklarının yeniden tespit edilmesi zarureti doğduğuna bu nedenle ... ortaklarının isimlerinin yeniden tesbit edilmesine, 2-)Genel kurul kararı gereğince sabit fiyatla satışı yapılan kişilerden sehven ortak kayıt defterine yazılanlar var ise bunların tamamının iptaline, 3-)Ortaklar kayıt ve pay defterinin yenisinin noterden tasdik ettirilerek aşağıdaki ortakların tekrardan kaydedilmesine bunların dışında bu defterlere isimleri girenler bu isimlerin yeni deftere yazılmamasına bu deftere yeniden kaydedilecek ortak listesinin aşağıdaki gibi olduğuna denmek suretiyle (280 kişinin ... ortağı olduğunu, Yukarıda isimleri yazılı ortakların dışında kooperatiften sabit fiyatla konut satın almış ve halen ödemeleri devam edenlerin ... ortağı olmadıkları, sabit fiyatla satın aldıklarından hazirun cetvelinde ortak olarak yazılmamaları hususunda dikkatli olunmasını yeni oluşturulan pay defteri dışındaki diğer pay defterlerinin yürürlükten kaldırılmasına ve sabit satış defterlerinde kayıtlı tüm isimlerin iptaline bu defterlerin arşive kaldırılmasına ve 10 yıl süre ile saklanmasına şeklinde alınan kararın varlığının, ortaklar pay defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmadığını göstermekte olduğu, - Davalı kooperatifin 10.05.2022 tarihli itiraz dilekçesi ekinde sunduğu üye listelerinin davaya konu genel kurul hazirun cetveli ile karşılaştırmalı incelemesinde davaya konu 14.06.2015 tarihinde yapılan genel kurulda toplam kayıtlı üye sayısı 380 olarak bildirilirken , davalı kooperatifteki 358 üyenin ise 14.06.2015 tarihli genel kurul öncesinde istifa ettiği yönündeki davalı ... beyanının birlikte değerlendirilmesi neticesinde davalı kooperatifte kayıtlı ortak sayısının toplam 380 +358= 738 olduğu sonucuna varıldığı, -Davalı kooperatifin davaya konu genel kurulunun hazirun cetvelinde kayıtlı ortak sayısının 380 olması ve ... ATM nin hükmüne esas 247 adet sabit fiyatlı ortağın hazirun cetvelinde gösterilmemiş olduğu yönündeki tespitin varlığı ve detaylı denetim yapan vergi Müfettişi ...'in mahkemenin tespitine en yakın 30.10.2020 tarihli inceleme raporunda 2015 hesap yılı döneminde kooperatifin ferdileşmesine esas yaptığı işlem tespitine göre 242 adet ferdileşme işleminin yapıldığı dikkate alındığında kooperatife kayıtlı toplam üye sayısının 247 + 380 = 627 kişi olduğu yönündeki 28.04.2022 tarihli bilirkişi EK rapordaki bilirkişi görüşümüzün değişmediği, -Davalı kooperatifin 14.06.2015 tarihli 2014 Hesap Yılı genel kurulunda alınan kararların gerekli kararı etkileyecek miktarda ortağın genel kurula çağrılmamış olması ve bu ortakların katılımıyla karar alınmamış olması karşısında genel kurulda alınan kararların nisap yokluğu nedeniyle (mutlak butlanla batıl )geçersiz bulunacağı yönündeki görüş ve kanaatimizi değiştirecek somut yeni bir veri elde edilemediği belirtilmiştir. Kaldırma sonrası Mahkememizce alınan Konu uzmanı(2), mali(1) bilirkişi heyetinin 18.01.2024 tarihli (rapor sonunda sehven 18.01.2023 yazılmış) 21 sayfadan ibaret 3. ek raporunda özetle; 1-) Davalı kooperatifin genel kurul toplantılarında yaptırılacak konut ile ortak sayısının tespit edilemediği, bu husus 1163 sayılı kanunun 42 maddesine aykırı olduğu gibi bu kapsamda ortak ve konut sayısı üzerindeki denetimin sağlıklı olarak yapılmasının mümkün olmadığı, 2-)Davalı kooperatifin incelenen 10 ve 11 nolu Aktif olduğu belirtilen üye kayıt defterlerinde kayıtlı ortakların hepsinin hala kooperatife üye olduğunun düşünülmesi halinde bile sabit ödemeli ve aidat ödemeli ortak olmak üzere davalı kooperatifte toplamda 383 + 189= 572 kayıtlı üye sayısına defter kaydı gereği ulaşıldığı, 3-) Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ortaklık işlemlerini detaylı şekilde inceleyerek düzenlediği 28.08.2018 tarihli teftiş raporunu toplam 11 adet ortaklar pay defterini inceleyerek düzenlediği; dilekçelerindeki tarihlerin defter ve kayıtlarda yer alan tarihlerle çeliştiğinin tespit edildiği, 4-)Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 28.08.2018 tarihli teftiş denetim raporunda ortaklar defterinde üye aidatı tahsilatları bölümünün boş bırakıldığı, defterlerde yer alan isimlerin üzerlerinin "istifa, yeni deftere geçti, sabit satış defterine geçti, ihraç yazılarak çizildiği, bu defterlerin anasözleşme hükmüne ve usulüne göre tutulmadığının belirtildiği, 5-Davalı kooperatifin 06.07.2013 tarih 566 sayılı yönetim kurulu kararının “Genel kurul kararı gereğince sabit fiyatla satışı yapılan kişilerden sehven ortak kayıt defterine yazılanlar var ise bunların tamamının iptaline, kooperatiften sabit fiyatla konut satın almış ve halen ödemeleri devam edenlerin ... ortağı olmadıkları, sabit fiyatla satın aldıklarından hazirun cetvelinde ortak olarak yazılmamaları hususunda dikkatli olunmasını yeni oluşturulan pay defteri dışındaki diğer pay defterlerinin yürürlükten kaldırılmasına ve sabit satış defterlerinde kayıtlı tüm isimlerin iptaline" şeklinde alındığı dikkate alındığında 14.06.2015 tarihli genel kurul hazirun cetvelinde belirtilen 380 ortak sayısının, gerçekteki sabit fiyatlı veya normal ödemeli olan tüm ortak sayısını vermesini mümkün kılmadığı, 6-Davalı kooperatifin bilirkişi raporuna yönelik itiraz dilekçesinde istifa ettiğini ileri sürdüğü 94 kişinin davaya konu 14.06.2015 tarihli hazirun cetvelinde kayıtlı 380 ortağın içinde kayıtlı olduğu, İSTİFA ETMEDİKLERİNİN tespit edilmesi karşısında istifa dilekçelerinin tek başına ortak sayısını tespit etmekte gerçek bir ölçü olarak kullanılmasının mümkün olmadığı, 7- Davalı ... genel kurullarınca sabit fiyatlı ortak sayısı ile normal ödemeli ortak sayısı olmak üzere toplam üye sayısı ve bağımsız bölüm sayısının tespit edilmemesi, ortaklar pay defteri kayıtlarının kanun ve ana sözleşme hükümlerine uygun şekilde düzenlenmediği bu nedenle defter ve kayıtların ... lehine delil olmayacağı dikkate alındığında davalı kooperatifin 14.06.2015 tarihli 2014 Hesap Yılı genel kurulunda alınan kararların” mutlak butlanla batıl bulunabileceği yönündeki bilirkişi görüşümüzün değişmediği, 8-Bilirkişi heyeti olarak büyük gayret göstermemize rağmen teftiş ve denetleme yetkisine haiz olmayan kurulumuzun, kanun ve ana sözleşmeye aykırı şekilde tutulan ve ... aleyhine delil teşkil eden defter ve kayıtlara dayalı olarak davalı kooperatifteki tüm ortak sayısını sağlıklı parametlerle ölçerek aşar nitelik ve değerlendirerek denetime açık şekilde birebir tespit etmemizin bilirkişilik görevi bulunduğu yönündeki görüş ve kanaati belirtilmiştir. Kaldırma sonrası Mahkememizce alınan Konu uzmanı(1), mali(1) bilirkişi heyetinin 26.03.2025 tarihli 24 sayfadan ibaret raporunda özetle; Huzurdaki davaya konu 14.06.2015 tarihli genel kurulda asıl üye sayısının 254 kişi, sabit fiyatlı üye sayısının 211 kişi, buna göre de 14.06.2015 tarihli genel kurula çağrılması gereken üye sayısı toplamının, sunulan istifa belge asılları kapsamında, istifalar sonrası 500 nolu sermaye hesabında kalan 254 kişi + 236 nolu hesapta kayıtlı sabit fiyatlı üye 211 kişi = 465 kişi olması gerektiği, ... haricindeki davacıların tamamının, ticari defterlerde 236 nolu hesap altındaki sabit fiyatlı üye listesinde kayıtlı oldukları, ...'ın sadece 03.05.2023 tarihli dilekçe ekinde yer alan istifa belge asıllarında (11.09.2013 istifa tarihi) yer aldığı, davacılardan ...'ın ise hem sabit fiyatlı üye listesinde hem de 03.05.2023 tarihli dilekçe ekinde yer alan istifa belge asıllarında (16.12.2009 istifa tarihi) yer aldığı, dava konusu 14/06/2015 tarihli, 2014 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan tüm genel kurul kararlarının KoopK, md. 53 ve TTK md. 445 vd. uyarınca iptal edilmesine yönelik davacıların talebinin kabul edilebilir nitelikte olduğu, zira sabit fiyatla ortaklık statüsü verilen ortakların şirket kayıtlarında ortak hesapları altında gösterilmediği, dolayısıyla hazirun cetvelinde de tam ve uygun olarak belirtilmediği, bu durumun ilgili ortakların genel kurula katılımının da engellenmesi niteliği taşıdığı, ayrıca anılan ortakların genel kurul toplantısına usulüne uygun olarak da çağrıldığının ispatlanamadığı belirtilmiştir. Kaldırma sonrası Mahkememizce alınan Konu uzmanı(1), mali(1) bilirkişi heyetinin 20.08.2025 tarihli 24 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; Yapılan ek inceleme ve değerlendirmeler sonucu, kök raporda yer verilen tespitler aynen muhafaza edilmiş olmakla birlikte, davalı yanın 6. ATM ... E sayılı dosyada verilerek kesinleşen kararındaki üye sayıları ile 22.06.2024 tarihli genel kurul toplantısı ile 14.06.2015 tarihli genel kurul toplantısı arasında kalan süre içerisinde, kooperatife giren ve çıkan üye sayıları da dikkate alınmak sureti ile bir değerlendirme yapılması halinde; Kesinleşen mahkeme kararında, 91 kişinin ortak olarak kabulü halinde kooperatifin gerçek ortak sayısının 374 olarak kabul edildiği anlaşılmakla, 2014-2015 genel kurulları arasında alınan ortak sayısının 13, çıkan ortak sayısının 7 olduğu, bu durumda 14.06.2015 tarihli genel kurula çağırılması gereken ortak sayısının 380 olarak hesaplandığı, buna göre 380 ortak sayısının 4 üne isabet eden yeter sayısı 95 kişi olup, dava konusu genel kurul toplantısına katılan sayısının 128 olması karşısında, toplantı yeter sayısının yine sağlanmış olacağı ancak, dava konusu genel kurul toplantısına çağrılan üye sayısı 283 iken çağrılmamış olan üye sayısının 380-283 =97 üye olacağı dikkate alındığında, bu üyelerin toplantıya katılıp olumsuz oy kullanmaları durumunda, toplantıya çağrılmayan kişilerin alınan kararlardaki toplantı ve oy nisabını etkilemeyeceği değerlendirilmiş olmakla, kesinleşmiş mahkeme kararı kapsamında yapılan değerlendirmenin takdirinin mahkemeye ait olduğu, Kök raporumuzda, davalı ... kayıtları nezdinde yapmış olduğumuz incelemeler neticesinde ulaştığımız aidat ve sabit ödemeli üye sayısı toplamı olan 465 kişinin dikkate alınması halinde (bu tespite yönelik davalı itirazları rapor içerisinde yanıtlanmıştır); 465 ortak sayısının 1/4 üne isabet eden yeter sayısı 116 kişi olup, dava konusu genel kurul toplantısına katılan sayısının 128 olması karşısında, toplantı yeter sayısının yine sağlanmış olacağı ancak, dava konusu genel kurul toplantısına çağrılan üye sayısı 283 iken çağrılmamış olan üye sayısının 465-283 =182 üye olacağı dikkate alındığında, bu üyelerin toplantıya katılıp olumsuz oy kullanmaları durumunda, toplantıda alınan kararlara olumsuz etki edeceği değerlendirilmiş olup, bu itibarla davacı itirazlarının, etki kuralı çerçevesinde yerindeliği hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, Son olarak davalı yanın kök rapora karşı beyan dilekçesinde yer verdiği listede isimleri yer alan, “aidat ödemeli” ve “sabit ödemeli” olarak nitelendirilmiş ortakların statülerinin doğruluğu, rapor içerisinde detaylarına yer verilen nedenlerle davalı ... kayıtları nezdinde tarafımızca tevsik edilememiş olup, heyetimizin kök raporda yer verdiği üye sayısı ile 6. ATM ... sayılı dosyada kesinleşmiş üye sayısının hangisinin dikkate alınacağı, Davacı yanın dava dosyasına sunmuş olduğu, .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas davasında, Davanın kabulüne ve Davalı Kooperatifin 06.05.20218 tarihli Genel Kurulunda alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine ve iptaline karar verildiği görülmekle, dosya içerisinde gerekçeli karara rastlanılmadığından, 6. ATM ... esas sayılı dosyada verilen gerekçeli karar ile mukayese yapılmasının olanaklı olmadığı belirtilmiştir. Feragat: Davacılardan ... 07/09/2015 tarihli dilekçesiyle, ... 22.09.2016 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiğini beyan etmişlerdir. Dava, davalı ...'nin 14.06.2015 tarihli olağan genel kurul kararlarının geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkememizin 19.04.2018 tarih ve 2018/501 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 16.12.2021 tarih ve 2021/1893 E., 2021/1481 K. sayılı ilamı ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. İstinaf kaldırma kararında, ... ortak sayısının tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği belirtilmiş ve dosya yeniden incelenmek üzere mahkememize gönderilmiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantılarında ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır. Bu nisabın hesaplanabilmesi için öncelikle toplam ortak sayısının şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmesi zorunludur. 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu temel ilke, genel kurul kararlarına ilişkin uyuşmazlıklarda şu sonucu doğurur: Genel kurulun usulüne uygun yapıldığını ve alınan kararların geçerli olduğunu ileri süren davalı ..., bu iddiasından lehine hak çıkaracağından ispat yükü altındadır. Somut uyuşmazlıkta davalı kooperatifin ispat etmesi gereken hususlar şunlardır: (i) Dava konusu genel kurul tarihi itibariyle kooperatifin gerçek ortak sayısı, (ii) tüm ortaklara usulüne uygun çağrı yapıldığı, (iii) 1163 sayılı Kanun'un 45/3. maddesi uyarınca ortakların en az 1/4'ünün toplantıda hazır bulunduğu ve (iv) alınan kararlarda mevcudun yarıdan fazlasının olumlu oy kullandığı. Bu hususların tamamı, kooperatifin kendi bünyesinde gerçekleşen, kendi tuttuğu defter ve kayıtlara dayanan, münhasıran kendi hâkimiyet alanında bulunan vakıalardır. Kişilerin ortak olup olmadıkları, ihraç edildikleri ya da istifa ettiklerinin davalı kooperatifçe kanıtlanması gerekir; pay defterlerinin ibraz edilmemesi halinde ispat yükünün davacılara yüklenmesi bozma sebebi oluşturur. Davacıların, davalının sunduğu listelerin dışında kalan ortakları tespit etmesi, çağrılmayan ortakları bulup davaya dahil etmesi veya kendi iddia ettikleri ortak sayısını ispatlaması gerekmez. Ortak sayısına ilişkin belirsizlik davalının kendi kayıt düzeninden kaynaklandığından, bu belirsizliğin sonuçlarına davacılar değil davalı katlanır. Genel kurul kararlarının geçersizliği; yokluk, butlan ve iptal edilebilirlik olmak üzere üç farklı yaptırıma tabi olabilir. Toplantı nisabının bulunmaması yokluk yaptırımına tabidir. Zira toplantı yeter sayısı yoksa ortada ne geçerli bir genel kurul toplantısı ne de karar vardır. Genel kurul kararının kurucu unsurları "genel kurul" ve "karar" olup, toplantı ve karar nisaplarına riayet edilmeksizin alınan kararlar, kurucu-şekli emredici hükümlere aykırılık nedeniyle yoklukla maluldür. Yokluğun tespiti davasında 1163 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki bir aylık hak düşürücü süre uygulanmaz, karara muhalefet şerhi yazdırılmış olması aranmaz, hukuki yararı bulunan herkes bu davayı açabilir ve mahkeme kararı yenilik doğurucu değil açıklayıcı niteliktedir. Dava konusu genel kurul tarihindeki ortak sayısına ilişkin taraflar arasında esaslı bir ihtilaf bulunmaktadır. Davacılar ortak sayısının 928 kişi olduğunu ileri sürerken, davalı ... bu sayının 380 kişi olduğunu savunmaktadır. Davalı, ortak sayısını şu formülle hesaplamaktadır: .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.05.2014 tarihi itibariyle tespit ettiği 374 ortağa, bu tarihten sonra ortak olan 13 kişi eklenmiş, istifa eden 7 kişi çıkarılmış ve 380 rakamına ulaşılmıştır. Davalı ayrıca, genel kurul kararıyla belirlenen kayıtlı ortak sayısının 283 kişi olduğunu, 14.06.2015 tarihli genel kurula 168 kişinin katıldığını, kararların 163 kabul oyuyla alındığını ve nisabın sağlandığını (168/283) ileri sürmüştür. İstinaf kaldırma kararı doğrultusunda, ortak sayısının tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi amacıyla ve yukarıda açıklanan ispat yükü kuralları çerçevesinde davalıya ispat imkânı tanınması için mahkememizce iki ara karar tesis edilmiştir. Mahkememizce benimsenen metodolojik çerçeve şöyledir: Dava konusu 14.06.2015 tarihli genel kurul, 22.05.2014 tarihli genel kurulun devamı niteliğindedir. Davalı tarafın dayandığı .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E., ...K. sayılı kesinleşmiş kararında 22.05.2014 tarihi itibariyle ortak sayısının 374 olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle, dava konusu genel kurul tarihindeki ortak sayısının belirlenmesi için 374 sayısının başlangıç noktası olarak kabul edilmesi ve 22.05.2014 ile 14.06.2015 tarihleri arasındaki değişikliklerin izlenmesi yöntemi benimsenmiştir. Ancak bu yöntemin uygulanabilmesi için -Davalı Kooperatifin defter ve kayıtlarındaki tutarsızlıklar nedeniyle- öncelikle 374 ortağın kim olduğunun bilinmesi zorunludur. Ara kararda, davalı kooperatifin 11 ayrı üye kayıt defteri tutmasından kaynaklanan zorluklar da tespit edilmiştir: Her defterdeki kayıtların hangi tarih aralığında yapıldığının belirsizliği, defterlerdeki düzeltme ve iptal işaretlerinin anlamının ve dayanak belgelerinin belirsizliği, ortaklık sona erme işlemlerinde yönetim kurulu kararı bulunup bulunmadığı, aynı isim ve soyisme sahip farklı ortakların ayırt edilmesi, aynı kişinin birden fazla pay için birden fazla ortaklığının bulunup bulunmadığı ve daha önce ayrılmış ortakların yeniden ortak olup olmadığı. Bu çerçevede davalı tarafa 2 aylık kesin süre verilerek, dayandığı karar defterlerinin, üye özlük dosyalarının, yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin, ferdileşme kararları ile devir, ihraç ve istifa belgelerinin birbiriyle ilişkilendirilmiş şekilde açıklanması ve 22.05.2014 tarihi itibariyle ortakların pay sayısı ile birlikte liste halinde sunulması istenmiştir. Ara kararda özellikle vurgulanan husus, salt belge sunulmasının yeterli olmayacağı, belgelerin birbiriyle ilişkilendirilerek varsayımsal çıkarıma değil somut tespite dayanan bir açıklama yapılması gerektiğidir. 07.03.2024 tarihli ara karara verilen yanıtın yetersizliği ve bilirkişi ön raporundaki tespitler doğrultusunda, ortak sayısının muhasebe kayıtlarından da doğrulanması amacıyla ikinci bir ara karar tesis edilmiştir. Bu ara kararın temel mantığı şudur: Kooperatiflerde her ortağın sermaye payı bulunmakta olup, bu paylar muhasebe kayıtlarında 500 nolu Sermaye hesabında izlenmektedir. Dolayısıyla 500 nolu hesapta kayıtlı kişi sayısı ile ortak sayısının örtüşmesi gerekmektedir. Bu yöntem, üye kayıt defterlerinden bağımsız bir çapraz kontrol imkânı sağlamaktadır. Ara kararda, ortak sayısının zaman içindeki değişiminin izlenebilmesi için belirli tarihler referans alınmıştır: 31.12.2013 (önceki yargılamalarda kullanılan referans dönemi), 22.05.2014 (.... Asliye Ticaret Mahkemesi kararında 374 ortak tespit edilen tarih), 31.12.2014, 14.06.2015 (dava konusu genel kurul tarihi) ve 31.12.2015. Bu çerçevede davalı tarafa 1 aylık süre verilerek ... ana sözleşmesinin, belirtilen tarihlere ait detay mizanların, 2014 ve 2015 yıllarına ait ilgili hesaplara ilişkin muavin ekstrelerin, yevmiye ve kebir defterlerinin ve kapanış fişlerinin sunulması istenmiştir. Ayrıca, bilirkişi heyetinin ön raporunda dijital kayıtların SMMM mührü içermemesi nedeniyle doğrulanamadığının belirtilmesi üzerine, kooperatifin muhasebe işlemlerinden sorumlu SMMM'nin kimlik ve iletişim bilgilerinin bildirilmesi de talep edilmiştir. Davalı, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E., 2020/607 K. sayılı kesinleşmiş kararına dayanarak 374 ortak sayısının kesin hüküm teşkil ettiğini, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 374 kişiyi kabul ettiğini ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2022 tarihinde kararı onadığını ileri sürmüştür. Anılan kararın kesinleşmiş olduğu tartışmasızdır. Ancak kesinleşmiş bir kararın doğruluğu ile iş bu davada bağlayıcılığı farklı hukuki kavramlardır. 6100 sayılı HMK'nın 303. maddesi uyarınca kesin hüküm, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanılarak ve aynı konuda açılan davalarda geçerlidir. İş bu dava 14.06.2015 tarihli genel kurula ilişkin olup, anılan mahkeme kararı 22.05.2014 tarihli genel kurula ilişkindir. Dönemler ve dava konuları farklı olduğundan, kesin hükmün sübjektif ve objektif sınırları aşılmaktadır; kesin hüküm itirazı yerinde değildir. Mahkememiz, 374 sayısını kesin hüküm olarak değil, kesin delil, bir başlangıç noktası olarak dikkate almış ve bu sayıdan hareketle 14.06.2015 tarihindeki ortak sayısına ulaşmayı denemiştir. Bu yaklaşım, kesin delil ile somut uyuşmazlığın çözümü arasında denge kurmaktadır. Sorun, aşağıda açıklanacağı üzere, 374 ortağın ismen bilinmemesi -Davalı Kooperatifin defter ve kayıtlarının tutarsızlığı, denetlenememesi- nedeniyle bu başlangıç noktasından ilerlenememesidir. Davalı, davacılar tarafından açılan yargılamanın iadesi davasının (2024/344 E.) reddedilmiş olmasını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi kararının bağlayıcılığına delil olarak ileri sürmüştür. Ancak yargılamanın iadesi davasının reddi, anılan kararın iş bu dava bakımından bağlayıcı olduğunu göstermez; yalnızca HMK'nın 374. ve devamı maddelerinde öngörülen yargılamanın iadesi şartlarının oluşmadığını ortaya koyar. Mahkememizin 19.09.2024 tarihli ara kararı ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nden, 374 ortağın ismen ve ortak numaralarıyla dökümünün yapılıp yapılmadığı sorulmuştur. Anılan mahkemenin 10.10.2024 tarihli cevabi yazısında "Dosya incelemesinde mahkememizce ortak olanların ismen ve ortak numaralarıyla döküm işleminin yapılmadığı tespit edilmiştir" ifadesine yer verilmiştir. Bu durum kritik bir sonuç doğurmaktadır: 374 kişinin kim olduğu bilinmediğinden, davalının formülü doğrulanabilir değildir. Başlangıç noktasındaki 374 kişiden hangileri ayrıldı, hangilerinin yerine kimler girdi bilinememektedir. Dolayısıyla davalının dayandığı başlangıç noktası belirsizdir. Davalı kooperatifin 11 ayrı üye kayıt defteri bulunmaktadır. Emanetteki üye kayıt defterlerinin mahkememizce incelenmesinde, bu üye kayıt defterlerin bir kısmında -onaylı defter tutmanın [düzeltmelerin dahi anlaşılır şekilde üstü çizilerek yapılması ...] usulüne aykırı olarak- bilgisayar çıktıları defter sayfalarına yapıştırılmış olup, yapıştırılan sayfaların altında başka kayıt bulunup bulunmadığı tespit edilememektedir. Bu durum, defterlerdeki kayıtların güvenilirliğini ve bütünlüğünü şüpheli kılmaktadır. Davalı taraf, 07.03.2024 tarihli ara karara yanıt olarak sunduğu dilekçede 11 adet üye kayıt defterinin listesini, noter bilgilerini ve sayfa sayılarını belirtmiştir. Ayrıca defterlerdeki kayıt sistemine ilişkin genel açıklamalar yapılmış; etaplı teslimler nedeniyle yeni defterler açıldığı, bakanlık değişikliği nedeniyle kayıtların yeni defterlere nakledildiği, eski defterlerdeki kayıtların üzerine kırmızı kalemle "YENİ DEFTERE GEÇİLDİ", "İSTİFA", "İHRAÇ" gibi ibareler yazıldığı ifade edilmiştir. Ancak davalı, ara kararda istenen gereklerin hiçbirini sistematik şekilde yerine getirmemiştir: 11 defterin birbiriyle ilişkisi gösterilmemiş, her defterdeki kayıtların tarih aralıkları spesifik olarak belirtilmemiş, hangi ortağın hangi defterden hangi deftere aktarıldığı ve aktarımların tarih ile yönetim kurulu karar numaraları açıklanmamış, "kırmızı kalemle yazıldı" şeklinde genel ifadeler kullanılıp bu notasyonların dayanak belgeleri tek tek sunulmamış, ortaklık sona erme işlemlerinin tamamı için yönetim kurulu kararları ibraz edilmemiş ve aynı isim-soyisim sorunu ile birden fazla pay ile ortaklık durumu sistematik şekilde açıklanmamıştır. Davalı fiziki defterlerin yerine dijital kayıtları USB bellek içerisinde sunmuş olup, kayıtların başında "KAYITLARIN TAMAMI BİLGİSAYAR ARŞİVİNDEN KOPYALANMIŞTIR VE ASLININ AYNISIDIR" ibaresi yer almaktadır; taraflar arasında dijital kayıtların fiziki defterlerden farklı olduğuna dair bir iddia da ileri sürülmemiştir. Dolayısıyla bilirkişi heyeti bu dijital kayıtları incelemiş olup, defterlerin fiziken başka kurumda bulunması inceleme imkânını ortadan kaldırmamıştır. İnceleme sonucunda tespit edilen sorunlar — izlenebilirlik eksikliği, alt kırılım yokluğu, karışık kayıt — defterlerin konumundan değil, kayıt düzeninin kendisinden kaynaklanmaktadır. Defterlerin başka kurumlara gönderilmesine yol açan olaylar ne olursa olsun, kayıt düzeninin şeffaf ve izlenebilir tutulması kooperatifin kendi yasal yükümlülüğüdür; bu yükümlülüğün ihlalinden doğan sonuçlara üçüncü kişilerin şikayetleri değil, kooperatifin kendisi katlanır. 07.03.2024 tarihli ara kararda, salt belge sunulmasının yeterli olmayacağı, belgelerin birbiriyle ilişkilendirilerek varsayımsal çıkarıma değil somut tespite dayanan bir açıklama yapılması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. "Delillerin birbiri ile ilişkilendirilmesi" ifadesinden anlaşılması gereken, bir ortaklık işleminin (kabul, istifa, ihraç, devir) gerçekliğinin ve geçerliliğinin, birbirini destekleyen farklı kaynaklardan doğrulanabilmesidir: Üye kayıt defteri kaydı, yönetim kurulu kararı, başvuru/istifa/devir dilekçesi, yevmiye kaydı ve özlük dosyası birbirleriyle örtüşmelidir. Bu ilişkilendirme sayesinde bir ortaklık işleminin gerçekten yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa hangi tarihte ve hangi hukuki sebeple yapıldığı ve işlemin tüm kayıt sistemlerine tutarlı şekilde yansıyıp yansımadığı somut olarak tespit edilebilir. Bu standart, hangi yöntemle ortak sayısı belirlenmeye çalışılırsa çalışılsın geçerlidir. Davalı, ara kararda istenen ilişkilendirmeyi yapmak yerine farklı bir yaklaşım benimsemiştir: Sonuç rakamları vermekle yetinmiş ("374 + 13 - 7 = 380" formülü sunulmuş ancak bileşenler için kaynak belgeler arasında sistematik bağlantı kurulmamıştır), .... Asliye Ticaret Mahkemesi kararına genel atıf yapmış (ancak bu karar 374 ortağın kim olduğunu göstermemektedir), defterlerdeki kayıt sistemine ilişkin genel açıklamalar sunmuş (ancak notasyonların dayanak belgeleri tek tek sunulmamıştır) ve dilekçe ekinde sistematik bir döküm değil seçilmiş örnek belgeler sunmuştur. Davalı, 22.05.2014 tarihinden sonra ortak olan 13 kişi ve aynı tarihten sonra ayrılan 7 kişi için kısmi belgeler sunmuştur. Ancak bu kısmi belgelendirme iki nedenle yetersizdir: Birincisi, başlangıç noktasındaki 374 kişi ismen bilinmediğinden, bu 7 kişinin gerçekten 374 kişi içinde olup olmadığı doğrulanamamaktadır. İkincisi ve daha önemlisi, 374 kişinin bilinmemesi nedeniyle kuruluştan itibaren inceleme yöntemine başvurulması zorunlu hale gelmiştir; bu yöntemde ise sadece ara dönem değişiklikleri değil, kooperatifin kuruluşundan itibaren tüm üyelik işlemlerinin ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Dava konusu 14.06.2015 tarihli genel kurul itibariyle ortak sayısının belirlenmesi için üç olası yöntem bulunmaktadır: Birinci yöntem, .... Asliye Ticaret Mahkemesi kararında tespit edilen 374 ortağın ismen bilinmesi halinde, bu sayı üzerinden 22.05.2014 ile 14.06.2015 tarihleri arasındaki değişikliklerin izlenmesidir. Ancak bu yöntem, yukarıda e açıklandığı üzere, 374 ortağın ismen tespit edilmemiş olması nedeniyle uygulanamamıştır. İkinci yöntem, 374 ortağın ismen bilinememesi halinde, 22.05.2014 tarihinden sonraki ara dönem hareketlerinin kooperatifin ticari defterleri ve üye kayıt defterleri üzerinden takip edilmesidir. Ancak bu yöntem de uygulanamamıştır; zira 22.05.2014 tarihinden öncesi ve sonrası üyelerin ayrıştırılamaması, 6. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında ismen belirlenmeyen 91 sabit ödemeli ve 2014 genel kuruluna çağrılmayan kişilerin kim olduğunun davalı tarafından ispatlanamaması, 11 ayrı üye kayıt defterinin birbiriyle ilişkilendirilememesi ve muhasebe kayıtlarında aidat ödemeli ve sabit ödemeli ortakların karışık tutulması bu yöntemi de uygulanamaz kılmıştır. Üçüncü ve zorunlu olarak geriye kalan yöntem, kooperatifin kuruluşundan 14.06.2015 tarihine kadar gerçekleşen tüm üyelik işlemlerinin baştan itibaren incelenmesidir. Bu yöntem, kooperatifin kuruluşundan itibaren tüm üye kabullerinin tespitini, kuruluştan dava konusu genel kurul tarihine kadar gerçekleşen tüm istifa, ihraç ve devir işlemlerinin tespitini, bu işlemlerin birbiriyle ilişkilendirilerek dayanakları ile birlikte kronolojik olarak takip edilmesini ve sonuç olarak 14.06.2015 tarihi itibariyle kimin ortak olduğunun kesin olarak belirlenmesini gerektirmektedir. Ancak bu üçüncü yöntem de uygulanabilir durumda değildir. Şöyle ki: Davalı kooperatifin tuttuğu 11 ayrı üye kayıt defterinin bir kısmında bilgisayar çıktıları defter sayfalarına yapıştırılmış olup, yapıştırılan sayfaların altında başka kayıt bulunup bulunmadığı tespit edilememektedir; bu durum, kuruluştan itibaren yapılacak bir incelemenin güvenilir sonuç vermesini engellemektedir. Defterlerdeki düzeltme ve iptal işaretlerinin ne anlama geldiği, bu işaretlerin dayanak belgelerinin neler olduğu sistematik şekilde açıklanmamış ve dayanak belgeler sunulmamıştır. Ortaklık sona erme işlemlerinin tamamı için yönetim kurulu kararları ibraz edilmemiştir; bu eksiklik, hangi ortaklıkların ne zaman ve hangi hukuki sebeple sona erdiğinin tespitini imkânsız kılmaktadır. Aynı isim ve soyisme sahip farklı ortakların ayırt edilmesi, aynı kişinin birden fazla pay için birden fazla ortaklığının bulunup bulunmadığı ve daha önce ayrılmış ortakların yeniden ortak olup olmadığı hususları açıklığa kavuşturulamamıştır. Son olarak, davalı ... yönetiminin 28.03.2024 tarihli kararıyla 2013 ve öncesine ait muhasebe kayıtları ile istifa eden ortakların özlük dosyalarının imhasına karar verilmiş olması, kuruluştan itibaren yapılacak bir incelemeyi fiilen imkânsız hale getirmiştir. Sonuç olarak, dava konusu genel kurul tarihindeki ortak sayısının belirlenmesi için başvurulabilecek üç yöntemin tamamı, davalı kooperatifin kendi kayıt düzenindeki yetersizlikler ve kendi eylemleri nedeniyle uygulanamamaktadır. Bilirkişi heyeti, ... muhasebesinde ortak takibinin nasıl yapıldığını incelemiştir. Kooperatiflerde ortaklar genellikle sermaye hesabında izlenmekte olup, davalı kooperatifin tercihine göre aidat ödemeli (klasik) ortaklar 500 nolu Sermaye hesabında, sabit fiyatla bağımsız bölüm satışı yapılan ortaklar ise 236 nolu Diğer Çeşitli Alacaklar hesabında takip edilmiştir. Bilirkişi heyeti, davalı kooperatifin ticari defter kayıtları üzerinde yaptığı incelemede, 500 nolu Sermaye hesabında istifalar düşüldükten sonra 254 kişi, 236 nolu Diğer Çeşitli Alacaklar hesabında 211 kişi olmak üzere toplam 465 kişinin 14.06.2015 tarihli genel kurula çağrılması gerektiğini belirlemiştir. Davalı, ortak sayısının 380 kişi olduğunu savunmuş ve aradaki 85 kişilik farkı açıklamak için bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde şu beyanda bulunmuştur: "Bu duruma göre sabit ödemeli ortaklar ile aidat ödemeli ortaklardan alacakların tamamı karışık olarak hem 121 ALACAK SENETLERİ, hem de 236 ÇEŞİTLİ ALACAKLAR muhasebe kaleminde takip edilmiştir." ve "2015 yılı itibari ile aidat ödemeli ortaklar ile sabit ödemeli ortakların tamamının kooperatife olan borçları karışık olarak hem 236 DİĞER ÇEŞİTLİ ALACAKLAR hesabında hem de 121 ALACAK SENETLERİ hesabında takip edilmiştir. 236 çeşitli alacaklar hesabının büyük çoğunluğu aidat ödemeli ortaklardır." Bu beyanlar, hukuki niteliği itibariyle bir ikrar mahiyetindedir. Davalı, farklı hukuki statüdeki ortakların (aidat ödemeli ve sabit ödemeli) aynı hesaplarda karışık olarak tutulduğunu, 236 nolu hesapta hem aidat ödemeli hem sabit ödemeli ortakların birlikte izlendiğini ve bu iki grup arasında ayrıştırma yapılmadığını açıkça kabul etmektedir. Davalı, önceki dilekçelerinde "kooperatifin tüm kayıt ve defterleri usulüne uygun tutulmuştur" derken, 11.04.2025 tarihli dilekçesinde muhasebe kayıtlarının "karışık" tutulduğunu kabul etmiştir. Bu çelişki, davalının kendi savunmasının tutarsızlığını ortaya koymaktadır. Bilirkişi heyeti, ek raporunda davalının itirazına ilişkin şu değerlendirmede bulunmuştur: "Davalı ... kayıtlarında hem aidat ödemeli ortaklardan hem de sabit ödemeli ortaklardan alacaklar aynı hesap içerisinde takip edilmiş olup, alt kırılımlarını tutmayarak tek hesap içerisinde aidat ödemeli ve sabit ödemeli ortakların ayrıştırılması imkânı sağlanmamıştır. Bu durum, hesaplar nezdinde izlenebilirlik kabiliyetinin bulunmadığı anlamına gelmektedir." Bilirkişi heyeti bu tespitini somut bir yevmiye kaydıyla da desteklemiştir. Davalı kooperatifin 2014 yılı yevmiye defterindeki 605 nolu kayıtta, 236 nolu hesapta borçlandırılan "..." isimli kişinin ortaklık statüsünün (aidat ödemeli mi, sabit ödemeli mi olduğunun) tespit edilmesinin mümkün olmadığı görülmüştür. İlgili yevmiye kaydının açıklamasında "ortaklardan ve sabit satın alanlardan tahsilat, sabit satış yapılması..." ibaresi yer almakta olup, hangi ismin hangi sıfatla ödeme yaptığı veya borçlandırıldığı kayıtlardan belirlenememektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64. ve devamı maddeleri uyarınca tacirler, ticari defterlerini şeffaf, denetlenebilir ve izlenebilir şekilde tutmakla yükümlüdür. Kooperatifler Kanunu'nun 89. maddesi de bu yükümlülüğü kooperatifler için teyit etmektedir. Davalı ..., farklı hukuki statüdeki ortakları aynı hesaplarda ve alt kırılım oluşturmaksızın takip etmiştir; davalı vekilinin bizzat kabul ettiği üzere hesaplar "karışık" tutulmuştur. Bu durum, muhasebe kayıtlarının izlenebilirlik ilkesine aykırı tutulduğunu göstermektedir. Davalı, .... Asliye Ticaret Mahkemesi kararında 22.05.2014 tarihli genel kurula çağrılmadığı tespit edilen 91 sabit ödemeli ortağın, 14.06.2015 tarihli genel kurula çağrıldığını iddia etmiştir. Bu iddia üç nedenle ispatlanmış sayılamaz: Birincisi, 2014 genel kuruluna çağrılmayan 91 kişinin isim listesi davalı tarafından sunulmamıştır. .... Asliye Ticaret Mahkemesi kararında bu 91 kişinin kim olduğu ismen belirlenmediği gibi, mahkememizin cevabi müzekkeresine verilen yanıtta da ismen döküm yapılmadığı teyit edilmiştir. 91 kişi ismen bilinmediğine göre, 2015 genel kuruluna çağrıldığı iddia edilen kişilerin gerçekten aynı 91 kişi olduğunun doğrulanması mümkün değildir. İkincisi, davalı vekilinin bizzat ikrar ettiği üzere muhasebe kayıtlarında aidat ödemeli ve sabit ödemeli ortaklar "karışık" tutulduğundan, sabit ödemeli 91 kişinin muhasebe kayıtlarından ayrıştırılarak tespit edilmesi de mümkün bulunmamaktadır. Üçüncüsü, davalı her ne kadar genel kurula çağrı belgelerini sunmuş ise de, sunulan çağrı belgelerindeki kişilerin 2014 genel kuruluna çağrılmayan 91 kişiyle aynı kişiler olduğu ortaya konulamamıştır. Çağrı belgelerinin varlığı tek başına bu örtüşmeyi ispat etmez; zira 91 kişi ismen bilinmediğinden karşılaştırma yapılması imkânsızdır. Bu nedenle davalının 91 kişiye ilişkin itirazı ispatsız kalmıştır. Bilirkişi heyetinin ek raporunda sunulan yevmiye kaydı örneğinde (605 nolu kayıt) görüldüğü üzere, 121 hesapta senet karşılığı borçlandırılan kişilerin ortaklık statüsü (aidat ödemeli mi, sabit ödemeli mi) kayıtlardan tespit edilememektedir. Davalı vekilinin bizzat ikrar ettiği üzere, "aidat ödemeli ortaklar ile sabit ödemeli ortakların tamamının kooperatife olan borçları karışık olarak hem 236 DİĞER ÇEŞİTLİ ALACAKLAR hesabında hem de 121 ALACAK SENETLERİ hesabında takip edilmiştir." Bu ikrar, 121 hesabın ayrıca incelenmesinin de somut bir sonuç vermeyeceğini, zira aynı karışıklığın bu hesapta da mevcut olduğunu ortaya koymaktadır. Davalının kendi kayıt düzenindeki bu yetersizlikten kaynaklanan belirsizliğin sonuçlarına davacılar değil davalı katlanır. Davalı, 10.05.2022 ve 10.07.2024 tarihli dilekçeleri ile 283 kişilik çağrılan ortak listesi, 91 kişilik çağrılmayan ortak listesi, 13 kişilik yeni ortak listesi, 7 kişilik ayrılan ortak listesi, 380 kişilik 2015 genel kurulu çağrı listesi ve 358 kişilik istifa listesini sunmuş; davacıların bu listelerin aksini ispat edemediğini ileri sürmüştür. Bu iddia aşağıdaki gerekçelerle kabul edilmemiştir: (a) İspat yükünün yanlış anlaşılması: Davalının "davacılar bu listelerin aksini ispat etmedi" ve "358 kişilik istifa listesindeki kişilerin hiçbiri itiraz etmedi" şeklindeki argümanları, ispat yükü kurallarının tersine çevrilmesi anlamına gelmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, genel kurulun usulüne uygun yapıldığını ispat yükü davalı kooperatife aittir. Davacıların, davalının sunduğu listelerin aksini ispat etmesi gerekmez; davalının, sunduğu listelerin doğruluğunu ... kayıtlarıyla ilişkilendirerek ispat etmesi gerekmektedir. Listede yer alan kişilerin yargılamaya katılmaması veya sessiz kalması, davalının ispat yükünü ortadan kaldırmaz; üçüncü kişilerin sessizliğinden hukuki sonuç çıkarılması medeni usul hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmaz. (b) Listelerin kaynaklarıyla ilişkilendirilememesi: Davalı, 11 ayrı üye kayıt defterinden bu listeleri nasıl çıkardığını, hangi defterdeki hangi kaydın hangi listedeki isme tekabül ettiğini gösterememiştir. Bu ilişkilendirme, mahkememizin 07.03.2024 tarihli ara kararında açıkça istenmiş olmasına rağmen yapılmamıştır. (c) Başlangıç noktasının belirsizliği: Davalının formülünde yer alan 283+91=374 sayısı, .... Asliye Ticaret Mahkemesi kararındaki tespite dayanmaktadır. Ancak yukarıda açıklandığı üzere, anılan mahkeme kararında 374 ortağın ismen dökümü yapılmamıştır. Bu nedenle, davalının sunduğu 283 kişilik ve 91 kişilik listelerin gerçekten 374 ortağı temsil edip etmediği doğrulanamamaktadır. (d) Ticari defterlerle örtüşmemesi: Bilirkişi heyeti, davalının sunduğu listeleri kooperatifin ticari defterleri ile karşılaştırmış ve ek raporunda "davalı yanın vekilinin yapmış olduğu izahatlar, davalı ... kayıtları ile doğrulanamamaktadır" tespitinde bulunmuştur. Bilirkişi heyetinin ticari defterler üzerinden yaptığı incelemede 465 kişi tespit edilmiş olup, davalının sunduğu 380 kişilik liste ile arasında 85 kişilik fark bulunmaktadır. Davalı bu farkı, kendi ikrar ettiği "karışık" muhasebe kayıtları dışında bir gerekçeyle açıklayamamıştır. Sonuç olarak, bir listenin sunulmuş olması, bu listenin doğruluğunu ispat etmez. Mahkememizin ara kararında istenen, salt liste sunulması değil, bu listenin üye kayıt defterleri, yönetim kurulu kararları ve muhasebe kayıtları ile ilişkilendirilerek doğrulanmasıdır. Davalı bu ilişkilendirmeyi yapamadığından, sunulan listeler ispat vasıtası olarak kabul edilmemiştir. Davalı, bilirkişi heyetinin matematik hatası yaptığını ve 465-380=85 olması gerekirken farklı rakamların kullanıldığını ileri sürmüştür. Bu itiraz şöyle değerlendirilmiştir: Bilirkişi heyetinin 465 ortak sayısına ulaşma yöntemi açık ve tutarlıdır; 500 nolu sermaye hesabında 254 kişi ve 236 nolu hesapta 211 kişi olmak üzere toplam 465 kişi tespit edilmiştir. Davalının itiraz ettiği "182" rakamına gelince, bilirkişi bu hesaplamayı yaparken sehven dava konusu 14.06.2015 tarihli genel kurul için geçerli olan sayıyı değil, önceki dönem genel kurulu için geçerli sayıyı hesaplamada kullanmıştır. Bu durum bir maddi hata niteliğinde olup, dava konusu genel kurul bakımından sonuca etkili değildir. Esasen, toplantı ve karar yeter sayısının hesaplanabilmesi için öncelikle davalının dava konusu genel kurul tarihi itibariyle kooperatifin gerçek ortak sayısını ispat etmesi gerekmektedir. Davalı bu ispat yükünü yerine getirmediğinden, nisap hesaplamasının yapılabilmesi zaten mümkün değildir. Bu nedenle bilirkişinin önceki döneme ilişkin hesaplamasındaki hata, davanın sonucunu etkilememektedir. Davalı, bilirkişi heyetinin 2012 genel kurul verilerini 2015 genel kuruluna uyguladığını ileri sürmüştür. Bilirkişi heyetinin ticari defterler üzerinden yaptığı incelemede 500 nolu Sermaye hesabı ve 236 nolu Diğer Çeşitli Alacaklar hesabındaki kişi tespiti, dava konusu 14.06.2015 tarihli genel kurul öncesinde bu hesaplardaki ortak hareketlerinin incelenmesine dayanmaktadır. Bilirkişi heyetinin önceki dönem genel kuruluna ilişkin olarak kullandığı bazı veriler, yukarıda açıklandığı üzere maddi hata niteliğinde olup, dava konusu genel kurul itibariyle tespit edilen 465 kişi sayısının hesaplanma yöntemini etkilememektedir. Davalı, bilirkişi heyetinin isim isim tespit yapamadığını ileri sürmüştür. Bu itiraz, davalının kendi aleyhine bir argümandır. İsim isim tespitin yapılamaması, kooperatifin kayıt düzenindeki yetersizlikten — aidat ödemeli ve sabit ödemeli ortakların ayrıştırılmamasından, alt kırılım tutulmamasından ve defterlerin birbiriyle ilişkilendirilememesinden — kaynaklanmaktadır. Bilirkişi heyeti, mevcut kayıtlardan tespit edebildiği kadarıyla 465 kişiye ulaşmış olup, kayıtların karışık tutulması nedeniyle bu tespiti daha ileri götürmesi mümkün olamamıştır. Bu imkânsızlığın sorumluluğu, kayıt düzenini oluşturan ve sürdüren davalı kooperatife aittir. Dosyaya sunulan 28.03.2024 tarih ve 938 sayılı yönetim kurulu kararından; ... yönetiminin, mahkememizin 07.03.2024 tarihli ara kararından yalnızca 21 gün sonra ve ara kararda verilen 2 aylık kesin süre dolmadan, 2013 ve öncesine ait muhasebe kayıtları ile istifa eden ortakların özlük dosyalarının imha edilmesine karar verdiği görülmüştür. Bu karar, ara kararda istenen 31.12.2013 mizanının sunulamamasının doğrudan sebebidir ve davalının kendi iradesiyle belge ibrazını imkânsız kılan bir eylemdir. Bir dava ile ilgili bulunan defterlerin ve kayıtların, mahkememizin 07.03.2024 tarihli 31.12.2013 tarihli mizan dahil olmak üzere belge sunulmasına ilişkin ara kararına rağmen kesin süre dolmadan belge imha edilmesi, ispat yükü davalıda olan somut durumda davalının kendi kastıdır. Davalı, 380 ortağın tamamının genel kurula çağrıldığını, çağrılmadığı tartışmalı olan tek kişinin ... olduğunu ve Yargıtay'ın yerleşik içtihadı gereği bir kişinin nisabı etkilemeyeceğini savunmuştur. Bu savunma birden fazla nedenle yerinde değildir: Birincisi, bu argüman 380 ortak sayısının doğru olduğu ön kabulüne dayanmaktadır. Oysa yukarıda açıklandığı üzere, 380 sayısı davalının kendi ticari defterleri ve muhasebe kayıtlarıyla doğrulanamamıştır. Bilirkişi heyeti, ticari defterler üzerinden 465 kişinin genel kurula çağrılması gerektiğini tespit etmiştir. Aralarındaki 85 kişilik fark, meselenin "tek kişi" meselesi olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. İkincisi, Yargıtay'ın "çağrılmayan kişilerin toplantıda alınan kararları etkileyebilecek sayıda olmaları" kuralı, çağrılmayan ortak sayısının kesin olarak bilindiği durumlarda uygulanabilir. Somut olayda gerçek ortak sayısı belirlenemediğinden, çağrılmayan kişi sayısı da belirlenememektedir; dolayısıyla bu kural uygulanacak zemin bulamamaktadır. Sonuç olarak, davanın çözümü tek bir ortağın durumuna indirgenemez. Uyuşmazlık, kooperatifin 14.06.2015 tarihi itibariyle gerçek ortak sayısının tespitine ilişkin olup, davalı bu ispat yükünü yerine getirememiştir. Davacılardan ..., ..., ... ve ..., yargılama sırasında davadan feragat ettiklerini bildirmişlerdir. Davacı ..., davasını geri aldığını beyan etmiş; davalı vekili de bu geri almayı kabul ettiğini bildirmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 123. maddesi uyarınca, davalının açık rızası olmaksızın dava geri alınamaz. Somut olayda davalı taraf geri almayı kabul ettiğinden, davacı ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Davalı, davacılardan ...'ın 02.11.2020, ...'ın 28.06.2022 ve Bekir Balcı'nın 02.07.2024 tarihlerinde ihraç kararlarının kesinleştiğini ileri sürerek bu davacıların taraf sıfatını yitirdiğini savunmuştur. Genel kurul kararlarının geçersizliğinin tespiti davalarında aktif husumet ehliyeti, ortaklık sıfatının devamına bağlıdır. Ancak somut olayda, dava konusu 14.06.2015 tarihli genel kurul itibariyle kooperatifin gerçek ortak sayısı — ve dolayısıyla kimin ortak olup kimin olmadığı (sona erdiği) — davalı ... tarafından tereddüte yer vermeyecek şekilde ispatlanamamıştır. Yukarıda IV. bölümde detaylı olarak açıklandığı üzere, kooperatifin üye kayıt defterleri birbiriyle ilişkilendirilememiş, muhasebe kayıtları izlenebilirlik ilkesine aykırı şekilde tutulmuş ve ortaklık işlemlerinin dayanakları sistematik olarak belgelendirilememiştir. Bu belirsizlik ortamında, anılan davacıların genel kurul tarihi itibariyle ortaklıklarının sona erdiği kesin olarak tespit edilememektedir. Kaldı ki, yokluk tespiti davası yenilik doğurucu değil açıklayıcı nitelikte olup, hukuki yararı bulunan herkes tarafından süresiz olarak açılabilir. Bu nedenle anılan davacıların taraf sıfatı devam etmektedir. Yukarıda açıklanan ispat yükü kuralları çerçevesinde, davalı kooperatifin dava konusu 14.06.2015 tarihli genel kurul itibariyle gerçek ortak sayısını ispat edip edemediği değerlendirilmiştir. İspat faaliyetinin sonucu: Davalı ..., gerçek ortak sayısını ispat edememiştir. Dosya kapsamında ortak sayısına ilişkin üç farklı iddia/tespit bulunmaktadır: Davacılar ortak sayısının 928 kişi olduğunu ileri sürmekte, davalı ... bu sayının 380 kişi olduğunu savunmakta, bilirkişi heyeti ise ticari defter kayıtlarına göre (500 nolu Sermaye hesabında 254 kişi, 236 nolu Diğer Çeşitli Alacaklar hesabında 211 kişi olmak üzere) toplam 465 kişinin dava konusu genel kurula çağrılması gerektiğini tespit etmiştir. Mahkememiz, davacıların 928 kişi iddiasını veya bilirkişi heyetinin 465 kişi tespitini kesin ortak sayısı olarak kabul etmek durumunda değildir. Zira uyuşmazlığın çözümü için belirleyici olan husus, gerçek ortak sayısının kesin rakamının ne olduğuna ilişkin davalının ispat yükünü yerine getirip getirmediğidir. Gelinen aşamada, davalı kooperatifin üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediği görülmüştür. Şöyle ki: (i) Açıklama yükümlülüğü yerine getirilmemiştir: Mahkememizin 07.03.2024 tarihli ara kararında, salt belge sunulmasının yeterli olmayacağı, belgelerin birbiriyle ilişkilendirilerek varsayımsal çıkarıma değil somut tespite dayanan bir açıklama yapılması gerektiği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, davalı 11 ayrı üye kayıt defteri arasındaki ilişkiyi sistematik şekilde açıklayamamış, defterlerdeki notasyonların dayanak belgelerini tek tek sunamamış ve ortaklık işlemlerini kronolojik olarak ilişkilendirememiştir. (ii) Ticari defter kayıtları usulüne uygun tutulmamıştır: Davalı vekilinin bizzat ikrar ettiği üzere, kooperatifin muhasebe kayıtlarında aidat ödemeli ortaklar ile sabit ödemeli ortaklar ayrıştırılmaksızın "karışık" olarak tutulmuştur. Bu durum, 6102 sayılı TTK'nın 64. ve devamı maddelerinde öngörülen şeffaflık ve izlenebilirlik ilkelerine aykırılık teşkil etmekte olup, muhasebe kayıtlarından ortak sayısının güvenilir şekilde tespitini imkânsız kılmaktadır. (iii) Belge ibrazı engellenmiştir: Mahkememizin ara kararından yalnızca 21 gün sonra, davalı ... yönetiminin 28.03.2024 tarihli kararıyla 2013 ve öncesine ait muhasebe kayıtları ile istifa eden ortakların özlük dosyalarının imha kararı alması açık niyetini ortaya koymaktadır. (iv) Davalının savunmaları ispat yükünü karşılamamıştır: Davalının sunduğu isim listeleri kooperatifin ticari defterleriyle doğrulanamamış, "tek ihtilaflı kişi" argümanı 85 kişilik fark karşısında geçerliliğini yitirmiş, ispat yükünün davacılara aktarılması girişimi hukuka aykırı bulunmuş sabit ödemeli ortağın çağrıldığı iddiası tevsik edilememiştir. Davalı, bilirkişi heyetinin tespit ettiği 211 sabit ödemeli ortak sayısının gerçeği yansıtmadığını, zira bu sayı kabul edilirse kooperatifin 1392 konut yapmış olması gerekeceğini, oysa üretilen konut sayısının 1081 olduğunu ileri sürmüştür. Bu itiraz, davalının ispat yükünü yerine getirmediğini daha da somutlaştırmaktadır. Şöyle ki: Davalı vekilinin aynı dilekçesinde yer alan beyanlarına göre, birden fazla payı olan 32 aidat ödemeli ortağın toplam 191 adet bağımsız bölüme sahip olduğu, arsa sahiplerinin 136 konutunun bulunduğu, üyesi olmayan 10 adet konutun mevcut olduğu ifade edilmiştir. Bu beyanlar, ortak sayısı ile konut sayısı arasında birebir matematiksel bir ilişki bulunmadığını, bir ortağın birden fazla bağımsız bölüme sahip olabildiğini ve konut sahipliğinin dinamik bir yapıda olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu karmaşıklık karşısında, ortak sayısının salt bir konut sayısı karşılaştırmasıyla veya toplu liste sunumuyla belirlenmesi mümkün değildir. Aksine, kooperatifin kuruluşundan dava konusu genel kurul tarihine kadar gerçekleşen tüm üye kabulleri, istifalar, ihraçlar ve devirlerin; birden fazla paylı ortakların durumunun; tapu alarak ayrılanların ve yeni ortakların sistematik şekilde takip edilmesi ve bu işlemlerin üye kayıt defterleri, yönetim kurulu kararları ile muhasebe kayıtları arasında ilişkilendirilerek belgelenmesi gerekmektedir. Davalının bizzat ortaya koyduğu bu karmaşıklık, mahkememizin 07.03.2024 tarihli ara kararında istenen "belgelerin birbiriyle ilişkilendirilerek varsayımsal çıkarıma değil somut tespite dayanan bir açıklama yapılması" gerekçesini teyit etmektedir. Davalı bu ilişkilendirmeyi yapamadığından, konut sayısına dayalı itirazı da ispat yükünün yerine getirilmediği sonucunu değiştirmemektedir. Davalı, bilirkişilerin muavin kayıtlara dayalı rapor hazırladığını, asıl kayıtlar olan yevmiye ve kebir defterlerinin incelenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bu itiraz yerinde değildir. Şöyle ki: birincisi, davalı tarafından bu defterlerin bilgisayar arşivindeki dijital kayıtları USB bellek içerisinde sunulmuştur. Sunulan dijital kayıtların başında "KAYITLARIN TAMAMI BİLGİSAYAR ARŞİVİNDEN KOPYALANMIŞTIR VE ASLININ AYNISIDIR" ibaresi yer almaktadır. Taraflar arasında, dijital ortamda sunulan yevmiye ve kebir defteri kayıtlarının, emanetteki fiziki defterlerden farklı olduğuna dair herhangi bir iddia ileri sürülmemiştir. Bu durumda, davalının "asıl kayıtlar" olarak nitelendirdiği yevmiye ve kebir defterlerinin dijital kopyaları bilirkişi heyetince incelenmiş olup, itirazda belirtilen kayıtlar değerlendirilmiştir. İkincisi, bilirkişi heyeti ek raporunda, davalı kooperatifin 2014 yılı yevmiye defterine ait 605 nolu kaydı somut örnek olarak incelemiş ve bu asıl kayıtta dahi aidat ödemeli ortaklar ile sabit ödemeli ortakların -alt kırılım yokluğu nedeniyle- ayırt edilemediğini tespit etmiştir. İlgili yevmiye kaydının açıklamasında "ortaklardan ve sabit satın alanlardan tahsilat, sabit satış yapılması..." ibaresi yer almakta olup, hangi kişinin hangi statüde olduğu belirlenebilir nitelikte değildir. Üçüncüsü, muavin kayıtlar zaten yevmiye kayıtlarından türetilmekte olup, kaynakları aynıdır. Muavin kayıtlardaki izlenebilirlik sorunu, asıl kayıtlardaki aynı sorunun yansımasıdır. Nitekim bilirkişi heyetinin yevmiye defteri üzerinde yaptığı inceleme de bu tespiti doğrulamıştır. Bu tespitler karşısında, istinaf kaldırma kararında belirtilen "ortak sayısının tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi" gerekliliği karşılanamamıştır. Davalı kooperatifin 14.06.2015 tarihindeki gerçek ortak sayısı tespit edilemediğinden, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca aranan 1/4 toplantı nisabının sağlanıp sağlanmadığı da tespit edilememektedir. Belirsizliğin kaynağı: Tüm bu belirsizliklerin kaynağı, davalı kooperatifin kendi eylem , ihmal ve kastına dayanmaktadır. Davalı; 11 ayrı üye kayıt defteri tutarak kayıt sistemini karmaşıklaştırmış, muhasebe kayıtlarında aidat ödemeli ve sabit ödemeli ortakları ayrıştırmamış, ticari defterlerini TTK'nın öngördüğü şeffaf ve izlenebilir şekilde tutmamış ve ara karar tarihinden kısa süre sonra dava ile ilgili belgelerin imha edilmesine karar vermiştir. Hukukun genel ilkelerinden biri olan "kendi yarattığı belirsizlikten lehine sonuç çıkaramama" ilkesi gereği, kayıt düzenindeki yetersizlik nedeniyle belirsizliğe yol açan davalı tarafın bu belirsizlikten kendi lehine sonuç çıkarması kabul edilemez. İspat yükünün yerine getirilmemesinin yaptırıma etkisi: Toplantı nisabının varlığının ispatlanamaması ile toplantı nisabının yokluğu arasındaki ilişki şöyle değerlendirilmiştir: Genel kurulun usulüne uygun yapıldığını ispat yükü davalıdadır. Davalı, toplantı nisabının sağlandığını ispat edemediğinden, ortada nisabın sağlandığına dair güvenilir bir veri bulunmamaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere, toplantı nisabının bulunmaması yokluk yaptırımına tabidir. Davalının ispat yükünü yerine getirmemesi, nisabın sağlanamadığı sonucunu doğurur; zira nisabın sağlandığını kanıtlama külfeti davalıya ait olup bu külfet yerine getirilmemiştir. Bu nedenle dava konusu genel kurulda alınan kararlar yoklukla maluldür. Tüm bu nedenlerle sonuçta aşağıdaki şekilde karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Davacılardan ..., ..., ... ve ...'ün davadan feragat etmeleri nedeniyle, bu davacılar yönünden davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Davacı ...'ın davasını geri alması ve davalının bu geri almayı kabul etmesi nedeniyle, davacı ... yönünden davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 3-Diğer davacılar yönünden; genel kurulun usulüne uygun yapıldığını ispat yükü altında olan davalı ... bu yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Dava konusu genel kurulun, tüm ortakların usulüne uygun şekilde çağrıldığı ve toplantı yeter sayısının sağlandığı davalı tarafça ispatlanamadığından, 14.06.2015 tarihli genel kurulda alınan tüm kararların YOKLUKLA MALUL OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 4-Karar tarihi itibari ile alınması gerekli 732,00-TL ilam harcından peşin alınan 55,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 676,60-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 55,40-TL peşin harç ve 27,70-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 83,10-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 81.600,00-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,

Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/01/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/30, K. 2026/83, T. 29.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-30-e-2026-83-k-eaf2e35eb785