İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/234 E. 2026/35 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/234
- Karar No
- 2026/35
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/234 KARAR NO : 2026/35
DAVA : Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi DAVA TARİHİ : 21/12/2022 KARAR TARİHİ : 05/02/2026
Mahkememizde görülmekte bulunanMarkaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi davasının yapılan açık yargılamasının sonunda. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Açıkladıkları nedenlerle, dava dilekçesinin karşı taraflara tebliğ edilmeksizin tedbir taleplerinin öncelikle ve ivedilikle olarak Mahkeme tarafından değerlendirilmesini, açıklamalar ve sunmuş oldukları deliller itibariyle, davalıların, müvekkilinin tanınmış, ... sınıflarda ... sayı ile tescilli “...” markasına karıştırılmaya mahal verecek derecede benzer olan “..." şeklindeki ihlal teşkil eden kullanmalarının, marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan davaya konu fiil ve işlemlerinin müvekkili aleyhine çok ciddi zarar doğuracağı somut olmakla, HMK 389/1 maddesi uyarınca müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden “..." , "..." ibarelerini içerir üretim, satış, dağıtım ve tanıtım olmak üzere her türlü kullanımının dava sonuçlanana kadar durdurulmasını, müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil eden ve haksız rekabete sebebiyet veren “...” ibaresini içeren,... şeklindeki kullanımların ve bunlarla sınırlı olmamak suretiyle diş macunu ve tüm ağız bakım ürün çeşitleri dahil her türlü ürün, işyeri tabelası, reklam, ambalaj, broşür, fatura, katalog, poster, kartvizit vb. evrak ile bütün iş materyallerine, belgelerine ve bu ürünlerin üretimine yarayan makine, araç, kalıplara, davalılara ait dilekçede belirtilen adreslerde tedbiren el konulmasını, yargı gözetiminde tutulması, kararın icrası için gerekli müzekkerelerin yazılmasını, davalılar tarafından satışa sunulan bu ürünlerin fiziksel ve online platformlardan geri çağırmasını, "...", “... ...” ibarelerini ihtiva diş macunu ve tüm ağız bakım ürünleri dahil yukarıda sayılan davalılar ve/veya lisansörleri ile anlaşmalı olduğu firmalar tarafından ithalat ve ihracatının durdurulmasını ve önlenmesini teminen, Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü’ne ithalat ve ihracatının durdurulması yönünde müzekkere yazılmasını, müvekkiline ait marka hakkını ihlal ve haksız rekabet teşkil eden kullanımları içerir ... alan adlı web sitesinden ihlale sebep olan ve dava dilekçelerinde sıralanan içeriklerin kaldırılmasını, içeriklerin kaldırılmaması halinde söz konusu internet sitesine erişimin engellenmesini ve bu karar uygulatmak üzere Erişim Sağlayıcılar Birliğine ve/veya yetkili mercilere müzekkere yazılmasını, davalılar tarafından üretilen ve "...", “...” ve “...” ibareleri altında davalılar tarafından satışı gerçekleştirilen diş macunu, diş fırçası ve ağız bakım ürünlerinin e-ticaret siteleri üzerinden pazarlanmasının ... ibareli ürünlerin satışını gösterir linklerin durdurulmasını ve önlenmesini teminen dava dilekçelerinde sayılan e-ticaret sitelerine kararın ihbaren bildirilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: Açıkladıkları nedenlerle, bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere marka tecavüz ve haksız rekabet iddiası haksız ve hukuka aykırı olan davacının tedbir talebinin reddini, davanın pasif husumet yokluğu ve dolayısıyla dava şartı noksanlığı nedeniyle usulen reddini, davanın esasına girilec eği varsayımında bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere marka tecavüz ve haksız rekabet iddiası haksız ve hukuka aykırı olan davacının tedbir talebinin reddini, müvekkillerinin fiillerinin davacı aleyhinde marka hakkına tecavüz ve/veya haksız rekabet teşkil etmediği ve huzurdaki davanın açılmasının hakkın kötüye kullanımı mahiyetinde olduğu dikkate alınarak hukuki dayanaktan yoksun davanın da tümden reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini, bu davanın kötüniyetli ve haksız açılması nedeniyle dava sonunda belirlenebilecek olan vekalet ücretinin tamamının da davacı tarafından ödenmesine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. TPMK kayıtları istenmiş, HMK 266.maddesine göre bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 20/02/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davalılara ait olduğu belirtilen ... alan adlı web sitesinde yapılan incelemede; site tescil bilgilerinde; alan adının ... firması tarafından “...” firması adına kayıt edildiği, alan adının 17.09.1996 tarihinde kayıt edildiği ve kayıt süresinin 16.09.2023 tarihinde son bulacağı, .... firma bilgilerinde; Adresinin “...”, iletişim numarasının ..., e-mail adresinin ... olduğu, ... URL adresinde “...” ibareli diş macunu ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ... URL adreslerinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ....com alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ... URL adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ...-fiyati,....html URL adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ...-fiyatlari,..., ... URL adreslerinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ..., ... URL adreslerinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ...alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ... URL adreslerinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ... URL adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede;... URL adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği,... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ... URL adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ... adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ... adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ... URL adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ... adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ... URL adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede;... URL adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ...adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği,... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ...URL adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ... URL adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği,...alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ... URL adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede;... adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ... URL adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ... URL adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ... URL adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ... URL adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; ... adresinde “...” ibareli ürünün yer aldığı tespit edildiği, davacı yana ait tescilli marka ... unsurunu ihtiva etmekte iken davalı yanın tespit edilen markasal kullanımları “...” unsurlarını ihtiva etmekte olduğu, davalı yanın markasal kullanımlarında yer alan “...” ibaresinin görece büyük puntolar ve farklı renkler ile kullanımlarda yer aldığı, davalı yanın markasal kullanımı ile davacı yanın tescilli markasında müştereken yer alan “...” unsurunun “...” anlamına geldiği, ihtilaf konusu markasal kullanımların gerçekleştirildiği emtialar bakımından “zayıf unsur” olarak değerlendirilebileceği, bu halde davalı kullanımında yer alan “meridol” asli unsurunun yanı sıra davacı markasının birebir kullanılmaması, ... unsurunun önüne arkasına ayırt edici unsurlar eklenmesi ve markasal kullanımlarda var olan şekil unsurları da göz önünde bulundurulduğunda davalı yanın tespit edilen kullanımlarının davacı yana ait tescilli markaya tecavüz teşkil eder mahiyette olmadığının değerlendirilebileceği, konu hakkında nihai takdiri Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. 17/07/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacı tarafından dosyaya sunulan ve bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 17.09.1996 tarihinde kayıt olunduğu ve alan adı sahibi olarak “...” firma adına kayıtlı olduğu ve web sitesi içerisinde davaya konu belirtilen “... ” ibareli ürünün güncel olarak yayında olduğu, davacı tarafından sunulan e-ticaret internet sitelerine bağlı sayfa/linkleri detaylıca incelendiğinde, “...” ibareli ürünlerin güncel olarak yayında olduğu ve satışların yapıldığı, raporda sunulan açıklamalardan, “...” kelimesinin, dişi çevreleyen ve destekleyen dokulara verilen bir ad olduğu, bir başka deyişle anatomik bir yapının adı olduğu, kelimenin sonunda bulunan -... harflerinin ise aidiyet bildiren ... bir ek olduğu, davaya konu ... ibaresine yönelik davalıların ... şeklindeki kullanımlarının, SMK'nun 7/5-b maddesi kapsamında hukuka uygun kullanım kapsamında olduğu, marka ihlali oluşturmadığı, haksız rekabet hükümlerini düzenleyen TTK ile SMK arasında özel kanun-genel kanun ilişkisi olması ve özel kanun olan SMK hükümleri kapsamında hukuka uygun kullanım olarak değerlendirilen davaya konu kullanımlar hakkında haksız rekabet kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 07/04/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Davacı adına tescilli bulunan “...” ibaresinin tanımlayıcı bir işaret olmadığı, “...” kelimesinin tıbbi terimlerin çoğunlukla kaynağı olan ... kökenli bir kelime olması gerekçesi ile tıp alanında eğitim alan kişilerin dışında diş macunu ürünü alan kişilerin ... “...” kelimesinin anlamını bilmesinin beklenemeyeceği, karıştırılma ihtimali bakımından ortalama tüketicinin esas alınması gerektiği, diş macunu ürünlerinin çoğunlukla süpermarketler gibi kanallardan satışa sunulması ve sadece eczanelerden temin edilmemesi nedenlerinden dolayı ortalama tüketici kitlesinin toplumun geniş kesimine hitap eden kesimi kapsaması ve dikkat seviyesinin makul düzeyde olduğunun kabulü gerektiği, bu bağlamda taraf markaları arasında işitsel ve kavramsal yönlerden olan benzerliklerin ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açabileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 14/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacının TPMK nezdinden ... tescil numaralı markanın hak sahibi olduğu, davalının kullanımlarının davacının tescilli markasından doğan haklara tecavüz eder mahiyette olmadığı, davalının kullanımlarının davacının kullanımları ile karşılaştırıldığında davacı aleyhine haksız rekabet teşkil eder mahiyette olmadığı, tecavüz eder mahiyette olmadığı, raporda yapmış oldukları açıklamalar, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilmesi sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 266/c-2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. DELLİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava: Davalının eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, meni, refi ve ihtiyati tedbir talebine ilişkindir. Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir. Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları): "(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması." Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. 6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması. f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi. (2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir. (3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer. (4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez." 6769 sayılı SMK'nın 5. maddesinde marka tescilinde mutlak red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. Madde 5- (1) Aşağıda belirtilen işaretler, marka olarak tescil edilmez: a) 4 üncü madde kapsamında marka olamayacak işaretler. b) Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler. c) Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler. ç) Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler. d) Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler. (2) Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez. 6769 sayılı SMK'nın 6. maddesinde marka tescilinde nisbi red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye ’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. 6769 sayılı SMK'nın 25. maddesinde "Marka Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi" aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. (1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. (2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. (3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. (4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz. (5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez. (6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. (7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar. Marka: Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır. Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak; d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; e) İş şartlarına uymamak; f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak." Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilm esini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükümleri yer almaktadır. 6102 Sayılı TTKnın 54.maddesi ile, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümlerinin uygulanması açısından varlığı gereken iyi niyet kurallarına aykırılık kriteri kaynağını Türk Medenî Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralından almaktadır. Bu iyiniyet kuralına aykırı hareketler iktisadi rekabetin kötüye kullanımıdır. SMK, TTK hükümleri, TPMK kayıtları, bilirkişi kurulu kök/ek raporları ve bütün dosya kapsamından: TPMK nezdinde ... tescil tarihli, ... tescil numaralı "..." ibareli markanın davacı adına tescilli olduğu, TPMK nezdinde ... tescil tarihli, ... tescil numaralı "..." ibareli markanın dava dışı ... adına tescilli olduğu, anlaşılmıştır. 20/02/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda: davacı yana ait tescilli marka ... unsurunu ihtiva etmekte iken davalı yanın tespit edilen markasal kullanımları “...” unsurlarını ihtiva etmekte olduğu, davalı yanın markasal kullanımlarında yer alan “...” ibaresinin görece büyük puntolar ve farklı renkler ile kullanımlarda yer aldığı, davalı yanın markasal kullanımı ile davacı yanın tescilli markasında müştereken yer alan “...” unsurunun “...” anlamına geldiği, ihtilaf konusu markasal kullanımların gerçekleştirildiği emtialar bakımından “zayıf unsur” olarak değerlendirilebileceği, bu halde davalı kullanımında yer alan “...” asli unsurunun yanı sıra davacı markasının birebir kullanılmaması, ... unsurunun önüne arkasına ayırt edici unsurlar eklenmesi ve markasal kullanımlarda var olan şekil unsurları da göz önünde bulundurulduğunda davalı yanın tespit edilen kullanımlarının davacı yana ait tescilli markaya tecavüz teşkil eder mahiyette olmadığının değerlendirilebileceği bildirilmiş, 17/07/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda: “...” kelimesinin, dişi çevreleyen ve destekleyen dokulara verilen bir ad olduğu, bir başka deyişle anatomik bir yapının adı olduğu, kelimenin sonunda bulunan -... harflerinin ise aidiyet bildiren ... bir ek olduğu, davaya konu ... ibaresine yönelik davalıların ... şeklindeki kullanımlarının, SMK'nun 7/5-b maddesi kapsamında hukuka uygun kullanım kapsamında olduğu, marka ihlali oluşturmadığı, haksız rekabet hükümlerini düzenleyen TTK ile SMK arasında özel kanun-genel kanun ilişkisi olması ve özel kanun olan SMK hükümleri kapsamında hukuka uygun kullanım olarak değerlendirilen davaya konu kullanımlar hakkında haksız rekabet kapsamında değerlendirilemeyeceği bildirilmiş, 07/04/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda: Davacı adına tescilli bulunan “...” ibaresinin tanımlayıcı bir işaret olmadığı, “...” kelimesinin tıbbi terimlerin çoğunlukla kaynağı olan ... kökenli bir kelime olması gerekçesi ile tıp alanında eğitim alan kişilerin dışında diş macunu ürünü alan kişilerin ... “...” kelimesinin anlamını bilmesinin beklenemeyeceği, karıştırılma ihtimali bakımından ortalama tüketicinin esas alınması gerektiği, diş macunu ürünlerinin çoğunlukla süpermarketler gibi kanallardan satışa sunulması ve sadece eczanelerden temin edilmemesi nedenlerinden dolayı ortalama tüketici kitlesinin toplumun geniş kesimine hitap eden kesimi kapsaması ve dikkat seviyesinin makul düzeyde olduğunun kabulü gerektiği, bu bağlamda taraf markaları arasında işitsel ve kavramsal yönlerden olan benzerliklerin ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açabileceği bildirilmiş, 17/07/2024 tarihli bilirkişi raporu ile 07/04/2025 tarihli bilirkişi ek raporu arasında çelişki meydana gelmesi sebebiyle düzenlenen 14/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda: davalının kullanımlarının davacının tescilli markasından doğan haklara tecavüz eder mahiyette olmadığı, davalının kullanımlarının davacının kullanımları ile karşılaştırıldığında davacı aleyhine haksız rekabet teşkil eder mahiyette olmadığı, tecavüz eder mahiyette olmadığı bildirilmiş olmakla bütün dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dosya kapsamında düzenlenen 20/02/2023, 17/07/2024 tarihli ve raporlar arasındaki çelişkileri giderir mahiyetteki 07/04/2025 tarihli bilirkişi raporlarına mahkememizce itibar edilmekle; davacı yana ait tescilli marka ... unsurunu ihtiva etmekte iken davalı yanın tespit edilen markasal kullanımları “...” unsurlarını ihtiva etmekte olduğu, davalı yanın markasal kullanımlarında yer alan “...” ibaresinin görece büyük puntolar ve farklı renkler ile kullanımlarda yer aldığı, davalı yanın markasal kullanımı ile davacı yanın tescilli markasında müştereken yer alan “...” unsurunun “...” anlamına geldiği, ihtilaf konusu markasal kullanımların gerçekleştirildiği emtialar bakımından “zayıf unsur” olarak değerlendirilebileceği, bu halde davalı kullanımında yer alan “...” asli unsurunun yanı sıra davacı markasının birebir kullanılmaması, ... unsurunun önüne arkasına ayırt edici unsurlar eklenmesi ve markasal kullanımlarda var olan şekil unsurları da göz önünde bulundurulduğunda davalı yanın tespit edilen kullanımlarının davacı yana ait tescilli markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil eder mahiyette olmadığı, davacı tarafça her ne kadar içinde diş hekimi uzmanı bulunan yeni bir heyetten rapor alınması talep edilmiş ise de eczacı bilirkişilerin yer aldığı heyetler tarafından düzenlenen raporların denetime elverişli olduğu kanaatine varılarak davanın tüm talepler yönünden reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın tüm talepler yönünden REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 651,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davalılar tarafın yapılan 21.000,00 TL bilirkişi ücreti olan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, 5-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/02/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır