İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/205 E. 2024/248 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/205
- Karar No
- 2024/248
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/205 Esas KARAR NO : 2024/248
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/03/2022 KARAR TARİHİ : 26/02/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; daha önceden ...'dan plaka alan müvekkilinin, bu plakalar için ödeyeceği bedele karşılık 2015 model .... (0 km araba) aldığını, İstanbul'da bu işle ilgilenen müvekkilinin amcası ...''ın "Bu arabaya plaka takılarak servis çekileceğini, servis minibüslerine tahdit gelecektir benim bir hakkım daha var ama buna verecek bir arabam yok bu hakkımı da kaybetmek istemiyorum istersen Arabayı al plakaya tak senin olsun , bu haktan sen faydalan ' şeklinde davacıya söylediğinde davacı bu durumu kabul etmişse de tarafların aralarında herhangi bir sözleşme imzalanmadığını, buna istinaden araba ve plaka sahibi olabilmek için şoför kartı ve vergi mükellefi olması gerektiği davacıya söylendiğinden , davacının arabayı direkt olarak ...'ın üzerinden kendi nam ve hesabına hiçbir işlem yapmaksızın ....'a devrettiğini, bu işlemin Karacabey ... Noterliği (Yevmiye No : D: ... Kod : 4.11 ) No'lu işlem ve ... tarafından Beyoğlu .... Noterliği tarafından ... Yevmiye No'lu işlem ile gerçekleştiğini, aslında buradaki satım sözleşmesine konu olan aracın ...'a ait olduğunu, buradaki satım sözleşmesinin amacının plaka ile araç sahibi olmak isteyen müvekkilin menfaati olduğunu, ....'ın bu servis aracının üzerine plaka takılması gerektiğini ve plaka bedelinin o gün için 40.000 TL olduğunu davacıya bildirdiğini, davacının bu paranın 10.000 TL'sini elden verdiğini, bu süreçte aracın çalışmakta olduğunu, yine davacının tüm bu süreçte şoför .... 'in maaşı olan 1.000 TL 'yi elden verdiğini, tüm süreçte arabanın masrafları adı altında istenen kış lastikleri stepne parası araç sigortası vergi ödemeleri gibi araca ilişkin masraflara katlandığını, bu plakanın .... iken tahditle 2018 yılında ... plaka olduğunu, bu dönemde arabanın kiraya verilmesine ve tüm vergi borçlarına hiçbir bedel almaksızın davacı ...'ın katlandığını ve tek amacının plaka ile beraber arabayı alabilmek olduğunu, arabanın bugüne kadarki tüm kiralarının bu plakayı 2 kez satın alabilecek güçte olduğunu, .... tarafından dava konusu araba ve plakanın devir tarihinin 01.01.2021 olarak kararlaştırıldığını, ancak devri yapması gereken ....'ın devir yapma tarihinden 18 gün önce 12.12.2020 tarihinde vefat ettiğini, 3 ay içinde reddi miras yapmayan mirasçılarının bu devirden müteselsilen kendi mal varlıklarınca sorumlu olduklarını, dava konusu olan araba ve plaka konusundaki anlaşmaları tarafların arasında yazılı delil başlangıçları mevcut olduğundan tanıkların varlığıyla tespit edilebileceğini, davalılardan ...'ın araç taşıt pulu için davacı ... 'dan ücret istediğini ve bu talebin ... mesajlaşma eklerinden görülebileceğini, bu ücretin kendisine Bahçelievlerdeki Noterliğin yanındaki parkta elden verildiğini, 3 kardeşin bu duruma şahit olduğunu ancak ....'ın o gün ''sizin arabanızı da plakanızı da ayırdım kimse değemez'' demesine karşın konu devir gününe geldiğinde bu konuda net konuşmadığını ve davacının diğer mirasçılarla anlaşması halinde malı plakayla devre hazır olduğunu bildirdiğini, ...'ın bu süreci zorlaştırdığını, başka bir kadından olan kardeşleri ...'ın da bu maldan feragat etmesi yönünde telkinlerde bulunulması ve dava konusu araç ve plakanın davacı ...'a ait olduğunun söylenmesi sonrası tanığın da bu yönde söz konusu araba ve plakadan sözlü anlamda feragat ettiğini, tanıkların murisin işlerini yanında takip eden yasal mirasçı ... , yine yasal mirasçılardan biri olan ... ve kendi arabalarında şoför olarak çalışan ..., en başlangıçta arabanın davacı ...'a ait olduğunu bilerek devri yapan ... ve onunla beraber çalışan ... olduğunu, davalılar zamanında dava konusunu devir yapmaktan imtina ederek davacının arabadan kira getirisi elde etmesine engel olduklarını, bu süreçte dava şartı olması sebebiyle 14/01/2022 tarihinde zorunlu arabuluculuğa başvurduklarını ancak tarafların anlaşamadıklarını beyan ederek; davalarının belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesini ve bu sebeple davanın harca esas değerini şimdilik 36.000,00-TL olarak kabul edilmesini, davalıların hepsinin tüm somut olaylarla ilgili isticvap edilmesini, devir tarihinden bu yana olacak emsal kira ücretlerinin bilirkişi atanarak araştırılmasını ve ulaşılacak sonuca göre devir tarihi olarak kararlaştırılan 01/01/2021 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davacıya verilmesini, yargılama giderleri ve AAÜT uyarınca vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle mahkememizin görevsiz olduğunu ileri sürmekle göreve itiraz ederek görev itirazının kabulünü ve dosyanın Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne gönderilmesini talep etmiştir. Esasa ilişkin beyanlarında özetle; davacı tarafın iddialarının hiçbirini kabul etmediklerini, murisin 2015 model ... marka .... plakalı servis aracını bedelini kendisi ödemek suretiyle aldığını ve İstanbul sınırları içinde ölüm tarihine kadar servis işleri yaptığını, .... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın 2018 yılında değişen yönergesine göre dava konusu araca murisin bedelini ödemek suretiyle .... taşıma plakası aldığını, muris vefat ettikten sonra dava konusu aracın yasal mirasçılar tarafından ticari amaçlı kullanıldığını halen aracın pasif olarak otoparkta bulunduğunu, murisin araç ve plaka alım satımında davacı taraftan hiçbir surette bedel almadığını ve bu yönde de herhangi bir yazılı belgenin bulunmadığını, murisin adına birden fazla aracın mevcut olduğunu servis işini kendi yaptığını ve iddia edildiği üzere davacının aracını adına alıp kullanmaya ihtiyacının olmadığını, davacının araç alım satım bedeli ve plaka için ödediği iddia edilen 10.000,00-TL'ye ilişkin bilgi ve belgenin mevcut olmadığını, dava dilekçesinde yasal mirasçı davalı ... ve ...'ın ikrara ilişkin beyanlarını kabul etmediklerini, bu davalılar ile müvekkillerinin arasında husumet olduğunu, bu sebeple terekeden mal kaçırmak kastı ile hareket edebileceklerinin kuvvetle muhtemel olduğunu, davacının davalı taraftan bazı yasal mirasçıları tanık olarak gösterdiğini ancak HMK 240 maddesine aykırı olduğundan davalıların şahit olarak dinlenilmesine muvafakatlerinin olmadığını, murisin vefatından sonra dava konusu aracın yasal mirasçılar tarafından kullanılmaması sebebiyle davacı tarafın kiraya ilişkin iddialarının reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın araç ve plaka yönünden herhangi bir somut delil bulunmadığından davanın tümden reddini talep ettiklerini, dava dilekçesinde davacı tarafın hukuki deliller kısmında bilirkişi keşif ve yemin deliline dayanmadığından bu yönde araştırma yapılmasına da muvafakatlerinin olmadığını beyan ederek; dosya kapsamına ibraz edilen cevap dilekçelerinin kabulünü, cevap dilekçesinde ileri sürdükleri beyan ve itirazları doğrultusunda davacı tarafın davasının tümden reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Bilirkişiler .... ve Prof. Dr. ....'dan oluşan bilirkişi heyetinin 10/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda: "Davaya konu olan aracın davacı ...'a ait olduğuna dair hiçbir evrak bulunmamaktadır. Davalılardan ... müteveffa babasının yanında sigortalı olarak çalıştığı ve aracın davalı tarafından satın alınarak müteveffa babası üzerinde kayıt edildiğine ilişkin ikrarı vardır. Dava tarihi olan 01.03.2022 itibarıyla Gelir İdaresi Başkanlığı Kasko Değer Listesinde dava konusu aracın kasko değeri 264.478 TL olarak görünmektedir." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişiler ... ve Prof. Dr. ...'dan oluşan bilirkişi heyetinin 06/04/2023 tarihli ek raporunda; "Sonuç olarak tarafların kök rapora itirazlarının raporda herhangi bir değişiklik gerektirmediği, oradaki tespit ve görüşlerin aynen muhafazası icap ettiği mütalaa edilmektedir." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişiler ... ve Prof. Dr. ...'dan oluşan bilirkişi heyetinin 25/08/2023 tarihli ek raporunda; "Sayın mahkemeye sunduğumuz kök raporumuzdan sonra davacının, "...Bu bilirkişi raporunda olması gerekenler gerekli ikinci el piyasasının araştıralarak dava konusu araç ve plakanın değerinin bildirilmesi , ticari malın olağan kira getirilerinin hesaplanması..." Yine ek raporumuzu sunduğumuzda da davacının 28.04.2023 tarihli itirazında "... bilirkişi raporunda her ne kadar yalnızca servis aracının fiyatı belirlendiyse de plaka talebine ve fiyatına ilişkin herhangi bir inceleme yapılmamıştır . Ayrıca bahsedilen devir tarihinden sonraki olağan ticari getirilere dair de herhangi bir inceleme yapılmadığbilirkişi raporunda her ne kadar yalnızca servis aracının fiyatı belirlendiyse de plaka talebine ve fiyatına ilişkin herhangi bir inceleme yapılmamıştır..." Ayrıca bahsedilen devir tarihinden sonraki olağan ticari getirilere dair de herhangi bir inceleme yapılmadığı gerekçesi ile ek rapor talebinde bulunulmuştur. Davacının Araç Plakası değerinin belirlenmesi talebi ile, dava konusu aracın devir tarihinden sonraki olağan ticari getirisinin hesaplanması, tamamen mesleki tecrübemiz dışı bir konudur. Bu talebin takdir mahkemeye ait olmak üzere Mesleki kuruluştan ( Münübüsçüler odası gibi kuruluşlardan) karşılanması gerektiği mütalaa edilmektedir." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Dava, inanç sözleşmesine dayalı araç mülkiyetinin tespiti ve tescili, terditli araç bedelinin ödenmesi ile birlikte devir tarihinden itibaren kira ücreti istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018 Somut uyuşmazlıkta dava, inanç sözleşmesine dayalı olarak davacı tarafın davalıların murisinden intikal eden aracın mülkiyetinin tespiti ve tescili, terditli araç bedelinin ödenmesi ile birlikte devir tarihinden itibaren kira ücreti istemiyle açılmış olduğu, davanın (iddianın) temelinin inanç sözleşmesi olduğu, genel bir ilke olarak görevli mahkemenin belirlenmesinde temel ölçüt, davaya konu malvarlığı haklarını oluşturan unsurların niteliği olmayıp, taraflarının hukukunu zedeleyen malvarlığı haklarına yönelik inançlı bir işlem olup olmadığı, bunu değerlendirme görevinin de 6100 sayılı HMK'nın 2. Maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla, uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği sonucuna ulaşılmakla, Mahkememizin görevsizliğine, dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzünde davalıların yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/02/2024
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır