İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/181 E. 2026/231 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/181
- Karar No
- 2026/231
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/181 Esas KARAR NO :2026/231
DAVA:Sözleşmenin İptali olmadığı takdirde araç-hat rayiç bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında tahsili. DAVA TARİHİ:27/10/2017 KARAR TARİHİ :02/04/2026
DAVA : Davacı vekilince .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/... Esas sayılı dosyasına ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde; müvekkilinin esasen dedesine ait olan ( ... ) ticari plaka sayılı hat ve dolmuşu kendi adına alarak toplam da 185.000,00TL'lik aracın üzerine de rehin konulmak üzere ... bankasından kredi kullanıldığını, ancak kredi borcunu ödeyememesi üzerine borç para aramaya başladığını, ... Danışmanlık isimli işyerinde gidilerek dava dışı ...'la görüşmelerde; kendilerinin bankaya 450.000,00TL borcu olduğunu, ana para 335bin TL olarak kapatılabileceğini, ancak dolmuşu da değiştirmek istediklerinden muhammen bedeli (128bin TL) olmak üzere bir kısım nakit (37 bin TL) olmak üzere 500binTL istediklerini beyan ettiklerini, ...'ın talep edilen 500 bin TL'nin 60 ayda 650binTL geri almak üzere senet yapıp , aracın üzerindeki rehin ile ilgili bankaca kaldırıldıktan sonra, kendileri tarafından rehin koyma sureti ile verebileceğini beyan etmesi üzerine 18/09/2017 tarihli inanç sözleşmesinin imzalandığını, aynı zamanda müvekkilinden imzalı kağıt ili beraber, her biri 10.834 TL bedelli ilk ödeme tarihi 30/10/2017 olan 60 adet toplam 650.000,00 TL lik senet aldıklarını, aynı gün araç üzerine ... vekili kanalı ile ... 25 Noterliğinin 18/09/2017 tarih ... yevmiye numaralı taşınır rehin sözleşmesi düzenlendiğini, bankaya olan borçların ödeneceğini ve kalan bedelin elden teslim alınacağını düşünen davacının , dava dışı hiç tanımadığı ...' tarafından 335.000,00TL ödenmek sureti ile banka borcu olan 335.000 TL'yi ödemesine güvenerek davalının hilelerine maruz kaldığını, müvekkilinin olmayan rehni kaldırma sözleşmesi - ... Noterliğinin 02/10/2017 tarih ... yevmiye numaralı taşınır rehin kaldırma tesciline itimat ederek gerçekte satış iradesi olmamasına rağmen hiç tanımadığı davalı ile işlem gerçekleştirdiğini, iş bu dava ile iptali talep edilen ... Noterliğinin 02/10/2017 tarih ... yevmiye numaralı satış sözleşmesini imzaladığını, söz konusu aracın dedesine ait olması nedeniyle, müvekkili tarafından suç duyurusunda bulunduğunu, 335.000,00TL'lik banka borcu kapatılan müvekkilinin , bunun haricinde davalıdan tek kuruş dahi almamasına rağmen 650.000,00TL'lik senedi ...'a teslim ettiğini, ...'ın verdiği ifade de " 650.000,00TL'yi davalının eşi ... Beyden aldım" şeklinde beyanda bulunduğunu, bu beyanın dahi hileyi gösterdiğini, davalının eşi ... Karahasanoğlu'nun müvekkiline kendisinin ...'a 2 ev, 2 araba verdiğinin söylediğini, söz konusu aracın plaka ve hattının birlikte satılması nedeniyle şöförler ve otomobilciler derneğinden sorulması gerektiğini, en son yakın tarihte ... Dolmuş Hattında çalışmakta olan hat bedeli satışının 1.400,00TL'ye gerçekleştirildiğini belirterek .... Noterliğinin 02/10/2017 tarih ... yevmiye numaralı ... plakalı ticari plaka araç satış sözleşmesinin iptali ile aracın iadesine, olmadığı takdirde şimdilik aracın bedeli olan 1.900,00TL'nin davalının yapmış olduğu banka ödemesi düşülmek sureti ile geri kalan bedelin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/... Esas sayılı dosyasına; öncelikle işbu uyuşmazlığın çözümü bakımından yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, bu bağlamda davanın reddine karar verilerek dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini, Müvekkili açısından pasif husumet ehliyet yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, talep konusu miktar belirlenebilir olduğundan, davanın öncelikle hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, HMK’nın 109/2. maddesi uyarınca, talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılabilmesinin mümkün olmadığını, herhangi bir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Ticari Plakalı Araç Satış Sözleşmesi’ndeki aracın bedeli belli olduğundan, kısmi dava açılabilmesinin usulen mümkün olmadığını, davanın öncelikle hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafından dava dilekçesinin harca esas değeri 204.700,00 TL olarak belirtilmiş ise de, netice-i talep kısmında 1.900,00- TL talep edildiğini, HMK’nın m. 119/1-ğ uyarınca dava sonucu açıkça dilekçede yer alması gerektiğini, davacının usule aykırı dava dilekçesinin usulden reddini talep ettiklerini, dava dışı ...'ın, müvekkilin eşi ... ...’ na dava konusu araçla ilgili davacının aracı kendisine olan ve bankaya olan borçlarının ödenmesine karşılık devredileceğini, almak isteyip istemediğini sorması ile, ... ... iyiniyetle davacıdan aracı devralması karşılığında davacının banka borcu olan 335.000 TL’yi ... kanalıyla ödediğini, davacının ...’a olan borçlarına karşılık da ...’a 260.000,00- TL ye ... Tapu Müdürlüğünde daire satışı, ... marka 146.000,00- TL değerinde araç, ... Marka 120.500,00- TL değerinde araç, ve 71.500,00- TL değerinde ... marka araç verildiğini, 15.000,00- TL de banka kanalıyla müvekkilinin oğlu tarafından ...’a ödeme yapıldığını, 650.000 TL de elden ödeme yapıldığını, müvekkilinin aracı yüksek bir bedelle satın aldığını, davacının iddiasında belirttiği 650.000 TL’ye almadığını, davacının huzurdaki davayı açmasında hukuki hiçbir yararı olmayıp, aksine kötüniyetle ve müvekkilini zararlandırmak maksadı ile hareket ettiğini, davacının müvekkili tarafından 335.000- TL ödendiğini kabulü ve araç satış sözleşmesini ‘’okudum paramı aldım’’ yazarak imzalamasının da haklılıklarını ortaya koyduğunu, davacının gerçekte satış iradesi olmamasına rağmen satış sözleşmesini imzalamış olmasının inandırıcılıktan uzak olduğunu, müvekkilinin, hiçbir şekilde kimseyle işbirliği içerisinde olmayıp, hukuka uygun olarak satış işlemi yapılarak parasını ödediğini ve aracı satın aldığını, devirle ve plaka tahsisi ile alakalı birçok masraf yaptığını, müvekkilinin aracı trafik kaydında malik olarak görünen kişiden iyiniyetle aldığını, satış sözleşmesinde gerçek satış değeri mukayese edilirse, davacının iradesinin bu olmadığı iddiasına karşılık davacının bankaya ve Sözleşme imzaladığı dava dışı ...’ a tüm borçlarının ödenerek ve üzerine de satışların yapılması ile aracın gerçek değerinin müvekkili tarafından verilmiş olduğunun açıkça görüleceğini, davacının rehin sözleşmesini yaptığı tarihin 18.09.2017 iken müvekkiline araç satış sözleşmesini akdettiği tarihin 13.10.2017 olduğunu, yani, satış sözleşmesinden 1 ay kadar önce yaptığı rehin sözleşmesi var iken, ikinci bir rehin sözleşmesi yapacağını düşündüğünü beyan etmesinin gerçeğe aykırı olduğunu, davacının satış sözleşmesini bilmediğini iddia etmesi ile satıştan 3 gün öncesinde dahi dedesinin davacının satış yaptığını/yapacağını beyan etmesinin, davacının kötüniyetle huzurdaki davayı ikame ettiğini açıkça gösterdiğini, Taşınır Rehni Sözleşmesinde dava konusu aracın esasen dedesine ait olduğunu beyan eden davacının, taşınır malın zilyetliğini teslim etmeksizin rehnettiğini taahhüt ettiğini, olayda emin sıfatıyla zilyet olan davacı ile iyiniyetli müvekkili arasında yapılan satış sözleşmesi Türk Medeni Kanunu 988. Maddesi gereğince de ‘’Bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur’’ hükmünü öngören maddesi gereğince de müvekkilinin iyiniyeti Yasa gereği ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 17.02.2014 tarihli 2013/4127 E., 2014/2544 K., sayılı kararı ve HGK 25/09/2002 tarih, 2002/4-608 E., 2002/643 K. gereği korunması gerektiğini, davacının iddialarının tamamıyla soyut ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının bilerek ve isteyerek mezkûr sözleşmeyi imzaladığını, davacının söz konusu sözleşmenin hukuki neticelerini de bilebilecek durumda olduğunu, davacının işbu davayı ikame etmesindeki nihai gayesinin kötüniyetli ve haksız kazanç elde etme olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirterek, sonuç olarak, öncelikle davanın yetkisiz mahkemede ikame edilmesinden dolayı davanın usulden reddine, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın usul ve esas yönünden reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini savunmuştur. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde, müvekkili ile ...'ın inanç sözleşmesi yaptıklarını 500.000,00TL (bankadaki borcunu ödemesi ve dolmuşu yenilemek için gereken bedelin toplamı) borcunu 60 ayda 650.000,00TL geri ödeme sözü ile senet alarak akdettiğini belirterek iptali istenen 02/10/2017 tarih ... yevmiye sayılı ticari plakalı araç satış sözleşmesini ise esaslı olarak hileye düşürülerek hataya maruz kalarak imzaladığını beyan etmiştir. İşbu dava, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/05/2018 tarih, 2017/... E., 2018/... K. sayılı yetkisizlik kararına istinaden mahkememize tevzi edilmiş ve esasa kaydedilmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, sözleşmenin irade fesadı sebebi ile iptali ve sözleşme kapsamında verilen aracın olmadığı takdirde bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında iadesine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, ... karar sayılı ilam ile , Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevzsizlik kararı verilmiş, söz konusu karara karşı istinaf yoluna gidilmiş , İstanbul BAM 14 HD 2021/1082 esas 2021/1493 karar sayılı ilamı ile ; "Dava, sözleşmenin irade fesadı sebebiyle iptali ve sözleşme kapsamında verilen paranın sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında iadesi davasıdır. İlk derece mahkemesince yukarıda belirtilen gerekçeyle, uyuşmazlığı çözmekte asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosyada esas "Ticari plakalı araç satım sözleşmesi" isimli, .... Noterliğinin 02/10/2021 tarihli ... yevmiye numaralı işlemiyle düzenlenmiş sözleşme mevcuttur. Sözleşmede satıcı sıfatının ..., alıcı sıfatının ise ... ...'na ait olduğu görülmektedir. Eldeki dava, ticari faaliyette kullanılan araç satışından kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup, Yargıtay (kapatılan)13. Hukuk Dairesinin 19.09.2013 gün ve 2013/10274 - 22116 E-K sayılı kararında da belirtildiği üzere TTK'nın 4. maddesi kapsamında ticari dava niteliğinde olup genel hükümlere göre TTK'nın 5. maddesi uyarınca müstakil Asliye Ticaret Mahkemesi bulunan yerlerde Asliye Ticaret Mahkemesince, bulunmayan yarlerde ise Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesince davaya bakılmalıdır. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re'sen gözetilmelidir. Bu durumda, mahkemece davanın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek işin esasına gidilerek inceleme yapılması gerekirken görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca dava açılışında dava değerinin 204.700,00 TL olarak gösterildiği, dava dilekçesinde ise araç bedeli olan 1.900,00 TL tutarın davalının yaptığı banka ödemesi düşülmek suretiyle ticari faiziyle birlikte tahsili talep edilmiş olduğu, söz konusu miktarın maddi hata sebebiyle bu şeklide gösterildiği, esasen 1.900.000,00 TL'nin iadesinin talep edildiği yönünde kanaat oluşmakla, bu sebeple uyuşmazlığın, tek hakimle değil, mahkeme heyeti tarafından ele alınarak yürütülmesi gerekir." denilmesi üzerine, dosya mahkememizin 2022/181 nolu esasına kaydı yapılmış ve tekli ticaret hakimliğince yürütülen dosya , ticaret mahkemesi heyet hakimliğine tevdi edilmiştir. Deliller : Araç ruhsat fotokopisi, inanç sözleşmesi, sözleşme, senet suretleri, taşınır rehin sözleşmesi, taşınır rehin kaldırma tescili sözleşmesi, satış sözleşmesi, müşteki ifade tutanağı, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/... CBS Sorusturma dosyası, yapılan yazışmalar, bilirkişi incelemesi. Davacı ile dava dışı ... arasında imzalanan 18/09/2017 tarihli inanç sözleşmesi incelendiğinde, ...'dan "inanılan" , ...'dan "inanan" olarak bahsedildiği, sözleşmenin ikinci maddesine göre ...'ın ...'dan aldığı 650.000,00TL'lik borca karşılık ... plakalı aracın plaka ve hattının teminatına ilişkin olduğunun yazılı olduğu, 3.madde de yine ...'ın ...'dan 650.000,00TL borç aldığını, kaşılığında plakası belirtilen aracın plaka ve hattının teminat olarak verildiğini, alınan 650.000,00TL borcun 5 yıl içinde aylık 10.834,00TL eşit taksitlerle ödenmesinin kararlaştırıldığı, 4.madde de aylık ödemelerin geciktirilmesi veya ödenmemesi halinde teminat olarak alınan araç-plaka-hattın devrinin ... 'a yapılacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin her iki tarafça imzalandığı görülmüştür. Dava dilekçesinde, davacı tarafından eklenen 18/09/2017 tarihli el yazısı ile yazılan ve altında ...'ın isim ve imzası bulunan belge imzalandığında, belgenin sonuç kısmında "2017 yılının Eylül ayının 18.günü 650.000,00TL'yi ... Danışmanlık'tan ...'dan nakden elden imza karşılığında teslim aldım" ibaresinin bulunduğu görülmüş yine davacı vekilince dava dilekçesinin ekinde senet fotokopilerini sunduğu görülmüştür. Dava dilekçesine eklenen taşınır rehin sözleşmesi incelendiğinde, rehin verenin ... , rehin alanın ... olduğu, içeriğinde de ...'ın ...'tan 650.000,00TL borç aldığı, alınan borç karşılığında ... plakalı aracın zilliyetliğini teslim etmeksizin rehin olarak verildiğinin yazılı olduğu sözleşme tarihinin 18 Eylül 2017 olduğu ve noterde düzenlendiği görülmüştür. Yine dava dilekçesi ekinde sunulan taşınır rehin kaldırma tescili başlıklı noterde düzenlenen evrak incelendiğinde, 02/10/2017 tarihinde ...'ın isim ve imzasının bulunduğu beyanında "... 25 Noterliğinin 18/09/2017 tarih ve ... yevmiye sayılı sözleşme ile lehine konulan rehnin kaldırılması " nın ifade edildiği görülmüştür. ... Noterliğine ait 02/10/2017 tarihli ... yevmiye numaralı ticari plakalı araç satış sözleşmesi incelendiğinde, plaka bedelinin 500.000,00TL araç bedelinin 39.700,00TL olduğu belirtilerek söz konusu aracın ve hat bedelinin ödenerek ... tarafından ... ...'na satımına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından yapılan şikayet üzerine, davacının emniyete vermiş olduğu 11/10/2017 tarihli ifade incelendiğinde, söz konusu aracın dedesi ...'a ait olduğunu, dedesinin kendi adına kredi çekemediği için ... sayılı dolmuşunun ve hattını kendi üzerine vermeyi ve böylelikle kendisinin kredi çekmesini teklif ettiğini, tek kuruş ödemeden aracın devrini kendi üzerine aldığını, ardından da bankadan 185.000,00TL kredi çektiğini, dolmuşun modelini yükseltmek ve bankaya olan borçlarını ödemek konusunda maddi sıkıntı yaşadığını, bankaya rehinli olan aracı göstererek para bulmaya çalıştığını, ... ile tanıştığını, 500.000,00TL'ye ihtiyacının olduğunu söylediğini, hat ve dolmuşun gerçek değerinin 2.000,00TL olduğunu, aracın üzerine rehin koyulması şartı ile kendisine 500.000,00TL vereceğini söylediğini, onun karşılığında da 650.000,00TL geri ödeme alacağını söylemesi üzerine anlaştıklarını, ...'ın kendisinden 650.000,00TL için toplamda 60 adet senet aldığını, aracın üzerine de ... lehine noterde rehin koydurduklarını, daha sonra bankaya olan borcunun faizleri ile birlikte 335.000,00TL olarak ödenmesi için banka bilgilerini verdiğini, (500.000,00TL - 335.000,00TL= ) 165.000,00TL'ninde hesabına yatırılacağının söylendiğini, daha sonra kendisinin aranarak banka borcunun kapandığının iletildiğini, banka borcunun hiç tanımadığı ... tarafından ödendiğini öğrendiğini ancak geri kalan 165.000,00TL'lik ödemenin yapılmadığını, daha sonra aracın ve hattının ikinci kez noterliğe gittiğinde ... ... adına geçtiğinin öğrendiğini beyan etmiş, ... emniyette vermiş olduğu ifadesinde, ... Danışmanlık Hizmetleri'nin sahibi olduğunu, ...'ın ofisine gelerek söz konusu aracın rehinli iken alıp alamayacağını kendisine sorduğunu, daha sonra ...'ın sen bana 650.000,00TL para ver ben bankaya olan borcu kapatıp daha sonrada aracın satışını sana yaparım dediğini, bunun üzerine 650.000,00TL'yi elden ...'a verdiğini, buna ilişkin yazılı belge aldığını, daha sonradan araç üzerine rehin koydurduğunu, ertesi gün ...'ın gelerek satıştan vazgeçtiğini söylediğini, bunun üzerine parasını geri istediğini, ...'ın kendisine parayı harcadığını söylediğini, tekrar ...'ın kendisine ben bu paraları ödemeyemem sen bankaya olan borcuda öde , sana plakayı da hattı da devir edeyim dediğini, kendisinin aracı almaktan vazgeçtiğini, ... isimli arkadaşına plaka ve hat var almak istermisin dediğini, ...'nin ...'ın bankaya olan 335.000,00TL borcunu ödediğini, kendi lehine konulan tedbiri kaldırdıklarını, kendisinin de ...'a vermiş olduğu 650.000,00TL'yi ...'den aldığını belirttiği görülmüştür. Bakırköy CBS tarafından 2017/... soruşturma numaralı evrak üzerinden yapılan soruşturma neticesinde "şikayetçi, adına tescilli minibüs ve ticari hat olduğunu, banka borçları ve minibüs modelini yenilemek için paraya ihtiyacı olduğunu, şüphelilerden ... ile görüştüğünü, şahsın banka borcu ve rehin bedelini ödediğini, kendi adına 650.000,00TL'lik rehin sözleşmesi yaptırdığını ve o miktarda kendisinin senet imzaladığını, bu şekilde aracı ...'da noterde ... ...'na devir ettiğini, onunda annesi ... ... devir ettiğini, ancak minibüsün değerinin çok daha fazla olduğunu ve ...'ın 165.000,00TL'lik eksik ödemeyi yapmadığını bu şekilde dolandırıldığını beyanla müracaatta bulunmuş ise de; tüm işlemlerin sözleşme, protokol ve noter senetleri ile yapıldığı, şikayetçi ile şüpheliler arasındaki ilişkinin eksik ödemeye dair hukuki ihtilaf niteliğinde bulunduğu, dolandırıcılık suçunun aldatma unsurunun oluşmadığı nedenleri ile" denilerek şüpheliler ... , ... ... ve ... ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, söz konusu karara karşı şikayetçi tarafından itiraz edildiği, ... Sulh Ceza Hakimliğinin 2021/... değişik iş nolu kararı ile itirazın reddine karar verildiği daha sonra şikayetçinin Sulh Ceza Mahkemesinin kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesini talep ettiği, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 10/02/2023 tarihli kararı ile Sulh Ceza Mahkemesinin kararı aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilmediği yönünde karar aldığı tespit edilmiştir. Dosya içerisine sunulan ... noterliğine ait 25 Kasım 2013 tarihli araç satış sözleşmesi incelendiğinde, ... plakalı aracın ticari plakala bedelinin 110.000,00TL , kasko değerinin 39.700,00TL olduğu belirtilerek ... tarafından ...'a söz konusu aracın ve hat bedelinin satıldığı belirtilmiştir. Davacı tarafa 09/03/2023 tarihli 1 nolu ara kararı kapsamında sorulan sorular hakkında yazılı olarak beyanda bulunması için süre verilmiş, davacı dosyaya sunmuş olduğu 23/03/2023 tarihli dilekçesinde, ...'a vermiş olduğu senetlerin ...'da olduğunu, duyumlarına göre bu kişinin delilleri yok etmek için senetleri tedavüle dahi çıkarmadan yırtarak yok ettiği yönünde olduğunu, dava dilekçesine eklenen ve davacının imzasını taşıyan - davacının ...'dan 650.000,00TL elden aldığına yönelik belge aslının kimde olduğu sorusu ile ilgili olarak davacı aynı dilekçe de, müvekkilinin ...'dan 650.000,00TL almadığını, davalının yapmış olduğu tek ödemenin kendisinin bankaya olan 335.000,00TL'yi ödemek olduğunu, böyle bir belge olmadığını, 02/10/2017 tarihli ... yevmiye numaralı satış sözleşmesindeki bedeli de almadığını beyan ettiği görülmüştür. ... ... Şubesine yazı yazılarak, davacı tarafından kullanılan kredi borcunun başkası tarafından ödendiği bildirildiğinden, bu hususta bilgi istenilmiş, ... Bank tarafından davacının kullanmış olduğu kredi ile ilgili kredi sözleşmesinin gönderildiği, ayrıca 19/02/2025 tarihli yazı cevabı incelendiğinde, ...'ın ......nolu hesabına 02/10/2017 tarihinde "... plakalı araç bedeli karşılığı ... " açıklaması ile ...'lı tarafından 335.000,00TL EFT gönderildiğini, bu paradan kredi tahsilatları yapılarak kredi borcunun kapatıldığının, ...'ın bankaya borcunun kalmadığının bildirildiği görülmüştür. İstanbul Minibüsçüler Esnaf Odasına yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda, ... plakalı aracın C-... hattında çalıştığını ancak ...Belediyesi'nin 30/11/2022 tarihli kararı ile ihtiyaç fazlası kapsamında söz konusu minibüs plakasının taksiye dönüştüğünü, minibüs alım satımlarının pazarlık usulü gerçekleştirildiğinden minibüslerin plaka değerlerinin taraflarınca tespit edilmediği yönünde cevap verildiği görülmüştür. Dava konusu minibüsün kim adına kayıtlı olduğu sorulmuş 04/04/2023 tarihli yazı cevabı incelendiğinde, aracın 30/01/2009 tarihinde dava dışı ... adına kayıtlı olduğu görülmüş, bunun üzerine 13/02/2025 tarihli duruşmada davacı tarafa aracın mülkiyetinin el değiştirdiği hatırlatılarak HMK 125.maddesi kapsamında alınan beyanında "davalı taraf aracı başkasına satmıştır, zaten benim dava dilekçemde ikinci talep olarak araç bedeli ile ilgili olarak talebin mevcut olup, aracın yeni malikine karşı davayı sürdürmeyeceğim , davalıya karşı araç bedeli olan 1.900.000,00TL'den bankaya yapılan ödemenin düşülmesi sonucunda kalan kısmın tarafıma verilmesini istiyorum" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Davacı tanığı ... mahkememizde alınan beyanında ; "Davacı benim eşim olur, birinin vasıtası ile ... Danışmanlık adı altında senet karşılığında para veren biz isminin ... olarak bildiğimiz kişinin gerçekte isminin ... ... olduğunu öğrendiğimiz kişiyle tanıştık, minibüsün yaşını değiştirmek ve hattının eşim adına geçmesi için 500.000,00TL paraya ihtiyacımız olduğunu söyledik, sonrasında bize faizini de katarak toplamda 650.000,00TL'lik her biri 10.000,00TL olmak üzere birçok senet imzalattı, ancak parayı vermedi, senetleri de aldı, iki gün sonrasında biz buluştuğumuzda isminin Fuat olduğunu hatırladığım avukat vasıtası ile sözleşme imzalatıp bize parayı telsim edeceklerdi, sonrasında inanç sözleşmesi yapıldı, notere gittiler, noter aşamasında ben yoktum eşim gitti, bizim amacımız notere gidip rehin sözleşmesi yapmak iken eşimi noterde kandırmışlar ve aracın satışını davalı ... ...'na yaptırmışlar, ancak hala para tarafımıza verilmedi, ... ... eşimin ... olan 330.000,00TL'lik borcunu başkasına ödettirerek kapatırdı, ... ... başkaca para vermedi sadece ... Banka olan borcu kapattı, ... ... tarafından eşime hiçbir şekilde para verilmemiştir, noter evrakında yazılı para da verilmemiştir. Benim bilgim bundan ibarettir. " şeklinde Davacı tanığı ...mahkememizce alınan beyanında ; "Davacı benim oğlumdur, oğlumun paraya ihtiyacı oldu, biri vasıtası ile ... diye bir yere gittik, inanç sözleşmesi yapıldı, sonrasında onaylandı, senetleri yapıp teslim ettik, noterden rehinde koydurtturduk ancak senetleri teslim etmemize rağmen bize para verilmedi, bizim 500.000,00TL'ye ihtiyacımız vardı karşı taraf faizlere de katarak 650.000.00TL'lik senet imzalattı, bize parayı teslim etmediler, oğlumdan senetleri alan şahıs oğlumu kandırırak notere götürmüş amaç rehin sözleşmesi yapmak ve paramızı teslim edeceğini söylemiş ancak noterde oğlumu kandırarak aracın ve hattın ... ...'na satışı yapılmıştır. ... ...'ndan oğlum para almamıştır satış evrakında yazılı para da alınmamıştır benim bilgim bundan ibarettir. " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı vekili tanık beyanlarına karşı sunmuş olduğu 04/12/2024 tarihli dilekçesinde ; "Davacı tanıkları görgü şahidi olmayıp, sadece duyum üzerine beyanları alınmış olup, zaten davacı tanıklarından davacının eşi ... Mahkemede alınan beyanlarında " Eşimin ... Olan 330.000 TL'lik borcunu başkasına ödettirerek kapattırdı" demiştir. Ancak davacı tanığı olan ... kendisi noterde bulunmadığı için bakiye 209.750 TL'yi noterde devir işlemi yapılırken davacı ...'ın nakit olarak alıp noter evrakını imzaladığını görme imkanı bulunmamaktadır. Noter sözleşmesinde de yazıldığı üzere parasının tamamını aldığına dair sözleşmedeki evrak noter tarafından kendisine okunarak ve şifahi olarak beyan edilmesi üzerine parasının tamamını aldığına dair ve satış yaptığına dair noter evrakını davacı ... imzalamıştır. Müvekkilim Noter evrakında yazılı 539.750 TL tutarındaki rakamın 209.750 TL'lik kısmını davacı ...'a nakit olarak vermiş olup, bakiye 330.000 TL'yi ise davacının banka borcu olan 335.000 TL’yi ... kanalıyla ödemiş olup, toplamda davacı tarafa noter sözleşmesinde yazılı 539.750 TL'yi müvekkilim satın almış olduğu araç karşılığında ödemiştir. " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı vekiline 13/02/2025 tarihli 3 nolu ara kararı doğrultusunda , cevap dilekçesinde bahsetmesi nedeniyle, ara kararında yazılı olan hususları cevaplaması için süre verilmiş, davalı vekilince dosyaya sunulan 08/05/2025 tarihli dilekçe incelendiğinde, ...'nın müvekkilinin eşi olan ... ...'nun anneleri bir babaları farklı olan üvey kardeş olduğunu, ... tarafından davacıya bankaya olan borcunun 335.000,00TL'sinin ödendiğini, söz konusu araç üzerinde ... lehine 650.000,00TL bedelli noterde düzenlenen taşıt rehin sözleşmesi ile rehin bulunduğunu, müvekkilinin bu aracı alarak , söz konusu rehnin kaldırılması karşılığında ...'a , cevap dilekçesinde bahsettikleri şekilde ev, araç ve nakit ödeme şeklinde ödeme yapmaları neticesinde, ...'ın araç üzerindeki rehni kaldırdığını, bunun üzerine müvekkili tarafından noterde düzenlenen evrak ile minibüsün müvekkilince satın alındığını, noter evrakında yazılı bedel olan 539.750,00TL'nin yukarıda da bahsedildiği üzere 335.000,00TL'sinin ... kanalı ile ödendiğini geri kalan 209.750,00TL'lik kısmın ise ...'a elden ödendiğini belirterek 08/05/2025 tarihli dilekçesinde bir takım evraklar sunmuştur. Davalının aile nüfus kayıt tablosu alındığında ...'nın davalının eşi olan ...'nin kardeşi olduğu tespit edilmiştir. 23/10/2025 tarihli duruşmada alınan 1 nolu ara kararı ile ; "Dosyanın mahkememizce resen tespit edilecek bir araç değerlemesinden anlayan otomotiv alanında uzman makine mühendisi ile minibüs hat bedelleri konusunda sektör bilirkişisine dosyanın tevdi edilerek; ... plakalı aracın marka, model bilgilerini gösterir trafik kaydı ile 3 nolu ara karar gereğince tramer tarafından verilecek yazı cevabı incelenerek bu aracın satış tarihi olan 02/10/2017 ve dava tarihi olan 31/10/2017 tarihi itibariyle rayiç bedelinin tespit edilmesinin ayrıca bu aracın dosyadaki yazı cevabına göre C-67 ... hattında minibüs olarak çalıştığı bildirildiğinden minibüs hat bedelinin 02/10/2017 ve dava tarihi olan 31/10/2017 tarihi itibariyle saptanmasının istenilmesine," karar verilerek dosya bilirkişilere tevdi edilmiştir. Bilirkişiler tarafından mahkememize ibraz edilen rapor incelendiğinde, " Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından dosyaya sunulu hasar ekspertiz raporunda aracın 13.5.2012 tarihinde kazaya karıştığı, kilometresinin 337.180 km olduğu ve hasarlanma sonucu Sağ ön yan Camının değiştiği ve Yan sacının onarılarak boyandığı tespit edilmektedir. İlave olarak , 10.1.2011, 24.1.2011 ve 18.1.2012 tarihlerinde de kazaya karıştığı raporlanmış olup Hasar Ekspertiz raporları mevcut olmadığı için hasar detayları saptanamamıştır. Gelir İdaresi Başkanlığı ikinci el rayiç arşiv listeleri kontrol edildiğinde davaya söz konusu aracın Satış tarihi 2.10.2017 ve Dava Tarihi 31.10.2017 itibariyle 39.700 TL olduğu tespit edilmekte olup kilometre bilgisi bilinmemekle birlikte , hat minibüsü olması sebebiyle emsallerine göre göreceli olarak yüksek kilometrede olacağı, 13.5.2012 hasar tarihinde 337.180 km’de olduğu dikkate alınırsa, 2007 model olan aracın 5 yılda 337.180 km yapmış olması bakımından, yılda ortalama 67.000 km yaptığı hesabıyla 31.10.2017 dava tarihi itibariyle yaklaşık 67.000 km X 5 yıl + 337.180 = 672.180 km civarında olacağı sonucu ve kanaatine varılmıştır. İlave olarak 13.5.2012 tarihli kazasının da dikkate alınmasıyla küçük hasar sebebiyle de bir miktar değer kaybı olacağı tespit edilmekle birlikte, Gelir İdaresi başkanlığı kasko rayiç bedel listelerinin piyasadaki fiili rayiçlerden ortalama %15 aşağıda olduğu bilinmekle, rayicin zaten %15 aşağıda olması sebebiyle, kilometrenin ve küçük hasarının daha fazla değer kaybına sebep olmayacağı ve bu sebeple 39.700 TL’lik rayicin kadri marufunda olduğu sonucu ve kanaatine varılmıştır. Ayrıca , 2.10.2017 tarihinde satışı yapılan aracın noter satış senedinde 39.700 TL bedelle satıldığı gözükmekte olup belirlenen rayicin kadri marufunda olduğunu teyit etmektedir. Aracın 25.11.2013 tarihli Noter Satış senedinde Ticari Plaka Bedelinin 110.000 TL olarak belirlendiği, 2.10.2017 tarihli Noter Satış senedinde ise 500.000 TL olarak belirlendiği tespit edilmektedir. Minibüs hat fiyatlarıyla ilgili geçmişe dönük aylar bazında bir arşiv liste bulunmamaktadır. Ancak Taksi plaka bedellerine ait arşiv liste bulunmakta olup , aracın 25.11.2013 ve 2.10.2017 satış tarihleri baz alınarak taksi plakalarındaki artış oranı tespit edilerek Minibüs hat bedeline aşağıdaki şekilde yansıtılmıştır ; 2013 Kasım Taksi Plakası bedeli – 1.280.000 TL , 2017 Ekim Taksi Plakası bedeli – 1.725.000 TL, Artış Oranı = % 34,7 , Davaya söz konusu minibüsün 25.11.2013 tarihindeki hat bedeli rayici Noter Satış Senedinde 110.000 TL gözükmekte olup % 34,7 artışla 2.10.2017 tarihinde 148.170 TL olacağı sonucu ve kanaatine varılmıştır. " diyerek raporunun sonuç kısmında aracın 25.11.2013 tarihli Noter Satış senedinde Ticari Plaka Bedelinin 110.000 TL olarak tespit edilmesine karşın 2.10.2017 tarihli Noter Satış senedinde ise 500.000 TL olarak belirlenmesinin uygun olmadığı, ilgili dönemlerde ülkemizde yaşanan enflasyon oranları dikkate alındığında 25.11.2013 tarihinden 2.10.2017 tarihine kadar geçen yaklaşık 4 yıllık süre zarfındaki aşağıdaki ortalama yıllık %8-12 arasındaki enflasyon oranları dikkate alındığında, 110.000 TL ‘den 500.000 TL’ye %345 oranda artan hat bedelinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu tespit edilmekte olup, %34,7 ‘lik bir artışla hat bedelinin 02/10/2017 satış ve dava tarihi olan 31/10/2017 tarihleri itibariyle 148.170 TL olacağı yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri tespit edilmiştir. Bilirkişi raporu davacı ve davalı vekiline tebliğ edilmiş her iki tarafta bilirkişi raporuna karşı beyan veya itiraz dilekçesi sunmadığı gibi, davacı duruşmada bilirkişi raporuna karşı bir diyeceği olmadığını beyan etmiştir. Toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacının beyanı , savcılık soruşturma dosyasındaki ifadesi, dava dışı ...'ın savcılıkta vermiş olduğu ifade , davacı vekilince dava dilekçesine eklenen 18/09/2017 tarihli ... ile yapılan inanç sözleşmesi, dava dilekçesine ekli bulunan ve davacı ...'ın dava dışı ...'dan nakden 650.000,00TL aldığına yönelik ifadeyi barındıran 18/09/2017 tarihli belge fotokopisi, davacının dava dışı ...'a verdiğini beyan ettiği senet suretleri, söz konusu aracın 650.000,00TL bedelle ...'a rehin verildiği 18/09/2017 tarihli noter evrakı birlikte değerlendirildiğinde, bu belgelerin davacı tarafından dava dilekçesine eklenmesi nedeniyle, davacının davalıdan 650.000,00TL aldığına dair belgeye imza attığı ve karşılığında senet vererek aracını dava dışı ...'a rehin ettiği, taraflar arasında 650.000,00TL borç verildiği ve alındığına ilişkin davacının da imzasını taşıyan inanç sözleşmesi yapıldığı, daha sonra 02/10/2017 tarihinde ...'ın noter evrakı ile kendi lehine olan rehni kaldırdığı, 02/10/2017 tarihinde de davacının söz konusu minibüsü 39.700,00TL minibüs ticari plakasını da 500.000,00TL olmak üzere toplam 539.700,00TL'ye sattığı, noter evrakında bedelin alındığına yönelik davacının beyanı bulunduğu, 02/10/2017 tarihinde davalının eşinin kardeşi olan ...'nın davacının ... olan kredi borcunu 335.000,00TL olarak ödediği, davalının geri kalan bedeli de davacıya elden ödediğini iddia ettiği, yine davalı vekilince sunulan cevap dilekçesi ve diğer beyan dilekçelerinde müvekkilinin ayrıca aracı satın almak için rehni kaldırma karşılığında ...'a 650.000,00TL değerinde ev , araç ve para ödemesi yaptığını, karşılığında ...'ın rehni kaldırdığını, daha sonra da, davacı ile yapılan noter sözleşmesi karşılığında ... tarafından 335.000,00TL'nin bankaya ödendiğini, 209.750,00TL'ninde müvekkilince davacıya elden ödendiğini iddia ettiği tespit edilmiş olup, davacının dava dilekçesindeki iddiasının ağırlık noktası aracın ve minibüs hat bedelinin gerçek değerinin çok daha fazla olduğunu, söz konusu hatta çalışan minibüsün hat bedelinin son olarak 1.400.000,00TL'ye satıldığını iddia ederek noter evrakında yazılı bedelin özellikle minibüs hat değerinin gerçek bedeli olmadığını iddia ederek gerçek rayiç değerinin saptanarak öncelikle satış sözleşmesinin iptali ile aracın kendisine iadesine, olmadığı takdirde aracın ve hat bedelinin gerçek bedeli olan 1.900.000,00TL'den 335.000,00TL'den mahsubu ile geri kalan kısmın istenildiği, davacı tarafça sunulan cevaba cevap dilekçesinde ise 02/10/2017 tarih ... yevmiye sayılı sözleşmeyi ise esaslı olarak hileye düşürülerek hataya maruz kalarak imzaladığını iddia ettiği görülmüştür. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda ise araç bedelinin, aracın yaşı , geçirmiş olduğu trafik kazaları dikkate alınarak 39.700,00TL olmasının kadri maruf olduğunu yine davacının söz konusu minibüsü ve minibüs hattını ...'dan satın aldığı, ....Noterliğine ait 25 Kasım 2013 tarihli araç satış sözleşmesindeki bedellere, İstanbul taksi ticari plakalarına göre yıllar içinde gerçekleşen artış oranının uygulanarak yapılan hesaplama neticesinde hat bedelinin tespit edildiği, söz konusu raporda satış tarihindeki hat bedelinin 148.170,00TL olması gerektiği yönünde bilirkişilerin görüş beyan ettikleri, söz konusu rapora davacının itiraz etmediği, davalı ile yapılan satış sözleşmesinde hat bedelinin bilirkişilerin tespit ettikleri değerden daha fazla olarak 500.000,00TL olarak gösterildiği anlaşılmakla , özellikle minibüs hat bedelinin rayiç değerinin 02/10/2017 tarihli sözleşmedeki bedelden daha fazla olduğunu davacı taraf ispat edememiştir, yine davacı tarafından sunulan deliller değerlendirdiğinde davacı iptalini istemiş olduğu sözleşmeyi esaslı olarak hileye düşürülerek hataya maruz bırakılarak imzaladığı iddiası da ispat edilememiştir. Yargılama sırasında aracın el değiştirmesi ve davacının davasını yeni araç malikine karşı sürdürmeyeceğini beyan etmesi nedeniyle, sözleşmenin iptali ile aracın iadesine yönelik talebinin pasif husumet yönünden reddine, rayiç değerin eksik gösterildiği ve hileye, hataya dayalı irade fesadı iddialarına dayalı diğer talebi olan, bedel iadesi talebinin ise esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Vekalet ücreti hesaplamasında ise davacının talebinin 1.900.000,00TL - 335.000,00TL = 1.565.000,00TL olduğu dikkate alınarak bu miktar esas alınmıştır. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davacının, sözleşmenini iptali ile aracın iadesine yönelik talebinin, davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle husumet yokluğundan reddine, 2-Davacının diğer talebinin reddine, 3-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 237.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürü tarafından resen ilgilisine iadesine, 6-Bu dava sebebiyle 732,00TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden, davacı tarafından peşin alınan 32.447,25TL'den mahsubu ile fazla alınan 31.715,25TL'nin karar kesinleştiğinde istek halinde davacı tarafa iadesine, Davacı asilin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 02/04/2026
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır