İlk Derece Mahkemesi · Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi

Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1525 E. 2025/1205 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/1525
Karar No
2025/1205
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO :

HAKİM : KATİP :

DAVACILAR :

VEKİLLERİ :

DAVALILAR :

VEKİLİ : DAVALI :

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Trampa Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/08/2022 KARAR TARİHİ : 27/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Trampa Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı banka ile davalılar arasında ... tarihinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu İşbirliği ile Uygulanan Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesinden Yararlanan Kooperatif Ortaklarından Alınacak Taahhütname ve Borçlanma Sözleşmesi imzalandığını, davalıların bu sözleĢmede borçlu ortak ve müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, davalıların kredi borcunu ödememeleri üzerine muacceliyet ihtarı gönderilerek Ergani İcra Müdürlüğünün ...E. (önceki ...E.) sayılı dosyası üzerinden genel haciz yoluyla ilâmsız icra takibi başlatıldığını, davalıların borca itiraz ettiklerini beyan ederek itirazın iptaline ve davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı aynı konu ile ilgili aralarındaki uyuşmazlığın ticari olduğu gerekçesiyle tarihinde Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk yoluna başvurmuş ve anlaşmama tutanağının düzenlenmesine müteakip tekrardan 2013 yılında yapılan icra takibine karşı müvekkilin yapmış olduğu itiraza istinaden itirazın iptali talebi ile işbu davayı açtığını, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. Maddesi ''(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir'' şeklinde olup, davacının 2004 sayılı yasanın 67. Maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü süreyi kaçırdığı açık olup, itirazın iptali talebinin dinlenmesinde hukuki olanak bulunduğunu, yapılan açıklamalar dikkate alınarak; işbu davanın yasal süresi olan bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması, davacı bankanın takip yetkisinin bulunmayışı nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesine, mümkün olmaması davaya konu sözleşmeden kaynaklı alacağın zamanaşımına uğramış olması ve davaya konu sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu hükümleri içermesi ve müvekkillerinin bu konuda bilgilendirilmemesi nedeniyle sözleşmenin geçersizliği nedeniyle ve kefalet sözleşmesinin geçersiz oluşu, davacının dürüstlük kuralına aykırı hareket etmesi nedeniyle davanın esastan reddine karar verilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

Taraflarca dosyaya sunulan deliller incelenmiş, UYAP sistemi üzerinden Ergani İcra Müdürlüğünün ...(Eski esas:...) esas sayılı dosyası ile Ergani ...Asliye Hukuk Mahkemesinin ...esas sayılı dosyası celp edilerek dosya arasına kazandırılmış, bankacı bilirkişiden bilirkişi raporu alınarak sonuca gidilmiştir. Dava, davacı banka ile davalılar arasında ...tarihinde Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu İşbirliği ile Uygulanan Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesinden Yararlanan Kooperatif Ortaklarından Alınacak Taahütname ve Borçlanma Sözleşmesi gereğince kullandırılan kredinin vadesi geldiği halde ödenmediğinden bahisle tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Ergani İcra Dairesinin ...(Eski esas:...) esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı-alacaklı banka tarafından ...tarihinde dava dışı S.S Akçakale Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, ile davalılar aleyhine 9.203,75 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı/borçlulara ödeme emrinin tebliğ edildiği, davalıların borca itiraz ettiği, itiraz evrakının davacı/alacaklıya tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Yine davacı tarafından eldeki dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuk kapsamında arubuluculuğa başvuru yapıldığı davalıların arabuluculuk toplantısına katılmaması nedeniyle görüşme yapılmadan anlaşamama şeklinde son tutanak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Elde ki davanın ...tarihinde Ergani Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben açıldığı ve Ergani ...Asliye Hukuk Mahkemesinin ...tarih ve ...E....K. Sayılı ilamı ile Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, kararın istinaf incelemesi neticesinde kesinleştiği ve davacı vekilinin süresinde gönderme talebi üzerine dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İİK.'nun 67/1.maddesine göre, itirazın iptali davaları itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde açılabilir. Bu süre hak düşürücü süre olup re'sen gözetilmelidir. Davaya konu icra takibinin ...tarihinde başlatıldığı, gönderilen ödeme emrine karşı davalı borçluların borca itiraz ettikleri, borca itiraz dilekçelerinin davacı-alacaklı tarafa tebliğ edilmediğinden 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı anlaşılmaktadır. Ancak, davacı tarafından elde ki dava açılmadan önce yine elde ki davaya konu icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle Ergani ...Asliye Hukuk Mahkemesinde dosyası üzerinden dava açıldığı anlaşılmaktadır. Bu halde, her ne kadar davalı borçluların ödeme emrine karşı borca itiraz dilekçeleri davacı alacaklı tarafa tebliğ edilmemiş ise de, davacının dava açtığı tarihi itibariyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başladığının kabulü gerekir. Elde ki dava yönünden, davanın açıldığı tarih itibarıyle arabuluculuğa başvuru zorunludur. 6325 sayılı Kanunun 18/A-15 maddesi gereğince arabuluculuğun dava şartı olarak düzenlendiği hallerde arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Dosya içerisinde yer alan arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde, davacı tarafından Ergani 1. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası üzerinden açılan dava tarihi itibarıyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı kabul edildiğinde, arabuluculuk aşamasında geçen süre eklendiğinde davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabulü gerekir. Dosya içerisinde yer alan Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu İşbirliği ile Uygulanan Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesinden Yararlanan Kooperatif Ortaklarından Alınacak Taahütname ve Borçlanma Sözleşmesi incelendiğinde, sözleşme gereğince davalı ...tahsis edildiği, diğer davalılaların asıl borçluya tahsis edilen kredi için müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı anlaşılmaktadır. İlgili sözleşmenin başlığında kredinin ...Bankası ...Şubesinden alındığı yazılı olduğu gibi sözleşmenin 11.,12. ve 13. maddelerinde de kredi borcunun hem geri ödemesinin hem de zamanında ödenmemesi durumunda faiziyle birlikte ödemesinin ...Bankasına yapılacağı belirtilmektedir. Bu durumda ...Bankasının alacaklı sıfatı bulunmaktadır. Nitekim benzer uyuşmazlık hakkında verilen Yargıtay ...Hukuk Dairesinin ...tarih ve ...E....K. sayılı ilamında da ...Bankasının alacaklı sıfatının bulunduğu belirtilmiştir. Davaya konu edilen borçlanma sözleşmesi ...tarihlidir. Davalı ...sorumluluğu kefalet sözleşmesine dayandırılmaktadır. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 487. maddesi müteselsil kefaleti düzenlemiş, 492 vd. maddelerinde ise kefaletin ne zaman son bulacağını düzenlemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda ise kefaletin sona ermesine ilişkin hükümler 598 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun gereğince sona ermenin düzenlendiği TBK'nın 598 maddesine göre; "Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur. Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır. Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." Mülga Borçlar Kanunu'nda kefilin sorumluluğu için bir süre öngörülmemiş olduğu halde yeni Türk Borçlar Kanunu gerçek kişi kefilin sorumluluğunu on yıl ile sınırlı tutmuştur. Kefilin sorumlu tutulabileceği on yıllık süre, kefalet sözleşmesinin meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlayacaktır. On yıllık sürenin işlemeye başlaması bakımından esas borcun doğduğu veya muaccel olduğu anın bir önemi yoktur. On yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için de kesilme ve durma da söz konusu olmaz. On yıllık sürenin tamamlanmasıyla birlikte kefilin yükümlülüğü kendiliğinden (yasa gereği) ortadan kalkar. Sürenin tamamlanmasıyla birlikte kefilin sorumluluğu ortadan kalkınca artık kendisinden talepte bulunulamaz. Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunu'nun 1. Maddesinde ise, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Dolayısı ile sona ermeye ilişkin hükümlerde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun uygulanması söz konusu olacaktır. Yargıtay kararlarında, 6098 sayılı TBK m. 598/3 hükmünde öngörülen, kefalet sözleşmesinden doğan alacağa ilişkin sürenin hak düşürücü süre olduğu kabul edilmektedir (Bkz. Yargıtay 11. HD'nin 21/06/2022 tarihli ve 2021/2084 E., 2022/5121 K. sayılı; Kapatılan 19. HD'nin 04/05/2016 tarihli ve 2015/8564 E., 2016/8238 K. sayılı kararları) (Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. HD'nin 02/05/2023 tarihli ve 2023/1172 E.-2023/622 K. Sayılı ilamı). Somut olayda, davaya konu taahhütname ve borçlanma sözleşmesinin ...tarihli olduğunun, davalılar ...ve ...sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığının, davacı banka tarafından ...tarihinde başlatılan icra takibinin hak düşürücü süreyi durdurmadığının ve davanın açıldığı tarih itibarıyle elde ki davada uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunun anlaşılmasına göre, davalı kefiller yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir. Diğer davalı ...borçlanma sözleşmesini asıl borçlu sıfatı ile imzalamıştır. Kredi borçlanma sözleşmesi ...tarihli olup, davacı banka tarafından davaya konu edilen icra takibi ...tarihinde başlatılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabi olup 6098 sayılı TBK'nın 149. maddesine göre zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hallerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar. Zamanaşımını kesen ve duruduran nedenler 818 sayılı BK'nın 132 ve 133. (6098 sayılı TBK'nın 153 ve 154.) maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunda belirtilen belirli olayların gerçekleşmesi halinde, işlemiş olan zamamaşımı süresi ortadan kalkar ve bu aşamadan sonra yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar ki buna zamanaşımın kesilmesi denir. Borçlu, borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse; alacaklı, dava veya defi yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuş ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı kesilir (BK m. 133, TBK m. 154). Keza, alacaklı tarafından yapılan icra takibi ve takipteki icra işlemleri ile zamanaşımı kesilmekte ve aynı süreli yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlamaktadır. Kanun hükmü mücerret icra takibinden bahsetmekte olup ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmemiş olmasının veya takibin alacaklı tarafından işlemsiz bırakılmış olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Alacaklının itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde müracaat hakkını kullanmamış olması 2004 sayılı İİK’nın 67. maddesi kapsamında açılacak itirazın iptali davasına engel teşkil etmekte olup yapılan takibin borçlar hukuku ve özellikle zamanaşımının kesilmesine yönelik etkileri devam eder (Yargıtay 6. HD'nin 15/03/2012 tarihli ve 2011/12202 E., 2012/4234 K. sayılı kararı). Somut olayda, 6098 sayılı TBK’nın 154/2 ve 157/2. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibi ile birlikte zamanaşımının kesildiği ve yeniden 10 yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı, davanın da yeniden işlemeye başlayan 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ...tarihinde açıldığı anlaşılmakla, davalı ...yönünden davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının kabulü gerekir. Davalı ...asıl borçlu sıfatı ile imzaladığı ...tanzim tarihli Tarım Ve Köy İşleri Bakanlığı İle Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Tevşik Fonu İşbirliği İle Uygulanan Kırsal Alanda Sosyal Destek projesinden Yararlanan Kooperitif Ortaklarından Alınacak Taahhütname ve Borçlanma Sözleşmesi'nin ...tarafından asıl borçlu sıfatıyla imzalandığını, sözleşmeye diğer davalının müteselsil kefaletleri alındığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davacı bankanın temerrütle birlikte faiz talep edebileceği, muacceliyet ihtarnamesinin dosyaya sunulmaması nedeniyle temerrüdün takip tarihi itibarıyle gerçekleşeceği, davalı ...takipte talep edilen 8.345,48 TL asıl alacaktan sorumlu olduğu, işlemiş faizden sorumluluğunun bulunmadığı ve davacı bankanın taleple bağlılık ilkesi gereğince asıl alacağa %28,60 oranını geçmemek kaydıyla takip tarihinden ödeme tarihine kadar avans faizi talep edebileceği mütalaa edilmiş, bilirkişi raporu mahkememizce denetime elverişli kabul edilmiş ve davanın kısmen kabulü ile icra takibinde talep edilen asıl alacak yönünden itirazın iptaline ve asıl alacağa yıllık %28,60 faiz oranını geçmemek kaydıyla avans faizi işletilmesine, işlemiş faize ve BSMV'ye yönelik talebin reddine, asıl alacağın likit olması nedeniyle davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Dosya içerisinde bulunan arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde; davalıların arabuluculuk toplantısına katılmadığından arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonlandığına ilişkin son tutanağın düzenlendiği anlaşılmaktadır. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun dava şartı arabuluculuk 18/A maddesinin 11. bendinde, taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan tarafın, son tutanakta belirtileceği ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulacağı, ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmeyeceğine yönelik düzenleme, ...tarihli resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin ...tarihli ve ...E.-...K. sayılı kararı ile iptal edildiğinden yargılama giderlerinin hesabında kabul ve red oranına göre değerlendirme yapılmıştır. HÜKÜM: Nedenleri gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-)Davalı ...aleyhine açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; a-)Davalı ...Ergani İcra Dairesinin ...(Eski esas:...) esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİNE, icra takibinin 8.345,48 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, işlemiş faize ve BSMV'ye ilişkin istemin REDDİNE, b-)Asıl alacak miktarına yıllık %28,60 oranını geçmemek kaydıyla takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, c-)Kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 1.669,09 TL icra inkar tazminatının davalı ...tahsili ile davacıya verilmesine,

2-)Davalı ...ve davalı ...aleyhine açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE, 3-)Alınması gereken 615,40.-TL başvuru harcı ile 615,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80.-TL harcın, davalı ...alınarak Hazineye irat kaydına, 4-)Yargılama sırasında davacı tarafından sarfedilen 5.471,25 TL yargılama giderinden; kabul ve ret oranına göre, 4.961,04 TL'sinin davalı ...alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 8.345,48 TL vekâlet ücretinin, davalı ...alınarak davacıya ödenmesine, 6-)Davalılar ...ve ...kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 9.2023,75 TL vekâlet ücretinin, davacıdan alınarak davalılar ...ve ...ödenmesine, 7-)6183 sayılı Kanun gereğince, dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin; 149,21 TL'sinin davacıdan, 1.450,79 TL'sinin davalı ...tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına, 8-)Yargılama sırasında davalılar tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-)Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek suretiyle, 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, bir kısım davalılar vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda davanın değeri itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip Hakim

Atıf: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1525, K. 2025/1205, T. 27.11.2025, www.arakarar.com/karar/diyarbakir-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-1525-e-2025-1205-k-9e40e18ac94c