İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/69 E. 2021/393 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/69
- Karar No
- 2021/393
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/69 Esas KARAR NO : 2021/393
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 05/12/2012 KARAR TARİHİ : 25/05/2021
Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, dava dışı ...'nin üç ortağından biri olduğunu, şirketin diğer ortaklarının davalılar ... ve ... olduğunu, anılan şirketin Antalya'da 1 adet fırın, 1 adet ayakkabı mağazası ve 1 adet konfeksiyon mağazası bulunduğunu, ... Caddesi ... adresindeki konfeksiyon mağazasının içindeki mallarla birlikte şirket ortaklarından davalı ...'a devredildiğini, devredilen malların 4 adet fatura düzenlenmek suretiyle adı geçen davalıya teslim edildiğini ve faturaların gerek şirket kayıtlarına gerekse davalının ticari defterlerine işlendiğini, fatura bedellerinin peşin ödeneceği kararlaştırıldığı halde davalının ödeme yapmadığını, bunun üzerine o tarihte şirket müdürü olan davacı tarafından şirket adına alacak davası açıldığını, açılan bu davanın Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esasında görüldüğünü, aynı dönemde ... Cad. ... adresindeki ayakkabı mağazasının ise şirket ortağı ...'in isteği doğrultusunda eşi ... ve ortağı ...'ya devredildiğini, bu şahısların davalı ortak ...'in emanetçisi olarak devir işleminde taraf olduklarını, devredilen malların 4 adet fatura düzenlenmek suretiyle davalılar ... ve ...'ya teslim edildiğini ve bu faturaların hem devreden ...'nin hem de bu kişilerin oluşturduğu adi ortaklığın defterlerine işlendiğini, bu devir nedeniyle ödenmesi gereken bedelin de ödenmediğini ve davacının şirket müdürü olarak ve temsilcisi olduğu şirket adına devralan bu iki şahıs hakkında Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esasında görülen alacak davasını açtığını, açılan bu davalardan hemen sonra davalılar ... ve ...'in dayanışma içine girerek davacıyı şirket müdürlüğünden azlettiklerini ve kendilerini şirket müdürü olarak atadıklarını ve akabinde açılan her iki davadan da feragat ettiklerini, davalı ortakların bu manipülasyonla şirkete olan şahsi borçlarından kurtularak ortağı bulundukları şirketi zarara uğrattıklarını, bu gelişme üzerine davacı tarafından kendisinin müdürlükten alınıp diğer iki ortağın şirket müdürü olarak atanmasına ilişkin kararın iptali için Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esasında kayıtlı davayı açtığını, bu davanın henüz derdest olduğunu, davalı ortakların şirket adına açılan alacak davalarından feragat ederek şirketi zarara uğratmaları nedeniyle şirket adına işbu davayı açmak durumunda kaldıklarını bildirmiş ve ... Caddesi ... adresindeki konfeksiyon mağazasının içindeki mallarla birlikte devrinden kaynaklanan ... TL alacağın fatura tarihlerinden itibaren uygulanacak ticari avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak ...'ne ödenmesine, ... Caddesi ... adresinde yer alan ayakkabı mağazasının içindeki mallarla birlikte devrinden kaynaklanan ... TL alacağın fatura tarihlerinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ...'ne ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ortağı olduğu dava dışı şirket adına dava açma hakkı bulunmadığını ve açılan davanın aktif husumet yönünden reddi gerektiğini, davayı esası yönünden de kabul etmediklerini, davacı ortağın şirketin kurulduğu andan itibaren şirket müdürlüğü yaptığını, son iki yılda diğer ortaklara hiçbir şekilde kâr payı dağıtmadığını, oysa şirkete ait fırından elde edilen aylık ortalama net kârın ... TL - ... TL arasında değiştiğini, davacının yaptığı alışverişleri diğer ortaklardan gizlediğini ve hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bunun üzerine şirket müdürünün değiştirilmesi cihetine gidildiğini, iddia edildiği gibi bir manipülasyon yapılmadığını, feragat ile sonuçlanan davaların o dönemde şirket müdürü olan davacı tarafından diğer ortaklar üzerinde baskı kurmak amacıyla açılmış haksız davalar olduğunu bildirmiş ve davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalıların bir borcu olmadığını, dava konusu alacakla ilgili olarak Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dava dosyasında yargılama yapıldığını, davanın feragat nedeni ile reddine karar verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, dava dışı limited şirketin önceki müdürü olan davacı tarafından davalılar hakkında şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı olarak tazminat istemine ilişkin davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, ... tarihinde açılmış, mahkememizin ... tarih ... E. ... K. sayılı kararı ile; "Davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine, Davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın kesin hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine" karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih ...E. ...K. sayılı kararı ile kararın bozulmasına karar verilmiş, karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... E. ... K. sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiş, bozma sonrası yeniden yapılan yargılama ile mahkememizin ... tarih ... E. ... K. sayılı kararı ile; "Davacı tarafından davalılar ... ve dahili davalılar ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davacı tarafça davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın kabulü ile; ...-TL'nin temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müşterek ve müteselsilen alınarak dava dışı ...'ne ödenmesine" karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih...E. ...K. sayılı kararı ile kararın bozulmasına karar verilmiş, usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyularak yeniden yargılama yapılmıştır. Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ...E. ... K. Sayılı kararının incelenmesinde; davacının ..., davalının ... olduğu, alacak istemli davada feragat nedeni ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın ... tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Antalya ...Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ... E. ... K. Sayılı kararının incelenmesinde; davacının ..., davalıların ... ve ... olduğu, alacak istemli davada davanın feragat nedeni ile reddine karar verildiği, kararın ... tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ...E. .... Sayılı kararın incelemesinde, davacının ..., davalının .... Davanın genel kurul kararının iptali istemli dava olduğu davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ...E. ...K. Sayılı kararının incelenmesinde, davacının ..., davalının ... davanın şirketin ihyası davası olduğu davanın kabulüne karar verildiği kararın ... tarihinde kesinleştiği görülmüştür. ... tarihli dava dışı sulh sözleşmesidir başlıklı belgeye göre; ... vekili ve ... vekilince imza altına alındığı, buna göre "Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı davanın davacılarından ...'ın bu davasından feragat edecek ve masraf ve vekalet ücreti talep etmeyecektir. ... davadan feragati kabul edecek masraf ve vekalet ücreti talep etmeyecektir. Her iki taraf da avukatlık ücretini kendi avukatları ile anlaşarak ödeyecektir. Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davanın davacısı ... bu davada ... adına açılmış olan davadan feragat edecek, masraf ve vekalet ücreti talep etmeyecektir. ... davadan feragati kabul edecek ve masraf ve vekalet ücreti talep etmeyecektir. Her iki taraf da avukatlık ücretini kendi avukatlarıyla anlaşarak ödeyecektir. Yukarıda dosya nosu yazılı davalarda işbu anlaşmanın dışındaki taraflar olması nedeniyle iş bu anlaşmanın sadece aşağıda imzası bulunanları bağlayacağı, her iki davada yer alan diğer kişiler ile ilgili olarak davaların süreceği, işbu anlaşmanın sadece ... ve ...'ın karşılıklı olarak gayrikabili rücu bir şekilde birbirlerini akladıkları ve yukarıda dava konusu meseleler hakkında birbirlerinden hiçbir hak ve alacakları kalmadığını taraflar kabul, beyan ve taahhüt ederler." hükmünü içermektedir. Davalılar vekiline dava dışı...'nin ticari defterlerini ibraz etmesi için ... tarihli celsede süre verilmiş ise de davalılar vekilince dosyaya sunulan açıklama dilekçesinde ...'ne ait defter ve kayıtların tüm aramalara rağmen temin edilemediğinin bildirildiği görülmüştür. Tarafların aşamalardaki iddia ve savunmaları doğrultusunda, öncelik kısmi temyiz, hükmün denetlenmesi, yeniden hüküm kurma kavramları ile limited şirket yöneticisinin sorumluluğu ve ispat yükü kavramlarını kısaca açıklamakta fayda bulunmaktadır. Davanın tarafları “mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurabilirler” (HUMK. 427/1). Süresi içinde temyiz edilmeyen ya da esasen temyiz edilmesi mümkün olmayan kararlar kesin olup, Yargıtay kendiliğinden ve istek olmadan temyiz incelemesi yapamaz ve hükmü bozamaz. Diğer taraftan, bir davada birden fazla davacı veya davalı olabilir. Davacılardan veya davalılardan sadece birisi, aleyhlerine olan hükmü temyiz edebilecekleri gibi hükmün yalnız bir kısmını temyiz edip, diğer kısmını temyiz etmeyebilirler. Bu halde davacılardan ya da davalılardan yalnızca birisinin hükmü temyiz etmesi ya da hükmün bir kısmının temyiz edilmesi halinde, aleyhine verilen hükmü temyiz etmeyen taraf veya hükmün temyiz edilmeyen kısmı yönünden temyiz süresinin geçmesi ile kesinleşir. Kısmi temyiz halinde HUMK’nun 439/II. maddesi hükmü, hükmün yalnız temyiz edilen bölümü hakkında uygulanır. Yargıtay hükmün temyiz edilmeyen bölümünü bozamayacağı gibi, mahalli mahkemede (temyiz edilen bölümün bozulması üzerine yapacağı tahkikat sonunda) hükmün temyiz edilmeyen (ve bu nedenle kesinleşmiş olan) bölümü hakkında yeni bir karar veremez (Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. 4, 4. Baskı, 1984, s. 3354- 3355 ). Bu husus Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 28.06.1960 tarih, 21/9 sayılı ve 28.04.1959 tarih 13/5 sayılı kararlarında da açıkça benimsenmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/05/2016 tarih 2014/7-1081E. 2016/625K. sayılı kararı; aynı mahiyette Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/04/2016 tarih 2014/13-1112E. 2016/563K. sayılı kararı). Kısmi temyiz sebebiyle hükmün bir bölümünün (talep sonuçlarından bazılarının) temyiz edilmemek suretiyle kesinleşmesi ile, temyiz edilip onanmak suretiyle kesinleşmesi (bozmanın kapsamı dışında kalması) arasında kesin hükmün bağlayıcılığı, müstakilen infaz kabiliyeti bulunması, mevcut uyuşmazlığın yeniden ele alınması mümkün olmayacak biçimde çözümlenmesi yönlerinden herhangi bir fark bulunmamaktadır. Nitekim, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da, doktrinde bu şekilde yorumlanarak, mevcut uygulamanın Yargıtay'ın bozma dışında kalan kısımları da hukuksal denetime tabi tutarak bu kısımlara artık yeniden geri dönülmesini engellemek istediği ve bunu da bozmanın kapsamı dışında kalan yönlerin (talep sonuçlarının) kesinleştiğini kabul etmek suretiyle sağladığı biçimde değerlendirilmiştir (Üstündağ, s. 90) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/03/2019 tarih 2018/11-998E. 2019/373K. sayılı kararı). Temyiz isteminin kısmen reddine karar verilmesi halinde açıkça onama yazmasa bile temyiz istemi reddolunan kısım için karar düzeltme yoluna başvurulmamışsa temyiz talebi reddolunan kısım yönünden kesinleşme şerhini dahi mahkemece verilebilir (Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 11/03/1985 tarih 1984/6303E. 1985/1810K. sayılı kararı, nakleden Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Kanunu C. V. 6. Baskı, İstanbul 2001, s. 4768). Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 11/10/2017 tarih 2016/11732E.2017/8924K. sayılı kararında; "...hükmün bozma kapsamı dışında kalan yönleri, temyiz süresinin sona erdiği tarihte kesinleşmiştir. Bozulmasına karar verilen hususlar yönünden yeniden yapılan yargılamada, kesinleşen kısımlar hakkında hüküm kurulamaz..." denilmiştir (aynı mahiyette Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 07/06/2017 tarih 2016/331E. 2017/6461K. sayılı kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 15/02/2021 tarih 2020/347E. 2021/1301K. sayılı kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 17/12/2020 tarih 2019/6522E. 2020/8648K. sayılı kararı). Anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere karşı sorumludurlar. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul, şirketin zararının olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamalıdır. Zararın varlığı sabit ise; kusur karinesi söz konusu olduğundan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin bu zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilirler. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri ve temsilciler için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesini kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir (TTK. 338,359). Nitekim 6762 sayılı TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Bu madde hükmü aynı Yasa'nın 556. maddesi yollamasıyla limited şirket müdürleri hakkında da uygulanmaktadır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/06/2018 tarih 2016/8237E. 2018/4278K. sayılı kararı). Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/12/2014 tarih 2014/12224E. 2014/19093K. sayılı kararı). Şirketin temsil ve idaresinden sorumlu bulunan yönetim kurulu üyelerinin şirket işlerinde gösterecekleri dikkat ve basiret hakkında 6762 sayılı TTK’nun 320. maddesi, Borçlar Kanunu’nun 528/2. maddesine atıf yapmıştır. Buna göre şirket yöneticileri bir vekil gibi sorumludur. Şirket ile yöneticiler arasında vekalet ilişkisi söz konusu olup, yöneticiler kanun ve anasözleşme hükümleri ile genel kurullar tarafından alınan kararlar uyarınca şirket yararını gözeterek şirketin temsil ve yönetimini gerçekleştirmekle yükümlüdür. Şirket yöneticileri kasti veya ihmali hareketleri sonucu şirketi zarara uğratmaları halinde meydana gelen zarardan sorumludurlar. Bu itibarla, yöneticilerin şirkete karşı sorumluluğu kusur sorumluluğu niteliğinde ise de TTK’nun 338. maddesi uyarınca meydana gelen zararda bir kusuru olmadığının ispat yükü şirket yöneticilerine ait bulunmaktadır. Bir başka deyişle, yöneticinin sorumluluğu ispat yükü tersine çevrilmiş bir kusur sorumluluğu olup, yöneticinin zararın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu ispat etmesi gerekmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/05/2015 tarih 2014/13218E. 2015/7120K. sayılı kararı). Limited şirketin müdürü şirkete ait defterleri usulüne uygun veya hiç tutmamasından dolayı sorumlu olduğu gibi muhafazasından da sorumludur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/06/2015 tarih 2014/11958E. 2015/8456K. sayılı kararı). Davamıza gelince; davacı, dava dışı limited şirketin önceki müdürü olan davacı tarafından davalılar hakkında şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı olarak tazminat istemine ilişkin dava açmış, mahkememizin ... tarih ...E. ...K. sayılı kararı ile; "Davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine, Davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın kesin hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine" karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... tarih ...E. ...K. sayılı kararı ile kararın bozulmasına karar verilmiş, karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... tarih ...E. ...K. sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiş, bozma sonrası yeniden yapılan yargılama ile mahkememizin ... tarih ...E. ...K. sayılı kararı ile; "Davacı tarafından davalılar ... ve dahili davalılar ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davacı tarafça davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın kabulü ile; ....-TL'nin temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müşterek ve müteselsilen alınarak dava dışı ...'ne ödenmesine" karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih ...E. ...K. sayılı kararı ile kararın bozulmasına karar verilmiş, usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyularak yeniden yargılama yapılmıştır. Davacı ... aleyhine açtığı davadan feragat etmiş yargılama devam ederken ... vefat etmiş, mirasçıları davaya dahil edilmiştir. Mahkememizin ... tarih ...E. ... K. sayılı kararını yalnız davacı vekili temyiz etmiştir. Davacının temyizi de sadece ... aleyhine açılan ve reddolunan kısım yönündendir. Başka bir ifade ile ... (mirasçıları) aleyhine açılan dava ile davalı ... ve ... aleyhine açılan davada verilen hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Süresi içinde temyiz edilmeyen ya da esasen temyiz edilmesi mümkün olmayan kararlar kesin olup, Yargıtay kendiliğinden ve istek olmadan temyiz incelemesi yapamaz ve hükmü bozamaz. Diğer taraftan, bir davada birden fazla davacı veya davalı olabilir. Davacılardan veya davalılardan sadece birisi, aleyhlerine olan hükmü temyiz edebilecekleri gibi hükmün yalnız bir kısmını temyiz edip, diğer kısmını temyiz etmeyebilirler. Bu halde davacılardan ya da davalılardan yalnızca birisinin hükmü temyiz etmesi ya da hükmün bir kısmının temyiz edilmesi halinde, aleyhine verilen hükmü temyiz etmeyen taraf veya hükmün temyiz edilmeyen kısmı yönünden temyiz süresinin geçmesi ile kesinleşir. Kısmi temyiz halinde HUMK’nun 439/II. maddesi hükmü, hükmün yalnız temyiz edilen bölümü hakkında uygulanır. Yargıtay hükmün temyiz edilmeyen bölümünü bozamayacağı gibi, mahalli mahkemede (temyiz edilen bölümün bozulması üzerine yapacağı tahkikat sonunda) hükmün temyiz edilmeyen (ve bu nedenle kesinleşmiş olan) bölümü hakkında yeni bir karar veremez. Davalı ... (mirasçıları) ile ... ve ... aleyhine açılan davada mahkememizce verilen ... tarih ...E. ... karar temyiz edilmeksizin kesinleşmekle bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. Davalı ... aleyhine açılan davada ise, davacı ile davalı ... arasındaki ... tarihli sözleşmeye dayalı olarak davalı ... hakkındaki feragatin davalı ...'e sirayet edip etmeyeceğinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 166. maddesinin 2. fıkrasına göre değerlendirilerek neticesine göre karar verilmesi gerekmesi, anılan maddeye göre; "Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler." hükmü gereğince davalı ... hakkındaki işbu davanın şirket yöneticisinin sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine, davacı hakkındaki Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın da paylı mülkiyete tabi taşınmazda ortaklar arasında elatmanın önlenmesi istemine ilişkin olması nedeniyle davacı ile davalı ... arasındaki ... tarihli sözleşmeye dayalı olarak karşılıklı feragat edilen istemlerin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 139. maddesi tahtında özdeş edimleri içerdiğinden bahsedilemeyecek olması, feragatin ...'e sirayet etmeyeceğinin kabulü gerekir. Davalı ...'in ....'nin müdürü olması, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 556. maddesi yollamasıyla limited şirket müdürleri hakkında da uygulanması gereken anılan kanunun 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiş olması, şirketin temsil ve idaresinden sorumlu bulunan yönetim kurulu üyelerinin şirket işlerinde gösterecekleri dikkat ve basiret hakkında 6762 sayılı TTK’nun 320. maddesi, Borçlar Kanunu’nun 528/2. maddesine atıf yapmış olması, buna göre şirket yöneticileri bir vekil gibi sorumlu olması, şirket ile yöneticiler arasında vekalet ilişkisi söz konusu olması, yöneticiler kanun ve anasözleşme hükümleri ile genel kurullar tarafından alınan kararlar uyarınca şirket yararını gözeterek şirketin temsil ve yönetimini gerçekleştirmekle yükümlü olması, şirket yöneticileri kasti veya ihmali hareketleri sonucu şirketi zarara uğratmaları halinde meydana gelen zarardan sorumlu olması, meydana gelen zararda bir kusuru olmadığının ispat yükü şirket yöneticilerine ait bulunması, davalı şirket müdürünün saklamakla yükümlü olduğu ticari defter ve belgeleri saklamayıp, mahkememize sunmaması, davacının şirket müdürü olduğu dönemde onun vekili tarafından açılan Antalya ... Asliye HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının kısmen KABULÜNE, kısmen KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2. Davalı ... (mirasçıları) ile ... ve ... hakkında verilen ... tarih ... E. ... K. sayılı karar temyiz edilmeksizin kesinleşmekle bu hususta yeniden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3. Davalı ... aleyhine açılan davanın KABULÜNE, ...TL'nin ... tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak ...'ne verilmesine, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ...TL karar ve ilam harcının davalı ... 'den alınarak hazineye gelir kaydına, 5. Davacı tarafından yapılan ... TL posta, tebligat ücretinin davalı ...'den alınarak alınarak davacıya verilmesine, 6. Davalı yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7. Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 8. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı diğer davalıların yokluğunda, 6100 sayılı HMK 'nın geçici 3/2. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden 15 gün içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.25/05/2021
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır