İlk Derece Mahkemesi · Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/657 E. 2022/1087 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/657
- Karar No
- 2022/1087
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/657 Esas KARAR NO : 2022/1087
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ..... VEKİLİ : Av. ... -.. DAVALI : ... - ... ...
DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 10.09.2021 KARAR TARİHİ : 07.12.2022 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ... Davacı tarafından açılan davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalıya taşıma hizmeti verdiğini bu nedenle doğan alacaklarına ait navlun faturasının davalıya tebliğ edildiğini, davalı şirketin uzun zaman yazışmalarla oyaladığını, davalı borçlu şirket muhasebe yetkilisi ''...''imzası ile sürekli olarak her hafta ödeme vaadini yinelediği fakat ödeme yapmadığını, icra takibine geçilince de soyut ifadelerle belge sunulmadan itiraz edildiğini belirterek borçlu davalının takibin tamamına yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamına ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi gereğince açık hesaptan kaynaklı Adana Genel İcra Dairesine ait ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Mali müşavir bilirkişi ...'ya ait 15.08.2022 tarihli raporunda; Maliye Bakanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nca müştereken çıkarılan 1 Sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliği gereğince davacı e-defter kapsamında olup, ilgili dönemlere ilişkin e-defter ve berat dosyasının oluşturulma ve berat dosyalarının GİB sistemine yüklenme süresinde yüklemiştir. 6102 sayılı TTK m.64'de ise elektronik defter ile ilgili olarak; Ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması hâlinde bu defterlerin açılışlarında ve yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanışında nater onayı aranmaz. Bu defterlerin VUK'nun 215. ve 219. Maddelerinde belirtilen kayıt nizamına göre ve genel kabul görmüş muhasebe standartları, muhasebe sistemi uygulama genel tebliğ hükümlerine uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı tespit edildiği, davacıya ait ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde, taraflar arasında ticari bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında imzalanmış olan bir sözleşmenin dava dosyasında bulunmadığı görülmüştür. Davacının faturalarını yabancı para cinsinden E-Fatura olarak kestiği, davalının bir bölüm ödemesini ... Adana Ticari Şb. ... hesap nolu EURO hesabına yabancı para cinsinden ödediği tespit edilmiştir. BA-BS Formlarında davacı davalı tarafından 3 adet faturanın beyanının süresinde ve usulüne uygun şekilde yapıldığı, davalı tarafından yapılan BS formlarına göre iade faturasının tespit edilmediği, davalı defter kayıtlarının incelemesi neticesinde iade faturasının var olup olmadığına ait tespit yapılmasının takdirinin mahkemede olduğu, davacının davalıya 2021 yılında 3 adet fatura karşılığı KDV dâhil 6.600,00-EURO (60.363,59 TL) tutarında satışları olduğu faturaları defter kayıtlarına işlediği tespit edilmiştir. davalı tarafından davacıya 2021 yılında 01.04.2021 tarihinde 5.500,00-EURO ... Adana Ticari Şb. ... hesap nolu EURO hesabına havale ile ödeme yapılmış olduğu, davacı tarafından defter kayıtlarına işlenmiş olduğu tespit edildiği, davacı defter kayıtlarına göre 21.06.2021 tarihinde Hukuk Departmanına gittiği için bakiye alacak tutarı Şüpheli Ticari Alacaklar Hesaplarında takip edilmeye başlamış olduğu görülmüştür. Davalı ticari defterleri dosyada bulunmadığından dolayı davalı ticari defterleri ile ilgili tespit yapılamadığını, davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapmak suretiyle davacının defter kayıtlarına göre, davalıdan takip tarihi itibarı ile 1.100,00-EURO asıl alacağı ,takip tarihi itibarı ile 4,13 EURO faiz olmak üzere 1.104,13 EURO Toplam alacak talep edilebileceği yönünde rapor sunulmuştur.
Taşıma işleri, 6102 sayılı TTK’nın dördüncü kitabında 850. ilâ 930. maddeleri arasında düzenlenmiş olmakla birlikte taşıma sözleşmesinin tanımına yer verilmemiştir. Ayrıca taşıma hukukuna ilişkin diğer özel düzenlemelerde de taşıma sözleşmesinin tanımı yer almamaktadır. 6102 sayılı TTK’nın 850/1. maddesinde taşıma sözleşmesinin tarafı olan taşıyıcı; “ücret mukabilinde yolcu ve eşya taşıma işlerini üzerine alan kimsedir” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımdan yola çıkılarak taşıma sözleşmesi; “ücret karşılığında taşıyıcının eşyayı bir yerden bir yere taşımayı, yolcuyu ise bir yerden bir yere götürmeyi taahhüt ettiği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme” olarak tanımlanabilir. Buna göre taşıma sözleşmesinin temel unsurları taşıyıcının taşıma taahhüdünde bulunması ve gönderenin veya yolcunun ise taşıma ücretini vermeyi borçlanmasıdır. Tarafların iradeleri ile oluşan taşıma sözleşmesinde taşıyıcı yönünden ortaya çıkan temel edim, taşıma işinin taahhüt (üstlenme) edilmesidir. Taşıma taahhüdü, taşınacak olan eşya, yolcu ve yolcu ile bagaj olmasına bağlı olarak değişir. Zira taşınanın eşya ve insan olmasına göre taşımadaki yan edimler değişmekte ve sorumluluk da aynı şekilde farklılaşmaktadır. Eşya taşımalarında ise taşıyıcının taahhüdü, eşyayı kendi gözetimi ve sorumluluğu altında bir yerden bir yere nakletmeyi ifade etmektedir. Taşıma sözleşmesinin diğer bir temel unsuru ise taşıma ücretidir. Taşıma ücret karşılığında yapılır ve ücret içermeyen taşımalar hatır taşıması olarak adlandırılır. Hatır taşıması ise taşıma hukuku mevzuatı açısından taşıma sözleşmesi olarak değerlendirilemez. Bununla birlikte taşıma işi bir ticari işletme faaliyeti olduğundan taşıma ücreti kararlaştırılmamış olsa dâhi 6102 sayılı TTK’nın 20. maddesi gereğince taşıyıcı uygun bir ücret talep edebilecektir. Eşya taşıma sözleşmesinde taşıma sözleşmesinin tarafları taşıyıcı ve gönderen olmakla birlikte, taşıma ücretinden, kural olarak sözleşmenin tarafı olan gönderen sorumludur. Bu husus 6102 sayılı TTK’nın 850/2. maddesinde; “Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi veya yolcuyu varma yerine ulaştırmayı; buna karşılık, eşya taşımada gönderen ve yolcu taşımada yolcu, taşıyıcıya, taşıma ücretini ödemeyi borçlanır.” şeklinde düzenlenmiştir. Gönderen, taşıma işinin ifasını talep ederek taşıyıcı ile sözleşmesel bir ilişki içerisine girdiği için taşıma ücretini de borçlanmaktadır. Başka bir deyişle taşıma sözleşmesinin kurulması anından itibaren gönderen taşıma ücretinin borçlusu konumuna gelmektedir. Gönderen taşıma sözleşmesinin akabinde taşıma ücretini ödeyebileceği gibi taşıyıcıyla aralarındaki sözleşmeye bağlı olarak taşıma ücretinin tamamını veya bir kısmını daha sonra da ödeyebilir. 6102 sayılı TTK’nın 870/1. maddesindeki, taşıma ücretinin eşyanın teslimi ile muaccel olacağı yönündeki düzenleme ise tamamlayıcı hukuk normudur. Başka bir deyişle taşıma ücreti, taşınan eşya gönderilene teslim edildiği anda ödenecek bir borç hâline dönüşmekle birlikte gönderen taşıma başlamadan önce taşıma ücretini ödeyebileceği gibi taşıma sözleşmesinde taşıma ücretinin gönderilen tarafından ödeneceği de kararlaştırılabilir. İtirazın iptali davası; takip talebine itiraz edilen alacaklı tarafından itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde borçluya karşı açtığı bir eda davasıdır. Ancak normal bir eda-alacak davasından farklı olarak icra takibi içerisinde açılır ve takip hukukuna özgü bir takım sonuçlar doğurur. İİK 67 maddesi uyarınca, takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın %20'den aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.( Benzer Yargıtay 15. H.D. 2018/2184.E, 2018/2013.K sy ilamı )
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında ticari bir ilişkinin varlığı ile dosyaya sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde davacının takip miktarı oranında alacaklı olduğu, taraflar arasında faturaya dayalı ilişkinin varlığı değerlendirildiğinde davacının itirazının haksız olduğu, davacının davalıya 2021 yılında 3 adet fatura karşılığı KDV dahil 6.600,00-EURO tutarında satışları olduğu ve defter kayıtlarına işlendiği, davacı defterlerinin usule uygun tutulduğu, davalı tarafın ticari defter ve belgelerinin dosyaya sunulmadığından tespit yapılamadığı, davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemelerde davacının defter kayıtlarına göre davalıdan takip tarihi itibariyle 1.100,00-EURO asıl alacak ve takip tarihi itibariyle 4,13-EURO faiz olmak üzere toplam 1.104,13-EURO alacak talep edebileceği, faturaların teslimi konusunda; .... Vergi Dairesi'nin cevabi yazısına göre davalının 3 adet faturayı Ba formuna işlediği, faturaların e fatura olarak düzenlendiği, davacı defter kayıtlarına göre herhangi bir itiraz veya iade faturası kaydının bulunmadığı, davacının icra takibinde döviz kuru cinsinden takip başlattığı ve fiili ödeme günündeki döviz alış kuru üzerinden tahsilini talep ettiği, döviz kuru üzerinden yapılan takiplerde dava değerinin icra takip tarihine göre belirlenmesi gerektiği, icra takibi tarihi itibariyle merkez bankası euro efektif satış kurunun 10,1896-TL olduğu, buna göre harca esas değerin 11.250,95-TL olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davanın bu miktarlar üzerinden kısmen kabulüne, takip talebinde belirtilen icra gideri ve icra vekalet ücreti talebinin reddine, takip talebinde belirtilen ve alacağın likit olduğu ve itirazın haksız olduğu gözetilerek %20 oranında yargıtay yerleşik uygulamaları gereği dava tarihi itibarı ile merkez bankası euro efektif satış kuru üzerinden inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın kısmen kabulü ile; 1-Davalının Adana Genel İcra Dairesine ait ... esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 1.100 Euro asıl alacak, 4,13 Euro işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %3 oranında değişen oranlarda işleyecek TCMB'na uygulanacağı bildirilen en yüksek mevduat faizi işletilmesine, 2-Hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında olmak üzere 2.195,75-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 768,55-TL den peşin alınan 131,61-TL harcın mahsubu ile bakiye 636,94-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-AAÜT gereğince hesaplanan 9.200,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davacının yapmış olduğu 1.162,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan 131,61-TL peşin harç ve 59,30-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 190,91-TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8-Ara buluculuk Bürosu tarafından Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesine karar verilen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı kanuna göre davalıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına,
9-Fazla yatan avans var ise Adalet Bakanlığı HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesine göre, karar kesinleştikten sonra talep sahibine elektronik ortamda hesap numarası var ise bu numara üzerinden, yok ise PTT aracılığı ile adreste ödemeli gönderilmesine, (gönderme masrafının avanstan karşılanmasına ), Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe veya zabıt katibine yapılacak beyanla Adana İstinaf Mahkemesi’nin ilgili dairesine gönderilmek üzere Mahkememize yapılacak olan istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 07.12.2022
Katip ... e- imzalıdır
Hakim ... e- imzalıdır