İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/545 E. 2024/767 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/545
- Karar No
- 2024/767
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/545 Esas KARAR NO : 2024/767
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : 1- ... VEKİLLERİ : Av. ... - ....... Av. ... ....... DAVALI : ... ... VEKİLLERİ : Av. ... ....... Av. ... - ....... DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 10/04/2009 KARAR TARİHİ : 16/12/2024 KR.YZL.TARİHİ : 15/01/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen 27.10.2003 tarihli kredi işlemlerinde teminat olarak alınacak gayri menkullerin değerlendirme sözleşmesinin 8.maddesine göre, eksperin kusuru, ihmali veya sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle bankayı zarara uğratması durumunda sözleşme sona ermiş olsa dahi bankanın uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu, müvekkili davalının 07.06.2009 tarihli 13 adet taşınmazın değerleme raporlarına güvenerek üzerlerine ipotek tesis edilmek suretiyle ... Tur.Taş.Gıda San.ve Tic.A.Ş.ne kredi kullandırıldığını, ancak taşınmazlarla ilgili raporlardaki değerlerin gerçek değerlerinin üstünde bir kıymet olması nedeniyle gerçek değerlerinin üzerinde ipotek tesis edilmek zorunda kalındığını, ... Tur...A.Ş nin kredi borcunu ödeyememesi üzerine ..... sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile aleyhine icra takibi yapıldığını, davalının raporun da 13 adet taşınmazın toplam değerinin 847.000,00.-TL olarak belirlendiği halde ..... satışa esas olmak üzere alınan bilirkişi raporunda ise bu miktarın 377.647,00.-TL olarak tespit edildiğini, her iki rapor arasında %124 oranında 469.353,00.-TL fahiş bir fark olduğunu, bunun üzerine müvekkili bankanın ... A.Ş den alınan raporda ise 13 adet taşınmazın güncel toplam kıymetinin 299.000,00.-TL olarak saptandığını, bu miktar ile davalının tespit ettiği miktar arasında ise %183 nispetinde 548.000,00.-TL aşırı bir değer farkının mevcut bulunduğunu, davalının rapor tarihi ile icra müdürlüğünce alınan rapor arasında 6,5 ay davalının rapor tarihi ile ... ...A.Ş den alınan rapor arasında 14 ay gibi birsüre olduğunu, bu sürelerde gayrimenkullerin değerlerinde önemli bir artış olmadığını, daha sonra .....sayılı dosyası ile satışa çıkarılan gayrimenkullerin alıcı çıkmaması nedeniyle davacının bunlardan 10 tanesini alacağına mahsuben 114.800,00.-TL bedelle aldığını, 3 taşınmaz için alıcı çıkmadığından dolayı satışlarının düştüğünü, davalının gerekli dikkat ve özeni göstermemek suretiyle tanzim ettiği ekspertiz raporları nedeniyle davcının alacağının teminatsız kaldığını bu suretle de maddi zarara uğradığını beyanla, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000,00.-TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 09.06.2011 havale tarihli ıslah dilekçe ile; fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 146.959,00.-TL nin ıslah tarihi dikkate alınarak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 19.10.2005 tarih 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 15, 34, 36 ve 93.maddelerine dayanılarak hazırlanan bankalara değerleme hizmeti verecek kuruluşların yetkilendirilmesi ve faaliyetleri hakkında yönetmeliğin 6.maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlardan olmadığı için davacının ekspertiz raporlarının kanunen geçersiz olduğunu bildiği halde kredi kullandırmaması gerektiğinden bahisle davacının tahsil edemediği kredilerden doğan zarardan davalının sorumlu olmadığını, davacı ve davalı arasında mevcut 27.10.2003 tarihli sözleşmenin 6.maddesine göre taraflardan birinin feshi ihbar talebinde bulunmaması halinde akdin aynı şartlarla bir yıl daha uzatılmış sayılacağına dair hükmü karşısında 27.10.2004 tarihinden itibaren 27.10.2005 tarihine kadar kendiliğinden uzamış olup bu şekildeki uzatmanın bir defaya mahsus olması nedeniyle sözleşmenin 27.10.2005 tarihine kendiliğinden sona erdiği için davalının davacı bankaya verdiği 07.06.2007 tarihli ekspertiz raporu ile ilgili olarak davacı bankaya karşı hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı bankanın 13 adet taşınmazın gerçek değerinden fazla kıymet bildirmiş olması nedeniyle kullandırdığı krediden dolayı zarara uğradığı ileri sürülmüş ise de, raporlardaki değerlerin gerçek değerlerinin %10 indirimli değer olduğunu, değerlendirmelerin 2007 yılının Haziran ayı başlarındaki verilere göre belirlendiğini, Ekonomik krizden önceki tarihlerde bankaların düşük faizle kredi verdiklerinden dolayı taşınmaz mal taleplerinin arttığı için gayrimenkul fiyatlarının yükseldiğini, ancak 2007 yılının Şubat-Mart aylarında ..... de ..... piyasasında çıkan mali krizin Ağustos 2007 tarihinde finans krizine dönüştüğünü ve bu krizin global ekonomik kriz olarak Tükiye'yi de etkilediğini, davalının raporundan 8,5 ekonomik krizden .....Dairesince alınan rapordan 27 ve ekonomik krizden 24,5 ay sonra ... firmasına düzenlettirilen raporlarla davalının düzenlendiği raporların kıyaslanmayacağını, krize bağlı olarak gayrimenkul kıymetlerinin sonradan düşmüş olduğunun dikkate alınmasının gerektiğini, raporların gerçeği yansıttığını, ekonomik kriz nedeniyle bolluk döneminde çok kar eden davacının bu sonuca da katlanmasının gerektiğini, müvekkilinin raporları düzenlerken gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini ve davacının zarara uğramasına sebebiyet vermediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, Tazminat davasıdır. ... A.Ş 'nin yazı cevapları dosya kapsamına alınmıştır. Mahkememizden verilen ..... sayılı kararı.....Dairesinin 21/04/2021 tarih ve .....sayılı ilamıyla BOZULMAKLA, mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapıldı. Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde ..... sayılı kararı, 19/11/2013 tarihli kararı ile davanın kısmen kabul- kısmen reddine karar verilmiş, verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine ..... Dairesinin 21/04/2021 tarih ve ..... sayılı kararı ile, " ... davacı bankanın, dava dışı şirkete kullandıracağı kredinin teminatı için ipotek altına alınacak taşınmazların 13 tanesinin değerlendirmesini davalı tarafa yaptırdığı, davacı bankanın anılan değerlendirme raporuna dayanarak 13 taşınmaz üzerine alacağın teminatı için 1.566.000 TL bedelle ipotek koyduğu ve dava dışı şirkete 750.000.00 TL kredi kullandırdığı kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle dava dışı şirket hakkında başlatılan icra takibi sırasında yapılan kıymet taktirinde 13 adet taşınmazın değerinin 377.647,00 TL olarak belirlendiği, yine davacı tarafından ... Şirketine yaptırılan değerlendirmede taşınmazların değerinin 299.00,00 TL olarak belirlendiği, davalı tarafından yapılan değerlendirme raporunda tespit edilen değer ile icra dosyasında ve ... şirketi tarafından tespit edilen değer arasında fark bulunduğu anılan fark nedeniyle, ipoteğin kullandırılan kredi tutarını karşılamadığı tüm dosya kapsamı ile sabittir. Taraflar arasında uyuşmazlık, davalı tarafından yapılan değerlendirme raporunun gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, anılan değerlendirme raporuna dayanarak kredi kullandıran bankanın, alacağının teminatsız kalması nedeniyle oluşan zarardan davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, alınan 28.12.2010 tarihli bilirkişi raporunda, davacı bankanın basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğu, bankanın kendi alacak ve haklarını korumak için kanunda ön görülmüş olan tedbirleri zamanında almayıp ortada inandırıcı ve davacıya bağlayıcı bir rapor almadığı halde, hukuken banka alacaklarının korumasına yönelik emrici ve yasaklayıcı hükümlere uygun kredi tahsis etmediği, bundan dolayı da bankanın zarara uğradığı, bankanın tamamen kusurlu olduğu, zararın davalıdan tazminin talep edilemeyeceği görüşü mütala edilmiştir. İtiraz üzerine alınan 03.10.2013 tarihli raporda, davacı ile davalı arasında 27.10.2003 tarihli sözleşme yapıldığı, davacının talep ettiği bazı taşınmazların değerlendirilmesinin davalıya yaptırıldığı, davalının mimar olduğu, davaya konu hizmetin verilmesi sırasında ...'ca değerlendirme kuruluşu olarak kimsenin yetkilendirilmediği, o tarihte dava konusu hizmetin yetkilendirilmiş kuruluşlarca ifasının mecbur olmadığı, davacının 07.09.2007 tarihinde ... Şubesince kullandırdığı 750.000,00.-TL lik kredinin teminatı olarak alınan 1.566.000,00.-TL ipotekle alakalı 14 adet taşınmazın ..... 'da bulunan 13 adedinin ekspertizlerinin davalı tarafından yapıldığı, ilk kıymet takdiri yapılan tarih ile sonrakiler arasında önemli farklar bulunduğu, davalı tarafından değerlendirme yapılan tarihte, ülkemizi tesiri altına alan ekonomik krizin bu farkların oluşumunda payının ihmal edilemeyecek boyutta olduğu, bankanın muhasebe kayıtlarına göre 28.06.2012 tarihi itibari ile dava dışı müşterisinden alacağının 460.977,00.-TL olduğu, bu alacağın aynı tarihte bir varlık yönetim şirketine 3.669,00.-TL ye satıldığı, neticeten bankanın 431.698,75.-TL zarara uğradığı bu kredinin teminatının %13,44 lük kısmının davalının fahiş değerlemesini yaptığı taşınmazların oluşturduğu, bu işleme tekabül eden zararın 58.020,21.-TL olduğu, davalının değerlendirmesini yanında davacının da kusurunun bulunduğu, davalıya nazaran daha ağır kusurlu olduğu, davacının kusur oranının %75 olduğu, davalının kusur oranının %25 olduğu, buna göre davalının sonuç olarak 14.505,05.-TL den sorumlu olduğu mütala edilmiştir. Mahkemece, 03.10.2013 tarihli bilirkişi raporu nazara alınarak, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 14.505,05.-TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporu yeterli değildir. Şöyle ki bilirkişi tarafından, değerlendirme tarihinden sonra ortaya çıkan ekonomik krizin taşınmazın değerini %125 oranında etkileyeceği kabul edilerek davalının %13.44 oranında fahiş değerlendirme yaptığı kabul edilerek davacının zararı hesaplanmış anılan zarar miktarından %75 kusur indirimi yapılarak davalının sorumlu olduğu miktar belirlenmiş ise de, somut olayda, davalı tarafından yapılan değerlendirme raporunun gerçeği yansıtıp yansıtmadığının ve davalının değerlendirmede kusurunun olup olmadığının belirlenmesinde, öncelikle davalı tarafından değerlendirmenin yapıldığı tarihteki taşınmazların gerçek değerlerinin tespit edilmesi ve buna göre davalının değerlendirme raporu ile ile fark olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla davacının uğradığı zararın, davalının kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespitinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda kabul edildiği gibi değerlendirme tarihinden sonra yaşanan ekonomik krizin taşınmaz fiyatlarına etkisi dikkate alınarak davalının kusurlu olup olmadığı belirlenemez. Davalı tarafından değerlendirmenin yapıldığı tarihteki yani o günkü şartlarda taşınmazların değerinin belirlenmesi, belirlenen bu değerlerle davalının değerlendirmesinin karşılaştırılarak davalının sorumluluğunun belirlenmesi gerekmektedir. Kabule göre de; davacı bankanın %75 oranında kusurlu olduğunun kabulü objektif kriterlere dayanmadığı, benimsenin kusur oranının somut olay açısından yüksek olduğu kabul edilerek mahkemece, konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine açık ve yeterli bilirkişi raporu alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Hükmün bu nedenle bozulması gerekirken, zuhulen onandığı anlaşılmakla davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile ..... Dairesi'nin 13/03/2019 günlü ve ..... sayılı onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir...." ilamı ile bozulmasına karar verilmekle işbu esasa kayıt olmuştur. Bam kaldırma ilamından önce; dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Bilirkişiler ..... tarafından düzenlenen 28.12.2010 tarihli raporda özetle; davacı bankanın basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğu, bankanın kendi alacak ve haklarını korumak için kanunda ön görülmüş olan tedbirleri zamanında almayıp ortada inandırıcı ve davacıya bağlayıcı bir rapor almadığı halde, hukuken banka alacaklarının korumasına yönelik emrici ve yasaklayıcı hükümlere uygun kredi tahsis etmediği, bundan dolayı da bankanın zarara uğradığı, bankanın tamamen kusurlu olduğu, zararın davalıdan tazminin talep edilemeyeceği beyan edilmiştir. Sunulan rapora davacı vekilince 03.02.2011 tarihli dilekçe ile itiraz edilmiş, mahkememizce de, davacı itirazının karşılanması ve takdir ve değerlendirmesi mahkememize ait olmak üzere tazminat miktarının hesaplanması bakımından aynı bilirkişi heyetinden ek rapor istenilmiştir. Bilirkişi heyeti, sundukları 23.05.2011 havale tarihli raporlarında özetle; davacı bankanın dava dışı şirkete açtığı kredinin 146.959,00.-TL bölümünün karşılıksız kaldığı beyan edilmiştir. Mahkememizce, sunulan rapor ve ek raporun, denetime el verişli olmadığı gibi, bilirkişi heyetince zarar ve zarar kapsamının dosya kapsamına uygun hesaplanmadığı dikkate alınarak ikinci kez bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, Bilirkişiler ..... tarafından düzenlenen 03.10.2013 havale tarihli raporda özetle, davacı ile davalı arasında 27.10.2003 tarihli sözleşme yapıldığı, davacının talep ettiği bazı taşınmazların değerlendirilmesinin davalıya yaptırıldığı, davalının mimar olduğu, davaya konu hizmetin verilmesi sırasında ...'ca değerlendirme kuruluşu olarak kimsenin yetkilendirilmediği, o tarihte dava konusu hizmetin yetkilendirilmiş kuruluşlarca ifasının mecbur olmadığı, davacının 07.09.2007 tarihinde ... Şubesince kullandırdığı 750.000,00.-TL lik kredinin teminatı olarak alınan 1.566.000,00.-TL ipotekle alakalı 14 adet taşınmazın Ankara'da bulunan 13 adedinin ekspertizlerinin davalı tarafından yapıldığı, ilk kıymet takdiri yapılan tarih ile sonrakiler arasında önemli farklar bulunduğu, davalı tarafından değerlendirme yapılan tarihte, ülkemizi tesiri altına alan ekonomik krizin bu farkların oluşumunda payının ihmal edilemeyecek boyutta olduğu, bankanın muhasebe kayıtlarına göre 28.06.2012 tarihi itibari ile dava dışı müşterisinden alacağının 460.977,00.-TL olduğu, bu alacağın aynı tarihte bir varlık yönetim şirketine 3.669,00.-TL ye satıldığı, neticeten bankanın 431.698,75.-TL zarara düştüğü, bu kredinin teminatının %13,44 lük kısmının davalının fahiş değerlemesini yaptığı taşınmazların oluşturduğu, bu işleme tekabül eden zararın 58.020,21.-TL olduğu, davalının yanında davacının da kusurunun bulunduğu, davalıya nazaran daha ağır kusurlu olduğu, kusur oranının %75 olduğu, davalının kusur oranının %25 olduğu, buna göre davalının sonuç olarak 14.505,05.-TL den sorumlu olduğu beyan edilmiştir. Sunulan rapora, taraf vekillerince itiraz edilmiş ise de, raporun dosya kapsamına uygun düzenlendiği, denetime el verişli olduğu dikkate alınarak itiraza itibar edilmemiştir. Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucu, davalının yaptığı kıymet takdiri sonucu, davacı bankanın 58.020,21.-TL zararının oluştuğu, davacı bankanın %75, davalının %25 oranında kusurlu olduğu, davalının kusur oranı dikkate alındığında oluşan zararın 14.505,05.-TL sinden sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Yargıtay karar düzeltme ilamından sonra; bilirkişi raporları aldırılmış, 27/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda; Davanın, ekspertiz raporunun gerçeğe aykırı olduğu iddiasıyla Bankanın zararının tazmini talebine ilişkin olduğu, dava değerinin 50.000,00-TL. olduğu, taşınmazların rapor tarihi itibariyle değerleri belirlenmek ve değerleme oranları uygulanarak, davalı tarafından değerleme raporlarının düzenlendiği 2007 Haziran dönemindeki taşınmazların toplam değerinin 866.446,85-TL, olarak tespit edildiği, Davalının düzenlediği değerleme raporlarındaki toplam bedel olan 847.000,00-TL. ile kurulumuz teknik bilirkişisi tarafından belirlenen değerler arasında %2,3'lük (davalı lehine sayılabilecek) bir fark olduğu, bu nedenle davalının kusurundan bahsedilemeyeceği, ancak Mahkememizce verilen...... sayılı kararın temyizen incelemesi aşamasında ONANMASINA dair verilen karar karşı, davalı tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmadığı dosya kapsamından anlaşılmakta olup, Mahkememizce verilen ...... sayılı kararın, davalı yönünden kesinleşmiş olacağı rapor edilmiştir. 16/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda ; Davalı tarafından konu taşınmazlar için hazırlanmış olan 07/06/2007 ve 18/06/2007 tarihli ekspertiz raporlarının gerek Uluslararası Değerleme Standartlarına gerekse mevcut Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığı ve raporlarda takdir olunan rayiç değerlerin fahiş derecede hesaplama hatası yapılarak tespit edildiği, Davacı bankanın, dava tarihinde yürürlükte bulunan 01/11/2006 Tarihli 2633 Sayılı Resmi Gozetede yayımlanan Bankalara Değerleme Hizmeti Verecek Kuruluşların Yetkilendirilmesi ve Faaliyetleri Hakkındaki Yönetmeliğe göre değerleme /ekspertiz raporunu uygun kuruluş ve kişiden almadığı, alınmış olan konu ekspertiz raporlarının 3.Sayfalarında “Ekspertiz Değeri Hakkında Şube Müdürü'nün Görüşü" bölümünde Eksperin görüşüne katılıyorum” kısmının işaretlenerek davacı temsilcisi ilgili şube müdürü tarafından imzalanarak onaylandığı da görüldüğünden Davacı bankanın da oluşan zararda sorumluluğunun bulunduğu: ancak bu sorumluluğun Yargıtay Bozması da dikkate alınarak İlgili bankacılık ve hesap bilirkişisi raporu ile tespitinin daha uygun olacağı, taraflarınca yapılan değerlendirmelerde taşınmazların değer takdirlerinde gerek Uluslararası Değerleme Standartlarına göre gerekse ilgili Yargıtay İçtihatlarına esas yöntem olarak “Emsal Karşılaştırma Yöntemi" kullanılmış olup tarafımızca resen yapılan keşif sonucunda keşif tarihi itibariyle bulunan değerler üzerinde ... tarafından açıklanan “Yİ-ÜFE” oranları kullanılarak taşınmazların diğer ilgili tarihlerdeki değerleri hesaplanmıştır. 27/01/2022 Tarihli Bilirkişi Heyeti Raporunda ise gerek Uluslararası Değerleme Standartlarına gerekse ilgili Yargıtay İçtihatlarına Uygun olmayan yöntemlerle hesaplama yapılması sebebiyle tarafımızca bulunan gerçekçi rayiç bedeller konu raporda takdir olunan değerlerden farklı çıktığı rapor edilmiştir. 06/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Mahkemece Davacı Bankaca dava dışı kredi müşterisi hakkında tüm takip yollarını tüketilerek alacağını tahsil edilemediğinin kabulü halinde ve davalının ; 5411 Sayılı Kanunun 15,34,36,93 Maddeleri kapsamında Bankalara Değerleme Hizmeti Verecek Kuruluşların Yetkilendirilmesi ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik'in 6.Maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlardan olmadığı için hazırladığı değerleme raporlarının geçersiz olduğu,bu sebeple Davacı Bankanın geçersiz olduğunu bildiği raporlara dayanarak kullandırdığı kredilerden doğan zarardan kendisinin sorumlu olduğu yönündeki savunmasının takdiri Mahkememize ait olmak üzere, davalı tarafça değerlemesi yapılan 13 adet taşınmazın değerlemesine ilişkin alınan son bilirkişi raporu ile Davalı tarafça hazırlanan değerleme raporu arasındaki fahiş fark nedeni ile Davalıları hatalı değerleme yapması nedeni ile zarardan %50 oranında , Davacı Bankaca da kredi tahsis ederken gözetilmesi gereken emniyet, seyyaliyet ve verimlilik ilkelerine tam olarak gözetilmediği, anlaşıldığından Davacının da zarardan %50 oranında kusurlu olduğu, Mahkemece zararın kredinin kullandırılma aşamasında meydana geldiğinin kabul edilmesi halinde Davacı Bankanın Davalı tarafça hazırlanan rapor nedeniyle fazladan kullandırdığı kredi tutarının zarar olarak kabül edilerek hesaplandığında bankanın kredi tebliğine göre kredi limiti kadar ekspertiz değeri alınacağı öngörüldüğünden Davalının kredi limiti olan 750.000,00 TL sının %84,95 olan 637.125,00 TL değer takdirinin esas alınarak yapılan hesaplamada; taşınmazların toplam değerinin son teknik bilirkişice 272.923,97 olarak tespit edildiği dikkate alınarak müşteriye 364.201,03 TL TL fazla kredi kullandırıldığı, fazla kullandırılan kredinin de zararı belirlediği kabul edildiğinde %50 kusur oranına göre Davalının (637.125-272.923,97 TL =) 364.201,03 TL /2=182.100,57 TL zarardan sorumlu olduğu, zararın krediye mahsuben yapılan tahsilatlar dikkate alınarak hesaplanması gerektiği kanaatine varılması halinde ise Davadan önce haricen ipotekli taşınmazın devri ile 02.05.2008 tarihinde 185.000,00 TL ve ayrıca İcra satışlarından da 114.800,00 TL tahsilat sağlanması karşısında toplam tahsilat tutarı 299.800,00 TL olup 637.125-299.800,00 TL tahsilatın mahsubu ile 337.325,00 TL bakiye zarar bulunduğu bu tutarın da tarafların kusur nispetine göre %50 olarak paylaşıldığında davalıdan talep edilebilecek zarar tutarının 168.662,50 TL olduğu, davacının davasını 146.959,00 TL üzerinden ıslah ettiği rapor edilmiştir. 10/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacı Bankaca kredi müşterisi ve kefiller ile diğer kredi teminatları hakkında tüm takip yolları tüketilmeden Davalı hakkında zararı tahsili için dava açıldığı, alacağı temlik alan varlık yönetimi şirketi tarafından ise kefiller hakkında yapılan takip sonucu ve ipotekli taşınmazların satışı sureti ile temlik alınan alacağın tahsil edildiği, dikkate alındığında davacı Bankanın davalıdan zarar tazminini talep edemeyeceği, Mahkemece Davacının tüm takip yollarını tüketmeden davalıdan talepte bulunabileceğinin kabulü halinde ise kök raporda belirtildiği üzere: Mahkemece Davacı Bankaca dava dışı kredi müşterisi hakkında tüm takip yollarını tüketilerek alacağını tahsil edilemediğinin kabulü halinde ve davalının ; 5411 Sayılı Kanunun 15,34,36,93 Maddeleri kapsamında Bankalara Değerleme Hizmeti Verecek Kuruluşların Yetkilendirilmesi ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik'in 6.Maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlardan olmadığı için hazırladığı değerleme raporlarının geçersiz olduğu,bu sebeple Davacı Bankanın geçersiz olduğunu bildiği raporlara dayanarak kullandırdığı kredilerden doğan zarardan kendisinin sorumlu olduğu yönündeki savunmasının takdiri Mahkememize ait olmak üzere, davalı tarafça değerlemesi yapılan 13 adet taşınmazın değerlemesine ilişkin alınan son bilirkişi raporu ile Davalı tarafça hazırlanan değerleme raporu arasındaki fahiş fark nedeni ile Davalın hatalı değerleme yapması nedeni ile zarardan %50 oranında, Davacı Bankaca da kredi tahsis ederken gözetilmesi gereken emniyet, seyyaliyet ve verimlilik ilkelerine tam olarak gözetilmediği, anlaşıldığından Davacının da zarardan %50 oranında kusurlu olduğu, (zarar oranın takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere hesaplamaya esas olması açısından oran belirtilmiştir.) Mahkemece zararın kredinin kullandırılma aşamasında meydana geldiğinin kabul edilmesi halinde Davacı Bankanın Davalı tarafça hazırlanan rapor nedeniyle fazladan kullandırdığı kredi tutarının zarar olarak kabül edilerek hesaplandığında bankanın kredi tebliğine göre kredi limiti kadar ekspertiz değeri alınacağı öngörüldüğünden davalının kredi limiti olan 750.000,00 TL sının %84,95 olan 637.125,00 TL değer takdirinin esas alınarak yapılan hesaplamada; taşınmazların toplam değerinin son teknik bilirkişice 272.923,97 olarak tespit edildiği dikkate alınarak müşteriye 364.201,03 TL TL fazla kredi kullandırıldığı, fazla kullandırılan kredinin de zararı belirlediği kabul edildiğinde %50 kusur oranına göre davalının (637.125-272.923,97 TL =) 364.201,03 TL /2=182.100,57 TL zarardan sorumlu olduğu, zararın krediye mahsuben yapılan tahsilatlar dikkate alınarak hesaplanması gerektiği kanaatine varılması halinde ise davadan önce haricen ipotekli taşınmazın devri ile 02.05.2008 tarihinde 185.000,00 TL ve ayrıca İcra satışlarından da 114.800,00 TL tahsilat sağlanması karşısında toplam tahsilat tutarı 299.800,00 TL olup 637.125-299.800,00 TL tahsilatın mahsubu ile =337.325,00 TL bakiye zarar bulunduğu bu tutarın da tarafların kusur nispetine göre %50 olarak paylaşıldığında davalıdan talep edilebilecek zarar tutarının 168.662,50 TL olduğu, davacının davasını 146.959,00 TL üzerinden ıslah ettiği rapor edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Taraflar arasında 27/10/2003 tarihli eksperlik sözleşmesi akdedildiği ve de davalının eksper olarak görev alacak işlerden kaynaklı kusur,ihmal yahut sözleşmeye aykırı davranışları nedeni ile sorumlu olacağı belirlenmiştir. Davalı taraf sözleşmenin kendiliğinden sadece 1 yıl daha uzamış sayılacağı ,07/06/2007 tarihli sunmuş olduğu ekspertiz raporunun hem sözleşmenin süresinin dolması hem de mevzuata göre kendisinin yetkili olmadığı yönündeki savunmaları hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan itibar edilmemiş ve şayet var ise sorumluluğunun tespit edilmesi gerekmiş ise de; Davacının 09/06/2011 tarihli bedel arttırım dilekçesi uyarınca davanın kısmen kabul-kısmen reddine ilişkin verilen karar karar düzeltme talebi üzere bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı gerekçesi ile bozulmuş ve de yeniden yargılama yapılmış olup,bozma sonrasında bilirkişi raporları alınmış, Mahkememizce 8 nolu celse ara kararı uyarınca;Dava konusu davacı banka tarafından dava dışı ... ile kredi kullandırılan ... Turizm A.ş'nin söz konusu ... nedeni ile kullanmış olduğu kredilerin ödenmemesi nedeni ile ne zaman temerrüde düştüğü, kredinin ne zaman şahsi ve ayni kefaletten ve hangi tazminatlar üzerine ipotek tesis edildiği, kat edildiği, ödenmeyen borç miktarının ne kadar olduğu, ... sözleşmesinde kefillerin kimler olduğu, aslı borçlu ve kefilleri hakkında alacağın tahsil edilmesine yönelik icra takipleri yapılıp yapılmadığı, yapılan icra takipleri sonucu alacağın ne kadarlık kısmının tahsil edildiği, yine krediye teminat için verilen ipotek tesis edilen taşınmazların zararın karşılanması amacıyla tamamının satılıp satılmadığı, satılmışsa borca karşılık tahsil edilen miktarların, zararın giderilmesi için tüm icrai yolların tüketilip tüketilmediğine, takiplerin semeresiz kalıp kalmadığının belirlenmesine yönelik olarak açık net ve ayrıntılı şekilde bildirilmesi için ve buna ilişkin bilgi ve belgelerin mahkememize gönderilmesi için davacı banka ve kredi alacağını 28/06/2012 tarihinde devralan ... A.ş'den ivedilikle gönderilmesi yönünde müzekkere yazılmasına karar verişmiş ve gelen cevabi yazı uyarınca dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmekle;10/09/2024 tarihli bilirkişi raporunun tanzimi ile ;her ne kadar dava konusu alacak Karar Düzeltme aşamasında dava dışı ... A.Ş.tarafından temlik alınmış bu husus karar denetleme aşamasında ileri sürülmemiş ve bu yönden bozma kararı verilmemiş ise de;yeniden yapılan yargılama aşamasında davayı aydınlatıcı mahiyetteki dava dışı temlik alan şirketin cevabi müzekkeresi uyarınca ,davacı Bankaca kredi müşterisi ve kefiller ile diğer kredi teminatları hakkında tüm takip yolları tüketilmeden davalı hakkında zarar tahsili için dava açıldığı, alacağı temlik alan varlık yönetimi şirketi tarafından ise kefiller hakkında yapılan takip sonucu ve ipotekli taşınmazların satışı sureti ile temlik alınan alacağın tahsil edildiği bu hali ile ipotekli kısmı aşan miktar yönünden kefillere başvurmaksızın iş bu davanın açıldığı ,kefillere başvurulmuş olsa idi alacağın tahsil edilebileceği bu hali ile tüm icra-i yollar tüketilmeden bu davanın mevsimsiz açıldığı anlaşılmakla davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : 1-Mevsimsiz açılan davanın usulden reddine, 2-Alınması gereken 427,60-TL maktu harcın, peşin alınan 2.114,85-TL (peşin +ıslah harcı) harçtan mahsubu ile bakiye 1.687,25-TL harcın karar kesinleştiğinde, istek halinde yatırana iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından kalan kısmının HMK'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 16/12/2024
Katip ... Hakim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır