İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/517 E. 2023/1030 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/517
- Karar No
- 2023/1030
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/517 Esas KARAR NO : 2023/1030
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 05/08/2021 KARAR TARİHİ : 08/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 05.08.2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkil banka ile dava dışı ... Şirketi arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca borçluya krediler açılıp kullandırıldığını, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinden doğan işbu kredi borçlarının vadesinde ödenmemesi üzerine Müvekkil Banka tarafından kredi hesabıırı 27.04.2021 tarihinde kat edildiğini ve imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin ilgili maddesine dayanılarak bütün borçlarıın muaccel hale geldiğini ve ... 16. Noterliği’nin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçlulara sorumlu oldukları borç miktarının, söz konusu borcun ödenmediği takdirde başvurulacak yollar ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak her türlü yasal işlemin başlatılacağı, sözleşmede belirtilen temerrüt faizi, gider vergisi, yargılama giderleri, avukatlık ücreti ve sair ferilerin davalı tarafa ait olacağının ihtaren bildirildiğini, müvekkil banka tarafından keşide edilen ihtarname ve ekinde gönderilen hesap özetlerinin usulüne uygun düzenlendiğini, borcun muaccel hale geldiğini ve borçluların temerrüde düştüğünü ve akabinde ... 36. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası marifetiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından tebellüğ edilen ... İlamsız Takipte Ödeme Emrine karşı ... 36. İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyasına 12.05.2021 tarihli dilekçe ile davalı tarafından itiraz edilmiş olup haksız olan itirazın iptalini istemek maksadıyla işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, itiraz edilmiş olan dosya borcuna ilişkin İstanbul Arabuluculuk Merkezine başvurularak söz konusu borca ilişkin anlaşma sağlanması amacıyla görüşme yapılmak istenmişse de davalı tarafından toplantıya katılım gösterilmemesi nedeniyle müzakerelere başlanamadığını ve bu nedenle arabuluculuk aşamasında da anlaşma sağlanamadığını, takip konusu alacağın borçlular tarafından imza altına alınmış genel kredi sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, müvekkil banka tarafından sözleşmeye konu bborcun ödenmemesi ve hesabın kat edilmesiyle borçlulara usulüne uygun hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, davalının yetkiye yönelik itirazlarının yerinde olmayıp hukuka aykırı olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu beyan ederek davanın kabulü ile ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin devamını ve davalı hakkında %20'den az olmayacak miktarda icra inkar tazminatına hükmedilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı vekili 26.08.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı ... Ltd. Şti. nin yetkilisi olarak bir müddet görev yaptığı, temsilci olarak görev yaptığı dönemlerde dahi şirketin tüm işlerinin kardeşi olan dava dışı ... tarafından yürütüldüğü, bu dönemde kardeşinin ricası üzerine birtakım belgeler imzaladığı, gördüğü lüzum üzerine 15.06.2018 tarihinde şirket temsilciliğinden ayrıldığı, şirketteki hisselerini de devrettiği, bu tarihten sonra ne yetkili temsilci ne de kefil olarak GKS imzalamadığı, şirketin temsilcisi olduğu dönemde kullanılan kredilerin tamamının borçlarının ödendiği, yetkili temsilcilikten ayrıldıktan sonra, bahsi geçen şirketin davacı bankadan kullandığı ve ödenmeyen kredi borçları nedeniyle hukuken sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, şirketten ayrıldıktan sonra imzalanmış ise bu sözleşmeden doğan borçları kabul etmediği, sonradan kullandırılan kredilerin imzaladığı sözleşme kapsamında değerlendirilmesinin imkânsız olduğu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin içtihatlarının bu doğrultuda olduğu, GKS çerçevesinde kefalet limiti ile sorumlu tutulabileceği, kefil olarak ancak kefaletinin bulunduğu GKS çerçevesinde ve kefalet limiti çerçevesinde sorumlu tutulabileceği, şirketten ayrıldıktan sonra kullanılan kredilerden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu, şirketin sicil kayıtlarının ve GKS asıllarının temin edilerek incelenmesini istediği ifade edilerek ve yetkili icra daireleri ile mahkemelerin ... ili mahkemeleri olduğu belirtilerek davanın reddini, davacının kötü niyet tazminatına mahküm edilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLER: Bilirkişi Raporları, ... 36. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası, Arabuluculuk tutanağı, Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazısı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: 07.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Dosyada sunulan bilgi ve belgelerin tetkiki ile Davacı kayıtlarında yapılan inceleme sonucu, nihai takdir tamamen Yüce Mahkeme'ye ait olmak üzere; Davacı bankanın davalıdan alacağı anapara tutarının icra talebinde olduğu gibi hesabın kat edilmesi ve faizin kapitalize edilmesi ile 89.894,69 TL olduğu görülmektedir. Davacı banka gönderdiği ihtarnamenin davalıya tebliğ edilmiş olması nedeniyle davalıyı 04.05.2021 tarihinde temerrüde düşürdüğü anlaşılmaktadır. Davacı banka icra takibinde %60 temerrüt faizi talep etmektedir. Ancak Yargıtay yerleşik kararlarında bankaların ilan ettikleri, ancak uygulamadıkları faiz oranlarının icra takibinde temerrüt faizine esas alınmaması yönünde emsal kararları bulunmaktadır. Bu nedenle kabulü Sayın Mahkeme'nin takdiri olmakla birlikte temerrüt faiz oranının sözleşme hükümlerine göre akdi faizin %50 fazlası olan %45 olarak belirlenmesi kanaat ve sonucuna varılmıştır. Davacı tarafından aynı İcra Dairesine ait aynı Esas numarası ve aynı tutarlarda ancak tarihleri farklı iki adet ilamsız takipte ödeme emri sunulmuş olup, hangi tarihin esas alınması gerektiği Sayın Mahkeme'nin takdiridir. Bu çerçevede, a)Davacının davalıdan takip tarihi itibarı ile alacağının talebe istinaden toplam 91.310,53 TL olduğu, b)Asıl alacak tutarı olan 89.894,69 TL ya takip tarihinden tahsil tarihine kadar Yargıtay yerleşik kararları çerçevesinde sözleşme hükümleri gereği %4545 temerrüt faizi talep edilebileceği, b)Delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü gereği tamamen Sayın Mahkemeye ait olduğu, c)Tarafların dilekçelerinde belirttiği diğer tüm hususların Sayın Mahkeme'nin takdiri olduğu," sonuç ve kanaatine varılmıştır. 19.05.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; "Dosyada sunulan bilgi ve belgelerin tetkiki ile Davacı kayıtlarında yapılan inceleme sonucu, nihai takdir tamamen Yüce Mahkeme'ye ait olmak üzere; Davacı bankanın bilirkişi raporuna itirazları üç ana noktada toplanmıştır. Temerrüt tarihinin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 28.04.2021 olarak belirlenmesi talep edilmiştir. Bu tebliğ tarihi dava dışı asıl borçluya yapılan tebligattır. Dava dışı asıl borçlu 29.04.2021 tarihinde temerrüde düşmüştür. Ancak davalının tebligatı inceleme bölümünde görüntüsü sunulduğu üzere 03.05.2021 olup, temerrüt tarihi 04.05.2021 dir. Ancak her iki hesaplama da yapılarak takdire bırakılmıştır. Temerrüt faiz oranının 9660 olarak hesaplanması istenmiştir. Bankaların ilan ettikleri ancak uygulamadıkları faiz oranlarının temerrüt faizine esasa alınamayacağı konusunda Yargıtay Hukuk Kurulu kararı bulunmaktadır. Ancak faize itiraz edilmediği belirtilerek davacı tarafından bu hususta bir talep olduğundan tarafımdan da %60 temerrüt faiz oranıyla hesaplama yapılmış ve takdire bırakılmıştır. Takip tarihinin 07.05.2021 olduğu esas alınmak suretiyle hesaplama yapılmıştır. Bu çerçevede; Davacının 07.05.2021 takip tarihi itibarı ile a) Sayın Mahkeme'nin takdirinin bizzat davacıya yapılan tebligat ile temerrüt tarihinin belirlenmesi gerektiği yönünde olması halinde toplam alacağının 90.917,24 TL olduğu, b) Sayın Mahkeme'nin takdirinin dava dışı olan asıl borçluya yapılan tebligat ile temerrüt tarihinin belirlenmesi gerektiği yönünde olması halinde toplam alacağının 91.310,53 TL olduğu, c) Temerrüt tarihinin davalı tarafından itiraz edilmemiş olması nedeniyle 9660 olarak belirlenmesi hususunun Sayın Mahkeme tarafından değerlendirileceği, d) Asıl alacak tutarı olan 89.894,69 TL ya takip tarihinden tahsil tarihine kadar sözleşme hükümlerine göre %60 faiz talep edileceği, (Sayın Mahkeme'nin aksi kanaatte olması halinde 4645) e) Delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü gereği tamamen Sayın Mahkemeye ait olduğu, f) Tarafların dilekçelerinde belirttiği diğer tüm hususların Sayın Mahkeme'nin takdiri olduğu," sonuç ve kanaatine varılmıştır GEREKÇE : Dava, İİK. Mad.67 kapsamında kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosyaya örneği ibraz edilen sözleşmenin incelenmesinde davacı banka ile dava dışı ... Ltd Şti arasında iki adet sözleşme imzalandığı görülmektedir. 13.01.2020 tarihli 2.000.000,- TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesini 13.01.2020 tarihinde ..., 20.01.2020 tarihinde davalı ... 2.000.000,- TL tutar üzerinden müteselsil kefil sıfatı ile imzalamışlardır. 19.11.2020 tarihli 1.500.000,- TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesini 19.11.2020 tarihinde ..., 25.11.2020 ti inde ... 1.500.000,- TL tutar üzerinden müteselsil kefil sıfatı ile imzalamışlardır. Bu sözleşmelerden kaynaklanan borcun ödenmemesi nedeniyle bankaca hesabın kat edilerek davalının da aralarında bulunduğu borçlulara 28/04/2021 tarihli ihtarname keşide edilmiştir. Davalıya gönderilen ihtarname 03/05/2021 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarname ile 1 gün süre verilmiş, borcun ödenmemesi üzerine 07/05/2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalının yapılan takibe itiraz ettiği görülmüş ve davalının verdiği cevap dilekçesi ile borcun ödendiği savunmasında bulunduğu anlaşılmıştır. Davalının imzaladığı sözleşmenin 2.7. Maddesi temerrüt faizini düzenlendiği, bu maddede “Muacceliyet tarihi itibarı ile geçerli faiz oranlarının uygulanmasının kabul edildiği, bu tarihte bankanın TCMB na bildirdiği en yüksek faiz oranının 9650 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi uygulanacağı” hüküm altına alınmıştır. 3.5.2.1 Maddesi “Türk Borçlar Kanunu TBK 582. Maddesi gereği müteselsil kefaletin sözleşme sebebiyle doğmuş borçları kapsadığı gibi ileride doğması muhtemel borçları da kapsayacağı, hüküm altına alınmıştır. Davalı ...'un kefaletten döndüğüne ilişkin bir kayıt olmadığından, davalının kefaletinin devam ettiği anlaşılmıştır. Krediden kaynaklanan borcun tespiti için takip dayanağı banka kayıtları ile defter ve belgelerin incelenmesi hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir durum olduğundan HMK md. 266 gereği bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplama gerekçeli, tarafların ve hakimin denetimine açık olmakla hükme esas alınmıştır. Bu kapsamda hazırlanan 07.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda; "...Cari hesap ekstresinden dava dışı firmanın aşağıdaki tarihlerde geri ödemeler yaptığı görülmektedir. Ödemelerden sonra kalan risk tutarı 87.759,18 TL dır. Dava dışı firmanın 31.12.2020 ve 31.03.2021dönem faizlerini ödediği görülmektedir. Ödenmiş faizlerden davalının kredisinin akdi faiz oranının 9624,5 olduğu tespit edilmiştir. Davacı banka en son faiz tahsilatını 31.03.2021 tarihinde yapmış olup, İhtarnamede 01.04.2021 tarihi ile kat tarihine kadar faizi 9630 akdi faiz üzerinden hesaplamıştır.(Davacının kredilerine en son uygulanan akdi faiz oranının 9630 olduğu anlaşılmaktadır.) Hesap kat tarihi itibarı ile tüm feriler anaparaya eklenmiş olup, genel kabul edilmiş uygulama ve yasaya uygundur. Davacı banka tarafından 27.04.2021 tarihinde kredilere uygulanacak azami faiz oranlarına ilişkin belge göndermiştir. Bu belgede TL kredilere azami 9640 oranında faiz uygulanacağı belirtilmektedir. Ancak Yargıtay yerleşik kararlarında bankaların ilan ettiği ancak fiilen uygulamadıkları faiz oranlarının temerrüt faizi hesaplamasına esas alınamayacağı yönünde emsal kararları bulunmaktadır. Bu nedenle tarafımdan bankanın bu dönemde uyguladığı bir faiz oranına ilişkin belge sunulmaması nedeniyle Mevcut krediye uygulanan akdi faiz oranının özleşme hükümlerine göre 650 fazlasının temerrüt faizi olduğu esasından hesaplama yapılmıştır. Davacı bankanın davalıdan alacağı anapara tutarının icra talebinde olduğu gibi hesabın kat edilmesi ve faizin kapitalize edilmesi ile 89.894,69 TL olduğu görülmektedir. Davacı banka gönderdiği ihtarnamenin davalıya tebliğ edilmiş olması nedeniyle davalıyı 04.05.2021 tarihinde temerrüde düşürdüğü anlaşılmaktadır. Davacı banka icra takibinde %60 temerrüt faizi talep etmektedir. Ancak Yargıtay yerleşik kararlarında bankaların ilan ettikleri, ancak uygulamadıkları faiz oranlarının icra takibinde temerrüt faizine esas alınmaması yönünde emsal kararları bulunmaktadır. Bu nedenle kabulü Sayın Mahkeme'nin takdiri olmakla birlikte temerrüt faiz oranının sözleşme hükümlerine göre akdi faizin %50 fazlası olan %45 olarak belirlenmesi kanaat ve sonucuna varıldığı," belirtilmiştir. Hazırlanan rapora itiraz edilmesi üzerine hazırlanan 07.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda, alternatifli olarak hesaplama yapıldığı, ancak temerrüt için ihtarın karşı tarafa ulaşması gerektiği görülmekle, bu husustaki itiraz reddedilmiştir. Ancak davacı vekilinin faiz oranına yapmış olduğu itirazın, faiz oranının sözleşmede belirlendiği anlaşılmakla kabulüne karar verilmiştir. Bu kapsamda davalı yanca borcunun ödenmediği görülmüştür. Davalı HMK hükümleri uyarınca ödemeye dair başkaca herhangi bir yazılı (makbuz ve dekont örnekleri vb) delil sunmamıştır. Bu nedenle davalının 9.894,69 TL asıl alacak, 973,86 TL işlemiş faiz ve 48,69 TL BSMV üzerinden, takibe esas asıl alacağa işleyecek %60 temerrüt faizi ve faize %5 oranında BSMV'den sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunması ve alacağın likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalılardan tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektici nedenlere göre; 1-Davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla KISMEN KABULÜNE, Davalının .. 36.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 89.894,69 TL asıl alacak, 973,86 TL işlemiş faiz ve 48,69 TL BSMV üzerinden, takibe esas asıl alacağa işleyecek %60 temerrüt faizi ve faize %5 oranında BSMV uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin faiz ve BSMV alacak taleplerinin REDDİNE, 2-İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 90.917,24 TL toplam alacağın %20'si olan 18.183,45 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 6.210,56 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 1.559,36 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 4.651,20 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye İrad Kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 1.559,36 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 393,29 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 7-325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13 ve 14. Maddeleri ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 1.314,20 TL'sinin davalıdan, bakiyesi olan 5,80 TL'sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE irad kaydına, 8-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvuru harcı, 8,50 TL vekalet harcı, 2.00,00 TL bilirkişi ücreti ve 291,60 TL posta ücreti olmak üzere toplam 2.354,00 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre hesaplanan 2.343,87 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Taraflar tarafından yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/12/2023
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır