İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2021/287 E. 2025/77 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2021/287
- Karar No
- 2025/77
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/287 Esas KARAR NO : 2025/77
DAVA : Markanın Hükümsüzlüğü, Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması DAVA TARİHİ : 05/06/2020 KARAR TARİHİ : 26/03/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan asıl ve birleşen davanın yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVADA TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... numaralı hükümsüzlüğü ve davalının eyleminin, davacının tescilli markasından kaynaklı haklara tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, önlenmesini, durdurulmasını, taklit ürünlere el konulması, tecavüzün başka şekilde ortadan kalkması imkansız ile ürünlerin imhasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ASIL DAVADA CEVAP: Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen yasal süre içerisinde davaya cevap verilmediği tespit edilmiştir. BİRLEŞEN ... 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN ... E. SAYILI DAVASINDA TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardır yiyecek ve içecek sektöründe faaliyet göstermekte olup söz konusu sektörde tanınmış bir marka haline geldiğini, davacı şirkete ait markalara ait ürünlerin oldukça bilinen ve kalitesi dolayısıyla haklı bir üne kavuştuğunu, davacı şirketin tescil etmiş olduğu markalara ait ambalajların tasarımlarını da tescil ettiğini, davalının davacının tanınmış marka ve tasarımlarından haksız kazanç elde etmek maksadıyla ürün markalarını ve tasarımlarını aynen veya benzer bir şekilde taklit ederek gerek davacı şirketin gerekse tüketicilerin zarar görmesine sebep olduğunu, davalı şirketin davacının marka ve tasarımlarını taklit etmek suretiyle piyasaya sağlığa zararlı ürünler sürdüğünü, davalının taklit etmiş olduğu markayı tescil ettirdiğini beyan ederek; davanın kabulü ile marka ve tasarımlara tecavüzün kaldırılmasına, tecavüzün kaldırılması ile beraber maddi ve manevi zararın tazmini ile 151. madde gereğince yoksun kalınan kazancın c fıkrası gereğince hesaplanmak suretiyle fazlaya ilişkin haklar ve her türlü yasal hakları yasal tutarak şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ile 151/4. madde uyarınca mahkemenin kazancın hesaplanmasında makul bir payın daha eklenmesine, tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasına, el konulan ürün, cihaz ve makineler üzeriden mülkiyet hakkının tanınmasına, 6769 sayılı Kanun gereğince davalının davranışlarının davacı firmanın itibarını ve marka değerini azaltmaları nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA CEVAP: Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen yasal süre içerisinde davaya cevap verilmediği tespit edilmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Asıl dava; davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... numaralı hükümsüzlüğü, davalının eyleminin davacının tescilli markasından kaynaklı haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, önlenmesi, durdurulması, imha istemlerine ilişkindir. Birleşen dava; marka hakkına tecavüzün kaldırılması, maddi ve manevi tazminat, el koyma, imha, kararın ilanı istemlerine ilişkindir. Davacı adına kayıtlı olduğu bildirilen ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı markaların marka tescil belgeleri TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir. Davalı adına kayıtlı olduğu bildirilen ... numaralı markanın tescil belgeleri TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir. Tensip ara kararı ile davalı adına kayıtlı olduğu bildirilen ... numaralı markanın dava sonuçlanıncaya kadar 3.şahıslara devrinin önlenmesi için sicil kaydına tedbir konulmasına, bu hususta TPMK'ya müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. ... 2. FSHHM'ye müzekkere yazılarak ...E (Eski esas ... ) sayılı davaya ait dava dilekçesi ve bilirkişi raporu uyap üzerinden celp ve tetkik edilmiştir. Taraf şirketlerinin bağlı bulunduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak; birleşen dava tarihi olan 17/06/2020 tarihinden geriye doğru 2 yıllık kar-zarar durumlarını gösterir ciro ve kayıtları celp edilmiştir. İTO'ya yazı yazılarak dava konusu markanın, lisans karşılığında kullanılması halinde talep edilebilecek emsal lisans bedeline yönelik kayıtlar celp ve tetkik edilmiştir. HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişilerin oy ve görüşünün alınmasına karar verilmiş olup bu suretle görevlendirilen bilirkişiler sınai mülkiyet uzmanı Selin Pehlivan, mali bilirkişi İsmail Yeksan ve sektör bilirkişisi Mehmet Yazıcı tarafından düzenlenen 31/07/2023 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; davalının ... başvuru nolu markasının SMK 25 maddesi atfıyla mad.6/I kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, kötüniyete yönelik takdirin Mahkemede olduğu, davalının kullanımı sonucunda SMK 29 maddesi atfıyla mad.7/2b kapsamında davacının markasına tecavüz koşullarının oluştuğu, somut olayda SMK 151/2-c maddesine göre dosya kapsamındaki belgelerden tazminat hesaplamasının mümkün olmadığı bildirilmiştir. İtirazların tetkiki amacı ile ek rapor alınmasına karar verilmiş olup sınai mülkiyet uzmanı Selin Pehlivan, mali bilirkişi ...ve sektör bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 13/03/2024 tarihli ek raporun sonuç kısmında özetle; davalının ... başvuru nolu markasının SMK 25 maddesi atfiyla mad.6/I kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, kötüniyete yönelik takdirin Mahkemede olduğu, davalının kullanımı sonucunda SMK 29 maddesi atfıyla mad.7/2b kapsamında davacının markasına tecavüz koşullarının oluştuğu, davacının dava konusu “...” marka satışlarının SMK 151/2-c maddesine göre İTO' dan gelen emsal orana göre 72.298,42TL tazminat hesaplamasının yapıldığı görülmüştür. Davacı vekilinin 31/12/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat olarak toplam 72.298,42TL'nin ve 20.000TL manevi tazminatın davalının marka tescil tarihi olduğu belirtilen 18/06/2019 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği, ıslah dilekçesinin davalı şirkete tebliğ edildiği görülmüştür. Asıl dava kapsamında davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... numaralı hükümsüzlüğü, davalının eyleminin davacının tescilli markasından kaynaklı haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, önlenmesi, durdurulması, imha istemleri mevcut olup davalı tarafın davaya cevap vermemesi kapsamında HMK'nın 128. maddesi gereğince süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. Bu noktada ilk olarak davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemleri yönünden inceleme yapılmıştır. Dava tarihi itibari ile tatbiki gereken Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Somut olayda talep konusu olmakla tatbiki gereken SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak sayılmıştır. Anılı düzenleme çerçevesinde; markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markalara konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Karıştırılma (iltibas) ihtimali ile kastedilen ise iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesi aşamasında ise bu işin ilgilisi veya uzmanının değil, ortalama tüketicilerin esas alınması gerekmektedir. Anılı yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; hükümsüzlüğü talep edilen davalı markası ile davacının tescilli markaları arasında öncelik sonralık ilişkisi bakımından başvuru ve tescil tarihi baz alındığında hem başvuru tarihi hem tescil tarihi itibariyle davacının markalarının davalının markasından öncelikli olduğu, davalı markasının 30. sınıfta içecek ve çeşitli yiyecekler üzerinde tescilli olduğu gibi davacının markalarının da 30. sınıfta aynı şekilde içecek ve çeşitli yiyecekler üzerinde tescilli olduğu görülmüştür. Davalının hükümsüzlüğü talep edilen markasında vurgulanan esaslı unsurun ... olduğu, iki defa tekrarlandığı, bir tanesinin çevresinde süsleme olduğu, altın/sarı renginin hakim olduğu, sol tarafında iki aslan ve taç ile sol tarafında yuvarlak içerisinde ... harfi olduğu bunların ... ibaresine göre daha küçük detaylandırıldığı, yan unsurlar oldukları tespit edilmiştir. ... veya ... kelimesi Türkçe ifadeler olmayıp, yaygın olarak bilinen yabancı kelimelerden de olmadığı gibi “...” ve “...” kelimelerinin ilk üç ve son üç harflerinin aynı olduğu, markaların görsel olarak benzer oldukları anlaşılmıştır. Mal ve hizmetlerin 30.sınıftaki içecek ve yiyeceklere yönelik emtialardan olması ve hitap edilen ortalama tüketici açısından teknik bir bilgiyi gerektirmemesi nedeniyle, özel bir tüketici grubu ya da uzmanlık/ihtisas sahibi bir tüketici grubu olmadığından dolayı bütünsel açıdan değerlendirildiğinde esaslı unsurları benzer ve görsel olarak yakın olan bu markalarda aynı malları da kapsadıklarından fonetik veya şekilsel olarak yeterince farklılaşmaması nedeniyle hitap edilen ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenlerle; SMK'nın 25 ve 6/1 maddeleri gereğince davalıya ait ... başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmiştir. Davacının SMK'nın 6/9 maddesine dayalı kötüniyet iddiası yönünden somut olaya bakıldığında ise marka başvurusunun hangi hallerde kötüniyetle tescil ettirildiğinin her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay uygulamalarında genellikle güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretle gerçekleşen marka tescillerinin kötüniyetli marka tescil halleri olarak kabul edildiği görülmüştür. Kötüniyetli tescilin varlığı için kötüniyetin tescil başvurusu anında mevcut olması gerekmekte olup hükümsüzlüğü istenilen markanın daha önce tescil edilen ve ayırt ediciliği ve bilinirliği yüksek olan bir markayla benzer olması hâli dâhi tek başına kötüniyetli tescile delalet etmeyeceğinden SMK'nın 6/9 maddesine dayalı hükümsüzlük halinin sübut bulduğunu gösterir somut delil ve emarelere dosya kapsamında rastlanılmadığından kötüniyet iddiasına cevaz verilmesi mümkün olmamıştır. Bir sonraki aşamada marka hakkına tecavüz istemleri yönünden inceleme yapılmıştır. İşbu talepler kapsamında dava tarihi itibari ile uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir. SMK'nın 7. maddesine bakıldığında ise; ''(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. (2)Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması'' hükümlerinin yer aldığı görülmektedir. SMK'nın 149. maddesi de; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır. Marka hakkına tecavüz iddiası yönünden yapılan incelemede de inceleme konusu kullanım ve markaların benzerlik derecesi, inceleme konusu marka ve kullanım kapsamında bulunan mal/hizmetlerin benzerlik derecesi, markanın ayırt edici gücünün, tanınmışlığının derecesi, inceleme konusu mal/hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ortalama tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin esas alınması gerekmiş olup teknik ve sektörel incelemeyi içerir bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporlar dosya kapsamına uygun ve çelişki içermediği saptanmakla hükme esas alınmaya elverişli bulunmuştur. Dosya kapsamındaki deliller itibari ile yapılan inceleme neticesinde tespit edildiği üzere; hükümsüzlük incelemesinde değinilen hususlar SMK'nın 7/2-b maddesi kapsamında tecavüz şartlarında da aynı şekilde aranmakta olup davalının kullanımlarının hükümsüzlük şartlarının oluştuğu markasal kullanımı ile aynı olduğu, davalının markasının davacının markalarından sonra tarihli olması nedeniyle SMK'nın 155. maddesinin; ''(1) Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.'' düzenlemesi gereğince savunma gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceği, bütünsel açıdan değerlendirildiğinde esaslı unsurları benzer ve görsel olarak oldukça benzer olan bu markalarda aynı malları da kapsadıklarından fonetik veya şekilsel olarak yeterince farklılaşmaması nedeniyle hitap edilen tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olduğu kanaati oluşmuştur. Tüm bu nedenlerle SMK'nın 149. maddesi gereğince, davalının davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına, bu kapsamda ''...'' ibaresinin ürün ve ambalajlar üzerinde kullanılmasının, bu işareti taşıyan ürünlerin herhangi bir şekilde piyasaya sürülmesinin, bu ibareyi taşıyan ürünlerin ithal veya ihraç edilmesinin ve bu ibarenin iş evrakı ve reklamlarda kullanılmasının durdurulmasına, üzerilerindeki '...' markasının silinmesine, silinmesinin mümkün olmaması durumunda imhasına karar verilmesi gerekmiştir. Asıl dava kapsamında son olarak davacı taraf SMK'nın birinci kitabında düzenlenen marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ...esas, ... karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin ...esas,... karar sayılı kararında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir. Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı yana en iyi giderim imkanı sağlayan SMK hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabet hükümlerine yönelik davacı isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Kabul edilen hukuksal olgu karşısında bir sonraki aşamada birleşen dava yönünden davacının; marka hakkına tecavüzün kaldırılması, tecavüz oluşturan ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine araçlarına tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulması, mülkiyet hakkının tanınması, markanın ürünler üzerinden silinmesi, başka şekilde önlenme imkanı bulunmadığı halde imha talepleri ile maddi ve manevi tazminat istemleri tetkik edilmiş olup asıl dava dosyasındaki bağlantı nedeni ile yukarıda bahsedilen gerekçeler kapsamında davalının "..." ibaresi yönünden markasal kullanımının davacının tescilli ''...'' markasından doğan haklarına vâki tecavüzün kaldırılmasına, tecavüz oluşturan ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine araçlarına tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasına, daha evvel ikame edilen asıl dava kapsamında da markanın ürünler üzerinden silinmesi, başka şekilde önlenme imkanı bulunmadığı halde imha talepleri mevcut olmakla işbu taleplerin derdestlik nedeni ile usulden reddine, asıl dava kapsamında davalı markasının ürünler üzerinden silinmesi, başka şekilde önlenme imkanı bulunmadığı halde imha talepleri kabul edildiğinden dolayı tecavüzün kaldırılması tesis edilmekle mülkiyet hakkının tanınması isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Son olarak birleşen dava kapsamında davacının maddi ve manevi tazminat talepleri tetkik edilmiş olup davacının maddi tazminat hesaplama yöntemi olarak 151/2-c bendinde yazılı ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli'' gereğince yoksun kalınan kazancın hesaplanmasını talep ettiği, emsal lisans sözleşmesinin sunulmadığı, mahkememizce İTO'ya yazı yazılmakla İTO'nun cevabi yazısı ile davaya konu marka ile cirosunu elde etmiş ise toplam cirosunun % 10’ unun lisans bedeli belirlenmesinde uygun olacağı yönünde görüş bildirdiği görülmüştür. Mâli incelemeler neticesinde taraf ticari defterleri ve celp edilen mali kayıt ile tablolar incelenmiş olup lisans bedelinin tespitine yönelik ilgili ticaret odasından alınan yanıt kapsamında yapılan hesaplama, davacının dava konusu ürün satış hacmi, piyasa hacmi, geçmiş yıllardaki satış performansı, ürünün niteliği, davacının piyasadaki pazar payı, markanın ekonomik değeri, genel ekonomik koşullar, davalıda ele geçen tespit edilen ürün miktarı, tecavüzün süresi gibi etkenler dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir lisans bedeli kapsamında marka hakkına tecavüz yönünden 72.298,42-TL maddi tazminatın takdir edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının markasının tescilli olduğu süre, markanın tanınmışlık derecesi, davalının markayı kullandığı süre dikkate alınarak davalının ticaret hacmine, kusur derecesine göre marka hakkına tecavüz yönünden 20.000-TL manevi tazminatın en erken tespit edilen tecavüz tarihi itibari ile temerrüt tarihi olarak saptanan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine ve kararın ilanına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davanın KABULÜ ile, A- Davalıya ait ... başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, B- Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin TPMK'ya gönderilmesine, C- Davalının "..." ibaresinin markasal kullanımının davacının tescilli ''...'' markasından doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine ve durdurulmasına, bu kapsamda ''...'' ibaresinin ürün ve ambalajlar üzerinde kullanılmasının, bu işareti taşıyan ürünlerin herhangi bir şekilde piyasaya sürülmesinin, bu ibareyi taşıyan ürünlerin ithal veya ihraç edilmesinin ve bu ibarenin iş evrakı ve reklamlarda kullanılmasının durdurulmasına, üzerilerindeki '...' markasının silinmesine, silinmesinin mümkün olmaması durumunda imhasına, D- SMK'nın marka hakkına yönelik hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki TBK'nın 60. maddesi ışığında yerinde görülmediğinden davacı yanın haksız rekabete yönelik istemlerinin reddine, 2-Birleşen davanın KISMEN KABULÜ ile, A- Davalının "..." ibaresinin markasal kullanımının davacının tescilli ''...'' markasından doğan haklarına vâki tecavüzün kaldırılmasına, B- Tecavüz oluşturan ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine araçlarına tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasına, mülkiyet hakkının tanınması isteminin reddine, markanın ürünler üzerinden silinmesine yönelik başka şekilde önlenme imkanı bulunmadığı halde imha talepleri asıl davada da talep edilmekle oluşan derdestlik nedeni ile işbu taleplerin usulden reddine, C- 72.298,42-TL maddi tazminat ile 20.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, D- SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalıdan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmezse ilan hakkının düşeceğine, Asıl dava yönünden; 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL ilam harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile eksik 561,00 TL harcın davalıdan tahsiline, 4-Kabul edilen markanın hükümsüzlüğü talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kabul edilen markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafın yaptığı 54,40 TL peşin harç, 54,40 başvuru harcı, 12.750 TL bilirkişi ücreti ve 250,00 TL tebligat ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 13.108,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine, Birleşen ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/1 esas sayılı davası yönünden; 8-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 6.304,91 TL ilam harcından 1.508,33 TL ıslah ve peşin harcın mahsubu ile eksik 4.724,58 TL harcın davalıdan tahsiline, 9-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Davacı tarafın yaptığı 54,40 TL başvuru harcı, 512,33 TL peşin harç, 1.065,00 TL ıslah harcı, 2.732,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 4.366,73 TL yargılama giderinin kısmen kabul/red oranına göre takdiren 2.500 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 12-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine, Dâir; asıl ve birleşen davada davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/03/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır