İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/2084 E. 2022/5121 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/2084
- Karar No
- 2022/5121
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/08/2022 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilİ banka ile davalılar arasında tarım ve köy işleri bakanlığı ile sosyal yardımlaşma ve dayanışma teşvik fonu işbirliği ile uygulanan kırsal alanda sosyla destek projesinden yararlanan kooperatif ortaklarından alınacak taahütname ve borçlanma sözleşmesi ... tarihinde karşılıklı olarak akdedildiği, davalılardan ... asıl borçlu diğer davalılarda müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sözleşmede yer aldığını, davalıların iş bu sözleşme uyarınca kullandıkları kredilerin vadesi geçtiği halde ödemeyince müvekkili bankaca kredi borcunun ödenmesi hususunda davalılara muceliyet ihtarnamesi gönderilmiş olduğunu, borçluların buna rağmen borcu ödemekten imtina edince de aleyhlerine Ergani İcra Müdürlüğü'nün ... (...) Esas sayılı icra takip dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takibine itiraz edildiğini, icra dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibinin devamına, alacağın ....sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. GEREKÇE; Taraflarca dosyaya sunulan deliller incelenmiş, UYAP sistemi üzerinden Ergani İcra Müdürlüğünün ... (Eski esas: ...) esas sayılı dosyası ile Ergani .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası celp edilerek dosya arasına kazandırılmış, bankacı bilirkişiden bilirkişi raporu alınarak sonuca gidilmiştir. Dava, davacı banka ile davalılar arasında ... tarihinde Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu İşbirliği ile Uygulanan Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesinden Yararlanan Kooperatif Ortaklarından Alınacak Taahütname ve Borçlanma Sözleşmesi gereğince kullandırılan kredinin vadesi geldiği halde ödenmediğinden bahisle tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Ergani İcra Dairesinin ... (Eski esas: ...) esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı-alacaklı banka tarafından ... tarihinde dava dışı .....Kalkınma Kooperatifi ve davalılar ..., ve ... aleyhine toplamda 9.196,88 TL'nın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, gönderilen ödeme emrine karşı davalı-borçluların süresinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz dilekçelerinin davacı-alacaklı vekiline tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Elde ki davanın Ergani Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben açıldığı ve Ergani .. Asliye Hukuk Mahkemesince Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği ve davacı vekilinin süresinde gönderme talebi üzerine dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde yer alan Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu İşbirliği ile Uygulanan Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesinden Yararlanan Kooperatif Ortaklarından Alınacak Taahütname ve Borçlanma Sözleşmesi incelendiğinde, sözleşme gereğince davalı ...'a 8.345,48 TL tahsis edildiği, davalı ...'ın asıl borçluya tahsis edilen kredi için müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı anlaşılmaktadır. İlgili sözleşmenin başlığında kredinin ... Bankası ... Şubesinden alındığı yazılı olduğu gibi sözleşmenin 11.,12. ve 13. maddelerinde de kredi borcunun hem geri ödemesinin hem de zamanında ödenmemesi durumunda faiziyle birlikte ödemesinin ... Bankasına yapılacağı belirtilmektedir. Bu durumda ... Bankasının alacaklı sıfatı bulunmaktadır. Nitekim benzer uyuşmazlık hakkında verilen Yargıtay Hukuk Dairesinin tarih ve ..... sayılı ilamında da ... Bankasının alacaklı sıfatının bulunduğu belirtilmiştir. Davaya konu edilen borçlanma sözleşmesi ... tarihlidir. Davalı ...'ın sorumluluğu kefalet sözleşmesine dayandırılmaktadır. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 487. maddesi müteselsil kefaleti düzenlemiş, 492 vd. maddelerinde ise kefaletin ne zaman son bulacağını düzenlemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda ise kefaletin sona ermesine ilişkin hükümler 598 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun gereğince sona ermenin düzenlendiği TBK'nın 598 maddesine göre; "Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur. Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır. Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." Mülga Borçlar Kanunu'nda kefilin sorumluluğu için bir süre öngörülmemiş olduğu halde yeni Türk Borçlar Kanunu gerçek kişi kefilin sorumluluğunu on yıl ile sınırlı tutmuştur. Kefilin sorumlu tutulabileceği on yıllık süre, kefalet sözleşmesinin meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlayacaktır. On yıllık sürenin işlemeye başlaması bakımından esas borcun doğduğu veya muaccel olduğu anın bir önemi yoktur. On yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için de kesilme ve durma da söz konusu olmaz. On yıllık sürenin tamamlanmasıyla birlikte kefilin yükümlülüğü kendiliğinden (yasa gereği) ortadan kalkar. Sürenin tamamlanmasıyla birlikte kefilin sorumluluğu ortadan kalkınca artık kendisinden talepte bulunulamaz. Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunu'nun 1. Maddesinde ise, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Dolayısı ile sona ermeye ilişkin hükümlerde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun uygulanması söz konusu olacaktır. Yargıtay kararlarında, 6098 sayılı TBK m. 598/3 hükmünde öngörülen, kefalet sözleşmesinden doğan alacağa ilişkin sürenin hak düşürücü süre olduğu kabul edilmektedir (Bkz. Yargıtay 11. HD'nin 21/06/2022 tarihli ve 2021/2084 E., 2022/5121 K. sayılı; Kapatılan 19. HD'nin 04/05/2016 tarihli ve 2015/8564 E., 2016/8238 K. sayılı kararları) (Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. HD'nin 02/05/2023 tarihli ve 2023/1172 E.-2023/622 K. Sayılı ilamı). Somut olayda, davaya konu taahhütname ve borçlanma sözleşmesinin ... tarihli olduğunun, davalı ...'ın sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığının, davacı banka tarafından ... tarihinde başlatılan icra takibinin hak düşürücü süreyi durdurmadığının ve davanın açıldığı tarih itibarıyle elde ki davada uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunun anlaşılmasına göre, davalı kefiller davalı ... yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir. Diğer davalı ... borçlanma sözleşmesini asıl borçlu sıfatı ile imzalamıştır. Kredi borçlanma sözleşmesi ... tarihli olup, davacı banka tarafından davaya konu edilen icra takibi ... tarihinde başlatılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabi olup 6098 sayılı TBK'nın 149. maddesine göre zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hallerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar. Zamanaşımını kesen ve duruduran nedenler 818 sayılı BK'nın 132 ve 133. (6098 sayılı TBK'nın 153 ve 154.) maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunda belirtilen belirli olayların gerçekleşmesi halinde, işlemiş olan zamamaşımı süresi ortadan kalkar ve bu aşamadan sonra yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar ki buna zamanaşımın kesilmesi denir. Borçlu, borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse; alacaklı, dava veya defi yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuş ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı kesilir (BK m. 133, TBK m. 154). Keza, alacaklı tarafından yapılan icra takibi ve takipteki icra işlemleri ile zamanaşımı kesilmekte ve aynı süreli yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlamaktadır. Kanun hükmü mücerret icra takibinden bahsetmekte olup ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmemiş olmasının veya takibin alacaklı tarafından işlemsiz bırakılmış olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Alacaklının itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde müracaat hakkını kullanmamış olması 2004 sayılı İİK’nın 67. maddesi kapsamında açılacak itirazın iptali davasına engel teşkil etmekte olup yapılan takibin borçlar hukuku ve özellikle zamanaşımının kesilmesine yönelik etkileri devam eder (Yargıtay 6. HD'nin 15/03/2012 tarihli ve 2011/12202 E., 2012/4234 K. sayılı kararı). Somut olayda, 6098 sayılı TBK’nın 154/2 ve 157/2. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından davalı ... aleyhine Ergani İcra Müdürlüğünün ... (Eski esas: ...) esas sayılı dosyası üzerinden ... tarihinde başlatılan icra takibi ile birlikte zamanaşımının kesildiği ve yeniden 10 yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı, davanın da yeniden işlemeye başlayan 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ... tarihinde açıldığı anlaşılmakla davalı ... yönünden davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının kabulü gerekir. Davalı ...'ın borçlanma sözleşmesini asıl borçlu sıfatı ile imzaladığı ve tahsis edilen 8.709,53 TL'yi aldığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 17. maddesinde düzenlenen kredi geri ödeme tablosuna göre vade tarihlerinin 1 yıl arayla düzenlendiği ve ilk iki yıl geri ödemesiz olmak üzere ... tarihinde 2.903,18 TL, ... tarihinde 2.903,18 TL ve ..... tarihinde 2.903,17 TL ödeme taahhüdünde bulunmuştur. Davalının borcu vadelerinde ödediğine ilişkin dosyaya yansıyan herhangi bir delil bulunmamaktadır. Sözleşmemin 16. maddesinde, krediyle ilgili geri ödeme tablosunda yazılı kredi taksitlerinden herhangi birinin vadesinde veya üç aylık bekleme süresinde ödenmemesi durumunda bütün borçlarının vade tarihi itibariyle muaccel hale geleceği ve muaccel hale gelen borçlara 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre belirlenen faiz oranının uygulanacağı düzenlenmiştir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davacın bankanın temerrütle birlikte faiz talep edebileceği, muacceliyet ihtarnamesinin dosyaya sunulmaması nedeniyle temerrüdün takip tarihi itibarıyle gerçekleşeceği, davalı ...'ın takipte talep edilen 8.345,48 TL asıl alacaktan sorumlu olduğu, işlemiş faizden sorumluluğunun bulunmadığı ve davacı bankanın taleple bağlılık ilkesi gereğince asıl alacağa %28,60 oranını geçmemek kaydıyla takip tarihinden ödeme tarihine kadar avans faizi talep edebileceği mütalaa edilmiş, bilirkişi raporu mahkememizce denetime elverişli kabul edilmiş ve davanın kısmen kabulü ile icra takibinde talep edilen asıl alacak yönünden itirazın iptaline ve asıl alacağa yıllık %28,60 faiz oranını geçmemek kaydıyla avans faizi işletilmesine, işlemiş faize ve BSMV'ye yönelik talebin reddine, asıl alacağın likit olması nedeniyle davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Dosya içerisinde bulunan arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde; davalıların arabuluculuk toplantısına katılmadığından arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonlandığına ilişkin son tutanağın düzenlendiği anlaşılmaktadır. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun dava şartı arabuluculuk 18/A maddesinin 11. bendinde, taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan tarafın, son tutanakta belirtileceği ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulacağı, ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmeyeceğine yönelik düzenleme, 18.04.2024 tarihli resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 14.03.2024 tarihli ve 2023/160 E.-2024/77 K. sayılı kararı ile iptal edildiğinden yargılama giderlerinin hesabında kabul ve red oranına göre değerlendirme yapılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalılardan ... aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜNE, A-)Davalı ...'ın Ergani İcra Dairesinin ... (Eski esas: ...) esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİNE, icra takibinin 8.345,48 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, işlemiş faize ve BSMV'ye ilişkin istemin REDDİNE, b-)Asıl alacağa (8.345,48 TL) yıllık %28,60 oranını geçmemek kaydıyla takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, c-)Kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 1.669,09 TL icra inkar tazminatının davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Davalılardan ... aleyhine açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 570,07 TL peşin harçtan, başlangıçta yatırılan 156,58 TL peşin harcının mahsubu sonucu bakiye kalan 413,39 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 80,70 TL başvuru harcı ve 158,58 TL peşin harcının toplamı olan 237,28 TL'nın davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından 461,00 TL tebligat ve posta masrafı ile 2.400,00 TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplamda 2.861,00 TL yargılama giderinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 2.600,91 TL'lik kısmının davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinden bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 8.345,48 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 851,40 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a verilmesine, 8-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 9.196,88 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a verilmesine, 9-Davacı yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 10-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 1.450,78 TL'lik kısmının davalı ...'dan, bakiye kalan 149,22 TL'lik kısmının ise davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, davanın değeri itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip Hakim