İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/13975 E. 2022/7544 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/13975
Karar No
2022/7544
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/564 Esas KARAR NO:2025/433 DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ:05/04/2018 KARAR TARİHİ.23/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacının yolcu konumunda olduğu ... plakalı araca davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olan ... plakalı aracın çarpması neticesinde müvekkilinin yaralandığı ve kalıcı maluliyeti ile vücudunda kalıcı hasarların oluştuğu, kaza anında ve devamında derin acılar çeken müvekkilin kazadan sonra çeşitli tedaviler gördüğünü ancak vücudunda meydana gelen bu kalıcı hasarın giderilemediğini, sonraki hayatında yapması gereken işlerde ekstra güç sarfettiğini bu durumda davacının çok fazla yıprandınığını, iş yapamaz hale geldiğini, bu nedenlerle öncelikle davanın kabulü ile şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; öncelikle müvekkili sigorta şirketinin ticari merkezinin İstanbul olduğunu, davaya bakmaya yetkili mahkemelerin ise İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin olduğunu, bu nedenle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesinin gerektiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, dava öncesinde müvekkili sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde oluşturulan hasar dosyası kapsamında davacıya 29/01/2018 tarihinde 22.508,97.-TL ödeme yapıldığını, hiçbir surette davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; zorunlu trafik sigortasının sorumluluk sigortası olup, bu nedenle bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanmasının amaçlandığını, dosyanın kusur incelemesi bakımından Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne tevdii ile kazaya karışan araç sürücülerinin kusur oranlarının tespiti ile yolcu konumunda olan davacının kendi can güvenliği nedeniyle gerekli güvenlik tedbirlerini alıp almadığı ve müterafik kusur durumunun tespiti bakımından yargıtay denetimine elverişli rapor alınmasını talep ettiklerini, özürlülük oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alınması gerektiğini ve bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememizce verilen ... Karar sayılı kararının taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 2022/182 Esas, 2024/1117 Karar numaralı ilamı ile;"...Mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 26/11/2019 tarihli raporda; Sürücü Kadir Sarı'nın %70 oranında asli kusurlu, sürücü İmdat Küpelioğlu'nun %30 oranında tali derecede kusurlu olduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamından hükme esas alınan kusur raporunun istinaf talep eden davacı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davacı vekilinin kusur oranlarına itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde kusur oranları bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden davacı vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alınarak davacı için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve 2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). Mahkemenin hükme esas aldığı hesap raporunda da; TRH 2010 Yaşam Tablosu ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine göre yapılan hesaplamadaki raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davalı vekilinin 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde değildir. TBK'nın 54. m. ile KTK'nın 98. m. hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine, poliçe bulunmaması halinde ise Güvence Hesabı'na aittir. Geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarına ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). Davacı vekili, dava dilekçesinde açıkça kalıcı ve geçici iş göremezlik tazminatı talep ettiğinden, davalı vekilinin davacı tarafın geçici iş göremezlik tazminatı talebi bulunmadığına ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Davacıya 29/01/2018 tarihinde 22.508,97 TL ödeme yapılmıştır. Ödeme tarihindeki maddi zarar aktüer bilirkişi tarafından 26.301,24 TL hesaplanmıştır. Bilirkişinin davacının ödeme tarihindeki maddi zararının %86'sının karşılandığını belirleyerek, buna göre davacının maddi zararını hesaplamış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle bu gibi taşımalarda mülga 818 Sayılı BK 43 maddesi (6098 sayılı TBK’nin 51.) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de indirim yaptığı takdirde indirim oranını objektif ölçüler içinde takdir etmek zorundadır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Yakın aile bireyleri arasındaki ücretsiz taşıma ahlaki bir ödev niteliğinde olduğundan, belirlenen tazminat miktarından hatır taşıması indirimi yapılamaz. Mahkemece taşınan ve taşıyan eş olduklarından hatır taşıması indirimi yapılmamış olması doğru olmuştur. Bu hususa değinen davalı taraf istinafı yerinde değildir. Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönündeki istinaf itirazının değerlendirilmesinde; davacı yolcunun, yolcu taşımaya müsait olmayan traktörde sürücünün yan tarafında yolculuk ederek zararın artmasına etkili olduğu değerlendirildiğinde hesaplanan tazminattan, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları da göz önüne alınarak %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği değerlendirilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). Davacı hakkında ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan 25/01/2021 tarihli raporda davacı Yüksel Sarı’nın 19/08/2016 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre % 16.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği mütalaa olunmuştur. İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi gerekirken, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunmayan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmış olması doğru olmamıştır. Dosya kapsamından hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan maluliyete ilişkin raporun istinaf talep eden davacı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davacı vekilinin Adana Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen rapor ile bu rapor arasında çelişki bulunduğuna ilişkin itirazda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde maluliyet oranı bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden davacı vekilinin bu hususa değinen istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, başka bir Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden oluşturulacak aralarında adli tıp uzmanı da bulunan uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine uygun olarak davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı geçici iş göremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise süresi, kalıcı işgöremezlik durum ve oranının ne olduğu ve tespit edilecek maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte maluliyet raporu alınması ve tespit edilecek maluliyet oranına göre hükme esas alınan rapor tarihi itibariyle aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır."gerekçeleriyle mahkememiz kararı kaldırılmıştır. Mahkememize gönderilen dosyada yeni esas alınarak yargılamaya devam edilmiştir. Maluliyet oranının tespiti hususunda dosyamız Adli Tıp 2. İhtisas Kuruluna gönderilmiş ve 13/01/2025 tarihinde Adli Tıp Raporu dosyaya sunulmuştur. Mahkememizce 21/04/2025 tarihinde Aktüer bilirkişisi vasıtasıyla rapor aldırılmış ve bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, trafik kazası sebebiyle geçici ve sürekli iş göremezlik maddi tazminatının tahsili talebine ilişkindir. Trafik kazaları nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri asıl olarak haksız fiil sorumluluğuna dayanır. TBK md. 49’a göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören karşı tarafın kusurunu ve zarara uğradığını ispat yükü altındadır. KTK md. 85 ve 88 uyarınca trafik kazası sonucu meydana gelen kazadan aracın işleteni veya aracın bağlı bulunduğu işletmenin sahibi de müştereken ve müteselsilen sorumludur. İşleten veya aracın bağlı bulunduğu işletmenin sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusursuz olması ve kazanın araçtaki bir bozukluktan meydana gelmemesi şartıyla, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya 3. kişinin ağır kusurundan kaynaklandığını ispat ederek sorumluluktan kurtulur. Hem TBK md. 52 hem de KTK md.86/2 uyarınca kazada zarar görenin de kusurunun bulunması halinde tazminat miktarından indirim yapılması gerekir. TBK md. 54 uyarınca bedensel zarar halinde tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar zarar olarak tazmin edilir. Trafik kazasından doğan tazminat davalarında 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri uygulanır. Ancak fiilin cezayı gerektirmesi durumunda, ceza kanununda daha uzun bir zamanaşımı süresinin öngörülmesi şartıyla, bu süre uygulanır. Dava konusu kaza, 18/08/2016 tarihinde, ... plakalı araç ile ... plakalı araç arasında meydana gelmiştir. Davacı ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunmaktadır. Davalı ise, ... plakalı aracın zorunlu trafik sigortacısı olduğundan meydana gelen zarardan sorumludur. Tarafların kusur durumunun incelenmesi için alınan ATK raporuna göre davalı araç sürücüsünün %30, dava dışı ... plakalı araç sürücüsünün %70 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Davacının maluliyet oranının tespiti için alınan ATK raporunda davacının %16,2 oranında sürekli maluliyetinin ve 9 aya kadar iyileşme süresinin bulunduğu tespit edilmiştir. Ancak kaza tarihine göre Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği esas alınması gerekirken, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği’ne göre inceleme yapılmıştır. Tespit edilen bu kusur ve maluliyet oranlarına göre yapılan aktüer hesabında davacının 9.850,97 TL sürekli ve 3.307,88 TL geçici iş göremezlik zararı hesaplanmıştır. Davacı taraf bu miktarlar üzerinden davasını ıslah etmiş ve mahkememizce de aynı miktarlar üzerinden kabul kararı verilmiştir. Mahkememizce verilen 25/10/2021 tarihli karara karşı her iki taraf da istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Yapılan istinaf incelemesi sonucu; davacının ATK kusur ve maluliyet raporlarına karşı itiraz etmemesi sebebiyle davalı lehine kazanılmış usulî hak doğduğu, maluliyetin yanlış yönetmeliğe göre tespit edildiği, hatır taşımasının mevcut olmadığı, davacının trafik kurallarına aykırı bir şekilde seyahat etmesi sebebiyle %20 oranında müterafik kusurunun bulunduğu anlaşılmış ve usulî kazanılmış haklara riayet edilmesi vurgulanarak mahkememiz kararı kaldırılmıştır. Kaldırma kararı sonrası mahkememizce tahkikat işlemlerine devam edilmiş ve kaldırma kararına göre yapılan yargılamada öncelikle davacının maluliyet oranının tespiti için ATK raporu alınmıştır. Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği’ne göre hazırlanan rapora göre davacının dava konusu kaza sebebiyle %19 sürekli maluliyetinin ve 9 aya kadar iyileşme süresinin bulunduğu anlaşılmıştır. Yukarıda açıklandığı gibi kazanılmış usulî haklara uygun olarak hesap yapılması gerektiği için, kaldırma kararı öncesi tespit edilen ve davacı yönünden kesinleşen maluliyet oranlarına göre yeni ekonomik verilere göre aktüer hesabı yapılması için bilirkişi raporu alınmıştır. 21/04/2025 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının 2.646,30 TL geçici ve 181.251,74 TL sürekli iş göremezlik zararının bulunduğu hesaplanmıştır. Dava açılmadan önce davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 29/01/2018 tarihinde 22.508,97 TL ödeme yapılmıştır. Yapılan ödeme sonrası açılan işbu davada, ödemenin zararı karşılayıp karşılamadığının araştırılması gerekir. 21/04/2025 tarihli aktüer bilirkişi raporunda ödeme tarihinde davacının toplam zararı 21.040,99 TL olarak tespit edilmiş, kaldırma kararından önce yapılan hesaplama ile bu hesaplama arasındaki farkın ise, davacının %20 müterafik kusurundan kaynaklandığı açıklanmıştır. Yapılan 22.508,97 TL’lik ödemenin davacının zararından fazla olduğu, zararın davalı sigorta şirketi tarafından karşılandığı ve davacının bakiye zararının bulunmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan sebeplerle, davalı sigorta şirketinin davacıya yaptığı ödeme ile davacının zararının giderildiği, bakiye zararın bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 537,50-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 68,00 TL yargılama giderlerinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 13.158,85-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/06/2025 Katip ... Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2021/13975, K. 2022/7544, T. 21.06.2023, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-13975-e-2022-7544-k-6e35558bba07