İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/62 E. 2022/328 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/62
Karar No
2022/328
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) ESAS NO:2022/62 KARAR NO :2022/328 DAVA:Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:11/05/2017 KARAR TARİHİ:26/05/2022 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketine sigortalı emtianın davalı şirket tarafından deniz yolu ile nakliyesi esnasında 1 adet kauçuk levha tabakanın hasarlandığını, emtiada meydana gelen hasarın davalı şirket tarafından yapılan taşıma esnasında meydana geldiğinin delilleri ile belirlendiğini, ekspertiz çalışması sonucu sigortalı emtiada 18.246,00 TL hasarın tespit edildiğini ve 04/08/2016 tarihinde hasar tazminatının sigortalısına ödendiğini ve sigortalısının kanuni halefi olduğunu belirterek 18.246,00 TL tazminatın 04/08/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın hatalı olarak ... ...'e İzafeten ... Ltd. Şti.'ye yöneltildiğini, ancak taşımaya ilişkin konşimentonun ... ... Limited tarafından düzenlenmiş olup taşıyıcı sıfatını bu şirketin haiz olduğunu, davacının bu şirketin acentesi olarak belirtilmiş olan ... sanki asıl taşıyıcı firmaymış gibi izafeten kendisine husumet yönelttiğini, bu taraf teşkilinin tamamen hatalı olduğunu, kendisinin burada acentenin acentesi durumunda olduğundan öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, iş bu taşıma işleminde acente sıfatını haiz olsaydı da sorumluluğunun bulunmadığını, bu halde dahi davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddinin gerektiğini, kendisinin ya da acentesi olduğu firmanın davacının sigortalısına karşı ayrıca düzenlemiş olduğu navlun faturası ya da taşıma taahhüdünü içerir bir başka belgenin bulunmadığını, taraflar arasında düzenlenen konşimentoda "said to contain" ve "shippers pack and weight" ibarelerinin yer aldığını, bu nedenle yükleme ve istiflemeden kaynaklanabilecek hasarlarda taşıyıcının sorumlu tutulamayacağını, hasara konu konteynerin tahliyesi esnasında üzerinde orijinal mühürünün sağlam olduğunun müvekkili delillerinden anlaşıldığını, göndericinin sorumluluğunda gerçekleştirilen bir işlemin sonuçlarını taşıyıcıya yüklemenin kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu, sorumluluk ve ispat yükünün davacıda olmasına karşın kendisinin sorumluluğuna gidilebilecek net bir bilgi bulunmadığını, davacının sunduğu ekspertiz raporunun her ne kadar tarafların birlikte katılımı ile birlikte düzenlenmemiş objektif olmayan bir rapor olması nedeniyle kendisince kabul edilmemekle birlikte, raporun sonucunun dahi net olmadığını ve hasarın sevkiyatın herhangi bir aşamasında meydana geldiğinin belirtildiğini, hasara sebebiyet veren olayın ise tespit edilememiş olup farazi ifadelerle sonuca varıldığını, davacının delil olarak sunmuş olduğu tutanakların kendisinin firmanın katılımı olmaksızın düzenlendiğini ayrıca ilgili tutanaklarda da hasarın tespitinin "muhtemelen ... nedeniyle hasar meydana gelmiştir” şeklinde tahmini dayanaklarla ifade edildiğini, bununla birlikte tutanaklarda yer alan tespitlerin kara taşıması sonrası yapılan tespitler olduğunun anlaşıldığını, hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiğini ispatlar bir delil bulunmadığını, bu nedenle deniz taşımasını gerçekleştiren şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava; Hasarın sigorta poliçesi teminat kapsamında kalıp kalmadığı, hasarın deniz taşıması sırasında meydana gelip gelmediği ve davalının kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetleri ile davacı tarafından sigortalısına ödenen tazminatın kadri maruf olup olmadığı, ihbarın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizden verilen 01/04/2021 tarih ve 2020/... Esas 2021/... sayılı kararı İstanbul BAM 43.Hukuk Dairesi'nin 30/12/2021 tarih ve 2021/1134 Esas 2021/1674 Karar sayılı ilamıyla BOZULMAKLA, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır. İstanbul BAM 43 Hukuk Dairesi'nin 30/12/2021 tarih, 2021/1134 E. 2021/1674 K.sayılı ilamında; İlk derece mahkemesince, davacının HMK m.124’e dayalı iradi taraf değişikliği talebinin yerinde olmadığını, konşimentoda taşıyanın ... ... Ltd. olduğunu, davalının taşıyıcı sıfatına haiz olmadığını ve davanın taşıyıcıya izafeten acentesine de yöneltilmediği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiğini, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğunu, İstinaf incelemesinin HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapıldığını, dosyaya Türkçe tercümesi sunulan konşimentoda, yükletenin ..... Company, gönderilenin ... Tekstil AŞ, teslim alma yeri ..., yükleme limanı ..., gemi adı “...”, boşaltma limanı İstanbul, teslim yeri İstanbul, taşıyanın ... ..., acentesi ... ... Inc., yerel teslim acentesinin ... Ltd Şti. olduğunun görüldüğünü, bu durumda dava konusu yükün deniz yoluyla ...'dan Savannah'a ve buradan İstanbul'a taşınması işinin ... ... Limited tarafından üstlenildiğini ve icra edildiğini, bu çerçevede bu şirketin taşıyan sıfatını haiz olduğunu, konişmentoyu taşıyan adına imzalayan ... ... Inc’ın taşıyanın acentesi, kendisine taşıyana izafeten husumet yöneltilen ... Ltd Şti’nin ise konişmentoda “teslim için lütfen başvurunuz” kaydıyla gösterilmek suretiyle taşıyanın teslimat acentesi konumunda olduğunun anlaşıldığını, dolayısıyla konşimentoda teslimat acentesi olarak gösterilen ... Ltd Şti’nin taşıyanın acentesi olarak hareket ettiği ve teslimat işlemlerinin bu şirket tarafından yerine getirildiği anlaşıldığından, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan TTK m.105 gereğince, taşıyan ... ... Ltd.'ye izafeten davanın ... Ltd Şti yöneltilmesi gerektiğini, oysa davacı tarafça eldeki davanın ... ... Inc’ye izafeten ... ... ... Ltd Şti’ne yöneltildiğinin anlaşıldığını, davacı vekilinin cevaba cevap ile HMK m.124’e göre tarafta iradi değişiklik talebine ilişkin 23.06.2017 tarihli dilekçesinde, konşimentoda taşıyıcının ... ... Limited isimli şirket olduğunun anlaşıldığını, maddi hataya dayanan ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan talebi doğrultusunda, HMK m.124 gereği, davalının ... ... Limited’e izafeten ... Ltd. Şti’ne yönetilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de, ilk derece mahkemesince bu talebinin reddedildiğini, 6100 Sayılı HMK'nun “Tarafta İradi Değişiklik” başlıklı 124. maddesindeki “(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebileceğini, bu durumda hâkimin davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” şeklindeki düzenleme ile taraf değişikliğinin şartları düzenlendiğini, maddi hatanın düzeltilmesi davanın tarafının değişmesine yol açacaksa bu yola başvurulamayacağını, Çünkü bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkün olup (HMK. m. 124/1) karşı tarafın açık rızası olmaksızın görülmekte olan davanın tarafının değiştirilmesinin mümkünolmadığını, bununla birlikte, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi söz konusu ise, bu halde karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından bu düzeltme yapılacaktır (HMK. m. 124/3) dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, bu halde de hakimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebileceğini ve gerekli değişikliği yapabileceğini, bu açıklamalar ışığında, dosya kapsamı ve taraf beyanları gözetildiğinde, davacının talebinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığının ve dürüstlük kuralı içinde kaldığının kabulü ile HMK'nun 124/3.maddesine dayalı olarak davacının dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin kabulüne karar verilerek işin esasına girilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediğini, açıklanan bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı öncesi mahkememizin 2017/... Esasa sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda özetle; Kurulumzda bulunan uzman bilirkişinin görüşüne göre yükün ambalajının (tahta sandık) konu hassas ürünün sevkiyatı için yeterli ve uygun olduğu ve hasarın dava konusu yükün taşıyan tarafından konteyner içine yüklenmesi sırasında oluşması ihitmalinin çok yüksek bulunduğu, ayrıca konteyner içi istifin uygunsuzluğundan da LCL yüklemede taşıyanın sorumlu olacağı; dava konusu hasarın eşyanın geçici depolama alanına getirilmesinden önce meydana gelmesi karşısında, kurulumuzda bulunan uzman bilirkişinin zararın hangi aşamada oluşmuş olabileceğine yönelik değerlendirmelerinin TTK m. 1185/4 uyarınca taşıyan lehine oluşan karinenin çürütülmesi bakımından yeterli görülüp görülemeyeceği hususunda takdirin Sayın Mahkeme'ye ait bulunduğu, dava dışı sigortalıya ödenen hasar tazminatının kadri marufunda bulunduğu kanaati bildirilmiştir. Düzenlenen bilirkişi raporu davalı vekiline tebliğ edilmiş ve davalı vekilince de süresi içerisinde raporu yönelik beyan ve itirazlar sunulmuş olduğundan, HMK 124 maddesi gereği tarafın düzeltilmesi sonrası vekilin değişmediği husus dikkate alınarak usul ekonomisi gereği raporun yeniden vekile tebliğinde yarar görülmemiştir. İstanbul BAM 43 Hukuk Dairesi'nin 30/12/2021 tarih, 2021/1134 E. 2021/1674 K.sayılı ilamı sonrası mahkemece Bam ilamı doğrultusunda; 14/04/2022 tarihli celse ara kararı ile HMK 124/3.Maddesi gereğince davacı vekilinin taraf değişikliği talebinin KABULÜ ile davanın ... ....'ye İZAFETEN ... ... ... LTD ŞTİ hakkında DEVAMINA, bu kapsamda dava dilekçesi ve dosya kapsamında ki delillerin davalıya tebliği ile dilekçeler teatisi aşamasının tamamlanmasının beklenilmesine karar verilmiş, davalı vekilince süresi içerisinde dosyaya cevap dilekçesi sunulmuştur. Dava halefiyete istinaden açılmış olmakla, davacının TTK 1472 maddesi gereğince halef sıfatını ve hali ile aktif husumet ehliyetini kazanabilmesi için, geçerli bir sigorta sözleşmesinin kurulmuş olması, sigortacının himaye kapsamında yer alan riziko sebebiyle meydana gelen zararları ödemiş olması ancak bu ödemenin geçerli bir sözleşme uyarınca ve gerçek hak sahibine yapılması gerekmektedir. Sigortacının halefiyeti, kanundan kaynaklandığından kendiliğinden meydana gelir. Sigortacı tazminatı ödediği anda, sigortalının yerine geçer ve sigortalının zarara sebep olan üçüncü şahsa karşı olan talep hakkı düşer. Son olarak ise halefiyetin gerçekleşmesi için, zarar nedeni ile sorumlu bulunan üçüncü bir kişinin varlığı gereklidir. Sonuç olarak davacı sigortacının, sigortalısının haklarına halef olabilmesi için, sigortalının üçüncü şahıslara karşı tazminat talebi hakkına sahip olması, sigortacının sigorta tazminatını gerçek hak sahibine ödemiş olması ve geçerli bir sigorta sözleşmesinin var olması gerekir. Dosya içerisinde bulunan ...-2 numaralı 11/04/2016 başlangıç ve 11/04/2017 bitiş tarihli nakliyat emtia blok sigorta poliçesinden dava dışı sigortalı ... Tekstil tarafından tüm dünya ülkelerinden Türkiye'ye kamyon, gemi, uçak ve trenle yapılacak ithalat sevkıyatlarında bilumum kumaş, konfeksiyon, iplik, makine, yedek aksam, aksesuar, tekstil boyaları ve kimyevi maddenin davacı tarafından nakliye rizikolarına karşı sigorta himayesi altına alındığı anlaşılmıştır. anlaşılmaktadır. Söz konusu çerçeve sözleşmeye dayanılarak düzenlenen dava konusu somut taşımaya ilişkin kati poliçe dosyaya sunulmamıştır.Dosyaya sunulan Türkiye İş Bankası'na ait dekonttan 4.8.2016 tarihinde davacı tarafından dava dışı ... Tekstil'e 18.246 TL ödendiği anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan 2.8.2016 tarih ve ...-2 numaralı nakliyat hasar ekspertiz raporunda da “konu sevkiyat ile ilgili kati poliçe düzenlenmediği” bilgisi yer almaktadır. Davacı vekilince dosyaya sigortalı tarafından düzenlenmiş Temlikname sunulmuş olmakla TBK 183 maddesi gereğince davacının aktif husumet ehliyetin haiz olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Davalının pasif husumet ehliyetinin tespiti bakımından yapılan değerlendirmede; Dosyaya sunulan ... numaralı deniz yük senedinde yükleten “...”; gönderilen “... Tekstil”; teslim alma yeri “...”; yükleme limanı “Savannah”; gemi adı “...”; boşaltma İimanı “İstanbul”; teslim yeri “İstanbul1; taşıyan ... ...”; acentesi “...”; yerel teslim acentesi “... ...”; konteyner numarası “...”; yükün tanımı “bir adet 899 kg brüt ağırlığında kauçuk band olduğu beyan edildi” olarak gösterilmiştir. Deniz yük senedinde ayrıca “LCL/LCL” ile “yükleten yükler ve tartar” kayıtları yer almaktadır. İçeriği açıklanan deniz yük senedinden, dava konusu yükün ...'dan Savannah'a ve buradan İstanbul'a taşınması işinin davalı ... ... LTD tarafından üstlenildiği bu çerçevede ...'un taşıyan sıfatını ve pasif husumet ehliyetini haiz olduğu mahkemece kabul edilmiştir. deniz yük senedini taşıyan adına imzalayan ve deniz yük senedinde taşıyanın acentesi olarak gösterilen dava dışı ...'ın taşıyanın acentesi olduğu; izafeten husumet yöneltilen ... Ltd Şti'nin ise, konşimentoyu acente sıfatı ile imzalayan yabancı ... firmasının Türkiye acentesi olduğu, vekili tarafından açıklanmıştır. Bu kapsamda davalı ... Ltd Şti'nin TTK 105 maddesi gereğince davalıyı temsile yetkili olduğu mahkemece kabul edilerek dosyada taraf teşkilinin sağlanması adına yurt dışı istinabe yoluna gidilmemiştir. Dosyaya sunulmuş olan eksper raporunda “geminin İstanbul, Ambarlı Limanına varışında gerekli prosedürlerin tamamlanması neticesinde, gemiden tahliye edilen konteynerin Ambarlı liman bölgesinde bulunan ... Depolama'ya sevk edildiği ve gerekli işlemlerin tamamlanması neticesinde, konteyner içerisinde istifli ürünlerin ... Depolama'da tahliye edilmiş olduğu; konteynerin iç boşaltımı esnasında konu emteanın ambalajının kırık olduğu görülerek tutanak hazırlandığı ve hazırlanan tutanağa '... Geçici Depolama yerimize tahliyesi yapmak üzere konteyner üzerinde orjinal mühürün sağlam olduğu görülerek açıldığı, iç boşaltma sırasında ilgili taşıma senedi muhteviyatı eşyalardan 1 kasanın kırık olduğu tespit edildiğinden durumu gösterir fotoğraf çekilerek, geçici depolama yerine tahliyesi yapılmıştır, iç aksamda herhangi bir hasar tespiti yapılmamıştır, iş bu tutanak aşağıda ünvanları belirtilen görevlilerce mahallinde 4 nüsha tanzim edilerek imza altına alınmıştır.' şeklinde not düşülmüş olduğu; kısmi dağılmış şekilde bulunan sandık orta kısmından enlemesine spanzet ile bağlanmak suretiyle sigortalı ... Testil'in Lüleburgaz, Kırklareli tesisine sevk edilmiş ve emteanın ataçtan tahliyesi öncesi yürütülen incelemede, kauçuk bandın yan kısmından almış olduğu vida darbesi (vidanın kauçuk banda girmesi) sonucu delinmiş olduğu ve hazırlanan tutanak ile hasarın kayıt altına alınmak suretiyle emteanın araçtan tahliye edildiğinin öğrenildiği; antrepo'da çekilmiş fotoğrafların incelenmesi sonucu, sandığın bir tarafının özellikle alt kısmının dağılmış olduğunun anlaşıldığı; sandığın yapısı göz önünde bulundurulduğunda böyle bir dağılmanın normal elleçleme / sevkiyat sürecinde maruz kalınan sarsıntı sonucu oluşamayacağı, sevkiyatın herhangi bir aşamasında dikkatsiz elleçleme sonucu düşürülmesi neticesinde dağılmış / hasarlanmış olabileceği kanaatine varıldığı, sandığın üzerinde çivi ve kanca kullanılmaması doğrultusunda uyarı işaretlemesi bulunduğunun tespit edildiği ve sandığın yani konteyner içinde taşınan yükün ambalajının konu hassas ürünün sevkiyatı için yeterli ve uygun olduğu kanaatine varıldığı” hususları yer almaktadır. Dosyada bulunan konşimentoda LCL/LCL kaydı yer almaktadır. Bu kayda göre konteynerde farklı alıcılar için farklı yükler taşındığı, bu tür taşımalarda konteyner içi yükleme ve istifleme taşıyan tarafından yapıldığı, ambalajlanan yükün taşıyana ambalajlı şekilde teslim edildiği , taşıyanın parsiyel yükleri konteyner içine istif ederek ve tahliye limanında taşıyanın parsiyel yükü konteyner içinden tahliye ederek teslim edildiği bilirkişilerce açıklanmıştır. . Bu nedenle deniz yük senedinde yer alan "içerdiği beyan edildi- said to contain" ve "yükleten yükler ve tartar - shippers pack and weight" kayıtları konteyner bakımından değil, konteyner içine taşıyan tarafından istiflenen yükün, yükleten tarafından yapılmış ambalajı bakımından anlam taşıdığı mahkemece rapor doğrultusunda kabul edilmiştir. Deniz yük senedi aksi yönde bir kayıt içermediğinden, TTK 1239/2 maddesi uyarınca ambalajlı eşyanın taşıyana teslim edilirken haricen iyi durumda bulunduğu karine olarak kabul edilmiştir. TTK m. 1185 hükmü uyarınca zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir. İhbarnamede zıya veya hasarın neden ibaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gereklidir. Dosyada hasarın taşıyana kanunda öngörüldüğü şekilde ihbar edildiğine ilişkin bir belge bulunmamaktadır. Dosyada dava konusu yükün gönderilen tarafından gönderilene ait depoda teslim alınması sırasında tutulmuş 2 adet 20/07/2016 tarihli tutanak bulunmaktadır. Ancak söz konusu tutanaklar TTK 1185/1maddesinde düzenlenen bildirimin yerini tutabilmesi için burada aranan şartları içermemektedir. Zira söz konusu tutanaklar, deniz taşıyanının temsilcisinin imzasını içermemektedir. İhbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde eşyanın konişmentoda yazılı olduğu şekilde teslim edildiği ve herhangi bir zıya veya hasar söz konusu ise bunun taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönünde iki karine doğmakta olup, eldeki dosyada davacının bu iki karinenin aksini ispat ederek davalının sorumluluğunu ispatlaması gerekmektedir. Dosyada alınan bilirkişi raporunu düzenleyen teknik bilirkişi tarafından dava konusu hasarlı yükün ambalajının (tahta sandık) konu hassas ürünün sevkiyatı için yeterli ve uygun olduğu, eksper raporunda da belirtildiği üzere sandığın fotoğraflarından da açıkça görüleceği üzere yapısı göz önünde bulundurulduğunda böyle bir dağılmanın normal elleçleme/sevkiyat sürecinde maruz kalınan sarsıntı sonucu oluşamayacağı kanaati bildirilmiştir. Dosyada bulunan deliller ile bilirkişilerin tespitleri karşısında, konteyner içinin istifinin ve yüklemesinin durumunu gösterir bir fotoğraf dava dosyasında bulunmasa da konteyner içi istifin uygunsuzluğundan, konşimentoda bulunan LCL kaydı gereği taşıyanın sorumlu olacağı, konteynerin henüz gümrüklü sahada geçici depolama alanı içerisinde iken düzenlenen tutanağa göre konteyner üzerindeki orijinal mühürün sağlam olduğu görülerek açıldığı; iç boşaltma sırasında 1 kasanın kırık olduğu tespit edildiği anlaşılmakla, dava konusu hasarın eşyanın geçici depolama alanına getirilmesinden önce meydana geldiği, konşimentoda da yükleme esansında kasanın hasarlı olduğuna dair bir tespitin bulunmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, buna göre hasarın taşıma esnasında meydana geldiği mahkemece kabul edilmiştir. Bu kapsamda yukarıda açıklandığı üzere eşyanın konişmentoda yazılı olduğu şekilde teslim edildiği ve herhangi bir zıya veya hasar söz konusu ise bunun taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönündeki iki karinenin dosya kapsamı ile çürütüldüğü kabul olunmuştur. Teknik bilirkişi tarafından hasar miktarının da kadri maruf bulunduğu açıklanmıştır. Dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ve dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler ise mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜ ile 18.246,00 TL'nin 04/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar harcı olan 1.246,38 TL'den peşin alınan 311,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 934,78 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan (347,60 TL ilk harç 377,10 TL posta ücreti ve 2.400,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam) 3.124,70 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı vekili için takdir edilen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6-Bakiye gider avansının kesinleşmeye müteakip talep halinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/05/2022 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/62, K. 2022/328, T. 26.05.2022, www.arakarar.com/karar/istanbul-17-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-62-e-2022-328-k-4908f8d13539