İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/4459 E. 2021/5808 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/4459
Karar No
2021/5808

T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/12 Esas - 2022/770 T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/12 Esas KARAR NO : 2022/770 BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... DAVACI : ... A.Ş - ... VEKİLİ : ... - ... DAVALILAR : 1- ... - ... 2- ... - ... 3- ... - ... VEKİLİ : ... - ... DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/01/2022 KARAR TARİHİ : 20/09/2022 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ... Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile dava dışı .... AŞ arasında davalılar ..., ... ve ...'un müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla katıldıkları genel kredi ve teminat sözleşmesin imzalandığını, imzalanan sözleşme gereğince şirkete krediler tesis edildiğini, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek Adana 16. Noterliği'nden gönderilen 28/01/2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamenin sonuçsuz kalması nedeniyle Adana 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/... esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibine başlandığını, davalı borçlular tarafından icra takibine itiraz edildiğini belirterek, itirazın takip çıkış tarihi itibariyle 2.188.332,12 TL üzerinden iptaline, takibin devamına, takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava dilekçesinde gösterilen değer ile takip çıkışı rakamın farklı olması nedeniyle davacı vekilinden açıklama istenmiş, 16/05/2022 tarihli dilekçesinde; takipten sonra ... numaralı krediye, 25/04/2019 tarihinde 100.000,00-TL, 08/05/2019 tarihinde 100.000,00-TL, 12/06/2019 tarihinde 100.000,00-TL, 09/07/2019 tarihinde 100.000,00-TL ve 20/08/2019 tarihinde 82.231,01-TL , ... numaralı krediye ise 20/08/2019 tarihinde 17.768,99-TL ve 20/09/2019 tarihinde 108.000,00-TL tahsilat yapıldığını, takip talebi ile dava değeri arasındaki farkın yapılan tahsilatlardan kaynaklandığını beyan etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ;Davalılar vekili vekaletname ibraz ederek duruşmaya katılmış ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava İİK'nun 67.maddesi gereğince açılan ve genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davası olup deliller bu çerçevede toplanarak değerlendirilmiştir. Davacı banka ile dava dışı .... AŞ arasında 12/10/2017 tarihli 3.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır. Davalılar ..., ... ve ... bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olup, kefalet limitleri her biri için ayrı ayrı 3.750.000,00TL olarak belirlenmiştir. Kefalet sözleşmeleri TBK'nın 583.maddesindeki şekil şartlarını taşımaktadır. Diğer taraftan TBK'nın 584/3 maddesi gereğince, ticaret şirketinin ortağı veya yöneticisi tarafından şirketle ilgili verilecek kefaletler için eş rızası gerekli değildir. Davalılar asıl borçlu şirketin ortağı ve yetkilileri olup kefaletleri geçerlidir. Davacı şirkete ... nolu ve BCH şeklinde çalışan kredi hesabı açılmış ve 13/10/2017 tarihinde ... nolu 3.000.000,00 TL tutarında taksitli ticari kredi kullandırılmıştır. Kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesaplar 28/01/2019 tarihinde kat edilerek, Adana 16. Noterliği'nden gönderilen 28/01/2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile borcun 24 saat içinde ödenmesi istenmiştir. İhtarname davalılara ve asıl borçluya 30/01/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalılar ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren 24 saatlik sürenin dolduğu 01/02/2019 tarihinde temerrüde düşmüştür. Davacı-alacaklı Adana 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/... esas sayılı dosyasında, davalı-borçlular hakkında 19/04/2019 tarihinde, BCH şeklinde işleyen krediden kaynaklanan 512.543,31 TL asıl alacak, 76.381,54TL faiz, 3.819,08TL gider vergisi olmak üzere toplam 592.743,93 TL ve işletme kredisinden kaynaklanan 2.013.328,63 TL asıl alacak, 181.199,58 TL faiz, 9.059,98 TL gider vergisi olmak üzere toplam 2.203.588,19TL , sonuçta 2.796.332,12 TL üzerinden üzerinden ilamsız icra takibi başlatmıştır. Borçluların süresinde yapmış oldukları itiraz üzerine takip durmuştur. Dava dilekçesinde davanın değeri: 2.188.332,12 TL (2.796.332,12- 608.000,00 TL takipten sonra yapılan= 2.188.332,12 olduğu anlaşılmaktadır) olarak gösterilmiştir. TBK'nın 586. maddesi uyarınca; alacaklının asıl borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefil hakkında takip yapabilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve bu konuda kendisine gönderilmiş ihtarın sonuçsuz kalması (Hesap kat ihtarının usulüne uygun olarak tebliğine rağmen) veya borçlunun açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerekir. (Yargıtay 19 HD : 2020/4459 E. 2021/5808 K., 2020/3228 E. 2021/5789 K.) TBK’nun 589. maddesine göre; kefil, kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumlu olup, sözleşmede gösterilen azami kefalet limiti aşılmamak üzere asıl borç ile asıl borçlunun kusur ve temerrütünden sorumludur. Kefil ayrıca kendi temerrütünün sonuçlarından da sorumludur. Ancak 6102 sayılı TTK’nun 7. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde: “Ancak, kefil ve kefillere, tahahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez.” hükmüne yer verilmiştir. TTK 8/1 maddesine göre; ticari işlerde faiz oranı sözleşme ile serbestçe belirlenebilir. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklı tutulmuş, başkaca bir istisna getirilmemiştir. TTK'nın 9. Meddesinde ise, ticari işlerde; kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu hükümde, mevzuat olarak 3095 sayılı yasa hükümleri amaçlanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 8. ve 9. md.leri ticari işler bakımından özel hüküm niteliğinde olduğundan ticari işlerde bu hükümlerin uygulanması gerekir. 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. md. hükümleri ticari işlerde uygulanamaz. (Yargıtay 19. HD 2019/1730 E. 2019/4833 K., 11. HD 2020/3350 E., 2020/5575 K.) Kredi sözleşmesinin 10.maddesinde; Müşteri, temerrüdün doğduğu tarihten itibaren fiili ödemeyi gerçekleştirdiği tarihe kadar geçecek günler için bankaca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının yıllık %50 (yüzde elli) fazlası alarak hesaplanacak orarıda temerrüt faizini öde yecektir" hükmü bulunmaktadır. Davacı bankanın Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'na bildirdiği azami faiz oranı %50 olup, bu oranın %50 fazlası %75'tir. Diğer taraftan bankanın fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranlarına ilişkin belgeler dosyaya ibraz edilmiş ve temerrütün gerçekleştiği dönemde uygulanan en yüksek oranın %26.40 olduğu, bu oranın %50 fazlasının %39.60 olduğu, takip talebinin temerrüt faizi olarak %40 istendiği görülmüştür. Alacağın kat tarihi itibariyle kayıtlardan tespit edilmesi, temerrüt tarihine kadar işleyen akdi faiz ile BSMV nin ana paraya ilave edilerek kapitalize edilmesi ve bu şekilde oluşan ana paraya takip tarihine kadar temerrüt faizi uygulanması gerekmektedir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-822 esas 2018/1754 karar, 19 HD. 2016/5391 esas 2017/2354 karar sayılı kararları ) Takipten sonra ve itirazın iptali davasından önce yapılan ödemelere göre davacının takip talebinde yazılı alacağının tahsil edilen kısmı yönünden davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı yoktur. Ödemelerin alacaktan mahsubunda ise; takip tarihinde belirlenen asıl alacak, temerrüt faizi ve ferîleri toplamından mahsubu öncelikle Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak temerrüt faizinden yapılacaktır. Bir başka deyişle, her bir ödeme tarihine kadar takip tarihinde belirlenen asıl alacağa temerrüt faizi ve ferîleri uygulanıp bulunan ve takip öncesi işleyen temerrüt faizi toplamından ödemenin düşülmesi, fazlası var ise asıl alacaktan mahsup edilerek belirlenecek olan asıl alacak miktarı bulunmalıdır. Bu uygulama her bir ödeme için ayrı ayrı yapılmak zorundadır. Bu şekilde yapılan hesaplamaya göre son ödemeden sonra dava tarihine kadar hesaplanacak temerrüt faizi ve ferîleri ile birlikte alacaklının dava tarihindeki alacağı tespit edilmelidir. Tüm bu tespitlerden sonra mahkemece itirazın iptali davasında, itiraz üzerine icra takibi durduğundan takibin devamına dava tarihi itibariyle belirlenen miktar üzerinden imkân sağlayacak şekilde hüküm kurmak ve icra inkâr tazminatının da bu miktar gözetilerek değerlendirilmesi gereklidir.(Yargıtay 19. HD 2018/3876 E. 2020/926 K., HGK 2017/19-822 esas ve 2018/1754 karar ) Mahkememizce görevlendirilen bankacı bilirkişi ... 05/07/2022 raporunda özetle; takip tarihi itibariyle 2.495.559,64 TL asıl alacak, 246.404,41 TL işlemiş faiz, 12.320,22 TL BSMV olmak üzere 2.754.284,27 TL borç bulunduğunu, takip tarihinden sonra yapılan tahsilatlardan dolayı bankanın alacağı dava tarihi itibariyle hesaplandığında; ... nolu borçlu cari hesabından kaynaklanan 103.096,98 TL işlemiş faiz,5.154,85 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 108.521,83 TL, ... taksitli ticari krediden kaynaklanan; 2.013.328,63 TL asıl alacak, 2.271.679,02 TL işlemiş faiz, 118.738,80 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 4.398.591,60 TL, sonuçta toplam; 2.013.328,63 TL asıl alacak, 2.374.776,00 TL işlemiş faiz, 118.738,80 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 4.506.843,43 TL borcun bulunduğunu beyan etmiştir. Bilirkişi raporunda BCH şeklinde çalışan kredi yönünden banka uygulaması esas alındığından bahisle taleple bağlı kalınarak temerrüt tarihi itibariyle kapitalize işlemi yapılmamış, ayrıca bu kredi için takipten sonra yapılan ödemeler ana paradan düşülmüş, taksitli ticari kredi yönünden temerrüt tarihi itibariyle kapitalize işlemi yapılmış, ödemeler fer'ilerden düşülmüştür. Dava dilekçesinde ise; takipten sonraki ödemeler toplam rakamdan düşülerek takip tarihi itibariyle 2.188.332,12 TL üzerinden itirazın iptali istenmiştir. Ancak tarafların rapora itiraz etmedikleri gözetilerek hükme esas alınmıştır. Yukarıda belirtilen tüm bu nedenlerle; davacı ile asıl borçlu dava dışı .... AŞ arasında imzalanan ve davalıların kefil olarak katıldığı genel kredi sözleşmeleri gereğince, asıl borçluya BCH ve taksitli ticari kredi kullandırıldığı, ödeme yapılmadığı, bu nedenle hesap kat edilerek borçlulara ihtarname gönderildiği, davalıların 01/02/2019 tarihinde temerrüde düştükleri, kefaletlerinin geçerli olduğu, kendilerini bağladığı, dava dilekçesinde gösterilen ana paraya takipten itibaren temerrüt faizi istendiği, bu rakamın borcun dava tarihinde ulaştığı miktar olmadığı, başka bir anlatımla dava dilekçesinde takip talebindeki rakamlar üzerinden dava değerinin belirtildiği, takip tarihinden sonra kısmi ödeme yapıldığı, bu nedenle borcun miktarının dava tarihi itibariyle tespit edilmesi ve bu miktar üzerinden hüküm kurulması gerektiği, davalıların sorumlu tutulacakları tutarların yukarıda açıklandığı gibi takip ve dava tarihi itibariyle ayrı ayrı hesaplandığı, takip tarihi itibariyle belirlenen miktarların talebin altında kaldığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, dava tarihi itibariyle 2.013.328,63 TL asıl alacak, 2.374.776,00 TL işlemiş faiz, 118.738,80 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 4.506.843,43 TL üzerinden itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. İtirazın kısmen haksız ve alacağın likit olduğu gözetilerek, davacı lehine inkar tazminatına karar verilmiştir. Ancak davanın icra takibinden uzun süre sonra açılması ve temerrüt faizi oranının yüksekliğinden dolayı, icra takibi ile dava tarihi arasındaki ödemelere rağmen borç dava tarihi itibariyle daha yüksek çıkmıştır. Dava, borçlunun ödeme emrine karşı yaptığı itirazın iptaline ilişkindir. İtiraz takip talebi üzerindeki rakamlara yapılmıştır ve bu itirazın haksızlığından dolayı itirazın iptali davası açılmıştır. Bu nedenle takip tarihi itibariyle belirlenen borç tutarından(2.754.284,27 TL ), dava dilekçesindeki talep gibi takipten sonraki ödemeler(608.000,00 TL) düşüldükten sonra kalan 2.146.284,20 TL üzerinden inkar tazminatına karar verilmesinin ve aynı miktarlar üzerinden vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olacağı düşünülmüştür. Hesaplamanın dava tarihi itibariyle yapıldığı ve hüküm altına alınan asıl alacağa dava tarihinden itibaren temerrüt faiz yürütülmesi gerektiği, ancak kısa kararda sehven "takip tarihi" olarak yazıldığı anlaşıldığından bu yazım yanlışlığının HMK'nun 304.maddesi gereğince düzeltilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN KISMEN KABULÜNE Davalıların Adana 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/... esas Sayılı dosyasına yaptığı itirazın; dava tarihi itibariyle yapılan hesaplamaya göre 2.013.328,63 TL asıl alacak, 2.374.776,00 TL işlemiş faiz, 118.738,80 TL BSMV olmak üzere toplam 4.506.843,43 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden ve asıl alacağa dava tarihinden itibaren % 40 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle devamına, Takip tarihi gözetilerek %20 oranında hesaplanan 429.256,85 TL inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, 2-Alınması gereken 146.612,66 -TL karar ilam harcından, peşin alınan 23.389,42 TL harcın mahsubu ile bakiye 123.223,24 -TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irad kaydına, Davacının peşin olarak ödediği 23.389,42-TL harcın davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 3-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, davanın kabul edilen kısmı üzerinden kararın verildiği tarihte yürürlükte olan AAÜT'ne göre hesaplanan 206.314,20 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 9.200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 1.762,00 yargılama giderinden davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 1.728,00 TL sinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, kalan masrafın davacının üzerinde bırakılmasına, 5-T.C. Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenmesine karar verilen 1.320,00 TL Arabuluculuk Ücretinin 6325 sayılı HUAK ' nın 18/A ve HUAK Yönetmeliğinin 25-26. Maddeleri gereğince, 6183 sayılı kanuna göre davalılardan tahsil edilerek hazineye irat kaydına, 6-Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/09/2022 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2020/4459, K. 2021/5808, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-4459-e-2021-5808-k-3c6d7a79efd4