İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/441 E. 2020/785 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/441
- Karar No
- 2020/785
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/441 Esas
KARAR NO : 2020/785
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/08/2020
KARAR TARİHİ : 17/12/2020
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davalı arasında 27/02/2019 imza tarihli, 01/03/2019 başlangıç tarihli Özel Güvenlik Hizmet Alım Sözleşmesi imzalandığını, imzalanan sözleşme gereğince müvekkili şirketin davalı sitenin bulunduğu adreste koruma, kollama, gözetleme, caydırıcılık, çevre güvenliği ve denetimi, kapı giriş ve çakış kontrolü, toplumsal hareket, kargaşa, site sahalarına yönelik her türlü tehdit ve tehlikelere karşı can ve mal güvenliğinin profesyonel anlamda sağlanmasına yönelik güvenlik hizmeti vermeyi üstlendiğini, söz konusu sözleşmenin bir yılık süresinin 29/02/2020 tarihinde sona erdiğini ve taraflarca herhangi bir fesh-i ihbarda bulunulmadığını, sözleşmenin 28/02/2021 tarihine kadar uzatıldığını, davalının süresinden önce ve haksız olarak sözleşmeyi feshettiğini, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müddeabihin ıslah dilekçesi ile arttırılarak bakiye harçların yatırılacağı beyanıyla şimdilik 1.000,00-TL zararın davalıdan tahsiline, 27/02/2019 imza tarihli, 01/03/2019 başlangıç tarihli sözleşme gereğince tanzim edilen 10.753,41-TL bedelli faturanın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacı firma ile yapılan sözleşmenin taraflarınca haklı olarak feshedildiğini, müvekkilinin davacı güvenlik şirketinin vermiş olduğu hizmetten memnun kalmadığını, güvenlik firmalarının kendilerine bağlı çalışan güvenlik elemanlarını sürekli denetlemekle yükümlü olduklarını, bu denetimler rutin veya ani ve habersiz denetleme şeklinde yapılması gerektiğini, ayrıca güvenlik firmalarının site ve işyerlerinde görevlendirdikleri güvenlik elemanlarına sürekli ve periyodik olarak eğitim vermeleri gerektiğini, oysa ki davacı güvenlik şirketinin sözleşme yapıldıktan sonra ne ani yapılan denetimlerle sitede çalışan personellerini gerektiği gibi kontrol etmiş, ne müvekkili site yönetiminin şikâyetlerini dikkate almış ne de güvenlik şirketi bünyesinde site’de çalışan personellerine gerektiği sürelerde ve sıklıkta eğitim verdiğini, müvekkili site yönetimi ise bu şikâyetlerini gerek telefonda gerekse site yönetim kurulu toplantılarına güvenlik şirketi sahibini ve site’den sorumlu müdürünü davet etmek suretiyle yüz yüze defalarca bildirmiş, çalışanların denetiminin yapılmasını ve eğitimlerinin verilmesini talep ettiğini, ancak davacı güvenlik şirketinin çok seyrek aralıklarla ve personellere denetleme yapılamayacak ve eğitim verilemeyecek kadar kısa sürelerde siteye uğramaya devam ettiğini, bu durumun çalışma koşullarına aykırı olduğunu, davacı firmanın hizmet verdiği 14 aylık süre içerisinde gereken denetim ve eğitim faaliyetlerini ya hiç yapmamış ya da çok yetersiz sayıda gerçekleştirdiğini, ayrıca ilgili sorunların yazılı olarak yapılmadığı iddiasının kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin iddia ettiği üzere kesmiş olduğu 10.753,41-TL tutarındaki faturanın müvekkili şirkete tebliğ edildiğini ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacının haksız kazanç peşinde olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
1-Dava sözleşmenin feshinden kaynaklanan zararın tazmini talepli tazminat davasıdır.
2-Davacı şirket özel güvenlik hizmetleri sunan tüzel kişiliği haiz tacir olup, davalının konut sitesi yönetimi olduğu anlaşılmaktadır.
3-Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden davalı site yönetiminin temsil ettiği sitenin konut sitesi olduğu ve ikamet amaçlı kullanıldığı, site yönetiminin de ikamet amaçlı kullanılan siteyi temsil ettiği, tacir sıfatının bulunmadığı, tüketici sıfatıyla hareket ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulaması da konut site yönetimlerinin tüketici sıfatını haiz olduğu yönündedir:
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı yasanın 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Eldeki davada davacı site yönetimi ile davalı şirket arasında hizmet alım sözleşmesi bulunmakta olup davacı site, tüketici yasası kapsamında tüketici vasfını taşımaktadır. Davacı tüketici olduğuna göre taraflar arasındaki ihtilafa 6502 sayılı yasanın uygulanması gerekir ve bu bağlamda davaya da tüketici mahkemesince bakılması zorunludur.
4-Somut olayda davalı ... Yönetimi'nin sözleşme ile gerçekleştirdiği hizmet alımında tüketici sıfatıyla hareket ettiği değerlendirildiğinden mahkememizin görevsizliğine ve görevli mahkemenin İzmir Tüketici Mahkemesi olduğuna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, İZMİR TÜKETİCİ MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,
2-HMK'nun 20.maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli İzmir Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, kesinleşmeden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse davanın açılmamış sayılacağının İHTARINA,
3-Yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı taktirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2020
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı