İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/384 E. 2022/2681 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/384
Karar No
2022/2681

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVALI : DAVA : İtirazın İptali (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/09/2022 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'un, farklı tarihlerde davalı şirketten ... gram altın aldığını ve söz konusu altınları muhafaza için davalı kuyumcunun uhdesinde bıraktığını, davalı kuyumcunun sahibi ve işleteninin diğer davalı ... olup müvekkili tarafından satın alınan altınların parasal miktarlarının kimi zaman davalı kuyumcunun kendi iş yerine ait olan pos cihazı vasıtasıyla ödendiğini, kimi zaman da davalı ...'ın şahsi hesabına aktarıldığını, davalı kuyumcunun uzun yıllardan ötedir kuyumculuk alanında faaliyet göstermiş olduğundan yöre halkı tarafından kendilerine güvenildiğini, davacı müvekkilinin de söz konusu bu güven ilişkisine istinaden davalıdan ücret mukabilinde satın aldığını ve anılan altınları davalı kuyumcunun uhdesinde bıraktığını, davacı müvekkilinin bir müddet sonra, davalı uhdesinde olan kendisine ait altınları davalıdan istediğini, ancak davalının sürekli olarak müvekkilini, "bugün yarın teslim edeceğiz, ödeyeceğiz" şeklinde geçiştirdiğini, müvekkilinin ... tarihinde davalı kuyumcuya gittiğinde kuyumcunun kapandığını, müşterilerinin borçlarını ödemeden ortadan kaybolduğunu öğrendiğini, davacı müvekkilinin, varlıklarına kavuşamadığı için davalılar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... soruşturma numarası ile soruşturma yürütüldüğünü, bu doğrultuda şüpheliler ..., ... ve ... isimli şahısların ifadesinin alındığını, davalı ve diğer şahısların müvekkilinin varlıklarını müvekkiline iade etmeden kaçtığını müdafi huzurunda ikrar ettiğini, şüpheli şahıslar ve davalının bu şekilde birçok kişiyi dolandırdıklarını ve parasını ödemediklerini ikrar ettiklerini, soruşturmanın halen derdest olup şüpheli şahısların tutuklu yargılandıklarını, davalıların işbu süreç neticesinde kaçma şüpheleri olmasına istinaden davacı müvekkilinin ... tarihinde Diyarbakır ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyasında ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, aynı gün mahkemenin müvekkilinin ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verdiğini, yine aynı gün Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ve ihtiyati haciz kararına istinaden davalının malvarlığının haczedildiğini, akabinde davalıya ödeme emri tebliğ edildiğini ve davalının ... tarihinde ödeme emrine itiraz ettiğini, itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, davalının mevcut durumdaki ödeme dekontları, hesap hareketleri, davalıların savcılık ifadelerindeki ikrarları ve işlem fişleri olması karşısında aleyhine başlatılan takibe itiraz etmesinin kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, bu nedenle davalı aleyhine %80'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini, alacağına kavuşamayan müvekkii adına Diyarbakır Arabuluculuk Bürosuna başvurulduğunu, arabuluculuk görüşmeleri neticesinde davalılarla anlaşma sağlanamadığından işbu davayı açma gerekliliği hasıl olduğunu beyanla öncelikle davanın kabulüne, davanın kabulü ile birlikte Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında devam eden takibin devamına, davalıların %80'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili ... tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği asılsız iddiaları kabul etmediklerini, müvekkilinin ...'u işleten kişi olduğunu, yaptığı iş gereği ticari faliyetlerinde gün içerisinde yoğunluk olabildiğini, bu sebeple gönderilen paraların müşteriler ile müvekkili ... aralarındaki ticari ilişkinin karışıklık yaratmaması sonucu atılmış mesajlar olduğunu, müvekkilinin ticari ilişkilerinde, davacı tarafın bahse konu ettiği altın alışverişinde davacı tarafın altınlarını almış olup karşılığında ise para borcunu ödediğini, bu hususun davacı tarafın ekte sunduğu yazışmalar ve banka dekontlarından da anlaşıldığını, davacı tarafın herhangi bir altın veya döviz alacağı kalmadığını, müvekkili ile davacı arasında gerçekleşen ticari ilişki sonucunda alışveriş sonucunda verilen bilgi fişleri, davacı tarafın bahsettiği bilgi fişleri, emsal Yargıtay kararlarına göre bilgi amaçlı olup belge olarak hukuki bir geçerliliğinin olmadığını, genel olarak kuyumculukta her türlü alım satım konusunda kartvizitin kullanılması, yapılan alışveriş, rehin vs. gibi konularda ortaya konu olan eşyanın veya para miktarının cinsi ve sayısını belirlemek için kullanıldığını, bu sebeple bilgi fişinin adi bir belge olup resmi bir belge olmadığını, bilgi fişlerinin sadece bilgi amaçlı olduğu, herhangi bir yasal geçerliliğinin olmadığını, davacı tarafın müvekkilinden herhangi bir alacağının olmadığının aşikar olduğunu beyanla cevap dilekçesinin kabulü ile davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE; Dava, itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu; davacının davalılar ile aralarında altın satım sözleşmesinin veya vedia sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, sözleşme var ise davacının davalılardan altın alacağının olup olmadığı, altın ücretinin ödenip ödenmediği ve buradan varılacak sonuca göre de; davalılarca Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dava asliye hukuk mahkemesinde ... tarihinde açılmış olup, Diyarbakır ... Asliye hukuk mahkemesinin ... E. Sırasına kaydedilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ... Karar sayılı kararı ile taraflar arasında vedia sözleşmesinin bulunduğu dolayısı ile de TTK md.4 kapsamında ticaret mahkemesinin görevli olduğu kanaati ile görevsizlik kararı verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Kararın istinaf edilmeksizin ... tarihinde kesinleşmesi üzerine dosya, mahkememize gönderilmiş mahkememizin ... E. Sayılı esasına kaydedilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda ise ... Karar sayılı karar ile nitelendirmenin vedia sözleşmesi değil, altın alım satım sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaati ile ve davanın mutlak ticari dava olmadığı, davacının öğretmen olması nedeni ile de tacir olmadığı değerlendirilmekle nisbi ticari dava kapsamında da değerlendirilemeyeceği belirtilerek karşı görevsizlik kararı verilmiştir. Kararın istinaf edilmemesi üzerine, resen yargı yeri belirlenmesi için dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmiş; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesinin . HD.'nin ... E. ... Karar sayılı kararı ile taraflar arasında vedia sözleşmesinin kurulduğunun anlaşılması üzerine mahkememiz görevli görülerek yargı yeri ticaret mahkemesi olarak görülmüştür. Bu kararın akabinde dosya mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilerek yargılama yapılmıştır. Davacı tarafından itirazın iptali istemine konu icra dosyası incelendiğinde; Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile davacının ... tarihinde davalılara karşı ...TL üzerinden icra takibine başladığı, ödeme emrinin davalı ...'ın ... tarihli tensip tutanağı ile borçlun cezaevinde olması nedeni ile tebliğe çıkartılamadığı, ... tarihli tensip tutanağında ise ceza infaz kurumuna müzekkere yazılarak gerekli tebliğ işlemlerinin tamamlanması talep edilmiş, davalı borçlu ...'a ... tarihinde cezaevi müdürlüğünce ödeme emri tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu ... Kıymetli Madenler Ltd. Şti'ye ise çıkartılan ödeme emrini içerir tebligatın ... tarihinde iade döndüğü anlaşılmıştır. Davalı borçlu ... tarafından ... tarihinde borca, imzaya ve yetkiye itiraz edilmiş olduğu, icra müdürlüğünce ... tarihinde takibin süresinde yapılan itiraz nedeniyle davalı borçlu ... yönünden İİK'nın 66 maddesi gereğince durdurulmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Borca itiraz evrakının davacı/alacaklı yana tebliğ edildiğine dair bir evrak bulunmamakla itirazın iptali davasının 1 yıllık hakdüşürücü süre içerisinde açılmış olduğu kanaat edilmiştir. İtirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığı dava şartı olup kamu düzenindendir ve 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesi uyarınca dava şartlarının varlığı yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmelidir. Yapılan ilamsız icra takibinde borçlu, icra dairesinin yetkisi yanında borca veya faize itiraz etmiş ise açılan itirazın iptali davasında mahkeme, ilk iş olarak; icra dairesinin yetkili olup olmadığı yönünde bir inceleme yaparak bu hususta bir karar vermelidir. Davalı borçlu ... Kıymetli Madenler Ltd. Şti' yönünden yapılan incelemede; Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında davalıya ödeme emri tebliğ edilmemiş olup takip akim kalmıştır. Oysa itirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra müdürlüğünce usulüne uygun şekilde ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi ve ödeme emrine borçlu tarafından usulüne uygun şekilde yapılmış itirazın bulunması gerekir. Somut olayda yetkili icra dairesince ödeme emri tebliğ edilmemesi ve buna bağlı olarak da ödeme emrine davalı/borçlu tarafından yapılan itirazın bulunmaması nedeniyle dava şartı mevcut olmayıp davanın davalı ... Kıymetli Madenler Ltd. Şti' yönünden usulden reddine karar verilmiştir( Benzer yönde karar için bakınız: Yargıtay 3. HD. 'nin 2020/947 Esas, 2020/2968 Karar sayılı kararı). Davalı ... yönünden yapılan incelemede ise; davalı her ne kadar icra takibinde yetkiye itiraz etmiş ise de yetkili icra dairesini belirtmemekle usule uygun bir yetki itirazında bulunmamıştır. Dolayısı ile de davalının icra dairesine ilişkin yetki itirazı yerinde görülmemiştir. Dava dilekçesi incelendiğinde davacı vekili dilekçesinde davalı şirketten altın almış olduğunu ve uhdesinde muhafaza için altınları bıraktığını, altınların parasal karşılığını ise işyeri pos cihazı ile bazen de şirketin sahibi ve işletenini olan ...'ın şahsi hesabına göndermiş olduğunu belirtmiştir. Davacının dilekçe ekinde sunmuş olduğu ödeme dekontları incelendiğinde davacı tarafından; ... tarihinde alıcısı ... Kıymetli Madenler İnşaat'a ...TL, ... tarihinde alıcısı ... Kıymetli Madenler İnşaat'a ...TL, ... tarihinde alıcısı ... Kıymetli Madenler İnşaat'a ...TL, ... tarihinde alıcısı ... Kıymetli Madenler İnşaat'a ...TL ödemelerin yapıldığı; altın alım karşılığında düzenlendiği iddia olunan kartvizitler incelendiğinde ise davacı adına düzenlenen işlem fişleri olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamı incelendiğinde davalı ... ile altın alım satım sözleşmesi ya da vedia ilişkisinin kurulduğuna dair bir iddia olmadığı gibi, buna dayanak bir bilgi ya da belge de dosya kapsamında bulunmamaktadır. Bilindiği üzere TMK ve TTK gereği şirketlerin ayrı birer tüzel kişilikleri olup kendilerini alacak ve borç altına sokabilme yetkisine haizdirler. Davalı şirketin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde ortağının davalı ... olduğu anlaşılmaktadır. Sermaye şirketlerinden biri olarak tanımlanan limited şirkete ilişkin hususlar, TTK’nın 573 ve devamındaki maddelerde düzenlenmiştir. Limited şirket, TTK’nın 602. maddesi uyarınca işlem ve fiilleri neticesinde doğan borçlardan dolayı sadece malvarlığıyla sınırlı olarak sorumlu olup bu husus, sınırlı sorumluluk ilkesi olarak adlandırılmaktadır. Bunun yanında limited şirket ortağı ise TTK’nın 573/2. maddesi gereği şirketin borçlarından sorumlu olmayıp sadece taahhüt ettiği esas sermaye payı oranında şirkete karşı sorumludur. Başka bir anlatımla ortağın, taahhüt ettiği sermayeyi koyma borcuyla sınırlı olan sorumluluğu şirkete karşı olup, şirket borçlarından dolayı alacaklılara karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır(Benzer yönde karar için bakınız: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19.HD'nin 2020/384 E., 2022/2681 K. Sayılı kararı). Davaya dayanak sözleşme davacı ile davalı şirket arasında yapılmakla davalı ... ile yapılmış bir sözleşme bulunmamakla birlikte böyle bir iddia da ileri sürülmemiştir. Bu kapsamda delil olarak ibraz edilen sözleşme ve dekontlar incelendiğinde davacının davalı şirket ile muhatap olduğu, davalı ... ile herhangi bir hukuki sonuç doğurur mahiyette bir ilişkilerinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Davalı ... hakkında Diyarbakır CBS ... soruşturma esasında kayıtlı ceza davası bulunduğu ve halen derdest olduğu belirlenmiştir. Ancak ceza davasının ne zaman sonuçlanacağının belli olmadığı , eldeki davadaki yargılamanın makul sürede sonuçlandırılması gereği, yukarıda açıklandığı üzere davacı ile sözleşme yapanın davalı şirket olup nispi nitelikteki hakkın şirkete karşı kullanılabileceği, ortakların davacıya karşı şahsi sorumluluğu bulunmadığı gözetilerek ceza davasının sonucunun beklenmesine gerek görülmemiştir. Sonuç itibari ile de davalı ... ile düzenlenen ya da iddia olunan bir sözleşme ilişki bulunmadığı gibi şirket ortaklığından kaynaklı bir sorumluluğundan da bahsedilmeyeceğinden husumet yokluğu nedeniyle red kararı verilmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın davalı ... yönünden pasif husumetten REDDİNE, 2-Davanın davalı ... Kıymetli Madenler Ltd. Şti, yönünden usulden REDDİNE, 3-Alınması gereken 427,60TL mahtu harçtan, peşin alınan 5.275,46‬TL harçtan mahsubu ile 4.847,86TL harcın davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettiğinden AAÜT ne göre hesaplanan 30.000TL'nin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, 6-Yargılama sonucunda ve resen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse resen yapılacak gider de mahsup edilmek suretiyle, 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ayrı ayrı yatıranlara iadesine, 7-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen iki taraf için iki saatlik ücret tutarı karşılığı olan 1.600,00-TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda verilen karara karşı, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip Hakim

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2020/384, K. 2022/2681, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-384-e-2022-2681-k-ad7ed31f1a63