İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/277 E. 2020/4400 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/277
Karar No
2020/4400
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) ESAS NO :2023/20 Esas KARAR NO :2023/316 DAVA :İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :18/01/2023 KARAR TARİHİ :18/07/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... Sigorta A.Ş.'nin ... Emtia Blok Abonman Sigorta Poliçesi ile teminatı altında ki ... A.Ş. tarafından Almanya'da yerleşik ... ... firmasına 12.02.2021 tarihli, numaralı fatura ile 386 adet (net 17.075,50 kg brüt 17.461,50 kg) kurutucu satıldığını, kurutucuların Türkiye — Almanya arasındaki karayolu ve denizyolu nakliyesinin 2 konteyner içinde davalı ... ... ... A.Ş. sorumluluğunda yapıldığını, 24.03.2021 tarihinde konteynırlar alıcı firma deposuna açıldığında ... numaralı konteynir içinde bulunan 159 kurutucudan 3 tanesinin hasarlı olduğunun tespit edildiği ve taşıma belgesi üzerine şerh düşüldüğünü, eksper incelemesi ile hasar tutarının 877,12 Euro olarak belirlendiğini ve sigortalıya ödendiğini, hasar tutarının davalı taşıyandan talep edildiğini ancak ödenmediğini, arabuluculuk görüşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlandığı açıklanarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Konşimentonun arka yüzünde uyuşmazlık halinde İngiliz Mahkemelerinin yetkili olduğunun yazılı olduğu dikkate alındığında Türk mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, davacının sigortalısı tarafından kurutucuların ambalajlandığı ve konteynir içine istiflendiğini, konteynırların taşıyana kapalı ve mühürlü teslim olarak teslim edildiğini konteynırların güvertede normal taşındığı için kusurlarının ve sorumluluklarının olmadığı; bilgileri dışında hazırlanan ekspertiz raporunun kabul edilmediğini, icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep edilmiştir. Dava; davacı sigortalısına ait emtiaların davalı sorumluluğunda deniz taşıması esnasında hasarlandığı iddiası ile sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen davalıdan tahsili talepli başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup, uyuşmazlığın konusunun; tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin olup olmadığı,davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının yerinde olup olmadığı, sigorta sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, geçerli bir sözleşme uyarınca ödemenin yapılıp yapılmadığı, hasara ilişkin süresinde bir ihbarın bulunup bulunmadığı ve hasarın deniz taşıması esnasında meydana gelip gelmediği, hasarda davalının sorumlu olup olmadığı ve hasarın miktarının tespiti noktasında toplandığı anlaşılmıştır. ... İcra Müdürlüğünün 2022/... esas sayılı icra dosyasının incelemesinde; alacaklısının ... Sigorta A.Ş. olduğu, borçlunun ... ... ... A.Ş. olduğu, 12/02/2022 tarihinde 877,12EURO nun tahsili için takibe geçildiği ve ödeme emrinin borçluya 25/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 25/02/2025 tarihli itiraz dilekçesi ile takibin durduğu ve eldeki davanın da 18/01/2023 tarihinde İİK 67 maddesi gereğince yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler ... tarafından tanzim edilen 17/04/2023 tarihli raporda; Tarafların karşılıklı olarak husumet ehliyetini haiz olduğu, davacının emtia nakliyat sigortacısı, davalının ise taşıyan sıfatı ile taşıma sürecinde yer aldığı, somut olay bakımından gemiye izafeten olacağı gibi kendi adına ve hesabına da sorumluluk altında olan davlının pasif husumete ehil olduğu yetki itirazının yerinde olmadığı, davalının ikameti yeri mahkemesi ve yükleme yeri mahkemesi olarak mahkemenin somut olayda ihtilafın çözümü bakımından yetkili ve görevli olduğunun değerlendirildiği, dosya içerisinde konteynerin dış yapısında bir hasar olduğuna dair herhangi bir tutanak mevcut olmadığı, konteynerde herhangi bir çarpma sonucu hasarlanma olmadığı, konteynerin kendisinin tekniğine uygun bir şekilde taşındığı, yükte meydana gelen dava konusu hasarın, taşıyanın sorumlu olduğu süreçte meydana geldiğinin ispat edilemediği bu sebeple davaya konu zarardan davalı taşıyanın sorumlu tutulamayacağı, hasar bildirimin TTK'nun 1185 maddesi uyarınca, aranan 3 günlük süre içerisinde yapılmadığı gibi TTK'nun 1184. Maddesinde öngörüldüğü şekilde hasar incelemesinin de yapılmadığı, bu durumda karine olarak taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse bu zararın davalının sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiğinin kabulü gerektiği, mahkeme tarafından davacının tazminat talep edebileceğine hükmedilmesi halinde, 793,58 Euro hasar tutarının takip tarihi 18.02.2022 itibariyle talep edilebileceği belirtilmiştir. Esasa geçmeden önce hak düşürücü süre yönünden yapılan değerlendirmede ; TTK 1188. maddesinde göre kısmi hasar ve geç teslim halinde taşıyana karşı açılacak davanın eşyanın teslim edildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmaması halinde hakkın düşeceği belirtilmiştir. Rücu hakkının ise teslim tarihinden itibaren 1 yıllık süreye malın teslim tarihinden itibaren işlemeye başlamakla birlikte hak sahibine ödeme yaptıktan sonra 90 günlük ek sürede kullanılması gerekmektedir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden emtiadaki hasarın 24.03.2021 tarihinde meydana geldiği, 18.02.2020 tarihinde davacının icra takibine giriştiği görülmekle davanın TTK 1188 gereğince hak düşürücü içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekilince davaya konu taşımanın icra edildiği konşimentoda bulunan yetki kaydı nedeniyle mahkememizin Milletlerarası yetkisizliği itirazında bulunulmuş olmakla öncelikle bu hususun incelenmesi gerekmiştir. Taşımaya konu olan ... numaralı konişmento uyarınca yükletinin ... A.Ş alıcının Almanyada mukim ... ... ... olduğu, yükleme limanın İstanbul boşaltma limanın Antwrep olduğu , nakliyeci adına imzalayanın ... olduğu görülmekle taşımanın Türkiye'den Almanya'ya yapıldığından Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin, 22/06/2020 tarihli, 2019/ ... Esas ve 2020/ ... Karar sayılı ilamı gereğince milletlerarası yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Dava halefiyete istinaden açılmış olmakla davacı sigortacının, sigortalısının haklarına halef olabilmesi için, sigortalının üçüncü şahıslara karşı tazminat talebi hakkına sahip olması, sigortacının sigorta tazminatını gerçek hak sahibine ödemiş olması ve geçerli bir sigorta sözleşmesinin var olması gerekir. Somut olayda taşımaya konu emtianın ... numaralı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi tahtında 01.01.2021 tarihinde düzenlendiği, geçerli bir sigorta sözleşmesi mevcut olup satış şeklinin ... olduğu buna göre ... kadar risk ve hasara katlanma yükümlülüğünün satıcıda olduğu, taşımaya konu emtiayı da sigorta ettiren satıcı olduğundan , satıcı sigortalının iş bu davada sigortalanabilir menfaatinin bulunduğu, hasarın sigorta teminatı süresi içinde gerçekleştiği, sigortacının da hasarlanma bedelini 30.12.2021 tarihinde 877,12 Euroyu sigortalıya ödediği anlaşılmakla davacının TTK 1472 uyarınca aktif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Dosyaya ibraz edilen ... numaralı konişmento uyarınca yükletenin ... A.Ş alıcının Almanyada mukim ... ... ... olduğu, yükleme limanın İstanbul boşaltma limanın ... olduğu , nakliyeci adına imzalayanın ... olduğu, geminin ... görülmekle TTK'nun 1238/f.1 hükmünde konişmentoyu taşıyan sıfatıyla imzalayan veya konişmento kendi nam ve hesabına imzalanan kişinin taşıyan sayılacağı öngörüldüğünden, eldeki dosyada taşıyanın yurt dışı merkezli ... ... firması olduğu kabul edilmiştir. TTK'nın 102.maddesine göre acente; "ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları tacir adına yapmayı meslek edinen kimse" olarak tanımlanmıştır. TTK m. 105' de; "acente aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmeler ile ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya veya bunları kabule yetkilidir, bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfat ile dava açılabilir" düzenlemesine yer verilmiştir. TTK 105 vd. maddeleri ve Yargıtay İçtihatları uyarınca acentenin acente vasfıyla yaptığı işlemler, adına hareket ettiği kişi hakkında hüküm doğuracaktır. Acentenin kendi adına navlun sözleşmesi düzenlemesi onun bu sıfatını değiştirmeyecektir. (Yargıtay 11. HD. 26.10.2020 tarihli 2020/277 E. 2020/4400 K.) Bu durumda sigorta şirketinin rücu davasını doğrudan taşıyan firmaya yada bu firmaya izafeten acentesine yöneltmesi gerekmektedir. Kaldı ki ... nin bu taşımada aracılık ettiğine yönelik dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Taraf sıfatı itirazın iptali davasında icra takibinin tarafları bakımından da resen gözetilmelidir. İcra takibinin sıhhati, itirazın iptali davası açısından bir ön koşuldur. Dava konusu ....İcra Dairesinin 2017/... esas sayılı icra dosyası incelenmesinde, davacı tarafından doğrudan ... A.Ş firmasına karşı icra takibine giriştiği görülmektedir. Davada sehven yanlış hasmın gösterilmiş olması HMK'nun 124.maddesine göre resen veya talep üzerine değiştirilebilecek bir durum ise de, itirazın iptali davasında bu yola gidilmesi sonuca etkili değildir. Zira, itirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı olup, geçerli bir icra takibinin bulunması HMK'nın 114/2.maddesi anlamında bir dava şartıdır. İcra takibindeki bir dava şartı eksikliğinin sonradan itirazın iptali davası aşamasında tamamlanması da mümkün değildir. Ayrıca davadaki yanlış hasmın düzeltilmesi icra takibindeki borçlunun da değiştirilmesi sonucunu doğurmayacaktır. İcra takibi doğrudan acente konumundaki ... A.Ş ye yöneltilmiş, ödeme emri bu şirkete tebliğ edilerek itiraz da acente tarafından ileri sürülmüştür. Acentenin itiraz hakkını kendi adına kullanması ile acente sıfatıyla (müvekkiline izafeten) kullanması aynı sonucu doğurmayacaktır. Bu nedenlerle, takibin doğrudan acenteye yöneltilmiş olması halinde itirazın iptali davasında HMK'nun 124.maddesi uygulanarak taraf sıfatının değiştirilmesi hukuken mümkün olmadığı gibi, acenteye karşı yapılan takip ile müvekkilin, yani taşıyanın takipten kaynaklanan itiraz haklarını farklı şekilde kullanması ortadan kalkmış olacaktır. Açıklanan nedenlerle taşıyanın sorumluluğuna dayanan rücu isteminde doğrudan acenteye karşı takip yapılması husumet ehliyeti bakımından yerinde olmayıp, icra dosyasındaki hasmın itirazın iptali davasında HMK'nun 124.maddesine göre değiştirilmesi de mümkün olmadığından, icra takibinde borçlunun husumet ehliyeti bulunmadığından dolayı davanın aşağıdaki şekilde usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Dosya esas yönünden de incelendiğinde ;uyuşmazlığıh ... No'lu konşimento uyarınca “MAERK KLEVEN” isimli gemi ile ... limanından Belçika'nın ... limanına denizyolu, buradan da Almanya/Duisburg'a karayolu nakliyesi gerçekleşen ... numaralı konteyner içerisinde bulunan 159 adet kurutma makinasından 3 adetinin ambalajlarının hasarlanmasından dolayı davalı taşıyanın sorumlu tutulmasından kaynaklanmaktadır. Dosya mübrez belgelerden; dava konusu emteanın Almanya'ya kadar olan denizyolu karayolu kombine nakliyesinin, 2 adet 40' HC konteyner içerisinde gerçekleştirildiği, ... numaralı konteynerin (159 adet) 24.03.2021 tarihinde alıcının Duisburg- Almanya'da bulunan ... deposuna varışı sonrasında yapılan kontrollerde könteyner kapı mühürünün sağlam olduğunun görüldüğü ancak kurutma makinasından 3 adedinin ambalajlarının hasarlı olduğunun görülmesi üzerine tek taraflı bir hasar raporu düzenlenerek (araç şöförünün imzalamayı reddettiği) durumun sigortalı yetkililerine bildirildiği, durumdan haberdar edilen sigortalı ... yetkililerinin de meydana gelen hasarın tespiti ile tazmini için hasarın tespitinden yaklaşık 5 ay sonra ihbarda bulundukları, ... no'lu konteynerin eksper tarafından bizzat görülmediği sadece alıcı tarafından çekildiği anlaşılan fotoğrafların ve yine sadece alıcı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen Hasar Raporunun dosyaya sunulduğu, ancak bu raporda konteynerin dış yapısında bir deformasyon/darbe izi bulunduğuna dair bir ifadenin yer almadığı ve kapıdaki mührün sağlam olduğunun görüldüğü, mahkememizce taşıma konusu konteynerde herhangi bir çarpma sonucu hasarlanma olmadığı ve konteynerin kendisinin tekniğine uygun bir şekilde taşındığı, konteynerin sağlam ve denize/yüke elverişli olduğu kanaati oluşmuş, uluslararası konteyner taşımacılığında, tüm konteynerler yükleme limanında gemiye yüklenmeden önce ve tahliye limanında gemiden indirildikten sonra gerek liman ve acente görevlileri gerekse gemi görevlileri tarafından kontrol edilerek varsa gözle görülen hasarlar tespit edilip “EZR (Eguipment Interchange Receipt And Damage Reportj” olarak tanımlanan Konteyner El Değiştirme ve Hasar Tutanağının somut olayda bulunmadığı, ... nolu konteynerin dış gövdesinde herhangi bir fiziki hasar olduğuna ve içerisinde bulunan emtia hasarının denizyolu ve devamında karayolu taşıması sırasında meydana geldiğine dair, gerek yükleme veya tahliye limanlarında liman, gümrük, acente ve gemi yetkilileri tarafından, gerekse konteyneri limandan teslim alan kamyon şöförü tarafından düzenlenmiş herhangi bir hasar tutanağına rastlanmadığı, .. No'lu konişmento incelendiğinde, “SHIPPER'S LOAD, STOW , ...” kaydının bulunduğu, buna göre söz konusu malların konteynere yüklenmesi, istifi, sabitlenmesi, sayımı ve bilahare konteyner kapısının mühürlenmesi işlemlerinin bizzat yükleyici/gönderen firma tarafından yapılmış olduğu, bu sebeple, içerisinde bulunan yükün veya yüklerin ne şekilde yüklendiği, kaymasını önlemek için gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığının, gemi kaptanı/taşıyan tarafından kontrol edilebilmesi mümkün olmadığı, yukarıda açıklanan sebeplerle konteynerin dış yapısında bir hasar olduğuna dair herhangi bir bilgi, belge veya tutanak mevcut olmadığı, konteynerde herhangi bir çarpma sonucu hasarlanma olmadığı ve konteynerin kendisinin tekniğine uygun bir şekilde taşındığı hususları göz önüne alındığında, dava konusu eşya hasarının davalı taşıyanın sorumluluk süresi içinde ve sorumlu olduğu bir sebeple meydana gelmediği kanaatine varılmıştır. TTK m. 1185/1 uyarınca "zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün İçinde gönderilmesi yeterlidir. İhbarnamede zıya veya hasarın neden İbaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gereklidir." TTK m. 1185/2'de ise eşyanın incelenmesi tarafların katılımıyla mahkeme veya yetkili makam ya da bu husııs için resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa bildirime gerek olmadığı hüküm altına alınmıştır. Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir (TTK m. 1185/4), Somut olayda emtialar 24.03.2021 tarihinde teslim edilmiş olunmasına rağmen, hasara yönelik ihbarın davalı taşıyana ilk kez 04.08.2021 tarihli yazılı İHTARNAME ile ihbar edildiği, böylece süresinde ihbarın yapılmadığı anlaşılmış, TTK m. 1185/4 e göre Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir.” Şu halde, bahse konu hüküm uyarınca davacı taraf, hasarın deniz yolu ile taşıma sırasında meydana geldiğini ispatlamadıkça, bu zarar sebebiyle davalı taşıyanı sorumlu tutmak mümkün değildir. Yukarıdaki bilgiler ışığında, dava konusu hasarın taşıyanın sorumlu olduğu süreçte meydana geldiğinin ispat edilememesi gerekçesi ile davalının sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE, 2-Kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Karar harcı olan 269,80 TL'den peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 89,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad KAYDINA, 4-Davalı vekili için takdir edilen 9.200,00 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.560,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davanın reddine karar verildiğinden davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/07/2023 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2020/277, K. 2020/4400, T. 04.08.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-277-e-2020-4400-k-afdc19707828