İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/220 E. 2017/17010 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/220
Karar No
2017/17010
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/234 Esas KARAR NO : 2024/227 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/04/2024 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; taraflar arasındaki ticari satım sebebi ile düzenlenen fatura borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, başlatılan bu takipte davalı borçlu tarafça, icra takibine, alacağa faize ve tüm ferilere itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davalı borçlunun itirazı sebebi ile itirazın iptali davası açılması zarureti hasıl olduğunu, yetki itirazında bulunan davalı borçlunun, itirazında yetkili icra müdürlüğünü de belirtmek zorunda olduğunu, davacı taraf icra müdürlüğünün yetkisizliği ile birlikte hangi icra müdürlüğünün yetkili olduğunu belirtmemiş olduğunu ve yapılan yetki itirazının geçersiz olduğunu, davalı borçlu ile davacı müvekkili şirket arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, davalı borçlunun takip tarihinden sonra ve davadan önce borca istinaden kısmi ödeme yapmış olması sebebi ile takipte haklı olduğunun açık olduğunu, 10.000 TL haricen tahsilat sebebiyle doğan 1.600 TL fark icra vekalet ücreti yönünden de takibin devamına karar verilmesini, davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edildiğini, dolayısıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu belirtmiştir. İşbu davanın kabulüne karar verilerek itirazın iptaline ve buna ek olarak alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatına mahkum edilmesine ilişkin karar verilmesini, davanın kabulünü, İstanbul .... İcra Dairesi .... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin asıl alacağa işleyecek ticari reeskont avans faiz ile birlikte devamına, davalının asıl alacağının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; davanın görevli mahkemede açılmadığını, taraflar arasında mevcut uyuşmazlıkta görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğunu, taraflar arasında mevcut ilişkinin ticari iş olduğunu, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin yetkisiz icra dairesinde yapıldığını, yargılamaya konu olayın ticari faaliyetlerden kaynaklanmasından dolayı ayrıca faturada görüleceği üzere ilgili faturanın ... Ticaret'e kesildiğini, bu nedenle açılan bu davada taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin davacı firmadan işlemek üzere sac almakta olduğunu, davalı firma tarafından davalı müvekkile anlaştıkları kalitede sac vermediğini, davalı müvekkilinin ilgili firmadan aldığı numuneden çok daha düşük bir kalitede de bulunan sac gönderildiğini, müvekkilinin mağdur olduğunu, davacı tarafın iddia ettiği 10.000 TL ödemenin 13.03.2024 tarihinde müvekkilinin ticari faaliyetleri nedeniyle davacının hesabına gönderildiğini, davacı tarafça başlatılan icra takibindeki ödeme emrinin ise davalı müvekkiline 14.03.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, bu durumun dahi davacının kötü niyetli olduğunu açıkladığını, bu nedenlerle davanın öncelikle usulden, olmadığı takdirde esastan reddine ve kötü niyetli davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26/06/2024 Tarih, ... Esas, .... Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dosyanın mahkememize tevzi edildiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı) Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; Davalı ...'ın gerçek usule tabi olduğu ve işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş olup, geçmiş tüm dönem beyanlarının Vergi Usul Kanunu' nun 177. maddesindeki hadleri aşmadığı görülmüştür. Bu nedenle uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde(Yargıtay 3. H.D.sinin 03.06.2020 gün ve 2020/220 E. - 2020/525 K. sayılı kararı) görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Somut olayda; işbu davanın TTK nun 4. ve 5. maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak nitelendirilemeyeceği ve davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi kapsamında olduğu anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca, dava şartı olan bu husus, 6100 Sayılı HMK nın 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır, göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-GÖREVLİ MAHKEMENİN BAKIRKÖY ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, 3-Mahkememiz kararının kanun yoluna götürülmeksizin kesinleşmesi halinde daha öncede Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının, halli merci tayini için dosyanın İSTANBUL BAM .... HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2024 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2020/220, K. 2017/17010, T. 03.06.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-220-e-2017-17010-k-a4c8437b98f2