İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/833 E. 2019/207 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/833
Karar No
2019/207
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/185 Esas KARAR NO : 2025/261 DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) DAVA TARİHİ : 25/02/2025 KARAR TARİHİ : 03/03/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/03/2025 Mahkememizde görülmekte olan Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olduğu şirket ve gerçek kişiler 14.11.2024 tarihinde konkordato talep ettiğini , bu talep üzerine dosya Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin .... E. sayılı dosyasına tevzi edildiğini mahkemece müvekkili ... Kimya için 15/11/2024 tarihinden itibaren 3 ay süreyle geçici mühlet verildiğini, davacı ... yönünden dava Tefrik edilerek yetkisizlik kararı verildiğini birleştirme talebi ile dava açılarak 09.12.2024 tarihinde ... yönünden de dava birleştirilerek geçici mühlet kararı alındığını, 04/02/2024 tarihli celsede ise konkordato talebinin reddine karar verildiğini mahkemece konkordato talebinin reddine karar verilmesinin sebebi, Komiser Heyetince hazırlanan raporlarda, müvekkillerinin borç ödemeye yeter kaynağı ortaya koyamadıklarına yönelik tespitin yer alması olduğunu, bu noktada, konkordato talebinin reddini gerektiren durum ve koşullarda önemli bir değişiklik oluşmuşsa yeniden konkordato başvurusu yapılabileceğine dair teorik açıklamalara yer verilmesi uygun olacağını arz ve izah olunan ve resen nazara alınacak sebeplere bianen, iik m.287/1 çerçevesinde; müvekkili şirket ve şirket ortağı ve yetkilisi olan gerçek kişi lehine üç aylık geçici mühlet kararı verilmesine ve devamında kesin mühlet kararı verilerek konkordatonun tasdikine karar verilmesine, şirkete ve gerçek kişiye, bir geçici sayın mahkeme aksi kanaatte ise heyet halinde konkordato komiseri atanmasına; şirketin mallarının ve yetkilinin mallarının muhafazası için gerekli tedbirler zımnında, şirket ve ortağın malvarlığının korunması amacı ile, konkordato mühletinin sonuna kadar, 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere şirkete ve ortağa karşı icra ve iflas yoluyla takip başlatılmasının engellenmesine İşbu konkordato talebimizden önce borçlu şirkete ve ortağa karşı 6183 sayılı kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere başlatılmış bulunan tüm icra takiplerinin durdurulmasına, İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının uygulanmamasına; Mühlet öncesi yapılmış müstakbel alacakların temliki sözleşmeleri kapsamında, mühlet içinde doğacak alacaklar için temlik işleminin hükümsüz sayılması ve mühlet içinde ödemelerin komiser denetimde şirkete yapılmasına (İİK m.294/6) Şirketin keşide ettiği çeklere karşılıksız şerhi vurulmasının önlenmesine; Mühlet ve tedbir öncesinde, müstakbel (doğacak) alacakların da haczini içeren haciz müzekkereleri ya da haciz ihbarnamelerinin mühlet içinde uygulanmamasına; mühlet kararından sonra hesaplara gelecek muhtemel paraların ve şirket lehine doğacak alacakların şirkete ödenmesine; Geçici mühlet kararı ile birlikte, mühlet içinde alacaklılar tarafından yapılabilecek takas ve mahsup işlemlerinin engellenmesine; Mühlet boyunca şirket tarafından üçüncü kişilere verilen teminat mektuplarının nakde dönüştürülmesinin engellenmesine; Konkordato projesinin gerçekleştirilmesi için zorunluluk arz ettiğinden, şirket malları üzerindeki mevcut muhafaza işlemlerinin, hacziler baki kalmak kaydıyla kaldırılarak şirkete yed-i emin olarak teslimine ve şirket hesaplarındaki blokelerin kaldırılmasına ihtiyati tedbir yoluyla karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava, İİK'nın 285 ve devamı maddelerince açılan konkordato talebine ilişkindir. Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Mahkememizce Uyap sisteminden yapılan sorgulamada, konkordato talep eden şirketin Tekirdağ Asliye Hukuk Mahkemesinin .... esas sayılı dava dosyasında konkordato talepli dava açtığı görülmüştür. Mahkeme tarafından 15.11.2024 tarihinde davacı ... yönünden tefrik edilerek yetkisizlik kararı ile konkordato talebinin reddine karar verildiği, daha sonra birleştirme talebi ile dava açılarak 09/12/2024 tarihli celsede ... yönünden geçici mühlet kararı alınmıştır. 04/02/2024 tarihli celsede ise konkordato talebinin reddine karar verildiği görülmüştür. Davacı şirket 03/10/2022 tarihinde şirket merkezi ... Mah. ... Sok. Nı: .... İç Kapı No: Z13 Ergene/Tekirdağ adresine taşıdığı yine davacı şirketin 10/02/2025 tarihinde şirket merkezi .... Mah. .... Cad. ... Blok No:5c İç Kapı No: 29 Esenyurt / İstanbul adresine taşındığı iş bu yargılamaya konu davanın da 23/02/2025 tarihinde açıldığı görülmüştür. Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas sayılı dosyasında alınan konkordato komiser raporunda şirket bakımından; Şirket tarafından 3 aydır konkordato tedbirlerinden faydalanılmasına rağmen halen işçi maaş ödemelerinin yapılamaması, kira borcunun ödenmemiş olması, işçilerin ve kiraya verenin neredeyse 3 aylık birikmiş alacaklarının bulunması, yanı sıra elektrik, su gibi diğer genel giderlerin ödenmesi için Komiser Heyetimize iletilmiş bir ödeme talimatı bulunmaması, bunun yanında konkordato kaynakları ile borç ödeme dengesi bakımından yapılan incelememizde ise Konkordato Talep Eden Şirketin konkordatoya tabi borç tutarının Ön projede ve ticari defter kayıtlarında yer alan verilere göre 56.091.117,32 TL olduğu, konkordato ön projesinde borç ödeme kaynağı olarak 9.000.000-TL taşınmaz satışı öngörüldüğü, rayiç değer raporunda 10.080.000,00-Tl rayiç değer belirlenmiş ise de ancak tek başına taşınmaz satışı ile borç tutarının tamamının mümkün olmadığı, konkordato kaynakları arasında stok olarak 28.000.000,00-TL gösterilmiş ise de rayiç değer raporunda hammadde Ambalaj Malzeme Grubu, Bitmiş Ürün Grubu toplam rayiç değerinin 7.620.103,02 TL olarak belirlendiği, yanı sıra konkordato kaynakları arasında gösterilen ticari alacak ve diğer alacakların tahsiline ilişkin olarak herhangi somut bir adım atılmadığı, konkordato kaynakları arasında faaliyet karının da gösterildiği, Davacı şirkete ait 2024, 2025, 2026, 2027 dönemlerini kapsayan 4 yıllık proforma gelir tablolarının incelenmesinde 2024 (son 3 ay) için net satış hedefinin 15.500.000,00TL olarak belirlendiği,1.1.2024- 30.09.2024 tarihi arasında net satış tutarı 44.647.890,62-TL iken 15.11.2024 tarihinde net satış tutarının 46.536.058,12-TL olduğu dolayısıyla 30.09.2024-15.11.2024 tarihleri arasındaki net satış tutarının (46.536.058,12- 44.647.890,62) 1.888.167,50 TL olarak hesaplandığı, böylelikle ön proje yer verilen 2024 (son 3 ay) ortalamamanın (15.500.000,00/3=5.166.66) çok gerisinde kalındığı, ön proje ve tedbir tarihi itibariyle net satış tutarlarının yakalanamamış olduğu, 2024 yılı son 45 gün için de hedeflenen tutarların yakalanamayacağı, bu haliyle 3 aylık süreçte davacı şirket tarafından yeterli kaynak ayırımının yapılamadığı, karlılık oranlarının artırılamadığı tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde Konkordatoya başvuran şirketinin konkordato projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı nihai takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere değerlendirilmiştir. Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi .... Esas sayılı dosyasında alınan konkordato komiser raporunda ... bakımından: uygulamada, konkordato talep eden borçluya kefil olan şirket veya şahısların sırf kefil olmaları ve kefil oldukları gerçek ya da tüzel kişinin konkordato talep etmesi nedeni ile konkordato talep edip edemeyeceklerinin tartışmalı olduğu, uygulamada özellikle şirket borçlarına kefil olan ortakların da aynı dosyada konkordato başvurusu yapabilecekleri ve fakat bu ortakların ayrı bir proje sunmaları gerektiği, ortakların sadece şirketin başarısına dayanan başvurularının kabul edilmemesi gerektiği yargı kararlarında ifade edildiği,: “..Her üç davacının da, şirketin özellikle bankalara olan borçlarına müteselsil kefil oldukları ve taşınmazlarını şirket için rehin verdikleri, kendilerinin herhangi bir bağımsız işletmesinin bulunmadığı, borçlarını ödemeyebilmelerinin şirketin ticari başarısına bağladıkları, şirket tarafından borçlar ödendiği takdirde ve ödendiği sürece kendilerinin de borçtan kurtulmalarının öngörüldüğü, borçlu şirketten bağımsız bir konkordato projelerinin bulunmadığı, projenin kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, tamamen borçlu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği, alacaklılara sunulan bir proje bulunmadığı, gerçek kişi davacıların, sırf alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep ettikleri anlaşılmaktadır. Bu anlamda davacıların, İİK 286. maddesinde aranan şartları karşılayan belgeleri dosyaya sunamadıkları, sunulan ön projede de konkordatonun başarısının borçlu şirketin konkordatosunun başarısına bağlandığı, kendilerine özgü konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, bu açıdan da ön projelerin uygulanabilir olmasının mümkün gözükmediği, borçluların, sadece alacaklıların icra tehdidinden kurtulmak amacı ile konkordato talep etmelerinin bu müessesenin amaçlarına uygun düşmediği anlaşılmıştır…” (Bkz. İstanbul BAM 17. HD. E. 2019/1776, K. 2020/595, T. 27.02.2020. Aynı yönde bkz. İstanbul BAM 17. HD. E. 2019/3474, K. 2020/974, T. 04.06.2020; İstanbul BAM 17. HD. E. 2019/1218, K. 2020/355, T. 06.02.2020; İstanbul BAM 17. HD. E. 2019/1591, K. 2020/243, T. 30.01.2020; İstanbul BAM 17. HD. E. 2019/17, K. 2019/512, T.21.03.2019; İstanbul BAM 17. HD E. 2019/1303, K. 2020/310, T. 06.02.2020; İstanbul BAM 17. HD. E. 2020/288, K. 2020/430, T. 13.02.2020.) bazı kararlarda ise şirketlerin birbirine kefil olması durumunda aralarında sıkı bir bağ bulunduğundan yargılamaların birlikte yürütülmesinin zorunlu olduğunun ifade edildiği, (bkz. Gaziantep BAM 11. HD. E. 2019/1238, K. 2019/1238, T. 24.10.2019.) bir kararda da“...Diğer yandan, istemde bulunan tarafından sunulan ön projenin yetkilisi, tek ortağı olduğu diğer iki şirketin ön projeleri ile bağlantılı olması mümkün ve hatta çoğu zaman gereklidir” denildiği, ancak yine de ortağın ayrıca bir ön proje sunmuş olması gerektiği ifade edildiği, (bkz.Ankara BAM 23. HD. E. 2019/1109, K. 2019/835, T. 16.05.2019 benzer yönde 2019/833 E., 2019/207 K. Sayılı, 02/05/2019 tarihli kararı) söz konusu kararlarda , İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nden farklı olarak, kefilin projesinin başarısının asıl borçlu şirketin konkordato projesinin başarısına bağlı olduğu bir talepte, ilk derece mahkemesi tarafından kesin mühlet talebinin reddine dair verilen kararın kaldırılmasına ve talepte bulunana 1 yıl kesin mühlet verilmesine karar verildiği, uygulamada, konkordato başvurusu yapan borçlunun borçlarına kefalet veren şahısların da, (bu şahıslar genellikle konkordato başvurusu yapan şirketin ortakları olmaktadır), şirketle birlikte konkordato başvurusu yapmakta olduğu, bu başvurularda İİK. M. 286’da sayılan belgeler ve eksiklik varsa tamamlatılmakta ve belgeler tamamlandıktan sonra emredici hüküm gereği geçici mühlet verilmekte ve komiser atandığı, kefiller hakkında buraya kadar uygulama birliğinin oluştuğu, Bölge Adliye Mahkemesi kararları yeknesaklık kazandığı ancak bu aşamadan sonraki süreç ile ilgili farklı kararlar ortaya çıktığı, somut olayda da; Şirket borçlarına kefil olan ortağın projesi incelendiğinde her ne kadar kendi adına ayrı bir proje sunmuş ise de bağımsız ve kendine özgü bir projesi bulunmadığı, asıl borçlu şirket ile projesinin müşterek proje olduğu konkordato taleplerine bakıldığında tüm talebin ve projenin asıl borçlu şirketin konkordato projesinin başarısına dayandırıldığı, bir başka deyişle konkordato talep eden gerçek kişinin teklif ettiği konkordatonun başarı ihtimalini adeta kefili olduğu şirketin faaliyet performansına endeks edildiği, bu haliyle “yaslama proje” niteliğinde olduğu, gerek kefalet borcu gerek şahıs borcunun ödemesini yapabilmek için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtilmediği, yukarıda yer verilen Mahkeme kararlarında kefilin projesinin başarısının asıl borçlu şirketin konkordato projesinin başarısına bağlı olduğu bir taleplerle ilgili farklı kararlar bulunduğu ancak her halükarda Konkordato ilan eden şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşması bu şartlar altında mümkün olmadığından, yaslama proje niteliği gereği gerçek kişi yönünden de konkordatonun başarı şansının görülmediği hususunda nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olmak üzere değerlendirilmiştir. Davacı şirketin Tekirdağ Asliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı dosyasındaki konkordato talebini devam ettirip konkordato sürecini yürütmek yerine merkez adresini taşımasının ve hemen akabinde yeni bir konkordato davası açmasının, dürüstlük kuralına aykırı olması; konkordato talep eden şirketin konkordato talebinin reddedildiği gözönüne alındığında ve gerçek kişinin de adresini taşıdığı da görülerek, davacıların konkordato talebinin dürüstülük kuralına aykırı olduğu değerlendirilerek HMK'nın 29/1.maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların konkordato taleplerinin AYRI AYRI REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harç peşin alındığından bakiye harç tayinine yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafça ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacı tarafa iadesine, 5-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 03/03/2025 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2019/833, K. 2019/207, T. 16.05.2019, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-833-e-2019-207-k-46eadcc208bf