İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/514 E. 2026/377 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/514
- Karar No
- 2026/377
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/514 KARAR NO : 2026/377
DAVA : Hisse devrinin iptali DAVA TARİHİ : 08/05/2018
DAVA : Hisse devrinin iptali DAVA TARİHİ : 13/11/2019 KARAR TARİHİ : 15/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket ( Hisse devrinin yokluğunun tespiti ve tescili istemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI: Asıl Davada Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ---- ilçesinde---Şirketi ve yine müvekkiline ait ----- ilinde bulunan ---- Şirketini ve davaya dahil edemedikleri isimlerini tespit edemedikleri kişilerin el birliği ile müvekkilinin bilgisi olmadan sahte imza ve evraklarla alınan yönetim kararıyla ve genel kurul kararlarıyla hisselerini ...'e devredildiğini, müvekkiline ait ---- Şirketinin müvekkilinin bilgisi dışında 06/03/2018 tarih, --- sayılı yönetim kurulu kararıyla yine 06/03/2018 tarih ve ---- sayılı genel kurul kararıyla --- noterliği'nde 15/03/2018 tarihinde ---- yevmiye numarasıyla müvekkiline ait hisselerin ...'e devredildiğini, müvekkiline ait -----Şirketinin müvekkilinin bilgisi dışında 06/03/2018 tarih, --- yönetim kurulu kararıyla yine 06/03/2018 tarih ve --- sayılı genel kurul kararıyla ---noterliği'nde 15/03/2018 tarihinde ---- yevmiye numarasıyla müvekkiline ait hisselerin ...'e devredildiğini, bu olaylarla ilgili olarak ---- CBS'de ----- srş sayılı dosya üzerinden soruşturma yürütüldüğünü, müvekkiline ve şirketlerine ait mal varlıkları üzerine tedbir konulmasını, ayrıca usulsüz olarak ...'e devri yapılan hisselerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl Davada Davalı ... Cevap Dilekçesinde Özetle; Aynı dilekçe ile aynı dava, daha önceki bir tarihte ---- Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla ---- Asliye Hukuk Mahkemesine nezdinde açılmıştı. Ancak yasal süresi içerisinde sunduğumuz yetki itirazı nedeniyle ----- Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yetkisizlik kararı verilerek anılan dosya sayın mahkemenize tevdi olunduğunu, dava dilekçesinde sözü edilen iki ayrı şirketin sahibi, ortağı veya genel müdürü davacı ... ise de, bu iki ayrı şirketin, ayrı birer özel hukuk tüzel kişiliği olduğunu, her birinin ayrı ayrı tüzel kişiliği ve ayrı ayrı dava açma ehliyetinin bulunduğunu, her iki şirketin ayrı birer tüzel kişiliği ve ayrı birer dava açma ehliyeti olduğu halde, davacının, şirketi temsilen davacı mevkiinde gösterilmeyişi, husumet yokluğu sebebiyle ve dava şartlarının bulunmadığını, mahkemenizin yargı çevresinde olmayan bir şirketten dava dilekçesinde söz edilmesinin mümkün olmayacağını, davanın bu sebeple reddini, davada husumet ehliyetinin elzem olduğunu, müvekkilinin noter yönünden husumet ehliyetinin oluşabilmesi için müvekkile isnat olunan eylemle meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet bağının kesilmemiş olmasının zorunlu olduğunu, noterliklerin tüzel kişiliği ve husumet ehliyetini haiz olmadıklarını, husumet yokluğundan davanın reddini, müvekkile ait noterlikte yapılan işlemin 1512 sayılı Noterlik Kanunu kapsımında tanımlanan; düzenleme şeklinde işlem olmadığı gibi, onaylama işlem vasfında da olmadığını, sadece ibraz edilen evrakın aslına uygunluğunu belgelendirme amacıyla yapıldığını, bu tür işlemlerin, noterin yeni bir şey kattığı ve/veya değerlendirme yaptığı işlem kategorisinde yer almadığı gibi, kurucu (inşai) bir işlem özelliği de taşımadığını, şirket sicil dosyası noterlerin yedinde bulunmadığı gibi, aslına uygunluk şerhi verildiği zaman sicil dosyası içindeki diğer imzalar ve sair belgelerle mukayese edebilme imkanları olmadığı için tescil ve ilan nedeniyle oluşan zarar ya da zarar tehlikesinden ötürü noterin sorumlu tutulması mümkün olmadığını, bu yönüyle müvekkili noterin konumu ile zarar ihtimali arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığı için müvekkili yönünden haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini, uyuşmazlığın esasına girilmesi halinde davacının tam kusuru ve dava dışı tutulan üçüncü şahsın cürüm niteliğindeki ağır kusuru nedeniyle noter yönünden illiyet bağı tam olarak kesildiği için haksız ve hukuka aykırı davanın noter yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; ---- mahkemelerinin yetkili olması gerektiğini, müvekkil ..., ----- yol güzergahında işletmek üzere akaryakıt ve petrol istasyonu aramak maksadıyla bu yol güzergahında yer alan istasyonlarla görüştüğünü, ... isimli şahısın 5 adet istasyonu olduğunu ancak idare edemediğini öğrendiğini, ...'ın şirketin devri için gerekli defter ve belgeleri hazırlayacağını 3 gün sonra mali müşaviri olan ---- ofisinde buluşup imzalayabileceklerini bildirdiğini, anlaşmış oldukları gün ve saatte mali müşavir ---- ofisine giden müvekkilin, davacının, çok hasta olduğunu gelemediğini ancak tüm evrakları hazırlayıp imzaladığını ve çalışanı ----- ile gönderdiğini bildirdiğini, tamamen güven ilişkisi içinde olan müvekkilin ise altında başka bir iş aramadan bu durumu kabul ettiğini, ---- şirketinin devri için gerekli olan tüm evrakları getirdiğini ve mali müşavir ---- ile müvekkil ...'e, ...'ın evrakları imzaladığı bilgisini verdiklerini, tüm evraklar ofiste hazır olunca müvekkil ...'te belgeleri imzaladığını, mali müşavir ----şirket merkezi ---- olduğundan evrakları ticaret odasına kendisinin teslim edeceğini, ---- ise şirket merkezi --- olduğundan evrakları getiren ---- vereceğini ve onunda mali müşavir ----- vereceğini, işlemleri ---- halledeceğini söylediğini, anlaşmalar sağlandıktan sonra müvekkilinin hukuka uygun şekilde devrini aldığı istasyonları fiilen işletmeye başladığını, dava açma süresi ile genel kurul kararı arasında 2 ay gibi bir süre geçtiğini, müvekkilinin bu süreç boyunca dava konusu şirketleri fiilen işlettiğini ve işletmeye devam ettiğini, ancak davacı tarafın devretmediğini iddia ettiği şirketlere bu süreç boyunca hiçbir suretle gitmediğini, davacının kötü niyeti olduğunu, bu süreçte müvekkilinin şirketleri işlettiğini ve şirket borçlarını ödemeye başladığını beyan etmekle davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...' ın yasal süresi içerisinde herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. ---- Sayılı Dosyasında Davacı Vekili;----- numaralı dosyada davacı olduklarını, bu konuda tespit edemedikleri diğer kişilerin el birliği ile müvekkilinin bilgisi dışında sahte imza ve evraklarla ...’e devir ve tescil ettiklerini, müvekkili adına tescilli bulunan şirket, müvekkilinin bilgisi dışında sahte imzalar ve evraklar ile 06/03/2018 tarih ve --- sayılı yönetim kurulu kararı ve yine 06/03/2018 tarih ve ---- sayılı genel kurur kararı alınarak ...’nde 06/03/2018 tarihinde ---- yevmiye numarası ile Onaylı Genel kararı ve ...’nde 06/03/2018 tarihinde ---- yevmiye ile yönetim kurulu kararı ile işlemin gerçekleştirildiğini, daha sonra müvekkiline ait ---- Şirketi’ni müvekkili ile ...’a ... tarafından muvazaalı olarak devredildiğini, bu işlemin 13/07/2018 tarih ve --- sayılı ve 18/07/2019 tarih ve ---- sayılı yönetim kurulu kararları ve yine 18/07/2018 tarih ve genel kurur kararı alınarak ----Noterliği’nde 19/07/2018 tarihinde-----yevmiye numaraları ile onaylı genel kararı ve yönetim kurulu kararları ile gerçekleştirildiğini, müvekkiline ait bulunan-----Şirketi’ni müvekkili ile ...’a ---- Gazetesinin 30.07.2018 tarihli ---- sayı numaralı ilanıyla ... tarafından muvazaalı olarak devredildiğini öğrendiklerini, konuya ilişkin suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturmanın devam ettiği --- Cumhuriyet Başsavcılığı ---- Soruşturma nolu dosyasında hakkında şikayetçi olduklarını, yapılan işlemlerin muvazaalı olduğunun tespiti bu işlemlerin iptal edilmesi ve yeniden müvekkiline şirketin tescil edilmesi gerektiğini, --- Asliye Ticaret Mahkemesi ------ Esas numaralı dosya da konu hakkında dava açıldığını, dosyanın 23.10.2019 tarihli ara kararında husumetin ...'a yönlendirilmesi gerektiğinin belirtildiğinden, birleştirme talepli dava açmalarının zorunlu hale geldiğinden dosyanın ---Asliye ---- dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek müvekkilinin daha fazla hak kaybına uğramaması için öncelikle tedbir taleplerinin kabulü ile dosyanın -- Asliye Ticaret Mahkemesi --- Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine, 13/07/2018 tarih ve --- sayılı ve 18/07/2018 tarih ve ----- sayılı yönetim kurulu kararları ve yine 18/07/2018 tarihli genel kurul kararı ile yapılan hisse devir işlemlerinin iptaline, müvekkiline ait şirketi sahte imza ve evraklarla adına tescil eden ...’in muvazaalı bir şekilde ...’a devrettiği ----Şirketini müvekkili adına yeniden tescilinin yapılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalılar vekili herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır.
İNCELEME ve GEREKÇE : Asıl ve birleşen davada sahte imza ile yapılmış hisse devirlerinin hükümsüz olduğunun tespiti, hisselerin tekrar davacı adına tescili istemlidir.Davacı, asıl davada-----Şirketinin tek pay sahibi iken, tüm hisselerinin 06/03/2018 tarihli sahte oluşturulan genel kurul kararı ile ...'e yapılan devrinin iptalini, %100 hissesinin kendisine ait olduğunun tespiti ve tescilini talep etmiştir. Dava ilk olarak ---- Asliye Hukuk Mahkemesinin --- Esas sayılı dosyasında ----- Şirketi olmak üzere iki şirket için, aynı iddialarla ikame edilmiş, anılan mahkemenin ---- sayılı kararla ----Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle usulden red kararı verilmiş, dosya mahkememizin işbu esas sırasına kaydedilmiştir. ---- AHM nin dosyası ise dava dışı -----yönünden devam ederken, 02.09.2024 tarihinde ----. Asliye Hukuk Mahkemesinin kurulması ile----. AHM nin ----- Esas sayılı dosyası ----AHM ne devredilerek --- Esas numarasını aldığı ve davanın derdest olduğu anlaşılmıştır.) Anonim şirketlerde 6102 sayılı TTK’nun 489. ve 490. maddelerinde, hamile ve nama yazılı hisse senetlerinin ne şekilde devredileceği gösterilmiş olup, her iki halde de hisse devrinin noterden yapılması gerektiği, bunun sıhhat şartı olduğuna dair bir koşul yoktur. TTK'nun 489. maddesinde hamile yazılı pay senetlerinin devri için özel bir düzenleme getirilmiştir. Hamile yazılı senetler, elden teslim ile devir edilir. Bu işlem ile pay devri yapılmış olur. Nama yazılı pay senetleri ise ciro ve teslim ile devir edilir. Ancak, devir şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder. Anonim ortaklığın çıplak paylarının devri konusunda TTK bünyesinde bir hüküm bulunmamaktadır. Payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği hususunda görüş birliği mevcuttur. Ancak payın serbestçe devredilebilirliğine getirilen kanuni ve iradi sınırlamalar kuşkusuz çıplak pay için de geçerlidir. Çıplak payın devri genel hükümler doğrultusunda yapılır. Uygulanacak hükümler payın bedelinin tamamen ödenmiş olup olmadığı hususuna göre değişir. Bedelinin tamamı ödenmiş çıplak payın devri genel hüküm niteliğindeki alacağın temliki hükümlerine göre gerçekleşir. Alacağın temliki tasarufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçer. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olur. Anonim ortaklık payı bünyesinde çeşitli alacak hakları bulundurmaktadır. İşbu alacak haklarının devredilmesi eğer pay senede bağlanmamışsa, ancak BK'da düzenlenen alacağın temliki vasıtasıyla gerçekleşebilir. Alacağın temliki de yazılı şekilde yapılır ---- TTK’da senede bağlanmamış payın devrine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. TTK 490. madde 1. fıkra uyarınca dolaylı olarak senede bağlanmamış nama yazılı payların kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebileceğini söylemek mümkündür. Yargıtay bir kararında; "Payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği hususunda görüş birliği mevcuttur. Ancak payın serbestçe devredilebilirliğine getirilen kanuni ve iradi sınırlamalar kuşkusuz çıplak pay için de geçerlidir. Çıplak payın devri genel hükümler doğrultusunda yapılır. Uygulanacak hükümler payın bedelinin tamamen ödenmiş olup olmadığı hususuna göre değişir. Bedelinin tamamı ödenmiş çıplak payın devri genel hüküm niteliğindeki alacağın temliki hükümlerine göre gerçekleşir. Alacağın temliki tasarrufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçer. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olur. "şeklinde görüş bildirmiştir(Yüksek Yargıtay --- Hukuk Dairesinin 03.11.2014 tarih, -----sayılı ilamı). Bu doğrultuda senede bağlanmamış paylar da her türlü satım sözleşmesine konu olabilir, bu paylar üzerinde alım, önalım, geri alım hakları kurulabilir, payın senede bağlanmamış olması, pay sahipliğinden doğan hakların devrine engel değildir. Çıplak hamiline ve nama yazılı paylar alacağın devri hükümlerine tabidir. Bunun sonucu olarak devre ilişkin şartları Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre belirlemek mümkün olacaktır. Alacağın devri hükümlerini düzenleyen TBK 183. vd. hükümlerine göre devrin geçerliliği yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Senede bağlanmamış payın alacağın temliki hükümlerine göre devredilmesi durumunda, payları devralan kişi, şirketten pay defterine kaydedilmeyi talep ederken aynı zamanda hisse devrine ilişkin sözleşmenin varlığını da ispat etmek durumundadır. Somut olayda, ...'e yapılan devrin de sahte imza ile oluşturulan genel kurul kararına ve noter devrine dayandırıldığı görülmüştür. ---- Cumhuriyet Başsavcılığının ---- soruşturma nolu dosyasına yazılan müzekkereye istinaden UYAP üzerinden gelen dosyanın incelenmesinde resmi belgede sahtecilik suçundan hakkında soruşturma yürütülen ...'in ifade tutanağında '...'ı tanımadığını, --- sayılı yönetim kurulu kararı hariç diğer imzaların kendisine ait olduğunu kabul ettiğini, şirketin 1-2 aylık süre için üzerine devralmasını---- istediğini, daha sonra davacının kendisinden de alıp hisseleri ...'a devrettirildiğini' beyanla kabul etmiştir. Soruşturma dosyasının açık olduğu, hiç bir imza incelemesi yapılamadığı, ilerleme kaydedilemediği görülmüştür. İmza incelemesine yeterli örneklerin toplanarak dosyanın imza incelemesi için ATK incelemesine gönderildiği, ATK tarafından 18.04.2025 tarihli ön raporu ile ---- Şirketi' nin 06/08/2018 tarihli Genel Kurul ve Hisse Devir Sözleşmesi aslı ile belgenin düzenlenme tarihine yakın imza örneklerinin toplanması gerektiği bildirilmiştir. 30.09.2025 tarihli arar karar ile davalılar ... ve ... vekillerine 06.08.2018 tarihli Genel Kurul, Yönetim Kurulu kararını içeren karar defterleri ile Hisse Devir Sözleşmesinin aslını sunması için 2 haftalık kesin süre verildiği, aksi halde imza inkarını kabul etmiş sayılacaklarının ihtar edildiği, ... vekili tarafından 2 haftalık ek süre daha istenilmesine rağmen verilen ara karar ile ihtarlı kesin süreye rağmen evrakların sunulmadığı görülmüştür. (30/09/2025 tarihli ara karar sonrası davalı ... vekili Av. --- vefatı üzerine aynı ihtar tekrar tebliğe çıkarılmış, davalı asile 27/10/2025 tarihinde yapılmıştır.) Buna göre davalılar, asıl davada davacının hissesini ... devrettiğini yazılı olarak ispat etmesi gerekli olup davalılara verilen kesin süreye rağmen yazılı belge sunulamamıştır. HMK m. 220/3 gereği davalılar hakkında alınan yönetim kurulu kararları, genel kurul kararları ve hisse devir sözleşmesinin sunularak belge asıllarının üzerinde imza incelemesi için ihtarlı kesin süre verilmesine rağmen geçerli bir mazeret olmaksızın belge asıllarının sunulmaması ve devam eden yargılama boyunca mahkememizce de temin edilmemesi sebebiyle davcının imza inkarını davalıların kabul etmiş sayılması gerekmiştir. Diğer bir ifadeyle davacının hissesini davalı ...'ye devrettiğine dair bir sözleşmenin varlığı ve geçerliliği ispatlanamamış asıl davanın kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Asıl davada davalı ... tarafından yargılama sırasında hisseler, üçüncü kişiye (...) devredilmiş, davacı vekili bu kişi yönünden de hisse devrinin iptali için dava açmış ve bu dosya mahkememiz dosyası ile birleştirilmiştir. Davacı davasını ... ve ...’ın el ve iş birliği içinde hareket ettiğine dayandırmıştır. (Ayrıca davalı ... de, ...’a karşı, ----Asliye Ticaret Mahkemesi' nin --- Esas sayılı dosyada hisselerin devrinin iptali ve adına tescili istemli dava açmıştır. Bu davanın 15/04/2026 tarihinde işlemden kalktığı şimdilik derdest olduğu görülmüştür) Mahkememiz dosyası ile birleşen ---Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ---- Karar sayılı davada tartışılması gereken konu, davalı ...'ın iyiniyetli üçüncü kişi sayılıp sayılmayacağı olmayan bir devir sözleşmesine istinaden hisseleri devralan birleşen dosya davalısına yapılan devrin geçerli olup olmadığının tartışılması gerekmektedir. Kural olarak ... tarafından ...’ a açılan davanın bekletici mesele yapılması gerekse de; eldeki dosyada pay devirlerinin davacıdan davalı ...'e sahte imza ile devredilmiş olduğu ve devrin geçersizliği tam olarak ispatlandığından, -----sayılı davasının sonucunun beklenmesine gerek görülmemiştir. Zira senede bağlanmış çıplak payların devri alacağın temliki hükümlerine tabii olup, hisseleri devreden ...'in, söz konusu hisseleri devredebilmesi için o hisseler üzerinde başlangıçta hak sahibi olması gerekmektedir. Somut olayda da davalı ..., dava dışı şirketin hisselerini usulüne uygun olarak devraldığını yazılı delil ile ispat edemediğinden yani bu hisseler üzerinde hak sahibi olduğunu kanıtlayamadığından ve ---- soruşturma nolu dosyasında gerçek bir devre dayanarak hisseleri almadığını ikrar ettiğinden, artık sahip olmadığı hisseleri üçüncü bir kişiye, birleşen dosya davalısı ...'a devredebilmesi de mümkün değildir. Davalı ... tarafından diğer davalı ...'e yapılan devir de geçersizdir. Sonuç olarak, -----Şirketinde davacı adına kayıtlı iken önce davalı ... adına kaydedilen ve sonra ... tarafından ... adına kayıtlanan 7800,00 adet payın, davalı ... adına olan kaydının iptali le, davacı ... adına kaydına, şirket pay defterine ve ticaret sicilinde kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekmiş, somut uyuşmazlıkta belge tasdikinden ibaret noterlik işleminde davalı noterin husumeti olmadığı anlaşılmış, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davada ...’e ve birleşen davada ...’a yöneltilen davanın KABULÜNE; Dava dışı ---- Ticaret Sicili Müdürlüğü' nün ----- sicil nosunda kayıtlı, ---- Şirketi' nin, davalı ... adına kayıtlı iken devir sonucu davalı ... adına kayıtlanan 7.800,00 adet payın davalı ... adına olan kaydının İPTALİ ile, davacı ... adına şirket pay defterine ve ticaret sicilinde KAYIT VE TESCİLİNE, 2-Asıl davada davalı ... ---- yönünden davanın PASİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE; Asıl Dava Yönünden; 3-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 44,40 TL başvurma harcı ile 44,40 peşin harcın toplamı olan 88,80 TL'nin mahsubu ile bakiye 643,20 TL harcın davalı; ...'ten tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 44,40 TL başvurma harcı, 44,40 TL peşin harcın toplamı olan 88,80 -TL' nin davalı; ...'ten alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarfedilen toplam 965,95 TL yargılama giderinin davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, 8-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre kabul edilen kısım yönünden davacı vekili için takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı, ...'ten alınarak alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Noterliğine verilmesine, Birleşen ---.ATM' nin ----Dosyası Yönünden; 10-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan davacı tarafından 35,90 TL peşin harç olarak yatırılan 35,90-TL başvuru harcın mahsubu ile bakiye 660,20-TL'nin davalı ...'dan tahsili ile hazineye irad kaydına, 11-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 35,90-TL başvurma harcı ile 35,90-TL peşin harcın toplamı olan 71,80 -TL'nin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 12-Birleşen davada yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 13-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, 14-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım yönünden A.A.Ü.T.ye göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ile e duruşma ile bağlanan noter vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.