İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/891 E. 2026/279 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/891
Karar No
2026/279
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/891 Esas KARAR NO : 2026/279

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/12/2024 KARAR TARİHİ : 17/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili görevsiz Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasına vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin icra dosyasına konu cari hesabın ve faturanın düzenlendiği tarihlerde sütlü tatlı, dondurma, pasta ve benzeri gıda ürünlerinin alımı, satımı, imalatı ve pazarlaması vb. işi ile uğraşmakta olup, davalı ... bu ticari faaliyeti kapsamında ürün satışları yapmış olduğunu, davalı .... işbu alacağı ödememesi üzerine hakkında Bakırköy ..... Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılmış, ancak icra takibine itiraz edilmiş ve neticede takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğunu, borçlunun itirazlarının haksız olup, borçlunun itirazında kötü niyetli olduğunu, borçlunun bu itirazının iptali gerektiğini, davalı borçlu ile müvekkili arasındaki alım-satım ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturalara ve cari hesaba konu bakiye borcun davalı ... ödenmesi gerekirken bugüne kadar taraflarına herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, ekte sunulan söz konusu fatura ve cari hesap ekstresine konu bakiye borç nedeniyle Bakırköy .... Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatılmış, borçlu ... takibe itiraz edilmiş olduğunu, borçlu yanın itirazında bahse konu borcunun bulunmadığını iddia etmiş, borcun aslına, istenilen ferilerine, istenilen faiz oranına ve borcun dayanağına itiraz etmiş olduğunu, borçlunun bu beyanları ve itirazının taraflarınca kabul edilmediğini, zira borcun oluştuğunun, ekte sunmuş oldukları fatura ve cari hesap ekstrelerinden, görüleceği üzere sabit olduğunu, bu borca ilişkin ödeme yapılmamış olup, icra takip dosyasına veya müvekkiline, konu fatura ile ilgili herhangi bir ödeme belgesi de sunulmamış olduğunu, borca esas teşkil eden e-fatura, içeriğinden görüleceği üzere davalı çalışanı tarafından imzalanmış olduğunu, davalı borçlunun faturaya konu emtiayı, faturayı imzalayarak teslim almış ve faturaya itiraz etmemiş olduğunu, dava konusu faturaya itiraz edilmemesi, davalının faturanın içerikleri ile birlikte kabul edildiği, fatura konusu malların teslim alındığı anlamına gelmekte olup, müvekkili şirketin alacağını kanıtlar nitelikte olduğunu, somut olay incelendiğinde taraflar arasında süregelen alım-satım ilişkisi sonucu kurulmuş olan bir ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişkiden kaynaklı olarak müvekkilinin çeşitli zamanlarda faturalandırılmış ürün satışları yapmış olduğunu, borçlu yanın da satın aldığı ürünlerin bir kısmına ilişkin ödeme yapmış olduğunu, bu hususta aralarında bir alım-satım/cari hesap ilişkisinin oluştuğunun aşikar olduğunu, mevzuat gereği ticari ilişkilerde kurulan sözleşmelerin yazılı şekilde yapılma şartı aranmadığını, düzenlenen faturaların ise bu sözleşmenin ifasına yönelik düzenlenmiş olup, faturaların, borçlu şirket çalışanları tarafından imzalanarak ürünlerle birlikte teslim alınmış olduğunu, bu hususta taraflar arasında bir sözleşme olmasının, faturaların bu sözleşmenin ifasına yönelik olması ve faturanın tebliğinden itibaren 8 gün içinde itiraz edilmemesi TTK 21. madde ve Yargıtay içtihatları gereği fatura borcunun borçlu tarafça kabulu anlamına geldiğini, ayrıca ticari defterler incelendiğinde cari hesaptan da görüleceği üzere müvekkili şirketin davalıdan alacaklı olduğunun kanıtlanacak olduğunu, davalı borçlunun, bakiye alacağını ödememekle birlikte borca da kötü niyetli olarak itiraz ederek müvekkilinin bir kez daha mağdur etmiş olduğunu, müvekkiline ait ticari defterler incelendiğinde söz konusu ilişkinin ortaya çıkacak olduğunu, bu hususta, sunulan e-fatura örneği ve cari hesap kaydı yeterli görülmez ise, ticari defterlerler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ediyor olduklarını, ayrıca davalı borçlunun, müvekkiline ödeme yapmadığı halde takibe borcu olmadığı yönünde itiraz ederek kötü niyetli olarak takibi durdurmuş olduğunu, müvekkili davacı her ne kadar tacir sıfatını haiz ise de yapılan araştırmada davalının ticaret siciline kaydının bulunmadığı, esnaf olarak çalıştığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kaydının bulunduğunun öğrenilmiş olduğunu, bu bakımdan huzurdaki uyuşmazlık, yasal anlamda ticari bir uyuşmazlık veya bir tüketici uyuşmazlığı olmadığından görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, aynı sebeple huzurdaki uyuşmazlığın, zorunlu arabuluculuğa da tabi olmadığını beyanla; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı tutulmak kaydı ile; borçlunun Bakırköy .... Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına, borçlunun takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili görevsiz Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; öncelikle huzurdaki bu dava da görevli olan mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi değil Asliye Ticaret Mahkemesi olması gerektiğini, huzurdaki davanın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunduğunu, davacının dava dilekçesi ekine eklemiş olduğu faturadan da anlaşılacağı üzere davacı tarafın iddia ettiği borç alacak ilişkisinin müvekkilinin işletmesi ile ilgili olduğunu, dava konusu faturanın müvekkilinin adına işletmesi için kesilmiş olduğunu, zaten faturada da ve davacı tarafın sunmuş olduğu ekstrelerden de görüleceği üzere müvekkilinin işletmiş olduğu işletmenin isminin de yazmakta olduğunu, mevzuata göre ticareti işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişinin tacir denilmekte olduğunu, bu sebeple davacı tarafın Asliye Ticaret Mahkemesinde açması gereken davayı Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış olduğunu, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmasının yanında ticari uyuşmazlık arabuluculuk gerçekleştirmediği için davanın reddini gerektirdiğini, davacının iddia ettiği hususların, tamamen gerçek dışı olup; davacının dayanaksız, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun talebinin ve huzurdaki davanın reddini talep ediyor olduklarını, davacı tarafın borca sebep olduğunu belirttiği evrak, fatura, sözleşme vs. gibi belgeleri ilamsız takipte ödeme emrinde açıkça göstermek zorunda olduğunu, davacı tarafın açıklama kısmında sadece cari hesap alacağı olarak belirtmiş ve borcun hangi borca ilişkin olduğunu açıklayıcı şekilde belirtmemiş, borcun anaparasını belirtmekle yetinmiş olduğunu, bunun ise hakkın kötüye kullanımı olduğunu, yine müvekkiline gönderilen ödeme emrinde ek olarak borcun dayanağı olarak gösterilen herhangi bir belge ya da evrak ek olarak tevdii edilmemiş olduğunu, böylelikle müvekkiline tebliğ edilen ödeme emrine, ödeme emrinde yer alan borca ve ferilerine, yetkiye haklı olarak taraflarınca itiraz edilmiş olup takibin durmuş olduğunu, davacı taraf her ne kadar taraflar arasındaki uyuşmazlığın cari hesaptan kaynaklı alacak olduğunu iddia etmişse de söz konusu iddiaların gerçek dışı olup reddi gerektiğini, müvekkili ile davacı taraf arasında herhangi bir cari hesap ilişkisi bulunmamakta olup, davacı tarafça taraflar arasında cari hesap olduğu iddiasının gerçek dışı olup, taraflar arasında sadece alım satım ilişkisi mevcut olduğunu, davacı tarafın söz konusu cari hesap olduğu iddiasını yazılı sözleşme ile ispat etmesi gerektiğini, davalı müvekkilinin alacaklı olduğunu iddia eden davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, zira müvekkili tarafından dava/takip konusu faturaların ve cari hesap alacağının eksiksiz ödenmiş olduğunu, alacaklı tarafın, yapılan icra takibinde kötü niyetli olup gerçekte olmayan bir alacağı tahsil etmek istemekte olduğunu, işbu hususun yargılama aşamasında ispat edilecek olup huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne imkan bulunmadığını, İİK m:67/2'ye göre icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için; geçerli bir icra takibinin olması ve borçlunun itirazının haksız olması gerektiğini, müvekkili tarafından dava konusu fatura eksiksiz ödenmiş olduğundan geçerli bir icra takibi söz konusu olmadığını, bu sebeple ki davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini beyanla; davaya cevaplarının arzı ile; müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, müvekkil hakkında açılmış bulunan işbu haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali davasının esastan reddine, davacı aleyhine 2004 Sayılı İcra İflas Kanununun 67. Maddesi gereğince alacağın % 20’sinden aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı hususlarındadır. Dosyanın mahkememize Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kesinleşmiş görevsizlik kararı ile tevzi edildiği anlaşıldı. Dosya içerisinde mevcut Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı şirket tarafından davalı aleyhine 23.326,96 TL asıl alacak, 4.816,22 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.143,18 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça takibe itiraz edildiği görülmüştür. Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, uyuşmazlık konularının ve taraflar arasındaki alacak borç durumunun tespiti için davacı şirketin Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 03/11/2025 günü saat 14:00'da Mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, SMMM bilirkişi .... 08/11/2025 tarihli raporunda özetle; dava konusunun, davacının davalıya 23.326,96 TL asıl alacak ve 4.816,22 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.326,18 TL alacağı olduğu iddiası ile icra takibi başlatmış olduğunun, davalının itirazı ile takibin durduğunun, bu kez davacının talebi ile huzurda görülen İtirazın İptali davasının açılmış olduğunun anlaşılmış olduğunu, taraflardan davacı tarafın duruşma salonunda yapılan incelemeye gelmiş ve 2024 yılı ticari defterlerini incelemeye sunmuş olduğunu, davalının ise incelemeye gelmemiş, evrak belge sunmamış, yerinde inceleme talebinde de bulunmamış olduğunu, davacı tarafın 2024 yılı Ticari defter ve belgelerinin incelemesi yapılmış olup, ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının kanuni süresinde olduğunun, kayıtların usulüne uygun olduğunun, defterlerin birbirlerini doğrular nitelikte olduğunun dolayısı ile davacı lehinde delil niteliği taşıdığının kanaatine varılmış olduğunu, davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, davacının davalıdan toplam 23.326,56 TL tutarında alacaklı olduğunun tespit edilmiş olduğunu, davacının takipte talep ettiği asıl alacak tutarı 23.326,96 TL olduğunun, davacının ticari defterinden tespit edilen davalıdan olan alacağının 23.326,56 TL olduğunun görülmüş olduğunu, davacının davalı ile ilgili alışverişine konu borçların ödeme tarihlerinin yazılı olduğu bir sözleşme sunulmamış olduğunu yada takip öncesi borçluya çekilmiş herhangi bir ihtarname bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz talep edilemeyeceği kanaatine varılmış olduğunu bildirmiştir. Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, davacı tarafın bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazları ve taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı hususlarının tespiti için davalı tarafın Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 22/12/2025 günü saat 14:00'da Mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, bu hususta bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, kök rapor sunan bilirkişi 09/02/2026 tarihli ek raporunda özetle; davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, davacının davalıdan toplam 23.326,56 TL tutarında alacaklı olduğunun, davalının mahkemeye sunduğu flasbellek içerisinde KUVVA 2024 adında exel dosyasının bulunduğunun görülmüş olduğunu, başka bir ticari defter bulunmadığını, davalının sunduğu hesap ekstresine göre davalının davacıya 24.999,36 TL borçlu olduğunun görülmekte olduğunu, başka bir deyişle davacının davalıdan alacağının 24.999,36 TL olduğunun görülmekte olduğunu, davacı vekilinin kök rapora itiraz dilekçesinde işlemiş faiz hesaplanmasını talep etmiş olduğunu, davacı ile davalı arasında fatura ödeme vadesini belirleyen herhangi bir sözleşme sunulmamış olduğunu, davacı tarafından davalıya herhangi bir ödeme ihbarnamesi gönderilmemiş olduğunu, huzurdaki davadaki durumların gerçekleşmesi ile temerrüdün oluşup oluşmayacağı, davacının işlemiş faiz talep edip edemeyeceği hususundaki takdirin tamamen mahkememize ait olduğunu, mahkememizce temerrüdün oluştuğu ve davacının faiz talep edebileceğine karar verilir ise, davacının talep edebileceği işlemiş, geçmiş gün faizinin 2.590,20 TL olarak hesaplanmış olduğunu bildirmiştir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticari davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Öte ... taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticari defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticari defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticari defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı ) Davacı tarafın delillerinde ticari defter ve belgelere delil olarak dayandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce usulüne uygun ihtara rağmen davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmamış, delil olma niteliğine sahip olduğu belirlenen davacı ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı tarafın 2024 yılı Ticari defter ve belgelerinin incelemesi yapılmış olup, ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının kanuni süresinde olduğu, kayıtların usulüne uygun olduğu, defterlerin birbirlerini doğrular nitelikte olduğunun dolayısı ile davacı lehinde delil niteliği taşıdığı, davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, davacının davalıdan toplam 23.326,56 TL tutarında alacaklı olduğunun tespit edilmiş olduğu, davacının takipte talep ettiği asıl alacak tutarı 23.326,96 TL olduğu, davacının ticari defterinden tespit edilen davalıdan olan alacağının 23.326,56 TL olduğunun görülmüş olduğu, davacının davalı ile ilgili alışverişine konu borçların ödeme tarihlerinin yazılı olduğu bir sözleşme sunulmamış olduğunu yada takip öncesi borçluya çekilmiş herhangi bir ihtarname bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz talep edilemeyeceği kanaatine varılmış olduğu bildirmiştir.

Davacı taraf ticari defterlere diğer deliller ile birlikte dayanmış olup mahkemece de davalının ticari defterlerini ibrazı HMK 222/3 ihtarı ile birlikte davalıya duruşmada ihtar edilmiş olmasına rağmen ticari defterler incelemeye sunulmamıştır. Bu durumda HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uyarınca; davalının HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilerek ticari defterlerde kayıtlı fatura konusu malların teslim edildiği ve bedelinin ödenmediği hususunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar takip talebinde işlemiş faiz talebinini de yer aldığı ve dava değerinin işlemiş faiz dahil bedel üzerinden harçlandırıldığı görülmüş ise de davalı tarafın takip öncesi temerrüde düşüldüğü hususu ispat edilebilmiş değildir. Yine sunulan faturalarda da faiz kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, satın alınan ve faturası belirli alacak likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır. Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı tarafın Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 23.326,56 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde belirtilen oranda faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 4.665,39 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 1-Davalı tarafın Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİ İLE takibin 23.326,56 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde belirtilen oranda faiz İŞLETİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 4.665,39 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 1.593,44 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.165,84 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul oranı ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 3.812,94 TL'nin davalıdan 787,06 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 855,20 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafça sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 7.522,50 TL yargılama giderinden kabul oranı (%82,89) ret oranı (%17,11) dikkate alınarak hesaplanan 6.235,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 23.326,56 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 4.816,62 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 9-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının talep halinde davacıya İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davacı vekiline e-duruşma ortamında) İstinaf yasa yolu yargısal miktar sınırının altında kalmakla kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/03/2026

Katip ... ¸

Hakim .... ¸

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/891, K. 2026/279, T. 17.03.2026, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-891-e-2026-279-k-94994cdb7bc6