İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/513 E. 2021/49 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/513
- Karar No
- 2021/49
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/513 Esas KARAR NO : 2021/49 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 03/10/2019 KARAR TARİHİ : 19/01/2021
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı Banka ile ... ... ... Şirketi arasında imzalanan ... ... ve ... ... tarihli genel kredi sözleşmelerine müsteniden adı geçen firmaya kredi kullandırıldığını, davalı ... 'ın genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, adı geçen dava dışı firmanın imzalanan sözleşmeye istinaden kredi koşullarına uymaması ve borcunu zamanında ödememesi sebebiyle; borçlu ile kredinin müşterek borçlu müteselsil kefiline Antalya ... . Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile borcun ödenmesi ihtar edildiğini borçlular tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, söz konusu ihtarname müşterek müteselsil kefillere usulüne uygun tebliğ edildiğini, kullandırılan krediye istinaden imzalatılan sözleşmede müteselsil kefil olması sebebiyle tüm alacak yönünden kefalet miktarı da dikkate alınarak davalı ... ... hakkında ihtiyati haciz talep edildiğini, Antalya ... . Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... /... D. İş sayılı dosyası üzerinden yapılan inceleme neticesinde ... ... tarihinde, Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati haciz kararı ile birlikte ... tarihinde ... -TL alacağın ödenmesi talebiyle Antalya ... . İcra Müdürlüğü’nün ... /... E. sayılı dosyasından tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, Antalya ... . İcra Müdürlüğü’nün ... /... E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe ... tarihinde itiraz edildiğini, itiraz nedeni olarak Antalya ... . Asliye Ticaret Mahkemesi ... /... E. sayılı Konkordato Davasında verilmiş olan ihtiyati tedbir de gerekçe gösterildiğini, davalı borçlu ... ... genel kredi sözleşmesini müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, Türk Borçlar Kanunu 583. maddesi uyarınca geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunduğunu, davalı borçlu ... şirket yetkilisi ve şirket ortağı olduğundan kefaletinde Türk Borçlar Kanunu’nun 584. Maddesi 3. Fıkrası uyarınca eş onayı aranmadığını, itiraz konusu takip yetkili icra dairelerinde başlatılmış olup yetki itirazının reddi gerektiğini, dava dışı borçlu şirket hakkında verilen geçici mühlet kararı alacaklı müvekkil bankanın müteselsil kefili hakkında takip talebinde bulunmasına engel teşkil etmediğini, belirterek itirazın iptali, Antalya ... . İcra Müdürlüğü’nün ... /... Esas sayılı dosyasında davalı borçlu yönünden takibin devamı ve davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Antalya ... . Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalıya bizzat tebliğ edilmediğini, davacı tarafça takipte talep edilen tutarda borcu olmadığı da yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, davacıya yapılan ödemeler davacı kayıtlarından görülebileceğini, Bankalarca uygulanabilir en yüksek faiz oranı yasal faiz oranının %50 fazlasını geçemeyeceğini, bu oran ise yıllık %13,5’a tekabül ettiğini, bu sebeple davacı tarafından işletilmiş faiz ve uygulanan faiz oranının reddi gerektiğini, davacının iddia ettiği kefalet sözleşmesi de usulüne uygun düzenlenmediğini, kefil olduğu miktar açıkça yazılmamış, sorumlu olduğu miktar ve süre açıkça belirtilmediğini belirterek davanın reddine, kötüniyetle alacak iddiasında bulunan davacının %20’den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesinde belirtilen 1 yıllık süre içerisinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 6. vd. maddesinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Dosya içerisine taraflar arasında düzenlenen sözleşme, ödemelere ilişkin evraklar, hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstresi alınmıştır. Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /... E. sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklının davacı, borçluların davalı ve ... Şti. olduğu, ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL BSMV, ... TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam ... TL alacak için ilamsız takiplere mahsus icra takibinin davalının itirazı ile takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Antalya ... . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... ... tarih ... /... E. ... /... K. Sayılı kararının incelenmesinde; davacının ... .... .... Şti., davanın Adi Konkordatodan Kaynaklanan dava olduğu, davacının konkordato talebinin reddine, davacı şirketin borca batık olmadığı tespit edildiğinden iflasına karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Bilirkişi .... ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının dava tarihi itibari ile talep edebileceği alacak miktarının; taksitli krediler yönünden ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi; BCH kredisi yönünden ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi olduğu, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren taksitli kredi için %28,80, BCH kredisi için %32,5 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisine tabi olduğu belirtilmiştir. İtirazın iptali davası 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 67. maddesinde “(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik: 9/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. Borçlunun itirazı üzerine takibin durması ile birlikte alacaklı açtığı itirazın iptali davasında takip talebinde talep ettiği alacağının bulunduğunu ispat külfeti bizzat kendisindedir. Ancak davalı borçlunun icra dairesinde vermiş olduğu itiraz dilekçesinin içeriği yada cevap dilekçesinin içeriğine göre ispat külfeti yer değiştirebilecektir. Hesabın kat'ı ile birlikte kredi kartı borcu muaccel hale gelmiştir. İhtarnamenin tebliği ise borçlunun temerrüdü ile ilgili olup temerrüt faizinin başlangıcı yönünden önem arz eder. Muacceliyet ile temerrüt, nitelikleri ve sonuçları itibariyle birbirinden farklı kavramlardır. 5464 sayılı yasada muacceliyet için ihtarla belli bir süre verilmesine ilişkin herhangi bir şart öngörülmemiştir (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 06/07/2017 tarih 2017/230 E. 2017/635 K. Sayılı kararı). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağının kabulü gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/05/2019 tarih 2017/19-1650E. 2019/507K. sayılı kararı). Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 581 ila 603 üncü maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nun 581 inci maddesinde “kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme” şeklinde tanımlanmıştır. Kanunda yer alan bu tanıma göre kefalet sözleşmesi, alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir. Diğer sözleşmeler gibi kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile meydana gelir. Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir. Türk Borçlar Kanunu'nda kefalet sözleşmesinin geçerliliği 818 sayılı Borçlar Kanunu'ndan daha ağır şartlara bağlamıştır. Kefalet sözleşmesinin geçerli olması, genel hükümlerin yanında, Türk Borçlar Kanunu'nun 583 ve 584 üncü maddelerde kefalet sözleşmesi için öngörülen koşulların varlığına bağlıdır. Bu koşullar mevcut ve geçerli borcun bulunması, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve kefil evli ise eşin rızasının alınmasıdır. 818 sayılı Borçlar Kanununda yer almayan eşin rızasına ilişkin düzenleme, Türk Medeni Kanunun 193 üncü maddesinde öngörülen, eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi serbestçe yapabileceklerine ilişkin kurala Türk Borçlar Kanununun getirdiği bir istisna niteliğindedir. Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinde "eşin rızası" başlıklı 584 üncü maddesi: “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yasama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez” şeklinde idi. Düzenlemenin ticaret hayatındaki sürat, güvenlik ve pratiklik ihtiyacına uygun olmadığı yönündeki yoğun yakınmalar üzerine 28/03/2013 tarihinde 6455 sayılı Kanunun 77 nci maddesi ile 584 üncü maddeye üçüncü fıkra olarak: “Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz” hükmü eklenmiştir. Kanun metninden de görüldüğü üzere düzenlemede kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulması için hangi hallerde eşin rızasının gerektiği ayrıntılı bir şekilde hükme bağlanmıştır. Emredici olan bu düzenlemeden, eşlerin feragat etmesi mümkün değildir. Eşin yazılı rızasının verilmesi adi yazılı şekle tâbidir. Yani rıza beyanının eş tarafından imzalanması gerekli ve yeterlidir. Ancak rıza somut ve belirli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir (TBK m.584). Dolayısıyla gelecekte yapılacak kefalet sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genel bir rıza verilemeyeceği gibi sözleşmenin yapılmasından sonra (geçersiz sözleşmeye geçerlik kazandırmak için de) rıza verilemez. Türk Borçlar Kanunu'nun 584/1 inci maddesine göre rıza sonradan verilecek icazet ile tamamlanmadığından, eşin izni tamamlayıcı unsur değil geçerlilik unsurudur. Yani kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eşin rızası mutlaka gereklidir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Zira rıza, eşin kefil olma ehliyetini sınırlar ve rızanın yokluğunun yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır (Gümüş, M.A.: Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2014, s.348). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “uygulama alanı” kenar başlıklı 603 üncü maddesinde “Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır” düzenlemesine yer verilmiştir. Mehaz İsviçre Borçlar Kanunu ve 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda karşılığı olmayan bu madde ile kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanması öngörülmüştür. Böylece kanunkoyucu kefalet sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulama alanını genişletmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/05/2017 tarih 2017/12-1135E. 2017/1012K. sayılı kararı). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 586. maddesinde; ''Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir.'' hükümleri düzenlenmiştir. Buna göre asıl borçlu hakkında konkordato mehli verilmesi halinde asıl borçlu hakkında takip başlatılmadan kefiller hakkında icra takibi başlatılabilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2015 tarih 2015/9633E. 2015/10120K. sayılı kararı). İtirazın iptali davasında icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için; geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, icra inkar tazminatı talep edilmiş olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacak belgeye ise alacak likit (muayyen, belirlenebilir) nitelikte bulunduğundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67/2. maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 24/11/2016 tarih 2016/4405E. 2016/15076K. sayılı kararı). 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinden kanuni dayanağını alan itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Bu tür davalarda maksat, itiraz üzerinde duran icra takibinin devamını sağlamak olduğundan, borçlunun itirazının haksız olduğuna kanaat edinilmesi halinde, müddeabihin “tahsiline” değil, “itirazın iptaline” karar verilir. Dava tarihinden sonra gerçekleşen ödemelerin, bu aşamada hesaplamadan mahsup edilmemesi gerekir. Bu durumda, Mahkemece, dava tarihinden sonra gerçekleşen ödemelerin, infaz aşamasında nazara alınmasına dair ibarenin hüküm sonucuna yazılması gerekir (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2018 tarih 2018/6860E. 2018/27613K. sayılı kararı). Alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira, itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.04.2007 gün ve 2007/19-159 E., 2007/220 K.; 04.07.2007 gün ve 2007/13-453 E., 2007/453 K; 19.10.2011 gün ve 2011/19-532 E., 2011/640 K.; 09.02.2011 gün ve 2011/13-29 E., 56 K. sayılı kararları) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03/05/2017 tarih 2017/11-80E. 2017/889K. sayılı kararı). Davamıza gelince; davacı davalının müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile yer aldığı genel kredi sözleşmelerine dayanan kredi alacağının ödenmemesi nedeni ile ilamsız takiplere mahsus icra takibi yapmış, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede bankaya hesabı kat etme ve bunun sonucu olarak sözleşmeyi fesih yetkisi tanınmış, alacaklı banka tarafından bu yetkiye dayanılarak kat edilerek borçlulara ihtarname gönderilmiştir. Dava dışı borçlu ... . Şti. hakkında Antalya ... . Asliye Ticaret Mahkemesinde konkordato talebi ile dava açılmıştır. Asıl borçlu hakkında konkordato mehli verilmesi halinde asıl borçlu hakkında takip başlatılmadan kefiller hakkında icra takibi başlatılabilmesi mümkün olduğundan davalı kefil yönünden dava esastan incelenmiştir. Tarafların tutunmuş oldukları deliller getirtilerek dosya hesap bilirkişine tevdi edilmiştir. Bilirkişi ... ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının dava tarihi itibari ile talep edebileceği alacak miktarının; taksitli krediler yönünden ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi; BCH kredisi yönünden ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi olduğu, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren taksitli kredi için %28,80, BCH kredisi için %32,5 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisine tabi olduğu belirtilmiştir. Davalının asıl borçlu şirketin ortağı ve temsilcisi olması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583 ve 584 üncü maddelerde kefalet sözleşmesi için öngörülen koşullarda kefalet sözleşmelerinin yapılmış olması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağının kabulü gerekmesi bilirkişi tarafından da bu yönüyle hesaplama yapılması, denetime ve hüküm kurmaya uygun bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, takipten sonra davadan önce yapılan ödemeler yönünden davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeni ile buna ilişkin kısımların hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir. Geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunmuş, borçlunun ise süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, icra inkar tazminatı talep edilmiş olması ve alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının kısmen KABUL, kısmen 6100 sayılı HMK 114/1-h ve 115/2. maddesi gereğince hukuki yarar yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2. Davalının Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın; a. Taksitli Ticari Kredi yönünden; ... TL asıl alacak, ... TL temerrüt faiz, ... TL BSMV olmak üzere toplam ... TL alacak üzerinden İPTALİNE, takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren %28,08 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisi uygulanmasına, b. BCH Kredisi yönünden; ... TL asıl alacak, ... TL temerrüt faiz, ... TL BSMV olmak üzere toplam ... TL alacak üzerinden İPTALİNE, takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren %32,5 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisi uygulanmasına, 3. 2004 Sayılı İİK nun 67. maddesi uyarınca hükmolunan asıl alacak toplamlarının %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5. Arabulucuya Bakanlık Bütçesinden karşılanarak ödenen ... TL'nin kabul ve ret oranları nazara alınarak takdiren ... TL'sinin davalıdan alınarak bakiye kısmının ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6. Davacı tarafından yatırılan ... TL başvurma harcı ve ... TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine. Davacı tarafından yapılan ... TL posta, tebligat ve bilirkişi ücretinin kabul ve ret oranları nazara alınarak takdiren ... TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7. Davalı yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8. Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesap ve taktir olunan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9. Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 7/2. maddesi gereğince hesap ve taktir olunan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10. Kararın kesinleşmesine müteakip Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /... E. sayılı takip dosyasının müdürlüğüne iadesine, 11. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/01/2021
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır