İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/343 E. 2020/625 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/343
- Karar No
- 2020/625
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/343 KARAR NO : 2020/625
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 25/07/2019 KARAR TARİHİ : 02/12/2020
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili , dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eşi ...'nun tek taraflı trafik kazası sonucunda hayatını kaybettiğini, Yargıtay yerleşik içtihatlarında, tek taraflı cismani zararlı trafik kazalarında, ölüm gerçekleşmiş ise, ölenin mirasçılarının poliçe kapsamına giren haklardan yararlanacağının hükme bağlandığını, bu konuda sigorta şirketine yaptıkları başvurunun sonuçsuz kaldığını, zararın giderilmesi için iş bu davayı açtığını beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ... TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalı araç sürücüsünün kusuruna dayanılarak tazminat talep edilemeyeceğini, alacaklı ve borçlu sıfatının aynı konuda birleşeceği nedeniyle borcun sona ereceğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının evlenmesi nedeni ile evlendiği tarih ile sınırlı olarak hesaplama yapılması gerektiğini, aktüer hesabı için aktüer siciline kayıtlı kişilerden birinin seçilmesi gerektiğini, davacının SGK dan kaza nedeni ile bir ödeme alıp almadığının sorulması gerektiğini, tazminatta indirim gerektiren hususlarda araştırma yapılması gerektiğini, müteveffanın resmi geliri çerçevesinde hesaplama yapılması gerektiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, haksız fiile/trafik kazasına dayalı maddi tazminat talebinden ibarettir. 6.Her ne kadar istenen tazminat türü açıkça belirtilmemişse de, HMK.nun 33. maddesi uyarınca hukuki tavsif hakime aittir. Hakim, bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve neticei taleplerle bağlı olup, dayandıkları kanun hükümleri ve onların tavsifleri ile bağlı değildir. Kanunları re'sen tatbik ederek iddia ve müdafaadaki neticei talepleri karara bağlamakla mükelleftir ( 4.6.1958 ve 15/6 sayılı İBK). Bu nedenle, dava dilekçesi içeriğine bakıldığında, talep edilen tazminatın destekten yoksun kalma tazminatı olduğu anlaşılmaktadır. 7.Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.(T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi., 2015/12667 esas, 2016/217 karar, tar. 21/01/2016) 8.Davaya dayanak trafik kazasının tarihi, ...'tür. 9.Müteveffanın mirasçılık belgesi dosya arasındadır. 10.TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 11.Uyaptan dosya arasına gelen kazaya ilişkin Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... soruşturma, .../... karar numaralı dosyasına bakıldığında, özetle; tek taraflı trafik kazası olması, vefat edenin tam kusurlu olması, başkasına yüklenebilecek bir kusurun olmaması nedeniyle "kovuşturmaya yer olmadığına" karar verildiği anlaşılmıştır. 12.Davaya konu kazanın tek taraflı kaza olduğu anlaşılmaktadır. 13.Dosyada mevcut, kaza yapan ... plakalı aracın sigorta poliçesinin geçerlilik tarihinin ise ...-... tarihleri arasındadır. 14.Mahkememizce kusur raporu aldırılmış ve ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; müteveffanın tam kusurlu olduğu belirtilmiş, kusur raporu taraflara tebliğ edilmiştir. 15.Mahkememizce aktüer bilirkişiden hesap raporu aldırılmıştır. 16. ... havale tarihli hesap raporunda özetle; davacının destekten yoksun kalma zararının ... TL olduğu belirtilmiştir. 17.Hesap raporu taraflara tebliğ edilmiştir. 18.Davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdikleri zarar; sürücünün ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte sürücü üzerinde doğan bir zarardan ayrı ve salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Böyle bir zararın sürücünün kendisinin sahip olacağı hakla bir ilişkisi olmadığı gibi, doğrudan sürücünün zararıyla bağlı ve onunla sınırlı bir zarar da değildir. Sürücünün ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Burada davacının uğradığı zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. 19.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD'nin 2019/1008 E., 2020/76 K sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıklarına, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağına; dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde, desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceğine; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığından ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacı zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağına (17 HD 07/06/2017 gün ve 2016/11359 Esas, 2017/6497 Karar, HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas-411 karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar sayılı, HGK'nun 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 esas,2013/74 karar sayılı, HGK'nun 18.11.2015 gün ve 2014/17-691 Esas- 2015/2626 Karar sayılı ilamları uyarınca) karar vermek gerekir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yeni zorunlu mali mesuliyet sigortası genel şartlarının yürürlüğe girdiği tarih olan 01/06/2015 tarihinden önce gerçekleşen ve poliçe tarihi de bu tarihten önce olan kazalar yönünden halen aynı görüşü muhafaza ettiği bilinmektedir. Bunun yanında zaten, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD'nin 2018/1246 E.,2020/1253K sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Anayasa Mahkemesi'nin 09.10.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 17.07.2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı ilamı ile 2918 sayılı Yasanın 90.maddesinin 1.cümlesindeki "...ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlara..." ve ikinci cümlesindeki "...ve genel şartlara..." ile 92.maddesinin (i) fıkrasının Anayasaya aykırı olduğunu ve iptaline oy çokluğuyla karar vermiştir. Anayasa'nın 152.maddesinin 3.fıkrasının 2.cümlesi uyarınca, dava kesinleşmediğinden iptal hükmünün eldeki uyuşmazlığa uygulanması gereklidir. 20.Bu gerekçelerle, müteveffanın kazada tam kusurlu olması nedeni ile davacının tazminata hak kazanamayacağı yönündeki davalı itirazları yerinde değildir. 21.Davalı ayrıca, hesap raporu düzenleyecek bilirkişinin aktüer siciline kayıtlı bilirkişilerden olması gerektiğini beyan etmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2017/479 Esas, 2017/533 Karar sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere; Yargıtay 17.HD'nin yerleşik içtihatları dikkate alındığında aktüerya bilirkişisinin 6100 sayılı HMK'nın 268. maddesi gereğince bilirkişi listesine kayıtlı olması ve aktüerya uzmanı olması yeterli olup bilirkişinin ayrıca hazine siciline kayıtlı olmasının gerekmez. Bu nedenle, bu itiraz da yerinde değildir. 22.Davacı, talebini hesap raporu doğrultusunda ıslah etmiştir ve HMK m. 177/2 gereği ıslah dilekçesinden bir suret davalıya tebliğ edilmiştir. 23.Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). 24.Bu hususlar doğrultusunda, kusur ve hesap bilirkişi raporlarının, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Raporlara karşı itirazlar/beyanlar hukuken yerinde görülmemiştir. 25.Tüm dosya kapsamı, kusur ve hesap raporları, yerleşik yargı içtihatları gereği, davacının davasını ispat ettiği, tazminata hak kazandığı anlaşılmakla, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. 26.Faiz talebine bakıldığında, davacı vekili, dava dilekçesinde dava tarihinden itibaren faiz istemiş olmakla beraber, ıslah dilekçesinde ise tüm tazminata kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep etmiştir. Kural olarak, HMK'nun 26.maddesi gereğince Hakim, iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup, tazminat borcu haksız fiil tarihinde muaccel olur. Başka bir ifade ile haksız fiillerde borcun muaccel hale gelmesi ihtarı gerektirmez. Bu durumda, davacı tarafın ıslah yolu ile talep ettiği tazminata da, talep var ise talep ettiği gibi kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir(Yargıtay 17. HD., 2008/2484 E., 2008/4216 K., Yargıtay 11. HD., 25.1.2007 tarih, 2005/14182E.,2007/809 K.)Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davalarında, olay tarihinden faiz yürütülmelidir(fur semper in moro). Yukarıda da değinildiği üzere, ıslah dilekçesi içeriğinde talep artırılmış ve/ayrıca faiz başlangıç tarihinin kaza tarihi olması talep edilmiştir. Benzer bir duruma ilişkin olarak emsal olarak; "Davacılar vekilince her ne kadar dava dilekçesi ile dava tarihinden itibaren faiz talep edilmiş ise de, ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde sehven faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak talep edildiği açıklanarak kaza tarihinden itibaren faiz istenmiştir. Trafik kazaları haksız fiil olup, davalı sürücü ve işleten yönünden kaza tarihinde temerrüdün gerçekleştiği açıktır. Bu halde; davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren faize hükmetmek gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi de doğru görülmemiştir." (Yargıtay 17. HD., 2014/19341 E, 2017/2511 K.) 27.Temel kuralı belirtir bu genel açıklamaların yanında, somut olayda dava, sigorta şirketine karşı açılmıştır. 2918 sayılı KTK’nın 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.2.b. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigorta şirketine başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Dosya arasında bulunan davalı tarafından dosyaya gönderilen ... tarihli yazı içeriğinde, başvurunun ... tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu tarihten itibaren 8 iş günü sonu ... dir. Temerrüt bu tarihte gerçekleşmekle, faiz başlangıcı olarak bu tarih kabul edilmiştir. 28.Son olarak belirtmek gerekir ki; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Bakanlık bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır. Bu nedenle zorunlu arabuluculuk ücretinin devlet tarafından ödenen kısmının davada haksız çıkan taraftan re'sen alınmasına karar verilmesi gerekir. Dosyamızda arabuluculuğa, ... TL ücret ödendiği anlaşılmaktadır. Bu miktarın davalıdan alınmasına karar verilmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, ... TL maddi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan ... TL peşin harç ve aşamalarda yatırılan ... TL ıslah harcı toplamı ... TL'nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 5-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 10-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ...'ın yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/12/2020
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır