İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/300 E. 2019/692 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/300
Karar No
2019/692
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/300 KARAR NO : 2019/692

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/07/2019 KARAR TARİHİ : 05/11/2019

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili ... tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait işyerine yapmış olduğu doğalgaz tesisatı ve takmış olduğu malzemelere ilişkin düzenlenmiş ... tarih ... seri nolu ... TL ve ... tarih ... seri nolu ... TL bedelli faturaların ödenmemesi sebebiyle davalı/borçlu hakkında Antalya ...İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak itirazı üzerine icra takibinin durduğunu ileri sürerek, haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri, vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Müvekkili ile davacı şirket arasında ... tarihli sözleşme ile müvekkili tarafından yaptırılan yaşlı yurduna ait kalorifer tesisatının alt yapısının yapılması, kazan ve radyatör montajının yapılarak işin teslim edilmesi konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin işbu sözleşmeye istinaden davacı şirkete ... tarihinde ... TL ödeme yaptığını, bu ödemeyi yaptıktan sonra, alt yapı ile ilgili kendisine bir teslimat yapılmadığı gibi, ödediği ... TL nin içeriği ile ilgili de hesap dökümü verilmediğini, müvekkili davacı şirketle tekrar bir araya gelerek, yukarıda bahsi geçen ... tarihli alt yapı sözleşmesinden kalan işlerin yapılması, boyler, kömür kazanı ve radyatörlerin takılması, doğalgaz uyumlu bacanın yapılması ve sistemin montajı ile ilgili tekrar görüşüldüğünü ve ... tarihinde ... TL KDV dahil olmak üzere yeni bir sözleşme imzalandığını, müvekkili yeni yapılan sözleşmeye istinaden ... TL ödediğini ve iş bitiminden sonra ... TL ödeme yapılmasını, kalan ... TL ödemenin de 6-12 taksit olarak kredi kartı ile yapılmasının planlandığını, davacı şirketin hatalı yapmış olduğu işlemler sebebiyle yaşlı yurdunda su baskınları olduğunu, müvekkilinin, henüz faaliyete dahi geçmemiş olan yaşlı yurdu için yüksek miktarlarda su faturaları ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin eksik ve ayıplı yapılmış işlemlerle ilgili birçok kere davacı şirketle iletişime geçtiğini, ancak hiçbir düzeltme yapılmadığını, davacı şirket müvekkilinin iade ettiği faturalara istinaden, Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı dosyası ile yasal takip işlemi başlattığını, davacı şirketin eksik ve ayıplı şekilde yaptığı işlemlerle ilgili olarak, delil tespiti talebinde bulunulmuş olup; Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesi .../... D.iş sayılı dosyasında ... tarihinde yaşlı yurdunda keşif yapıldığını belirterek açılan davanın temelinde kötü niyetli olması, hukuki dayanak ve gerekçelerden yoksun olması sebebiyle başlatılan haksız ve kötü niyetli icra takibinin iptali ile işbu davanın reddini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların tacir olup olmadıkları hususunda Vergi Dairesi Müdürlüğüne,Esnaf ve Sanatkarlar Odasına ve Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, gelen yazı cevaplarından davalının serbest meslek defteri tuttuğu, davacının tacir olduğu, davalının ise tacir olmadığı anlaşılmıştır. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden doğan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. 6100 sayılı H.M.K. 2. Maddesinde; "...Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir..." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı, ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Buna göre işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Davamıza emsal Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/3635 E. 2017/2584 K. Sayılı ilamında " Dava, eser sözleşmesinden doğan edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle iş bedelinin iadesi istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Somut olayda; uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesi'nin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur. Davacı, taşınmazların sahibi olup sözleşmeyi taşınmazların imar planının yapılması için imzalamıştır. Davalı ise ... olup serbest meslek erbabıdır. Her ne kadar mahkemece ticaret siciline yazı yazılarak tarafların ticari işletmeleri olup olmadığı sorulsa ve tarafların şirketleri olduğuna dair yazı gelse de sözleşmenin tarafları gerçek kişi olup bu işi ticari işletmeleri ile ilgili yaptıklarına dair dosyada herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Yapılan açıklamalara göre, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir. Bu durumda, mahkemece davanın görev yönünden reddi ile kararın kesinleşmesine müteakiben dosyanın talep halinde ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, öncelikle görev hususu incelenmeden, yanılgılı değerlendirme ile davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru değildir, açıklanan nedenle kararın bozulması gerekmiştir." denilerek taraflardan birinin serbest meslek erbabı olduğu davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olacağı belirtilmişştir. Yargıtay HGK'nın 18.11.2015 gün ve 2014/15-301 E. 2015/2659 K. sayılı emsal içtihadına göre, "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar... Ticari davalar ise; aynı Kanunun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez." denilmiştir. Somut olayda ; Her ne kadar dava Mahkememizde açılmış ise de; tarafların tacir olup olmadığı hususunda ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan yazımıza verilen ... tarihli cevapta; söz konusu davalının serbest meslek defteri tuttuğunun bildirildiği görülmüştür. Yukarıda yazılı emsal içtihatta da belirtildiği üzere her iki tarafın tacir olmadığı, yalnızca davacının tacir olduğu davalının tacir olmadığı, sadece davacının tacir olması, taraflar arasındaki ihtilafın da ticaret mahkemesinde görülmesi gereken mutlak ticari davalardan olmaması nedeniyle, mahkememizin görevsiz olduğu sonucuna varılmıştır, uyuşmazlık yönünden Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu belirlenmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; 1-Davacının davasının görev dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli Nöbetçi Antalya Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Taraflarca bu süre içinde istemde bulunulmaması halinde HMK 20/1-son ve 331/2 maddesi gereğince yapılacak işlemin mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE, 4-Harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair, davacı vekili ve davalı asilin ve vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/11/2019

Katip ... ¸E- İmzalı

Hakim ... ¸E- İmzalı

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/300, K. 2019/692, T. 05.11.2019, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-300-e-2019-692-k-9e3c5e405f7c