İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/26 E. 2020/399 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/26
Karar No
2020/399
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/26 KARAR NO : 2020/399 DAVA :Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/01/2019 KARAR TARİHİ : 09/09/2020

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacılar müştereken imzalayıp mahkemeye verdikleri dava dilekçesinde özetle; kendilerinin ... yılında fırın işleten ... isimli kişiye orta olarak işe başladıklarını, fırına ... ve... un un fabrikasından un aldıklarını, un almak için kendilerinden teminat istediklerini, kendilerinin de ... ve kendi isimleri olan senedi olarak açık teminat senedi olarak verdiklerini,... yılında fırını kapattıklarını, teminat senedini geri istediklerini ancak verilmediğini, senedin imzalı olduğunu ancak bedel ve tarihin yazılı olmadığını, ... yılından bu yana kimseye borçlanmadıklarını kimseye senet vermediklerini, ancak... ve ...'nun verdikleri teminat senetlerini ciro ederek davalıya verdiklerini onun da boş yerleri kafasına göre doldurup icraya koyduğunu, ...'nun öldüğünü, mirasçılarının reddi miras yaptıklarını öğrendiklerini beyan ederek, menfi tespit talebinde bulunmuşlardır. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. 6.Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. 7.Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında tetkik merciinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini, menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.03.2010 gün ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 gün ve 2011/13-576 E. 2011/747 K sayılı kararında da vurgulanmıştır. (T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2011/19-622 esas, 2012/9karar, Tar. 18/01/2012) 8.Dosyaya bakıldığında; dava konusu, Antalya ... . İcra dairesinin ... esas sayılı takip dosyasının iş bu dosya arasına alınmıştır. Takip alacaklısı iş bu davanın davalısı oan ..., takip borçluları ise iş bu davanın davacıları olan ..., ... ve bu kişilerin yanında ...,... ,, ...'dir. Takibe dayanak bono incelendiğinde, düzenleyenlerin ..., ... ve ...'in olduğu, ... ve...'nun ciranta oldukları anlaşılmaktadır. 9.Her ne kadar dava dilekçesinde davalı gösterilen kişinin vekili olarak da bir avukat gösterilmiş ise de mahkememizce asile tebligat yapılmıştır. Çünkü, genellikle, itirazın iptali davalarında yüksek yargının vermiş olduğu kararlarda belirtildiği üzere, vekilin umumî vekâletname ile yetkilendirilmiş olması, müvekkilin talimatı olmadan tüm davaları takip etme yetki ve zorunluluğunu ona yüklemez. Örneğin, hakkında icra takibi yapılan borçlu, vekili aracılığıyla takibe itiraz etmiş olsa dahi, alacaklının açtığı “itirazın iptali davası” bakımından, borçlunun takibe itiraz aşamasında tayin ettiği vekilin, bu davada da yetkili bulunup bulunmadığı davanın açılması sırasında belirli olmadığından, dava dilekçesinin vekil yerine asile tebliği gerekir. Aksi takdirde usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmış olmaz. Bu itibarla bir davada vekilin temsil yetkisinin olup olmadığı mahkemece kendiliğinden araştırılmalıdır (Yargıtay 15. HD., 02.11.2004 T., 2004/2041-5550 sayılı kararı; Yargıtay 9. HD., 18.09.2013 T., 2011/25392 E., 2013/23002 K.; Yargıtay 22. HD, 23.06.2020 T, 2017/29927 E., 2020/7453 K.; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. HD., 2019/794 E., 2019/888 K; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 29/12/2017 T, 2017/1262 E., 2017/1552 K.) Bu belirlemeler kıyasen iş bu dosyamız için de geçerli görülerek, davalı asile tebligatlar yapılmıştır. Davacının, davalının avukatını belirleme yetkisi, fiili durum oluşturma yetkisi mevcut değildir. Davalının arabuluculuk görüşmesine vekili aracılığı ile katılması da farklı bir sonuç yaratmaz. Davada temsil edilmek istenen asil, bu iradesini mahkemeye yönelik göstermelidir. 10.Aşamalarda, davacı taraf arabuluculuk tutanağını sunmuştur. Dava açıldığında arabuluculuğa başvurulmadığı sonradan mahkemece çıkartılan muhtıra nedeni ile başvurulduğu anlaşılmaktadır. Davacılar menfi tespit davalarında arabulucuğun zorunlu olmadığına ilişkin dilekçe de vermişlerdir. Dosya yetkili ve görevli olarak ele alındığında, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD'nin yerleşik kararları ve Yargıtay 19. HD'nin 2020/85 esas, 2020/454 karar sayılı ilamı ile menfi tespit davalarında arabuluculuğun zorunlu olmadığı belirtildiğinden bu konuda bir eksiklik olmadığı kanaatine varılmıştır. Zira, zorunlu olduğu kabul edilir ise bu husususun tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı da kanundan anlaşılmaktadır. 11.Mahkememizce aşamalarda ek olarak başvurma ve karar harcı alınması hususunun hukuki dayanağı ve gerekçeleri hakkında açıklama yapmak gerekmektedir. 12.Dava arkadaşlığı; davacı taraf ya da davalı tarafta birden fazla kişi bulunması hali olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 57. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İhtiyari dava arkadaşlığında; birden çok kişi, birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu haller, davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, el birliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması, ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri, davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması durumlarıdır (HMK 57). Sayılan bu üç durum dışında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu değildir. 13.Davayı açan kişiler bono ile sorumluluk altına giren kişilerden ikisi olan ..., ...'dur. Kambiyo senetlerinde müteselsil borçluluk ilkesi geçerlidir. Diğer borçlular mahkememizde her hangi bir dava açmamışlardır. Davacılar ayrı ayrı dava açmak yerine, birlikte dava açma yolunu tercih etmişlerdir ve usul ekonomisi ilkesi de buna cevaz vermektedir. Bono ile borç altına giren kişilerden ismi geçen iki kişi (davacılar) mahkememizde menfi tespit davası açmışlardır. Kabule göre, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı mevcuttur. Senetle borç altına girenlerin birlikte dava açmalarının zorunlu olduğuna yönelik bir hüküm mevcut değildir. İhtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin senetten dolayı borçlu olmadıkları talebinde bulunmuş olması ve her birinin davasının diğerinden bağımsız olması usul hükmü gereğidir. İhtiyari dava arkadaşlığında birden çok birbirinden bağımsız dava olduğundan, dava harç ve giderleri ayrı ayrı yatırılmak, ayrı ayrı hüküm kurmak gerekmektedir. (ALDEMİR, Hüsnü., Hukuk Davalarında Yargılama Giderleri, Ankara 2009, s. 357) 14.Anlatılan nedenlerle, mahkememizce, ikinci celse bu şekilde ara karar kurulmuştur ve harç alınmıştır. 15.Söz konusu ön/usuli sorunlar (davalı vekili olarak isim belirtilmesi/menfi tespit, arabuluculuk/ ihtiyari dava arkadaşlığı) açıklandıktan sonda dosyaya tekrar bakıldığında; Kural olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı alacaklı da olmasına rağmen somut olaydaki gibi imzaya itirazın söz konusu olmadığı hallerde böyle bir senede dayanarak yapılan takibe karşı açılan menfi tespit davasında ispat yükü davacı taraftadır. 16.Hukukumuzda, senet delilinin uygulanma alanı oldukça geniştir çünkü hukukumuzda, hukuki işlemler için "senetle ispat" kuralı mevcuttur. Esasen, "senetle ispat kuralı" kavramı yerine "kesin delille ispat" kuralı denilmesi daha doğrudur. Çünkü, senetle ispatı zorunlu olan bir hukuki işlem, diğer kesin delillerle de (ikrar, yemin, kesin hüküm) ispat edilebilir. Senetle ispat zorunluluğu, "tanıkla ispat yasağı" olarak da ifade edilmesine rağmen, bunun da esasen "takdiri delille ispat yasağı" olarak belirtilmesi daha uygundur. Senetle ispat kuralı, kendisini iki temel durumda gösterir. Bunlardan birincisi olarak; Belli bir meblağı aşan hukuki kural olarak yalnız senetle ispat olunur. Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kanunla belirlenen miktarı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir Senetle ispat kuralının kendisini gösterdiği ikinci durum ise, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler kanunda belirtilen miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz olmasıdır. 17.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 778. maddesi yollamasıyla 680. maddesinde; "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğer ki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun." hükmü mevcuttur. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 778. maddesi yollamasıyla 686. Maddesinde; " Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır." hükmü mevcuttur. 18.Bir kimseye itimat edilerek (güvenilerek) o kimse tarafından anlaştıkları gibi doldurulmak üzere verilmiş imzalı boş kağıt o kimse tarafından anlaşmaya aykırı şekilde doldurulmuşsa, beyaz (açık) imzayı veren kişi bu senedin aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu tanıkla ispat edemez. Bu halde hile söz konusu değildir. Çünkü, imzalı boş kağıt hile ile alınmış değildir (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: 2, 2001, s. 2410; Benzer yönde; 24/03/1989 gün ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı)Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, bu hüküm uyarınca açığa senet düzenlenmesinin mümkün olduğu, senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerekir. Somut olayda senedin hile ile alındığı da iddia edilmemiştir. Yazılı delil karşısında tanık dinletilmesine ilişkin istem karşı tarafın açık muvafakati olmaksızın kabul edilemez.(KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: 2, 2001, s. 2415 ve orada belirtilen Yargtay 13. HD nin 25/12/1986 tarih, 5422/6629 sayılı ilamı) Dosyada senetle ispat kuralı mevcut olduğundan ve davalının açık bir muvafakatı dosyaya yansımadığından, dosyada tanık dinlenmesi de söz konusu değildir. 19.Dosyada davacılar iddialarını ispat eder nitelikte yazılı delil sunmamışlardır. 20.Burada bir hususa daha değinmek gerekir ki; yukarıda da belirtildiği üzere; senetle ispatı zorunlu olan bir hukuki işlem, diğer kesin delillerle de (ikrar, yemin, kesin hüküm) ispat edilebilir. 21.İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme (hakim) önünde beyanda bulunmasıdır. Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2015/22-2376 esas, 2019/370 karar)Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK).Davacılar, dava dilekçesinde yemin deliline açıkça dayanmamış, "her türlü yasal delil" ibaresini kullanmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 03.03.2017 gün ve 2015/2 E. 2017/1 K. no’lu kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan davalarda tarafların dava ve cevap dilekçeleri ile delil listelerinde "sair deliller, her türlü delil, ve sair deliller" gibi ibarelerin bulunması halinde tarafların yemin deliline başvurmuş sayılamayacakları ve bu kapsamda hâkimin ispat yükü kendisine düşen tarafa 'yemin teklifinde bulunma hakkı'nı hatırlatmayacağına oyçokluğu ile karar verilmiştir. Dava dilekçesinde, davacı taraf yemin deliline dayanmadığından, mahkememizce bu husus hatırlatılmamıştır ve yemin deliline davacılar tarafından kullanılmasına, somut dosyada yasal imkan yoktur. 22.Tüm dosya kapsamına göre, davacılar iddialarını yazılı delil veya kesin delil ile ispat edemediklerinden, dosyaya bu nitelikte bir delil sunmadıklarından davalarının reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; I) (Davacı ...' nun davası bakımından) 1-Davanın REDDİNE, 2- Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Hükmün tarihi ve niteliği göz önüne alınarak alınması gerekli ... TL maktu ret harcının, davacı tarafça yatırılan ... TL harçtan mahsusu ile hazineye gelir kaydına, arta kalan harcın karar kesinleştiğinde istek halinde iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 6-Dava ile birlikte istenen tedbir talebi harca tabi olmadığı için dava açılırken alınan tedbir harcının davacı tarafa iadesine ... tarihli celsenin (...) numaralı ara kararı ile karar verildiğinden bu konuda tekrar karar verilmesine yer olmadığına, (ALDEMİR, Hüsnü., Hukuk Davalarında Yargılama Giderleri, Ankara 2009, s. 383) II) (Davacı ...' nun davası bakımından) 1-Davanın REDDİNE, 2- Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Hükmün tarihi ve niteliği göz önüne alınarak alınması gerekli ... TL maktu ret harcının, davacı tarafça yatırılan ... TL harçtan mahsusu ile hazineye gelir kaydına, arta kalan harcın karar kesinleştiğinde istek halinde iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 6-Dosyamız arasında mevcut Antalya ... . İcra dairesinin ... esas sayılı dosyasının karar kesinleştiğinde mahalline iadesine, Dair, davacı asiller Sn. ... ve Sn. ...' nun yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/09/2020

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

¸

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/26, K. 2020/399, T. 09.09.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-26-e-2020-399-k-c5e116fcbeff