İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/146 E. 2026/22 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/146
Karar No
2026/22
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2019/146 Esas KARAR NO:2026/22

DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:20/10/2016 KARAR TARİHİ:14/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sözleşmesel ilişkiye girdiği davalı... A.Ş.’nin (...) şirketin yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmemesi ve diğer davalı ... ... A.Ş.’nin ( “...” ) müvekkil şirketin hak ihlalinde bulunduğunu iddia etmesi sebebiyle müvekkili şirketin mağduriyet yaşamaması adına müvekkili şirketin tespit talep etmesi amacıyla dava açtıklarını, Müvekkili şirket ile davalılardan ... arasında 01/08/2013 ve 02/01/2014 tarihli ... Yazılım Kullanma Lisans Sözleşmeleri ve ekleri mahiyetindeki ... ... ekleri imzalandığını, böylesine büyük çaplı bir iş için ortada iki yakın tarihli farklı sözleşme olması, ilk sözleşme ile lisans verilen hususlara ek olarak bir takım hususlar için de lisans temin etme ihtiyacından kaynaklandığını, davacı şirketin ihtiyaçları doğrultusunda ikinci yani 02/01/2014 tarihli lisans sözleşmesinin de imzalanması gerektiğini, bu sözleşmelerle davalı ..., ...’nin yetkili satış partneri olarak müvekkili şirkete yazılım lisans hakkı temin ettiğini, sözleşmelerin kapsamından anlaşıldığı üzere, taraflar arasında konusu basit lisans olan sürekli edimli sözleşmeler kurulduğunu esas lisans sahibinin davalılardan ... olup, ... diğer davalı ... ... yetkili satış partneri tayin etmek suretiyle ... Şirketine lisansı kullanma yetkisi verdiğini ve ... ... verilen lisansı müvekkili şirketin kullanımına sunduğunu, burada sözü geçen lisansın münhasır lisans olmadığını, basit lisans olduğunu, ayrıca taraflar arasında yapılan sözleşmenin 3.3. madde hükmündeki “Müşterinin Sözleşme konusu Yazılım’ı Kullanma Lisansı, “basit lisans”dır. ....” ifadelerinden sözleşmeye konu, davacı şirkete kullanma yetkisi verilen lisansın basit lisans olduğunun anlaşıldığını, davalıların sözleşme ile ... ve ... lisans üzerindeki kullanma yetkisini, davacı şirkete devrettiğini, bu bağlamda davalılar sözleşme süresince, devamlı olarak davacı şirketin söz konusu lisans hakkından yararlanmasını, davacı şirketin bu hakkı kullanmasını sağlama borcu altına girdiğini, davalı şirket de sözleşmelere uygun şekilde söz konusu lisansı bedelini ödemek suretiyle lisansı kullanma hakkına sahip olduğunu, davalıların, hem kanundan hem de sözleşmeden kaynaklı olarak davacı şirkete mevcut lisansı kullandırmayı gereği gibi sağlamakla yükümlü olduklarını, davalıların, davacı şirket ile akdettiği lisans sözleşmeleri uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, bunun üzerine davacı şirket tarafından sözleşmeleri haklı sebeple feshedildiğini, .... Noterliği’nin 13.01.2016 Tarih, ... Yevmiye No.lu ihtrnamesi ile sözleşmelerin tarafı olan davalı ... Bilişime durum bildirerek mevcut ihtarnamenin davalıya tebliğinden itibaren sözleşmelerin hükümsüz sayılacağını ihbar ettiklerini, müvekkili şirketin tamamen sözleşme ve eklerine uygun olarak kendisine tahsis edilen lisans kullanıcıları ile sayılara uygun olarak çalıştığını, mahkemenin “ Davalılardan ..., ...’nin yetkili satış partneri olduğunun, davalılardan ... ile müvekkil şirketin akdettiği sözleşmenin ...’ni de bağladığının, söz konusu lisansın müvekkili şirket tarafından ... ile akdedilen 03.08.2013 tarihli sözleşmede belirtilen lisans kullanıcı sayı ve çeşidine uygun şekilde kullanıldığının tespiti istemine ilişkin bulunduğu” yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava ettiği davacı vekilinin dilekçesi kapsamından anlaşılmıştır. Davalı... Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız olarak açıldığını, davacı tarafın 30.01.2015 tarihli başlayan tüm faturaları, kendi ticari defterlerine işlemiş ve bu faturaların bir kısmını ödemiş ayrıca ödediğine ilişkin .... İcra müdürlüğünün 2016/... E. Sayılı icra dosyasında da bu durumu ikrar ettiğini, daha da ötesi davacı taraf .... İcra Müdürlüğünün ... E. numaralı dosyada 30.01.2015 tarihli faturadan başlayan tüm faturaları kendi defterlerine cari hesap olarak geçmiş ve işlemiş ve gene borcun ödendiğinden bahisle itiraz ettiğini, davacı taraf faturaları aldığı tarihten itibaren 1,5 yıl yılı aşkın aradan sonra bu defa da .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... değişik iş dosyasıyla söz konusu yazılım projesinin birtakım eksikliklerinin olduğundan bahisle tespitte bulunmuştur. Ancak davacı taraf bu lisansı 4 yıla yakın bir süredir kullanmaktadır.Davacı taraf şimdi ise bu akdedilen sözleşmeye kendilerinin tamamen uygun davrandığını ancak müvekkil şirketin bu durumu diğer davalıya bilgi vermediğinden bahisle bu davayı açmıştır. Dolayısıyla davacı taraf söz konusu faturaları 30.01.2015 tarihli cari hesabı işlettikten 1,5 yıldan sonra bu davayı açması kötü niyetli olup davanın bu nedenle dahi reddi gerekmektedir. Müvekkilimiz ile davacı şirket arasında 01.08.2013 ve 02.01.2014 tarihli ... Yazılım Kullanma Lisans Sözleşmeleri ve ekleri mahiyetindeki ... ... Ekleri imzalanmıştır. Davacı taraf 08.03.2017 tarihinde müvekkilimize dava açmış ve müvekkilimizin gerekli yükümlülüklerini yerine getirmediğini öne sürmüştür. Davacı taraf ve müvekkil firmanın tacir olduğu izahtan verastedir. Davacı taraf ise 30.01.2015 tarihinden itibaren 26.05.2015 tarihine kadar olan bütün faturaları almış ve ancak bu faturalara TTK m. 21/2 hükmü gereğince herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Dolayısıyla davacının bu kanuna göre açmış olduğu davasının reddi gerekmektedir. Davacı taraf dava konusunda ...’ın müvekkil şirket ile yapmış olduğu sözleşme ile bağlı olması gerektiğini iddia konulu davasını Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde açmıştır. Ancak aynı konuyla ilgili daha önce Ticaret Mahkemelerinde açılmış olan davalar da mevcuttur ( .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. No lu, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/... E. No lu, .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/... E. No lu ). Dolayısıyla işbu davanın Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılması ve görülmesi usul ve yasaya aykırı bulunmaktadır. Huzurdaki uyuşmazlıkta ticaret mahkemesi görevli olması nedeniyle Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi Görevsizlik kararı verilerek dosyanın ticaret mahkemesine gönderilmesini talep ediyoruz, davacı taraf sözleşmeyi 03.09.2013 yılında imzalamış, 2014 yılında sözleşme canlıya geçmiş, aradan 3 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra davacı taraf .... Asliye Hukuk Mahkemesinden ... D.İş. dosyası ile taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince ... projesi kapsamında ... tarafından yerine getirilmeye yükümlülüklerinin tespiti için bir bilirkişi incelemesi yaptırmış, mahkeme huzurundaki davayı ise 08.03.2017 tarihinde açmıştır. Dolayısıyla davacı taraf basiretli bir tacir gibi davranmamış olup TTK m.23/1-c hükmünde öngörülen ihbar sürelerine de aykırı davranmıştır. Ayrıca davacının talepleri zamanaşımına uğramıştır.Davacı tarafın dava dilekçesinde ne davası açtığı anlaşılmamakla birlikte ne istenildiği de belli değildir. İcra dosyalarında yapılan takiplere ilişkin itirazlarında borçlarının tamamını ödediklerini öne sürmektedirler ancak davacı şirketin ödemeleri rastgele olmuş, faturaya herhangi bir itirazları olmamıştır. Bu nedenin şu an öne sürülmesi kötü niyet göstergesidir. Ayrıca davacı şirketin sözleşme süresince sözleşme dışı talepleri de olmuştur. Müvekkil şirket davacı şirketi “Şuan CRM de 39 kullanıcı açılmış durumda. Fakat sizin 20 kullanıcı için lisansınız var. ... yapacağı denetimlerde ek kullanıcı maliyeti çıkaracaktır. Konuyu değerlendirmenizi rica ederim. Bilgi vermek istedim” şeklinde uyarmasına rağmen davacı taraf bu uyarıları da dikkate almamışlardır. Bu konuda yapılan yazışmalar dava dilekçemizin ekindedir. Öte yandan davacı taraf bu tarihe kadar lisansı halen kullanmaya devam etmektedir.”.. şeklindeki beyan dilekçesi ile davanın reddini talep ettiği ve usule yönelik itirazlarda da bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı ... ... Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiş, her iki davalının farklı tüzel kişilekler olduğunu, kendi müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmadığını, aktif husumet itirazında bulunarak, usuli itarazlar kapsamında davanın reddi ile ile sözleşme hükümlerinin açık olduğunu keza davanın esas yönünde davanın reddi gerektiğini beyan etmişlerdir. .... Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin ... sayılı ve 10/10/2017 tarihli kararı ile dosyada görevsizlik kararı verilerek görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu şeklide karar verildiği, dosyanın .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sırasına kaydı yapıldığı, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/02/2018 tarihli kararı ile ... esas ... karar sayılı dosyasının mahkememizin 2016/... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği görüldü. Mahkememizin 2016/... esas sayılı dosyasının 18/04/2018 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca mahkememiz dosyası ile birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının tefrikine karar verildiği ve mahkememizin ... esas sarısına kaydı yapıldığı görüldü. görüldü. Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında 02/05/2018 tarihli kararında görevli mahkemesinin Fikri ve Sinai Haklar Mahkemesi olduğuna karar verildiği, kararın davalı ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili tarafından istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2018/2965 esas sayılı, 2019/664 karar sayılı ve 01/03/2019 tarihli kararı ile görevli mahkemenin İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu kararı verildiği görülmekle, dosyanın mahkememizin 2019/146 esas sırasına kaydı yapıldığı ve yargılamaya devam olunduğu görüldü. Mahkememiz dosyasının 02/06/2021 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca talimat yoluyla dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 24/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki tespitler yapılmıştır. ... Otomotiv San. Ve Tic.A.Ş ye... A.Ş. Tarafından sağlanan ... yazılımının sözleşmede belirtilen lisanslı kullanıcı sayılarında farklılık olduğu sözleşme gereği farklı yetkilerde 480 adet lisans satıldığı lisanların alt açılımları ile; ... ... 82 ... ... Üser 1 ... Ltd ... 82 ... ... User 100 Toplan 265 ... ... 215 olarak Toplam 480 lisans tespit edilmiştir.

ANCAK, 03.09.2013 tarihli Lisans sözleşmesinde de belirtildiği gibi ... ... kullanıcı sayıları ... ... (... user) 265 ... ... User 215 TOPLAM 480

Olduğu tespit edilmiş olup , ... lisans sözleşmesinde toplam 480 adet ... kullanıcısı için anlaşma yapılmış ve Bu 480 kullanıcı sayısının 265 tanesi ... Professional kullanıcı, 215 tanesi ise lojistik kullanıcı tipinde sözleşmede belirtildiği tespit edilmiştir." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava; davalılardan ..., diğer davalı ...’nin yetkili satış partneri olduğunun, davalılardan ... ile davacı şirket arasında akdedilen sözleşmenin diğer davalı ... .. A.Ş.’ni de bağladığının, söz konusu lisansın davacı şirket tarafından ... ile akdedilen 03.08.2013 tarihli sözleşmede belirtilen lisans kullanıcı sayı ve çeşidine uygun şekilde kullanıldığının tespitine ilişkin tespit davasıdır. Dosya safahatinin yapılan incelemesinde; davanın ilk olarak ....Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açıldığı, bu mahkemece verilen ... Karar sayılı karar ile ticaret mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verildiği, akabinde dosyanın .... Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edildiği, bu mahkemece verilen .... Sayılı kararı ile dosyanın, mahkememizin 2016/... E. Sayılı dosyası ile birleştirildiği görülmüştür. Mahkememiz 2016/... E. Sayılı dosyasında verilen 18/04/2018 celse tarihli ara karar ile birleşen dosyanın terfikine karar verilmiş ve tefrik edilen dosya mahkememizin ... Esas numarasına kaydedilmiş, bu dosyadan verilen ... E. ... K. Sayılı karar ile de ile karşı görevsizlik kararı verilmiştir. Mahkememiz görevsizlik kararı üzerine dosya görev uyuşmazlığının çözülmesi için istinaf mahkemesine gitmiş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2018/2965 E., 2019/664 K. Sayılı kararı ile mahkememizin görevli olduğuna karar verilmiş ve dosya şu anki esas numarasını almıştır. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup, dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 maddesi) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür. Bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir (HMK 114/1-h, 115 m.). ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi 2023/637 E., 2024/2003 K. Sayılı kararında "Mahkemeden, dava yoluyla açıklandığı şekilde tespit isteğinin olanaklı olup olmadığının irdelenmesi için öncelikle tespit davalarına egemen olan ilkelere değinmek gerekmektedir. Davalının bir şey yapmaya, vermeye veya belirli şeyleri yapmamaya mahkum edilmesi istemli eda davaları ile davacının mevcut bir hukuki durumunun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılmasını istediği inşai davalara ilişkin yasal düzenlemeler pozitif hukukumuzda yer almasına rağmen, genel olarak "Bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının tespitine dair olan davadır." Gerçekten, eda veya inşai dava açılması olanağının bulunmadığı yada bu tür davalarla hukuki korumanın sağlanamayacağı haller söz konusu olabilir. Diğer bir anlatımla, davacının bir hukuki ilişkinin tespitinde hukuki yararının bulunması halinde bu hukuki ilişkinin tespitini isteme olanağı bulunmalıdır. Aslında eda davasının içinde tespit istemi de yer almaktadır. Davalı aleyhine eda hükmü kurabilmek için öncelikle hukuki ilişkinin tespiti zorunludur. Eda davasında verilen hüküm iki aşamalı olup tespit ve edayı içermektedir. Ancak az yukarıda da değinildiği gibi hak sahibinin her zaman eda davası açması koşulları bulunmayabilir. Bu nedenlerle doktirinde kabul edildiği gibi (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul, 2000 s.324 vd. Baki Kuru, Tespit Davaları, Ankara 1963 s.12 vd.), uygulamada da tek başına açılan tespit davalarının dinlenebileceği kabul edilmiştir. Bu husus "Tespit davası da eda davasının öncüsü durumundadır. Henüz şartları tamam olmadığı için açılamayan eda davası için ilerideki hukuki ilişkinin belli edilmesi bakımından kesin delil olarak kullanılmak üzere tespit davası açılabilir...." şeklindeki 7.7.1965 tarih 1965/5-1965/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça belirtilmiştir. Görülüyor ki, artık uygulamada davacının bir hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun tespiti istemiyle dava açabileceği hususunda bir kuşku bulunmamaktadır. Ancak, tespit davasının dinlenebilmesi için iki koşulun bir arada gerçekleşmesi gerekir. Bunlar yanlar arasındaki hukuki ilişki ve bu hukuki ilişkinin varlığı yada yokluğunun tespiti hususunda davacının hukuki yararının bulunması zorunluluğudur. Somut olayda, kayıt maliki olmayan davacı yüklenicinin dava konusu bağımsız bölümün mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti suretiyle muarazanın giderilmesine ilişkin talebi, dava arsa sahibine karşı açılacak eda davası olan tapu iptal ve tescil davası içinde değerlendirilebilecek bir olgudur ve o zaman bu saptamanın yapılması zorunludur. O halde, mülkiyetin davacıya ait olduğunun tespiti ile bu yöndeki muarazanın giderilmesi talebi bakımından davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Yine emsal mahiyetteki ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2023/503 E., 2024/2250 K. Sayılı kararında " Somut olayda, davacının talebi sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti ile sözleşmenin aynen ifası talebine ilişkin olup dava dilekçesinde davacının eda davası niteliğinde bir istemi bulunmamaktadır. Tek taraflı beyan ile sözleşmenin feshi mümkün olması nedeniyle davacının sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini istemekte hukuki yararı bulunmadığından ve eda davası açılabilecek hallerde tespit davası açılamayacağından mahkemece davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmaktadır. " ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi 2019/122 E., 2021/359 K. Sayılı kararına konu olan ilk derece mahkemesi kararında mahkemece " ..Ölünceye kadar bakma sözleşmesi gereği bakım borçlusunun borcunu tamamladığı böylece sözleşme gereği ...'dan, ... ... mirasçılarına intikal edecek 12 pay hissenin davacılara ait olduğunun tespiti istemi yönünden değerlendirildiğinde; eldeki davanın tespit davası olduğu anlaşılmaktadır. .. Özellikle hukuki yarar koşulu tespit davasının açıldığı günde mevcut olmalı bu koşulun hüküm verildiğinde varlığını da sürdürmesi zorunludur. Açıklanan nedenle davacının, hukuki korunma ( himaye ) ihtiyacını, başka bir vasıta ile tamamen tatmin edebilmesinin mümkün olduğu hallerde, hukuki ilişkinin mücerret tespitinde, hukuki yararının bulunmadığı bu nedenle tespit davası açamayacağı kuşkusuzdur. Açıklanan bu nedenler ile açılan eldeki somut tespit davasının incelenmesinde söz konusu tapu kayıtlarının halen ... adına kayıtlı olduğu davalılar adına gerçekleşmiş bir intikalin mevcut bulunmadığı ancak intikal işleminden sonra korunmaya bahis güncel hukuki yararın mevcut olabileceği bu hali ile tespit davasını oluşturan şartları sağlamadığı anlaşıldığından eldeki davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçe ile verilen davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının, istinaf mahkemesince uygun bulunduğu görülmüştür. Somut olay yönünden yapılan değerlendirmede; davacının dava dilekçesinde huzurdaki davanın; davalı ... .. A.Ş. 'nin , davacının hak ihlalinde bulunduğunu iddia etmesi nedeniyle mağduriyet yaşamaması adına açılmış bir dava olduğunun açıkça ifade edildiği, davacının dava dilekçesinde davalı ... ile yapılan sözleşmenin diğer davalı ...' ı da bağladığının ve davacının sözleşmeye uygun kullanımda bulunduğunun tespitine karar verilmesi isteminde bulunduğu, mahkememizce taraflara aralarında görülen davalara ilişkin olarak beyanda bulunmak üzere süre ve imkan tanındığı, taraf beyanlarından taraflar arasında mahkememiz 2016/... E., sayılı dosyasının ve .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/... Sayılı dosyalarının bulunduğunun anlaşıldığı, mahkememizde görülen dosyanın itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Karar Sayılı dosyası ile birleşmesine karar verilen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyada ise davacının maddi manevi tazminat isteminde bulunduğu, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Karar sayılı dosyasında dosyamız davalısı... A.Ş. Nin ise itirazı iptali isteminde bulunduğunun görüldüğü, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin karar içeriğinden; ilgili mahkeme tarafından yapılan yargılama ile davacı ve davalı ... arasındaki sözleşme hükümleri gereğince dosyamız davalısının ( ... ... A.Ş.) edimlerini sözleşmeye uygun şeklide yerine getirip getirmediği hususların o dosyada tartışıldığı, bu bakımdan dosyamız dava dilekçesi içeriği de dikkate alındığında davalı ... in edimlerini yerine getirip getirmediği hususlarının huzurdaki davada yeniden tartışılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı, diğer davalı ... .. A.Ş. ile davacı arasında ise iş bu dosya dışında açılmış bir dava tespit edilemediği, davacının yalnızca, davalı tarafından kendisine gönderilen ihtarname gerekçe gösterilerek mağduriyet yaşamaması adına huzurdaki davayı açtığının anlaşıldığı, ancak davalı ... .. A.Ş. tarafından davacıya gönderilen ve huzurdaki davanın açılmasına gerekçe olarak gösterilen ihtarnamenin gönderildiği tarihten bu güne değin bu hususta açılmış bir dava bulunduğuna dair taraflarca bir beyan sunulmadığı gibi , davalı veya davalılar tarafından bu yönde bir dava açılması halinde, dosyamız davacısının taraflar arasındaki sözleşmeye uygun davranıp davranmadığı, davalı ... ile yapılan sözleşmenin diğer davalı ... ..A.Ş.'yi de bağlayıp bağlamadığının ve davacının sözleşmeye uygun kullanımda bulunup bulunmadığının o davada tartışılmasının ve davacının da bu yönde delillerini ileri sürmesinin mümkün olduğu, özellikle dava açıldığı tarihte de, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından feshedildiği , devam etmediği hususları da dikkate alındığında ve davacı ile davalı ... ..A.Ş. nin edimlerini yerine getirip getirmediği hususlarının .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Karar Sayılı dosyası ve bu dosya ile birleşmesine karar verilen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyalarında değerlendirildiği, diğer davalı ... ..A.Ş. açısından ise davacıya yöneltilmiş bir hukuk veya ceza davası bulunduğuna dair bir bilgi ve beyanda bulunulmadığı hususları dikkate alındığında, davalılar tarafından , davacıya sözleşmeye aykırı davrandığına dair yöneltilmiş bir dava bulunmaksızın ve bu hususların ileride eda davası açılması halinde tartışılması mümkün olduğundan ve eda davasının açılabileceği hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edildiğinden, davacının kendisinin sözleşmeye uygun davrandığının tespitine karar verilmesini istemesinde ve bu yönde açtığı huzurdaki davada hukuki yararının bulunmadığı kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın HMK 114/1-h maddesinde yazılı hukuki yarar dava şartı yokluğundan HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE, 2 - Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 700,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına. 3- Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, 4- Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi kendilerine iadesine, Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/01/2026

Katip ... (e-imzalıdır)

Hakim ... (e-imzalıdır)

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2019/146, K. 2026/22, T. 14.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-146-e-2026-22-k-34720cf5aa47