İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/144 E. 2019/812 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/144
- Karar No
- 2019/812
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/144 Esas KARAR NO : 2019/812
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 04/04/2019 KARAR TARİHİ : 13/12/2019
Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... şahıs işletmesi olarak faaliyet gösterdiğini, ... tarihinde müvekkilin kredili mevduat hesabından para çıkışı yapıldığını, yapılan işlemin yurt dışı kaynaklı hesaptan internet bankacılığı ile yapıldığını, bu işlemin müvekkiline bildirildiğini, müvekkilinin ise işlemin kendisiyle ilgili olmadığını ve işlemin derhal durdurulmasını istediğini, bankanın müvekkilinin hesabından internet üzerinden yapılan işlemi durdurduğunu, müvekkilinden yazılı başvuru yapılmasının istendiğini, ... tarihinde müvekkil yazılı başvuru ile ilgili bankaya bilgisi dışında hesabından internet şubesi ile ...-TL para çekilmiş olduğu hususunda itiraz ettiğini, ancak ilgili bankanın olaydan 1 yıl sonra ... tarihinde tebliğ ettiği ... tarihli cevap ile sorumluluklarının bulunmadığını bildirerek itirazın olumsuz sonuçlandırıldığını belirttiğini, internet bankacılığı işlemlerinde güvenlikten bankanın sorumlu olduğunu, davalının somut olayda hesap güvenliğini sağlaması gerektiğinden sorumlu olduğunu, kusurunun bulunmadığının ispat yükünün davalı bankada olduğunu, bu hususta Cumhuriyet Başsavcılığına dolandırıcılık işlemi ile ilgili suç duyurusunda da bulunulduğunu belirterek müvekkilin hesabından çekilen ...-TL paranın işlem tarihinden kredili mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak müvekkiline iadesine, işlem tarihi sonrası müvekkile yükletilen faiz miktarlarının hesaplanarak şimdilik ...-TL'nin yasal faizi ile birlikte müvekkile iadesine, yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, bu talebini duruşmada tekrarlamıştır. Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı vekili ibraz ettiği cevap dilekçesinde özetle; HMK md. 6'da düzenlenen yetki kuralı gereğince "genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, işbu davanın muhatabı ... olup, davanın ... Adliyesi'nde açılması ve görülmesi gerektiğini, bu nedenlerle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Genel Müdürlüğü'nün adresinin olduğu yargı çevresinde görevli ... mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, davacının şifreli girişleri yapmak suretiyle girdiği internet bankacılığı oturumunda transfer işlemi yaptığını, davacının müvekkil bankaya yöneltebileceği bir kusur ve husumet bulunmadığını, yapılan işlemde kişiye özel bilgi ve parolalar ile müşterinin banka sisteminde kayıtlı telefon numarasına gönderilen şifrenin kullanıldığının tespit edildiğini, bu nedenle davacının itirazını olumsuz karşıladıklarını, müşterinin bilmediği sahte linke tıklayıp müşteri numarası, parola bilgisi ve cep telefonuna gelen tek kullanımlık SMS şifresini girmesi sonucunda banka internet şubesine erişim yapacağı zammıyla giriş yaptığını, ancak link sahte olduğundan verilen bilgilerin üçüncü kişilerin eline geçmiş olduğunu, ve bu kişilerce de davacının internet şubesine erişim yapılarak ... tarihinde ...-TL'lik havale işleminin yapıldığını, kusurun davacıya ait olduğunu, bankanın bu konuda şifre bilgilerini paylaşmama yönünde müşterilerine bildirimde bulunduğunu, müşterinin parola ve şifresini korumakla yükümlü olduğunu, müvekkilin kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. Mahkememizce davalı bankadan yapılan havale EFT işlemine ilişkin belge ve tutanaklar ile davacının hesabının hangi şubeye kayıtlı olduğu ve hesabın ticari niteliğinin bulunup bulunmadığı ile ilgili bilgi ve belgeler celp edilmiştir. Davalı banka ... ve ... tarihli yazı cevaplarında, hesabın ... şubesine ait olmakla birlikte ticari hesap niteliği taşımadığını bildirmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde bu kanunun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsayacağının belirtildiği, aynı kanunun 3. Maddesinde; tüketicinin, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işleminin ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade ettiği, aynı yasanın 73. Maddesinde de tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut olayda; davacının davalı banka nezdindeki mevduat hesabından bilgisi dışında yapılan havale/EFT işleminden ötürü meydana gelen zararın tazmini talep edilmektedir. İşlemin yapıldığı davacıya ... banka hesabının ticari niteliğinin bulunmadığı ve davacının da gerçek kişi olduğu göz önüne alındığında, davacı, bankada mevduat hesabı bulunan ve internet bankacılığı hizmeti alan tüketici konumundadır. 6502 sayılı Kanun'un 3/1. maddesi kapsamında her türlü bankacılık sözleşmesi tüketici işlemi niteliğinde olduğundan taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işleminden kaynaklandığı anlaşılmıştır. 6502 sayılı Kanunda görev ve yetkiye ilişkin hükümlerin niteliğine ve zaman bakımından uygulamasına ilişkin hükümlere de yer verilmiş, Yasa'nın 83/2. maddesinde, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemlerle ilgili diğer kanunlarda hüküm olması halinde dahi 6502 Sayılı TKHK'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanacağı belirtilerek, maddenin özel hüküm niteliğinde olduğu vurgulanmış ve 6502 Sayılı TKHK'nın geçici 1. maddesinde, yasanın yürürlüğü sonrası açılacak davalarda usul kurallarının derhal uygulanması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalıdır. Belirtilen düzenlemeler karşısında, tüketici konumunda olan davacı tarafından açılan iş bu davada, davaya bakmaya tüketici mahkemeleri görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmiştir. HÜKÜM: Neden ve kanıtları yukarıda açıklandığı üzere, 1-Dava dilekçesinin göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK'nın 20. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve süresinde (iş bu kararın kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde) başvurulması halinde dava dosyasının yetkili ve görevli Antalya Nöbetçi Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra: a-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse talep üzerine dosya üzerinden bu durumun tespitine ve davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine ilişkin karar verilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda.tarafların 6100 sayılı HMK'nun 345 maddesi uyarınca bu gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde kararın Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili hukuk dairesince incelenmesi için istinaf kanun yoluna başvurma haklarının bulunduğuna dair, verilen karar, açıkça okunup, anlatıldı.16/12/2019
Katip ... E-İmzalı
Hakim ... E-İmzalı