İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/6546 E. 2019/885 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/6546
Karar No
2019/885
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO :... HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : .... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : .... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ : ... GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : ... Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve davalı şirket arasında gerçekleşen ticari ilişki (sunta satımı) ile 17/05/2021 tarihli ... ve ... numaralı fatura düzenlendiğini, davalı şirket tarafından faturada belirtilen ve cari hesaplardaki borcun müvekkili şirkete ödenmediğini, Kayseri Genel İcra Dairesi ... esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, davalı şirketçe borca itiraz edilmesinin akabinde takibin durduğunu, davalı şirketle yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de netice alınamadığını, davalı tarafın müvekkiline olan borcu inkar ettiğini, bu durumun müvekkiline karşı kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, davalının borca karşı yaptığı işlemlerin sadece alacaklıyı zarara sokmak ve borcu erteleme gayesinden başka bir şey olmadığını, davalı tarafça icra takibine yapılan haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; ödeme emrinin müvekkiline 16.06.2021 tarihinde tebliğ edildiğini ve müvekkili tarafından aynı gün içinde itiraz edildiğini ve icra takibinin durduğunu, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına ilişkin icra takibinin cari hesap üzerinden yapılan bir takip olmadığını, takip dayanağı 17.05.2021 tarihli ... ve 17.05.2021 tarihli ... numaralı her biri 76.048,05-TL bedelli iki adet fatura gösterildiğini, davacının bahsettiği gibi hem faturalar hem de cari hesap üzerinden yapılan bir takibin bulunmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin haksız ve kötü niyetli olarak başlattığı icra takibi ve bu itirazın iptali davası ile mağdur edildiğini, hukuka aykırı açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce verilen 27/09/2023 tarih ... esas ...karar sayılı ilamı, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 04/01/2024 tarih ... esas ... karar sayılı ilamı ile kaldırılmakla, dosya mahkememizin ... esas sırasına kaydı yapılmış ve yargılamasına bu esas üzerinden devam edilmiştir. DELİLLER : Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyasının uyap kayıtları, vergi dairesinin cevabi yazıları, icra takibine ve davaya konu faturalar ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyasında; alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, 154.050,44-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 16/06/2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 16/06/2021 tarihinde yaptığı itiraz üzerine takibin durduğu, dava tarihi itibariyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı anlaşılmıştır. Dosyaya mübrez 04/05/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafın ticari defterlerindeki davacı lehine olmayan kayıtlar dikkate alınarak taraflar arasında mal satma/alma ticari ilişkisinin bulunduğu, bu ilişkinin husumet konusu faturalardan önceye dayandığı, ancak husumet konusu faturalara kadar kesintiye uğramış olduğu, husumet konusu faturalardan sonra da ödeme/tahsilat dışında mal ticaretinin kesintiye uğradığı ve devam etmediği, davacı tarafın sunmuş olduğu 2021 yılı ve ... dönemi ticari defterlerine göre davacının davalıdan 79.921,10-TL alacaklı olduğu, davalı tarafın sunmuş olduğu 2021 ve 2022 yılları ticari defterlerine göre davalının davacıya 76.048,05-TL borcu olduğu, davacı ticari defterlerinde davalı lehine gözüken 2020 yılından 2021 yılına devreden 12.000,00-TL'ye, 01.01.2022 tarihinde yapılan toplam 60.750,00-TL tutarındaki kredi kartı POS işlemlerine kayıtlarında rastlanmadığı, davalı tarafından kabul edilmeyen, kayda alınmayan ancak, genel uygulamalara paralel bir şekilde kayda almama keyfiyetinin karşı tarafa bildirilmediği, TMA2021000090002 numaralı e-arşiv fatura muhteviyatı malların teslim edildiğine dair sevk irsaliyesi, nakliye faturası, teslim fişi vb. kanaat verici vesikalara dosya içerisinde rastlanmadığı, husumet konusu faturalar düzenlendikten sonra davacı taraf defterlerine göre davalının davacı lehine 01.04.2022 tarihinde toplam 60.175,00-TL tutarında 12 ayrı kredi kartı POS çekimi işlemi yaptığı ancak kart çekimlerinin davacı tarafın değil, davacı tarafın borçlu olduğu ... Orman Ürn. San. Tic. A.Ş.'nin POS cihazından gerçekleştirildiği, dolayısıyla davalının davacıya icra ve dava tarihinden önce 60.175.00-TL ödeme yapmış olduğu görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin kaldırma kararı sonrasında adli bilişim uzmanı bilirkişiden alınan 03/06/2025 tarihli raporda: Kayıtlı Elektronik Postaların tamamının alan adının hsXX.kep.tr (xx=Hizmet sağlayıcı numarası) şeklinde olması gerektiği, bunların dışında hiç bir alan adının Kayıtlı Elektronik Posta olarak değerlendirilemediği, dosyada bahsi geçin ...@gmail.com mail adresinin Kayıtlı Elektronik Posta hesaplarına ait domain yapısında olmadığı gmail.com domainine ait mail adresi olduğu görüldüğünden, ...@gmail.com mail adresinin Kayıtlı Elektronik Posta adresi olmadığı, kayıtlı Elektronik Posta adresi olmayan bir mail adresinin Elektronik İmza ile imzalanmış bir sistem olmadığı görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağından kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun’un 101. maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. 6098 sayılı TBK 102. maddeye göre de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır. Diğer yandan belirtmek gerekir ki; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi ise; “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. Bu hususlarla birlikte 6100 sayılı HMK’nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. Maddesinin incelendiğinde: "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenleme olduğu görülmektedir. 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur. Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalı aleyhine 152.096,10-TL asıl alacak ve 1.954,34-TL işlemiş faiz olma üzere toplam 154.050,44-TL alacağın tahsili talebiyle Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının 17/05/2021 tarihli, ... ve ... fatura numaralı, her biri 76.048,05-TL bedelli faturalar olduğunun belirtildiği, ödeme emrine 16/06/2021 tarihinde itiraz edildiği, davanın yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 10/06/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce istinaf mahkemesinin kaldırma kararı öncesi yargılamada taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmış ve mali müşavir bilirkişiden 04/05/2023 tarihli rapor alınmıştır. Düzenlenen rapor içeriğine göre davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil olma vasfı taşıdığı, dava konusu faturaların ticari defterlerde kayıtlı olduğu, fatura tarihlerinden sonra davalı tarafça davacıya 60.175,00-TL ödemede bulunulduğu, davalının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, sahibi lehine delil olma vasfı taşıdığı, takip konusu faturalardan ... nolu faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, ... nolu faturanın ise kayıtlı olmadığı, ancak vergi dairesinden gelen BA formunda davalıdan 2 adet fatura konusu mal alındığının anlaşıldığı, bunun sonucu olarak fatura konusu ürünü teslim almadığı yönündeki iddianın davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu savunmanın ispatı noktasında istinaf mahkemesinin kaldırma kararı gereği davacıya cevap dilekçesinde dayandığı mail yazışmalarını sunması için kesin süre verilmiş, davalı vekili 10/06/2024 tarihli dilekçesi ile müvekkilinin "...@gmail.com" adresini mail adresi olarak kullandığını, bu mail adresi üzerinden davacı tarafından düzenlenen faturalara itiraz ettiklerini bildirmiştir. Bunun haricinde davalının bildirmiş olduğu kurumlara müzekkere yazılarak davalı şirketin 2021 yılı içerisinde kendileri ile hangi mail adresi üzerinden mail yazışmalarını yaptığı sorulmuş, gelen yazı cevapları ile birlikte dosya bilişim uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişiye davalı şirketin kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmiştir. Bilişim uzmanı bilirkişiden alınan 04/06/2025 tarihli rapora göre davalının bildirmiş olduğu mail adresinin kayıtlı elektronik e posta adresi olmadığı, dolayısıyla elektronik imza ile imzalanmış bir sistem olmadığı tespit edilmiştir. Oluşan bu sonuca göre davalının dava konusu faturalara TTK 18/3 maddesi kapsamında geçerli bir itirazda bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalıya yemin metni için verilen kesin sürede de her hangi bir yemin teklifi sunulmamıştır. Bu kapsamda dosya değerlendirildiğinde takip konusu 2 adet faturanın toplam değeri 152.096,10-TL olup davalı tarafça fatura tarihinden sonra yapılan 60.175,00-TL ödeme mahsup edildiğinde davacının bakiye alacağının 91.921,10-TL olduğu sonucuna varılmış ve bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne, fazlaya dair asıl alacak isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı, icra takibine geçerken fatura alacağına faiz işletmiş ise de işlemiş faizi dava konusu yapmamıştır. Bu nedenle mahkememiz kararında ödeme emrindeki işlemiş faiz alacağına dair bir değerlendirme yapılmamıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle taraflar arasındaki icra takibinden, tarafların ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2018/6546 E., 2019/7768 K. Sayılı ilamı) Açıklanan gerekçeler ışığında, açılan davada reddedilen kısım yönünden davacı kötü niyetli görülmediğinden ve bu hususun davalı tarafından ispatlanamaması sebebi ile davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜ ile, 1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında davalı/borçlunun takibe yapmış olduğu itirazın 91.921,10-TL yönünden İPTALİNE, takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, bu alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %16,75 oranını geçmemek üzere ticari avans faizi uygulanmasına, 2-Fazlaya dair 60.175,00-TL yönünden açılan davanın reddine, 3-İİK 67/2. maddesi uyarınca 91.921,10-TL'nin %20'si tutarında (18.384,22-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Davalı tarafın %20 tazminat talebinin reddine, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 6.279,13-TL ilam harcından, tahsil edilen 1.827,18-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 4.451,95-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 522,24-TL'lik kısmının davacıdan, 797,76-TL'lik kısmının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Davacı tarafın yaptığı 80,70-TL başvurma harcı, 1.827,18-TL peşin harç, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti, 422,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 4.567,88-TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: (davalı tarafın yaptığı 3.505,00-TL yargılama giderinin kabul-ret oranına göre hesaplanmış ve mahsup edilmiş haliyle) 1.373,94-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2025 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/6546, K. 2019/885, T. 27.06.2003, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-6546-e-2019-885-k-db6b15382259