İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/6546 E. 2019/7768 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/6546
- Karar No
- 2019/7768
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - *** T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : *** HAKİM : *** KATİP : *** MAHKEMEMİZİN***ESAS SAYILI ASIL DAVA DOSYASINDA: DAVACI : *** VEKİLLERİ : Av. Av. Av. DAVALI : *** VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : *** BİRLEŞEN MAHKEMEMİZ*** ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA : DAVACI : *** VEKİLLERİ : Av. Av. Av. DAVALI : *** VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :*** KARAR TARİHİ : *** KARAR YAZIM TARİHİ : *** Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: MAHKEMEMİZİN *** ESAS SAYILI ASIL DAVA DOSYASINDA: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " müvekkil şirket tarafından davalı borçluya tıbbi cihaz ve sarf malzemesi satılmış ve teslim edildiğini, akabinde alacaklı müvekkil şirket ile davalı borçlu *** Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişki sebebiyle müvekkil şirket tarafından faturalar tanzim edilerek davalı borçluya tebliğ edilmiş ve söz konusu faturalar davalı borçlu tarafından kabul edildiğini, ancak kabul edilen fatura bedelleri müvekkil şirkete ödenmediğini, bunun üzerine ilgili fatura bedellerinin tahsil edilmesi amacıyla davalı borçluya yönelik Kayseri İcra Müdürlüğü *** E. sayılı takip başlatıldığını, davalı tarafa 30/05/2023 tarihinde kapalı tebligat ile gönderilmek üzere davalıya yönelik ilamsız icra takibi başlatıldığı, mezkur tebligat 04/06/2023 tarihinde tebellüğ edilmiş olup davalı tarafından işbu takibe itiraz edilmiş ve takibin durduğunu, ancak önemle belirtmek gerekir ki karşı tarafın takibe itirazı haksız ve mesnetsiz olduğunu, zira müvekkil şirketin fatura alacağı kaynaklı olarak davalıdan alacağı bulunduğunu, davalıya yönelik başlatmış olduğumuz icra takibi itiraz yoluyla durdurulduğundan icra takibine itirazın iptalini, müvekkil şirket ile davalı borçlu arasındaki ticari satım ilişkisinden kaynaklanan fatura alacağına ilişkin başlatılan icra takibinin devamını, davalı borçlu aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, karşı tarafın malları üzerine ihtiyati haciz konulmasını ve davalı tarafça ödenmeyen fatura bedellerinin tazmini amacıyla başlatılan ve işbu davaya konu vade farkı faturalarının kaynağı takip olan Kayseri İcra Müdürlüğü*** E. sayılı dosyasına yapılan mesnetsiz itirazın iptali amacıyla dava ikame edilecek, işbu dava dosyasının ikame edilmesi ve esas numarası alması sonrasında mahkemenize bildirilecek olup, bildirim akabinde işbu davaların birleştirilmesini " talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; " müvekkil şirket yıllardır davacı şirket ile ticaret yapmakta olup, davacı şirketten tedarik ettiği tüm ürünlerin bedellerini eksiksiz olarak ödediğini, davacı şirketle yaklaşık 7 yıldır ticaret yapan müvekkil şirket son ticarette davacının teamül haline gelen yükümlülüklerini ifa etmemesi dolayısıyla müvekkil zarara uğratıldığını, yapılan ticarette davacı şirket tarafından müvekkil şirkete garanti kapsamında bazı hak ve yetkiler tanınmış olup, davacı şirketin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle yani var olan sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle müvekkil, eksik ve hatalı ürünler için ödeme yapmaktan imtina etmiş, gelen lenslerden ihtiyacımızı karşılamayan lensler yerine farklı numaralarda aynı tip lenslerle değiştirmek istemiş, ancak tedarikçi firma satışa konu lensleri normal fiyatların çok çok üzerinde fiyat biçerek müvekkilin değişim talebini reddetmiş, bu lensleri müvekkil üzerinde bırakarak kullanılamaz atıl durumdaki lensler nedeniyle müvekkilin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, teslim edilen lenslerin bir çoğunun hem kullanılamaz numara aralığında olması hem de bazı lenslerin ÜTS kaydı olmaması nedeniyle bu lenslerin %90'ı müvekkil şirket tarafından zaten kullanılmadığını, kullanılabilir durumda olan lensler ile yapılan ameliyatlar SGK'ya fatura edilemediğini, ÜTS kaydı bulunan, miadı ileri tarihte dolacak olan ve müvekkil şirketin ihtiyaçlarını karşılayabilecek numaralar ile değiştirilmesini talep etmişse de davacı şirket Garanti Şartları'nda belirtilen yükümlülüklerinden kaçınarak müvekkilin zarara uğratılmasına sebebiyet verdiğini, davacı şirket teamül kurallarına aykırı davranarak müvekkilin zarara uğramasına sebebiyet vermiş, ihtiyaç karşılığında müvekkile teslim edilen lenslerde değişim sağlanamadığını, miadı yakın ve ÜTS kaydı bulunmayan lensleri müvekkile teslim ederek tabiri caizse ellerinde kalan lensleri müvekkile zorla aldırmaya çalıştıklarını, tüm bu nedenler dolayısıyla davacı tarafından haksız ve yersiz davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini " talep etmiştir. MAHKEMEMİZ *** ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " müvekkil şirket tarafından davalı borçluya tıbbi cihaz ve sarf malzemesi satılmış ve teslim edildiğini, akabinde alacaklı müvekkil şirket ile davalı borçlu *** Tic. Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişki sebebiyle müvekkil şirket tarafından faturalar tanzim edilerek davalı borçluya tebliğ edilmiş ve söz konusu faturalar davalı borçlu tarafından kabul edildiğini, ancak kabul edilen fatura bedelleri müvekkil şirkete ödenmediğini, bunun üzerine işbu davaya konu fatura bedellerinin tahsil edilmesi amacıyla davalı borçluya yönelik takip başlatıldığını, davalı borçlu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak 25.05.2023 tarihinde yetkiye, ödeme emrine, borca, ferilerine ve faiz oranına itirazda bulunmuştur ve akabinde icra takibin durduğunu, davalı tarafından yapılan yetki itirazı sebebiyle dosyanın Kayseri İcra Müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verildiğini ve bu doğrultuda dosya Kayseri İcra Müdürlüğü'nün *** E. sayılı dosyasıyla dosya kayda girdiğini, her ne kadar davalı borçlu tarafından borca itiraz dilekçesinde takip talebindeki alacak tutarları ile fatura tutarlarının uyuşmadığı iddia edilmişse de takip talebi ve dayanak belgeler incelendiğinde fatura alacaklarının tamamının doğru bir şekilde talep edildiğini, davalı borçlunun itirazlarının tamamının mesnetsiz olduğunu, bu doğrultuda icra takibine yönelik itirazının iptal edilmesine ve TTK'nın 1530. maddesi uyarınca tedarik ilişkisine uygulanan faiz oranının takip tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte Kayseri İcra Müdürlüğü *** E. sayılı dosyasındaki takibin devamına icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile karşı tarafın malları üzerine ihtiyati haciz konulmasına ve tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini " talep etmiştir. DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Kayseri İcra Müdürlüğünün*** Esas ve *** Esas sayılı dosyaların celp edildiğini, borçlusunun *** Ticaret Limited Şirketi olduğu alacaklısının *** Anonim Şirketi olduğu görülmüştür. İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimata ikmalen yanıt verildiği, davacı şirket temsilcisinin yemin edasını yerine getirdiği görüldü. Tüm deliller toplandıktan sonra davacı tarafın ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bankacı/SMMM bilirkişi ***'ın 13/03/2024 tarihli raporunda özetle; * Davacının 31.12.2023 tarihi itibariyle davalıdan olan alacağının 89.202,89 TL olduğu, ödenmeyen fatura bedellerine TTK mad. 1530 gereği temerrüt faizi uygulandığı görülmüştür. kanaatini bildirir raporunu hazırladığı, rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davalı ve davacı vekilinin beyan/itiraz dilekçeleri sundukları görülmüştür. Tüm deliller toplandıktan sonra davalı tarafın ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, SMMM bilirkişi *** 'nin 22/07/2024 tarihli raporunda özetle; Davalının 2022-2023 yıllarına ait yevmiye ve kebir defterlerinin e-defter olduğu, e-defterlerin beratlarının mevcut olduğu, envanter defterlerinin açılış tasdikinin süresinde yapıldığı, defterlerin içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin bu haliyle HMK 222/2 ye uygun olduğu tespit edilmiştir. Davacının 2022-2023 yıllarına ait toplam bedeli 126.736,12-TL olan 6 adet faturayı takibe konu ettiği, takibe konu edilen 6 adet faturadan 4 adetinin davalı defterinde kayıtlı olduğu, 2 adet faturanın (09.01.2023 tarihli 09.04.2023 vadeli *** nolu 13.814,45-TL bedelli ve 25.01.2023 tarihli 25.04.2023 vadeli *** nolu 839,31-TL bedelli fatura) davalı defterinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Takip ve davaya konu faturalardan sonra takip tarihlerine kadar herhangi bir ödeme kaydının olmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte davalı kayıtlarına göre takip tarihleri itibari ile davacı alacağı takibe konu faturalardan daha fazla olup 896.343,24-TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı defteri üzerinden alınan bilirkişi raporunda faturaların kayıt durumu ile ilgili olarak "Faturaların süresinde düzenlendiği, faturaların resmi defter kayıtlarına alındığı görülmüştür (EK:2,Ek.3)" şeklinde tespit yapıldığı, davacı alacağı bakımından ise "2023 yılı sonunda resmi kayıtlara göre davacının alacağının 89.202,89-TL olduğu tespit edilmiştir (Ek:1)" şeklinde tespit yapıldığı görülmüştür. Kanaatini bildirir raporunu düzenlendiği rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davalı ve davacı vekilinin beyan/itiraz dilekçeleri sundukları görülmüştür. Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bankacı/SMMM bilirkişi *** 'ın 16/04/2024 tarihli ek raporunda özetle; * Davacının, davalıya iki adet fatura ile toplam 36.533,23 TL'lik vade farkı faturası düzenlendiği, düzenlenen vade farkı faturalarının da ödenmediği, bunun için icra takibi başlatıldığı görülmüştür. * 31.12.2023 tarihi itibariyle 89.202,89 TL asıl alacak ile birlikte 37,533.23-TL vade farkı olmak üzere davacının toplam alacağı 126.736.12-TL olarak tespit edilmiştir. Kanaatini bildirir raporunu düzenlendiği rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davalı ve davacı vekilinin beyan/itiraz dilekçeleri sundukları görülmüştür. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Davacı vekili esas ve birleşen dosyadaki dava dilekçesinde özetle; faturadan dolayı davalıdan alacaklı olduğunu, davalı hakkında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** esas ve *** esas sayılı dosyalarda takip yaptıklarını belirterek itirazın iptali takibin devamını dilemiştir. Davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine dayanağı fatura olan ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emri gönderilmediği görüldüğünden usule uygun bir takip olmadığından birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine dayanağı 2 adet faturadan kaynaklı toplam 37.628,22 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının ise açık hesap/fatura olduğu, ödeme emrinin itiraz üzerine takibin borca itiraz nedeniyle durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür. -Davanın esasının incelenmesine dair mesele; Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur. HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Somut olayda, ticari kayıtlar incelenmiştir. Esas dosyada takibe 2 adet fatura konu edilmiştir. Tarafların ticari kayıtlarının incelenmesinde söz konusu faturaların kayıtlı olduğu ve ödenmediği anlaşıldığından davacının dava konusu olan 2 faturadan dolayı alacaklı olduğu tespit edilmiştir. - Yemine ilişkin meselenin değerlendirilmesi; Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kendisine kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır. Bütün ispat vasıtalarında olduğu gibi yeminin de konusu davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır (HMK.m.225/1). Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılırken (HMK.m.225/2); tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki taraflı irade açıklamalarının yeterli görülmediği haller, yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yeminin konusu olamaz (HMK.m.226). Somut olayda davalıya yemin delili hatırlatılmış ve davacı şirket yetkilisinin yemin ettiği görülmüştür. -Faize ait değerlendirmede; Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan 818 sayılı BKn un 101.maddesinde; "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur" hükmü getirilmiştir. 6098 sayılı TBKnun 117.maddesinde bu hüküm ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklinde düzenlenmiştir. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması ile gerçekleşir. Anılan yasal düzenleme çerçevesinde takip öncesi temerrüd bulunmadığından davalı takip ile temerrüde düşeceğinden işlemiş faiz talebi uygun görülmemiştir. -İcra inkar tazminatına dair değerlendirmede; İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih *** Esas, *** Karar sayılı kararı). Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı yargılama ile tespit edildiğinden likid kabul edilmemiş ve koşulları olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir. -Kötü niyet tazminatı talebine ilişkin değerlendirilmede: İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2018/6546 E., 2019/7768 K. Sayılı ilamı) Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir. Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Hemen belirtilmelidir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.06.1980 tarihli ve 1979/9-82 E., 1980/2073 K.; 10.04.2002 tarihli ve 2002/19-282 E., 2002/299 K.; 27.04.2005 tarihli ve 2005/19-286 E., 2005/268 K., 21.10.2015 tarihli ve 2013/19-2415 E., 2015/2335 K., 01.03.2017 tarihli ve 2015/1048 E., 2017/380 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Başka bir ifadeyle; İİK’nın 67/2. maddesi hükmüne göre, itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı(borçlu)’nun üzerindedir. Açıklanan gerekçeler ışığında, dava yönünden davacı kötü niyetli görülmediğinden ve bu hususun davalı tarafından ispatlanamaması sebebi ile davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; A)Mahkememizin birleşen *** Esas sayılı dosyası için; 1-Davacının davasının usulden reddine, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 615,40-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 1.546,14-TL harçtan mahsubu ile artan 930,74-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 5-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama harç ve giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı taraf üzerine bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesini yer olmadığına, 7-Hükmün mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 8-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, B) Mahkememizin *** Esas sayılı dosyası için; 1-Davacının davasının kısmen kabulü ile davalının Kayseri Genel İcra Dairesinin *** esas sayılı dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile takip tarihi itibariyle 34.493,79-TL asıl alacak ve 3.039,44-TL asıl alacak olmak üzere toplam 37.533,23-TL üzerinden takibin devamına, asıl alacaklara takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına, 2-Fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-İtirazın iptaline karar verilen 37.533,23-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 2.563,89-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 643,45 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.920,44-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 3.107,99-TL'sinin davalıdan alınması ile bakiye 12,01-TL'sinin ise davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 7-Davacı tarafından yatırılan 607,50-TL başvurma harcı ve 643,45-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.250,95-TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat, kep reddiyat gideri, ihtiyati haciz harcı, istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve tehiri icra harcı olmak üzere toplam 13.868,00-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 13.814,63-TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye kalan 53,37-TL'lik kısmın ise davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından yapılan posta, müzekkere, kep ve elektronik tebligat gideri olmak üzere toplam 280,00-TL yargılama giderinin davalı üzerine bırakılmasına, 10-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 11-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca red edilen kısım üzerinden 144,99-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 12-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 13-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, Dair, esas ve birleşen dosya davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 10/04/2025 Katip *** e-imzalıdır Hakim *** e-imzalıdır