İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/599 E. 2020/95 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/599
- Karar No
- 2020/95
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/599 KARAR NO : 2020/95
DAVA : Alacak (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/10/2018 KARAR TARİHİ : 05/02/2020
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... sınırları içinde turizm acentası olarak faaliyet gösterdiğini, çeşitli otellerle yapmış olduğu sözleşmeler karşılığında gerek müşterilerin konaklaması için gerek sezon içerisinde gerekse sezon öncesinde çeşitli ödemeler yaptığını, bu minvalde şirket bünyesinde bulunan kontrat biriminde ... isimli otelle 2017 yılına ilişkin olarak kontenjan sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme dahilinde ve sözleşme içeriğinde geçen ödeme takvimi dahilinde, oteli işletmekte olan ... şirketine ... USD ödeme yapılmasının planlandığını, yapılan listeleme neticesinde ... isimli otel işletmesini 2015 yılında yapan davalıya sehven dava konusu yaptıkları miktarın gönderildiğini, gönderilen ödemenin açıklamasında "... ödemesi" yazdığını, bu açıklamanın 2017 yılı kontenjan sözleşmesi için erken ödeme anlamına geldiğini, müvekkil şirket tarafından aynı zaman diliminde çok sayıda otele ödeme yapılması dolayısıyla söz konusu davalı aleyhine sehven yapılan ödemenin bir kaç gün sonra fark edildiğini, söz konusu şirket yetkililerine defaetle ulaşılmaya çalışıldığını, banka şubesi yetkililerine de başvurulduğunu, bankaca her hangi bir müdahalenin yapılamayacağının belirtildiğini, ödemenin otelin hali hazırdaki işletmecisine yapılması gerektiğini, müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesi için iş bu davanın açılmasının gerektiğini, ihbar taleplerinin olduğunu beyan ederek; davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. 5.İhbar olunan vekili beyan dilekçesinde özetle; müvekkilinin, hesap sahibinin onayı olmaksızın tek taraflı iade kararı vermesinin mümkün olmadığını, iddiaları kabul etmediklerini beyan etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 6.Dava, alacak davasıdır. 7.Öncelikle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Ancak iddialar karşılaştığında kimin isbat yükü altında bulunduğunun tespiti her zaman kolay olmamaktadır. Bunun için gerek ilmi gerekse kazai içtihatlarda bir takım ölçülere yer verilmiştir. a) Hemen bütün ilim adamlarının birleştiği ve Yargıtay uygulamasında kararlılık ifade eden ölçüye göre, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer (Prof.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1968,sh.372; Prof. İlhan Postacıoğlu, Medeni Yargılama Usulü, 1970,sh.464; Prof. Necip Bilge, Hukuk Yargılamaları Usulü, 1967, sh.449; Prof.Sabri Şakir Ansay Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1957,sh.248-249; Prof. Saim Üstündağ Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1973, sh.378; H.G.K.nun 19.7.1967 gün ve 239-340 sayılı, 7.6.1974 gün ve 1972/84 sayılı kararları). b) İleri sürdürdüğü bir vakıadan lehine haklar çıkaran kimse iddia ettiği olayları ispat etmelidir (Prof.Saim Üstündağ, age.1973 sh.397). c) İspat yükü daha kolay başarana düşer (Prof.Saim Üstündağ, Age, Federal Mahkeme Kararına atfen). 8.İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Özetle; İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 9.İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; mahkememizce ilk önce ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ancak davalı ticari defterlerini sunmamıştır. Davacının ticari defterleri karşı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi ve belli yasal şartların mevcut olması halinde lehe delil olacağından, bu koşulda davacının ticari defterleri incelenmemiştir. 10.Dosyadaki mevcut delillere bakıldığında; davacı ile ... arasında kontenjan sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafça davalı adına belli banka havaleleri yapıldığı, ... USD ödemeli dekontta dava dilekçesinde geçtiği gibi "... ödemesi" yazdığı, ...dan gelen yazı cevabında da dava dilekçesi ekindeki dekontun teyit edildiği anlaşılmaktadır. 11.Tüm dosya kapsamı, ek sözleşmeler, ödemenin gönderildiğine dair dekontun varlığı karşısında, davacının davasını ispatladığı, davalı tarafça davacının dosyadaki belgelere göre ispatlanan iddialarının aksinin ispatlanamadığı anlaşılmakla; davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. 12.Yine dosyada bir hususa da değinmek gerekir ki; Yargıtay 11. HD nin 2014/17583 esas, 2015/3424 karar sayılı emsal ilamında; "davaya konu yabancı para alacağı karar tarihindeki efektif satış üzerinden Türk Lirasına çevrilerek davacı lehine takdir edilecek nispi vekalet ücretinin bu miktar üzerinden belirlenmesi gerekirken" demekle, dava değerinin davaya konu yabancı para alacağı karar tarihindeki efektif satış üzerinden hesaplanacağı anlaşılmaktadır. Mahkememiz bu hususa göre hesaplama yapmıştır. ... tarihinde USD için efektif satış kuru ... TL dir (Uyap sisteminde "döviz kur bilgilerinin sorgulanması" ekranından bilgi edinilmiştir) Bu husus hükümde göz önüne alınmıştır. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, ... USD (Amerikan Doları)'nin davanın tarihinden itibaren USD cinsinden 1 yıllık mevduata devlet bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli ... TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, (... USD * ...=... TL üzerinden harç hesaplaması) 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 5-Davacı tarafça yatan ve mahsup edilen toplamda ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat ücreti gideri toplamı ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 9-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ...'in yüzüne karşı davalı tarafın ve İhbar olunan tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/02/2020
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır