İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/450 E. 2020/163 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/450
- Karar No
- 2020/163
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/450 KARAR NO : 2020/163
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/07/2018 KARAR TARİHİ : 04/03/2020
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen iftar organizasyonunda kalan bakiye borç için, Antalya ... İcra Müdürlüğü .../... esas numaralı dosya kapsamında borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin borçluya ... tarihinde tebliğ edildiğini, davalının kötü niyetli yaptığı itiraz üzerine icra takibinin durduğunu, bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, şöyle ki, müvekkili ile davalı arasında ... tarihinde .../...'da gerçekleşitirilmesi planlanan .../... organizasyonu için bir sözleşme imzalandığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak hava muhalefeti nedeni ile kahvaltı organizasyonunun yerine getirilemediğini, bunun akabinde, davalının, ... ayının da gelmesi nedeni ile şirketin diğer adı olan "..." adına söz konusu kahvaltı organizasyonunu, iftar organizasyonuna çevirmek istediğini, borcun kaynağı olan iftar organizasyonunun ... tarihinde gerçekleştirildiğini, mutabakat formunun davalıya e posta olarak gönderildiğini, dava dilekçesinde belirttiklerini hususlarda anlaştıklarını ve sözleşmenini taraflarca imzalandığını, organizasyon için kararlaştırılan profesyonel ses ve ışık sisteminin, sözleşmedeki haline uygun şekilde ifa edildiğini, özen yükümlülüğüne aykırı bir durumun olmadığını, organizasyon alanının teknik yapısına müvekkil şirketin müdahale etme şansının olmadığını, yaşanan sıkıntıların ilgili otelin teknik alt yapısından kaynaklanan muhatabının müvekkili şirketin olmadığını, müvekkilinin olması gerekenden daha fazla ilgi göstererek yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davalının kalan borcunu yerine getirmediğini beyan ederek; haksız itirazın iptalini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında iftar organizasyonu düzenlemek için anlaşma yapıldığını, anılan sözleşme gereğince davacının, profesyonel ses ve ışık sitemi, aydınlatma, müzik ve yemek servisi dahil olmak üzere ... yıldızlı otel standartlarına bir iftar yemeği organizasyonu düzenleme yükümlülüğü bulunmakta iken; vaki sözleşmedeki edimlerin ifası sırasında defalarca elektrik kesildiğini, organizasyon sırasında herhangi bir jeneratörün devreye girmediğini, yemeklerin yenmeyecek kadar soğuk servis edildiğini ve genel itibari ile organizasyonunun sözleşme şartlarına ve ... yıldızlı otel standartlarına uygun gerçekleştirilmediğini, ayrıca davalı tarafça organizasyonda kurulacak profesyonel ses ve ışık sistemine yönelik jeneratör sistemi gibi her hangi bir tedbir alınmadığını, gerekli özen yükümlülüğünün hiç bir şekilde yerine getirilmediğini, müvekkil tarafından gerekli bildirimlerin olayların vuku bulduğu sırada da yapıldığını, taraflar arasında çeşitli yazışmalar olduğunu, söz konusu yemeğin müvekkilin çalışanların da katıldığı bir organizasyon olup hele ki iftar yemeği olması nedeniyle ayrı bir öneme sahip olduğunu, müvekkilinin esaslı bir itibar kaybına uğradığını, mağdur olduğunu, davacı tarafça gönderilen faturanın kabul edilmediğini, fatura ve muhteviyatına itiraz edildiğini, müvekkil şirketin uğradığı maddi ve manevi zararların karşılık olarak tenzilat yapıldığı ve sözleşmeye mahsuben ... TL ödendiğini ve bu miktarı içerir fatura düzenlenmesinin istendiğini, tenkisat haklarının olduğunu, aynı konu ve aynı alacakla ilgili Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile de takip yapıldığını, derdestlik itirazında bulunduklarını, dava şartının olmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. 6.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). 7.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; aşamalarda Antalya ... İcra Dairesinin .../... esas, Antalya ... İcra Dairesinin .../... esas sayılı dosyaları dosyamız arasına alınmıştır. 8.İş bu davanın konusunu oluşturan, Antalya ... İcra Dairesinin .../... esas sayılı dosyasına bakıldığında, davacı şirketçe takibin yapıldığı, davalının borçlu olduğu, borç miktarının ... TL olduğu, takip dayanağının "... tarihinde ...de gerçekleştirilen iftar organizasyon işleri bedelinden kalan bakiye borcunuza ilişkindir" olarak belirtildiği anlaşılmaktadır. Antalya ... İcra Dairesinin .../... esas sayılı dosyasına bakıldığında da, alacaklı olarak, ... adının yazdığı, yine davalının borçlu olduğu, borç miktarının ... TL olduğu, takip dayanağının "... tarihinde ...de gerçekleştirilen iftar organizasyon işleri bedelinden kalan bakiye borcunuza ilişkindir" olarak belirtildiği anlaşılmaktadır. Her iki icra dosyası da itiraza uğramış ve durmuştur. Antalya ... İcra Dairesinin .../... esas sayılı dosyasındaki itirazda da derdestlik itirazı mevcuttur. Antalya ... İcra Dairesinin .../... esas sayılı dosyası nedeniyle itirazın iptali davası açıldığı görülmemektedir. 9.Davacı vekili, ... tarihli celsede derdestlik itirazın ilişkin olarak özetle; "her iki icra takibinde de alacaklılar farklıdır, Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... takip sayılı dosyasında alacaklı müvekkil şirketin sahibidir, diğer dava konusu ettiğimiz icra takibinde ki alacaklı ise şirkettir, derdestlik itirazı ancak Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı icra takibine yönelik itirazın iptali davası açıldığında söz konusu olacaktır" şeklinde beyanda bulunmuştur. 10.Derdestlik, Türk Hukukunda mülga HUMK. 187. maddesinin 4. fıkrasında ve 194. maddelerinde “derdest-i rüyet” olarak ifade edilmiştir. Derdest kelimesi farsça dilinden gelmekte olup, “görülmekte olan incelenen" anlamına gelmektedir(YILMAZ,Ejder., Hukuk Sözlüğü, Yetkin Yayınevi) Mülga kanun zamanında, derdestlik itirazı da hukuki yarar eksikliğinin, somut ve özel planda bir düzenleniş biçimi olduğuna göre, onun da temelinde yatan bu düşünceye uygun bir işlev görmesinin sağlamabilmesi için ilk itiraz olmaktan çıkartılıp; dava şartına ilişkin usuli bir itiraza dönüştürülmesinde kaçınılmaz bir zorunluluk mevcut olduğu yönünde öğretide, mülga kanun zamanında bir görüş hakimdi. 6100 sayılı HMK da "derdestlik" kelimesi, kelime olarak geçmemektedir. Kanunda "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" ibaresi yer almaktadır. 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114/1-ı maddesi gereği "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" hususunun dava şartı olduğu açıkça belirtilmiştir. Bir dava ile görülmekte olan başka bir davanın aynı dava olduğunu söyleyebilmek için; maddi anlamda kesin hükümdeki gibi; her iki davanın taraflarının, dava konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir. 11.İlk önce burada, icra takiplerinin derdestliğinden bahsedilmiştir. İki adet itirazın iptali davası mevcut değildir. İcra dosyalarına da bakıldığında; alacaklı görünenlerin aynı olmadığı, bir tanesinde alacaklının davacı şirket diğerinde ise şirketin yetkilisinin olduğu, şirket yetkilisinin şirket adına değil, ismi ile şahsen takip yaptığı anlaşılmaktadır. Dosyada, derdestlik itirazı yerinde değildir. 12.Davalı, ayıplı/eksik ifadan bahsetmektedir. 13.Bu doğrultuda öncelikle; her ikisi de genel anlamda borcun gereği gibi ifa edilmemesi olgusunu temelinde barındıran “eksik ifa” ve “ayıp” kavramları üzerinde kısaca durulması gerekir. En öz tanımı ile ifa, borçlanılmış olan edimin yerine getirilmesi suretiyle borcun sona erdirilmesidir (Alman Medeni Kanunu, m. 362/I, Tunçomağ, K.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1976, s. 663). Ayıp, somut olaya uyarlandığında, verilen hizmette ortaya çıkan, hizmet alıcısının o hizmetten tümüyle ya da gerektiği gibi yararlanmasını engelleyen eksiklikler ve aksaklıklar gibi özürleri ifade eder (m.194) (Zevkliler, A.: Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ankara 2002, s.108; Zevkliler, A./Aydoğdu, M.: Tüketicinin Korunması Hukuku, Ankara 2004, s.104). Eksik ifa sözleşmede kararlaştırılmış olan ya da dürüstlük kuralı gereğince yapılması gereken işlerin bir kısmının hiç yapılmamış olması hâlinde söz konusu olur. Ayıplı ifa ile eksik ifa birbirinden farklı kavramlar ise de her iki kavram da temelinde tarafların hukuki ilişki ile yükümlendikleri edimlerini gerek kanun gerekse sözleşme ile öngörülen şartlara uygun, başka bir anlatımla gereği gibi ifa etmemeleri ile ilgilidir.(Yargıtay HGK., 2018/13-305 esas, 2018/1122 karar) 14.Mahkememizce dosyada taraf tanıkları dinlenmiştir. 15.Mahkememizce dosya bir adet nitelikli hesaplama/mali müşavir bilirkişi ve bir adet işletmeci bilirkişiden oluşan heyete tevdii edilmiş ve bilirkişi raporu aldırılmıştır. 16. ... havale tarihli kök bilirkişi raporunda özetle; davacının ticari defterlerine göre davacının davalıdan ... TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, hizmette bir ayıbın olmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmede hava muhalefeti olması halinde 2018 yılı içinde ileri bir tarihe erteleme imkanı bulunduğunu, ancak davalının talebi ile organizasyonun hem ilerleyen tarihe ertelendiğini hem de kahvaltı olarak değil akşam yemeği iftar organizasyonu olarak gerçekleştirildiğini, kahvaltı menüsünde nelerin olduğunun anlaşmada açıkça yazılı ise de organizasyon akşam yemeği olarak değiştirildiğinde uygulanacak menü ve sunum şeklinin belirli olmadığını, genel olarak akşam yemeğinin, sabah kahvaltısına oranla daha maliyetli olduğu halde ve sözleşmede sadece sabah kahvaltısını erteleme imkanı tanınmış iken davacının organizasyonu akşam yemeği olarak sunmayı kabul ederek iyi niyetli davrandığının anlaşıldığını, akşam iftar yemeği organizasyonunda elektrik kesintileri yaşandığı ve müzik sunumunun elektrik kesintileri nedeniyle kısa süreler ile kesintiye uğradığı konusunda tanık ifadelerinin tutarlı olduğu ancak aynı tanıkların ifadelerinin yemeğin servis sıcaklığı konusunda çelişkili ve tutarsız olduğu, kaldı ki servis sırasında yemeklerin sıcaklığı ile ilgili bir şikayet tutanağının da dosyada mevcut olmadığı, davalının servis sırasında şikayetçi olduğunu bir tutanak ile de belgelemediğini, yemek sıcaklığı hususunu konu ederek ödemeyi reddetmekle iyi niyetten uzak bir tavır sergilediği, 4 saatlik organizasyonda 2-3 dakikalık elektrik kesintisinin ayıp/eksiklik olarak nitelenemeyeceğini, sözleşmede jeneratör ile ilgili davacının bir temin sorumluluğunun olmadığı hususları, davalı tarafça kesinti yapılmasının uygun olmadığı belirtilmiştir. 17.Kök rapor taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. Kök raporda davalının ticari defterleri sunmadığı belirtilmiştir. Davalının itirazları da bu yönüyle mevcuttur. Davalının, dosya arasında mevcut delil dilekçesinde özetle; ticari defterlerin yerinde incelenmesi talebinin olduğu, mahkeme ara kararında bu yönde bir belirleme olmadığı, bu haliyle davalının ticari defterlerinin incelenmemesinin, Yargıtay kararları da göz önüne alınarak, hak arama özgürlüğüne aykırı olacağının kabulü ile davalının da ticari defterlerinin incelenmesine ve mali müşavir bilirkişi tarafından ek rapor düzenlenmesine karar verilmiştir. Davacının aksi yöndeki beyanları yerinde bulunmamıştır. 18.Bilirkişi ek raporunda özetle; davalının ticari defterlerine göre davalının davacıya ... TL toplam tutarlı ödeme yaptığı, davacının düzenlediği faturanın ise davalının kayıtlarında olmadığı belirtilerek, mahkeme takdirine bırakılmıştır. 19.Esasen ticari defterler tarafların iddia ve savunmaları doğrultusundadır. Uyuşmazlık, verilen hizmette ayıp/eksiklik olup olmadığı, ayıp var ise tenzilatın miktarı ne olacağı hususudur. Davalı, davacının iddia ettiğini faturaya özünde itiraz etmeyip, bu fatura tutarından ayıplı/eksik hizmet verildiği kanaatiyle tenzilat yaptığını beyan etmiştir. 20.Bilirkişi raporunda, hizmette ayıp/eksik olmadığı belirtilmiştir. 21.Elektrik kesintilerinin 2-3-4 defa kısa sürelerle gerçekleştiği konusunda, tüm taraf tanıklarının beyanları örtüşmektedir ve işletmeci bilirkişi organizasyonun kapsamı ve niteliği gereği bu kısa elektrik kesintilerinin ayıp/eksik sayılmayacağını belirtmiştir. Yemeklerin/servisin soğuk olduğuna dair ise davacı tanıkları soğuk olmadığını, davalı tanıkları ise soğuk olduğunu beyan etmişlerdir. Fatura içeriğine itiraz etmeyip, davalı taraf bazı sebeplerle kesinti yaptığını bildirdiğinden ve bunlardan biri de yemeklerin soğuk olduğu vakıası olduğundan, yemeklerin soğuk olduğu vakıası davalı tarafça ileri sürülmüş ve dosya kapsamına göre bu konuda ispat yükü davalıdadır. Ayıplı/eksik hizmet verildiğinin ispatının davalıya aittir. (Yargıtay 11. HD., 2016/902 esas, 2016/9215 karar) Ancak ispata yeter derecede bir delil dosyada mevcut değildir. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, bu konuda şikayeti içerir bir dilekçe/bir yazışmayı gösterir, jeneratör temininin davacının sorumlu olduğunu gösterir bir delil de yoktur. 22.Davalı taraf bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde özetle ve özellikle; bilirkişi heyetinin yanlış ve eksik oluşturulduğunu, turizm-otel işletmeciliği ve gastronomi-mutfak sanatları konularında uzman bilirkişiden rapor aldırılmasını talep etmiştir. 23.Bu itiraz mahkemece uygun görülmemiştir. Çünkü; Gastronomi, TDK sözlüğünde; iyi yemek düşkünlüğü, yemekten anlama, yemek bilimi, iyi yemek sanatı, anlamlarına gelmektedir. Kısaca; yiyecek ve içecek kültürünün sanat ve bilime dönüşmüş halidir, dolayısıyla salt bir meslekten öte bir sanat dalıdır. Gastronomi, kültür ve yemek arasındaki ilişkiyi inceleyen bir disiplindir. Yenilebilir tüm maddelerin, hijyenik olan ama sağlığa uygun olmasına şart koşulmayacak şekilde azami damak ve göz zevkini amaçlayarak sofraya, yenmeye hazır hale getirilmesine kadar olan süreç gastronominin çalışma konusudur. Davalının iddiaları göz önüne alındığında, yemekler anlamındaki tek itirazın yemeklerin soğuk olması/servisin ilgisiz olduğu anlaşılmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266. maddesinde yer alan emredici hükme göre hâkim,sadece çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişiye başvurabilecektir. Hâkim açısından “özel bilgi” ise, hukuk bilimi dışındaki belli bir bilim dalının araştırıp ortaya koyduğu sonuçlara ilişkin bilgi olarak anlaşılmalıdır. Gastronomi dalının niteliğinin yanında davalının iddiaları düşünüldüğünde, gastronom bir bilirkişiden rapor almaya kabule göre gerek yoktur. Yemeklerin soğuk olup olmadığı, servisle ilgili hususlar ispat hukukuna ilişkin olmakla beraber, mahkemenin dosya/sözleşme değerlendirmesiyle, delillerle birlikte değerlendireceği bir husustur. Yemeklerin soğuk olduğu/servisin uygun olmadığı iddiaları ispat edilirse, bu hususların anlaşmaya aykırı bir sonuç doğurup doğurmayacağı, ayıp/eksiklik sayılıp sayılmayacağı konusunda gastronom bir bilirkişiden rapor alınması düşünülebilirdi. Kabule göre, gastronom bir bilirkişiden rapor aldırılması yönündeki talep yerinde değildir. Davalı vekili ayrıca, bilirkişinin ismi yazılarak, uzmanlık alanının, işletme, yönetim analizi, pazarlama yönetimi olduğundan bu yönden de bilirkişinin dava konusunda uzman olmadığı ileri sürülmüştür. HMK m. 268 gereği; Bilirkişiler, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınmak suretiyle bilirkişilik bölge kurulu tarafından hazırlanan listede yer alan kişiler arasından seçilir. Bilirkişinin kariyeri ve uzmanlık dalının ayrıntılı belirtilmesi mahkeme gerekçelerinde değinilmesi olağan bir durum olmadığı bilinmekle beraber, mahkememizin görevlendirdiği bilirkişinin hükme esas alınan raporuna karşı bilirkişinin niteliğine itiraz olduğundan ayrıca açıklama yapmak gerekmiştir. Bilirkişi ... bilirkişi listesindedir. Bilirkişi listesinde daha önce belirlenmiş olan uzmanlık dalları ve alt uzmanlık dalları yazmaktadır. Uzmanlık dallarının, her bir konuda ayrıca belirleme yapmanın zorluğu da düşünülerek olabildiğince geniş olarak belirlendiği bilinmektedir. Burada mahkemece tartışılması gereken husus, ilgili bilirkişinin dava konusu hakkında uzmanlığa sahip olup olmadığı, bunun sonucu olarak raporunun hükme esas alınıp alınamayacağıdır. Davalı vekili, turizm-otel işletmeciliği dalından olması gerektiğini beyan etmiştir. İşletmeci bilirkişinin de dosyada rapor hazırlayabileceği mahkememizce kabul edilse de, yine de bakıldığında bunun yanında; dosya kapsamı ile sınırlı bir inceleme internetten yapıldığında, adı geçen bilirkişinin akademik kariyerinin burada belirtilmesinin yararlı olacağı anlaşılmıştır. Bilirkişi, ... Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesinden İşletme Lisans derecesi, ... yılında ... Üniversitesi ... Fakültesinden Bankacılık ve Sigortacılık Ön lisans derecesi, ... yılında ... Üniversitesinden Uluslararası Turizm İşletmeciliği Yüksek Lisans derecesi almış ve halen ... Üniversitesi ... İşletmeciliği ... programında eğitimini sürdürmektedir. 25 yılı aşkın sektör çalışma hayatında Finansal Kontrolör, Bütçe Planlama Müdürlüğü, Finans Direktörlüğü ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevler de dahil olmak üzere uluslararası turizm şirketlerinde pek çok görevde bulunduğu belirtilmiştir. Bilirkişinin "turizm işletmeciliği" konusunda uzman olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Davalının turizm işletmeciliği konusunda bilirkişi seçilmesi talebi, hukuken yararlı bulunmamıştır. 24.Dosyaya tekrar bakıldığında, davalı, e postalarla davacının ayıbı ikrar ettiğini beyan etmiştir. Oysaki, dosyaya bakıldığında, e postalarda kendi kusurlarından dolayı bazı aksaklıkların olduğuna ilişkin bir beyana rastlanmamıştır. Elektrik kesintilerinden bahsedilmiştir zira bu husus uyuşmazlık dışındadır. Organizasyon sürecinde elektrik kesintilerinin yaşandığı dosya kapsamından analşılamaktadır. E postada, ".... ne yazık ki bizden kaynaklı olmayan sebeplerden dolayı sorunlar yaşadık......" ibaresi mevcut olmakla, her hangi bir ikrarın olduğundan bahsedilemez. Davalının bu yöne ilişkin beyanları yerinde bulunmamıştır. 25.Genel kural olarak, bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). 26.Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporlarının (kök ve ek), hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu, davacının kusurundan kaynaklanan ayıplı veya eksik bir ifanın olmadığı, davalının iddialarını ispatlar yeterli delil bulunmadığı, tanık beyanlarının ispata yetersiz olduğu, davacının davasında haklı olduğu kanaatine varılmakla; davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. 27.Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince; 28.Alacaklının icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlayan, takibin durması için borçlunun itirazının yeterli olduğu ve cebri icraya devam edilebilmesi için alacaklının harekete geçmesinin gerekli olduğu ilamsız icra usulunde; gerek alacaklının haksız ve kötüniyetli takipte ve gerekse borçlunun haksız itirazda bulunmasını önlemek amacıyla icra tazminatına hükmolunması esası kabul edilmiştir. Anlaşıldığı üzere alacaklı lehine hükmolunacak icra tazminatının amacı, gerçekten borçlu olduğunu bildiği halde, süre kazanmak kasdı ile ya da başka bir sebeple icra takibini haksız olarak engelleyen kişinin, alacaklının hakkına kavuşmasını geciktirmeye yönelik kötü niyetli davranışlarını önlemektir. Borçlunun itirazının haksızlığı, itirazın yapıldığı andaki duruma göre tespit edilir. Borçlu hakkında tazminatına hükmedilmesi için, onun ödeme emrine “kötüniyet”le itiraz etmiş olması şart değildir. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiş olmalıdır. Alacaklının bir zarar görmüş olması da şart değildir. 29.Öğretide, hakim görüşe göre (POSTACIOĞLU, İlhan, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 1982, s. 184 vd., KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. I, 3. Bası, İstanbul 1988, s. 304 vd., UYAR, Talih, İcra Hukukunda İtiraz, s. 215 vd.) itirazın haksız olup olmadığı, takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit olup olmadığına göre belirlenmelidir. İcra inkar tazminatının şartları şunlardır: a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı, b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı, c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı, d)Talep olmalı, e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir. 30.Dosyaya baktığımızda; alacak faturaya dayanmaktadır. Takip konusu alacağın faturaya dayanması karşısında alacak belirlenebilir (likit) olup davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekir(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/3613 Esas 2019/1889 Karar sayılı ilamı). 31.Yukarıda anılan inkar tazminatı şartlarının dosyada mevcut olduğu anlaşılmakla; inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. 32.Son olarak denetime elverişlilik açısından belirtmek gerekir ki; dava değerinin ... TL olduğu takip dosyasından, dava dilekçesi başlığından, yatırılan harcın miktarından, bunu gösterir sayman mutemedi alındısından anlaşılmaktadır. Dava, başka mahkeme aracılığı ile açılmıştır ve uygulama/uyap gereği tevzi formu ile mahkememize tevzi edilmiştir. Tevzi formunda dava değeri olarak ... TL gösterilmiştir. Bunun sehven gösterildiği, sonuca etkili olmadığı mahkememiz kabulündedir. Üst yargı denetimine elverişlilik açısından bu açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür. HÜKÜM/ Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, davalının Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ İLE, takibin aynı şartlarda DEVAMINA, 2-Davacının inkar tazminatı talebinin kabulü ile ... TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli bakiye ... TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine, 11-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, 12-Dosya arasında bulunan Antalya ... İcra Dairesinin .../... esas, Antalya ... İcra Dairesinin .../... esas sayılı dosyalarının karar kesinleştiğinde mahalline gönderilmesine, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.04/03/202
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır