İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/420 E. 2018/450 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/420
- Karar No
- 2018/450
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/420 Esas
KARAR NO : 2018/450
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/04/2018
KARAR TARİHİ : 10/04/2018
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı taraf vekili duruşmada tekrar ettiği dava dilekçesi ile özetle; Davalıların itirazının tamamen yersiz ve mesnetsiz olduğunu, taraflar arasında aktedilen sözleşmesinin 8.maddesi gereği kredi işlemleri ile ilgili olarak, bu sözleşmedeki kredi işlemleriyle ilgili olarak banka ile müşteri arasında çıkacak hesap anlaşmazlıklarında, bankanın kayıtları ve defterlerinin geçerli olduğunu, müşterinin bankanın kendisine tebliğ edeceği hesap özetlerine bir ay içinde itiraz etmediği taktirde hesap özelinin gerçeğe aykırılığının ancak borcunu ödedikten sonra dava edebileceğini, müşterinin kredi hesabının işleyişinde ve faiz komisyon tahakkuk usullerinde Bankaca uygulamakta olan esasları ve bu esaslarda yapılacak değişiklikleri peşinen kabul edeceğini, müşterinin kredi taksitlerini vadesinde ödendiği taktirde, Bankanın hesaplarının doğruluğunu, Bankaca ekstre gönderilmesine gerek bulunmadığını kabul ve taahhüt etmiş olacağını, bu suretle, bankayı ibra ettiğini de kabul ve beyan etmiş olacağını, 16.maddesi gereği kredi işlemleri ilgili olarak yürürlükte bulunan kanun ve kararnamelerle, kredi ile ilgili olarak tahakkuk ettirilecek komisyon, gider vergisi, her türlü resim ve harçları müşterinin ödemeyi kabul edeceğini,17.madde gereği kredi işlemleri ile ilgili olarak tahakkuk edip de müşteri tarafından vadesinde ödenemeyen faiz, komisyon, gider vergisi ve her türlü diğer masraflar Türk Ticaret Kaııunu'nun 8.maddesi gercğince ana paraya ekleneceğini ve bunlara ana paraya ilişkin hükümler uygulanacağını, 19. maddesi gereği kredi işlemleri ile ilgili olarak müşteri herhangi bir icrai takibe maruz kaldığı takdirde vekalet ücreti ve her türlü icra ve mahkeme masraflarını ödemekle yükümlü olduğunu, .madde gereği kredi işlemleri ile ilgili olarak Bankanın dilediği zaman, ihbar etmek suretiyle söyleşmeyi feshetmek yetkisine haiz olduğunu, belirtilen temerrüt faizi oranın kanunun veya kararnamelere veya banka tarafından alınacak kararlarla yükseltilmesi halinde, yeni tesbit olunacak temerrüt faizinin bu sözleşme içinde geçerli olduğunu, müşteri kendisine herhangi bir ihbar ve tebligat yapılmasına gerek olmaksızın tesbit edilen yeni temerrüt faiz oranlarının bu sözleşmeye uygulamasını kabul ve taahhüt edeceğini, bu sebeplerle davamızın kabulü, davalının itirazının iptali ve takibin devamına karar verilmesi, dava masrafları,icra inkar tazminatı vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, davacı kooperatifin kefaleti ile kooperatif ortağının kullanmış olduğu kredinin ödenmiş olması sebebiyle ödenenen bedellerinin kooperatif ortağı olan asıl borçludan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK.nun 114/c.maddesinde mahkemenin görevi dava şartı olarak sayılmıştır.
Yine HMK.nun 115/1. Maddesi uyarınca "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır."
Bu kapsamda dosya mahkememizin görevli olup olmadığı yönünden incelenmiş aşağıdaki hususlar tespit olunmuştur.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari ava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
Somut olayda, takip dayanağı olan "Kooperatif Kredileri Sözleşmesi" olup, söz konusu kredinin kullanılabilmesi için kredi borçlusunun esnaf ve sanatkarlar kooperatifi üyesi olması dolayısıyla esnaf sıfatını taşıma koşuluna bağlıdır. davacı kooperatif kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzalamış, ödeme nedeniyle kredi asıl borçlusu olan davalıdan ödediği kredi borcununu rücuen tahsilini istemektedir. Davalı esnaf olup, tacir değildir: Uyuşmazlık doğrudan davacı kooperatif ile davalı ortak arasında Kooperatif Kanundan kaynaklanmamakta, dava dışı bankadan davalının kullandığı kredinin ödenmemesi nedeniyle müteselsil kefil olan davacının rücu koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca mahkememizin görevsizliğine ve davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı tarafından açılan işbu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,
2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK.nun 331/2.maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
4-İş bu kararın taraflara tebliğine,
ilişkin, tarafların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın taraflar vekillerine tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere tensiben karar verildi. 10/04/2018
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır