İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/2696 E. 2018/3431 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/2696
Karar No
2018/3431
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/299 Esas KARAR NO : 2024/1131 DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/03/2024 KARAR TARİHİ : 08/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/12/2024 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı taraf arasında 94.479,13 TL cari hesap borcunun ödememesi üzerine, Küçükçekmece İcra Dairesi’nin ...... E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından, müvekkil şirkete herhangi bir borçları bulunmadığı iddiası ile takibe haksız olarak itiraz edildiğini, itirazın haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olup iptali gerektiğini, müvekkilinin İlba İplik ile davalı ..... Örme 06.06.2023 tarihinde imzalan sipariş teyit formu ile iplik alımı konusunda anlaştıklarını, davalı taraf ile müvekkili şirket arasında iplik alım satımına ilişkin faaliyetlerin devam ettiğini, müvekkilinin ticari ilişki kapsamında 08.06.2023 tarih ..... numaralı, 09.06.2023 tarih ...... numaralı ve 12.06.2023 tarih .... numaralı sevk irsaliyeleri ile iplikleri davalıya teslim ettiğini, davalıya teslim edilen ipliklere ilişkin ödemelerin tamamının davalı tarafından yapılmadığını, nunun üzerine müvekkil faturalardan kaynaklı cari hesap borcunun ödenmesi için Bakırköy ...... Noterliği'nin 22.12.2023 tarih ve ..... yevmiye numaralı ihtarı ile davalıya ihtarname gönderildiğini, Beyoğlu ...... Noterliği'nin 26.12.2023 tarih ..... yevmiye numaralı cevabi ihtarı ile 08.06.2023 tarihli ..... irsaliye numaralı e-Arşiv İrsaliye ile gönderilen mallarda ayıp tespit ettiğini işbu nedenden dolayı ..... fatura numaralı 25.12.2023 tarihli reklamasyon faturası kestiğini, ancak davalı tarafından ne müvekkil şirkete gönderilen faturalara süresinde itiraz edildiğini, ne de süresinde ayıp bildiriminde bulunulduğunu ayrıca davalı taraf ile imzalan 06.06.2023 tarihli sipariş teyit formunun 1 ve 2. Maddelerinde mallarda gizli ayıp olması halinde 8 gün içerisinde bildirilmesi gerektiği ve kullanılmış ipliklere ilişkin reklamasyon kabul edilmeyeceğinin kararlaştırıldığını, davacı tarafın süresinde ve usulüne uygun olarak ayıp bildiriminde bulunduğunu ispat etmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile borçlunun haksız itirazının iptaline ve takibin devamını, davalının borcun %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilİ şirket'e kesilen faturaların ödenmemesi sebebiyle alacaklı olduğu ve müvekkil şirket tarafından icra ödeme emrine yapılan itirazın haksız olduğu yönündeki iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkil şirket ile arasındaki ticari mutabakata aykırı hareket ederek ayıplı mallar teslim ettiğini ve müvekkilinin bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkilinin bu durumdan bir sonuç alamayınca ayıplı mallar ile ilgili iade faturası ve reklamasyon faturası düzenlemek zorunda kaldığını, davacının ise söz konusu müvekkil şirket tarafından düzenlenen faturaya hukuka aykırı olarak itiraz ettiğini, cari hesapları lehine çevirmek için hukuka aykırı olarak kur farkı faturası düzenlemiş ve müvekkil şirket aleyhine kötüniyetli ve gerçeğe aykırı icra takibi başlatmış olduğunu, müvekkilinin ayıplı mallara ilişkin iade faturası düzenlemiş ve maddi zararlarına ilişkin reklamasyon faturası düzenlemiş olduğunu, davacının ise ayıplı mallara ilişkin satışlardan kaynaklı cari hesap ekstresine göre müvekkilinin borcu bulunduğunu ileri sürerek ödeme yapılmasını talep ettiğini, ayrıca Müvekkil Şirket tarafından gönderilen anılan reklamasyon faturasına ihtarname göndererek itiraz ettiğini, bunun yanında Davacı tarafından 15.01.2024 tarihinde ...... nolu fatura numarası ile tanzim edilen kur farkı faturası 16.01.2024 tarihinde müvekkili şirkete elektronik olarak tebliğ edildiğini, müvekkili tarafından işbu hukuka aykırı kur farkı faturasına ihtarname ile itiraz edildiğini, itirazda müvekkili tarafından yapılan 22.601,50 TL tutarındaki ödemenin cari hesap kapsamında yapıldığı ve davacının cari hesap borcunun tamamen kapatıldığının belirtildiğini, neticeten ticari mutabakata aykırı olarak ayıplı malların teslim edilmiş ve müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, bu hususta reklamasyon faturası kesildiğini, açıklanan nedenlerle haksız davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, SGK ve ticari sicil kayıtları dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. - Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip borçlusu tarafından davalı takip alacaklısı aleyhine 94.479,13 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap borcu" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Tarafların iddia ve savunmaları ile takip dayanağı fatura ve belgeler nazara alındığında somut olayda davacı tarafın davalı ile aralarında ticari ilişki kapsamında davalı iplik satışı yaptığını, bu satışlar kapsamında kesilen faturalar kapsamında ürünler teslim edilmesine rağmen cari hesap borcunun ödenmediğini iddia etmekte iken davalı tarafın ürünlerin eksik ve ayıplı olduğunu, bu nedenle iade faturasının düzenlendiğini iddia etmektedir. -Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. -Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. -Bu kapsamda davacı tarafın öncelikle sözleşme ilişkisini, akabinde sözleşme kapsamında faturaya konu ürünlerin davalı yana eksiksiz ve ayıpsız teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen hususlarda ticari defterlerin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 23/09/2024 tarihli raporda özetle; davalı şirketin 2023 BA-BS formalarında incelendiğinde; davalı taraf 2023 yılın/ 06 Haziran ayına ait aldığı 3 adet hizmet faturasının BA formunda beyan ettiği, davacı şirketin 2023 BA-BS formalarında incelendiğinde; davacı taraf 2023 yılın/ 06 Haziran ayına ait aldığı 3 adet hizmet faturasının BS formunda beyan ettiği, davacı tarafın 09.09.2024 Tarihli incelemeye katılmadığı, ticari defter ve kayıtları ibraz etmediğinden davacı taraf ticari defter kayıtları üzerinden bir tespitin yapılamadığı, tarafları arasındaki ticari ilişkinin 2022yılında başladığı ve en son 2024 yılında sonlandığı 31.12.2024 Tarihi İtibari ile ise davalı tarafın davacı yandan alacak Davacı tarafından davalı yana 2022-2023 yıllarında toplam 3.100.540,62 TL tutarında fatura kestiği davalı taraf bu faturalara istinaden toplam da; 3.226.270,59 TL ödeme yaptığı, davalının davacı yandan -125.729,97 alacaklı konumda olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Davalı tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Mahkememizce davacı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davacı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. -Yukarıda yer verilen hususlar, tarafların iddia ve savunmaları nazara alındığında taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında iplik alım satım işinin mevcut olduğu, bu ilişkinin tarafların cari hesapları üzerinden takip edildiği, cari hesap başlangıç tarihinin 24/11/2022 olduğu ihtilafsızdır. -Ancak yukarıda da yer verildiği üzere davacı tarafın sözleşmeye ve cari hesaba konu ürünlerin eksiksiz ve ayıpsız olarak davalı yana teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır. -Mahkememizce davacı tarafa yapılan ihtarata rağmen kesin süre olarak belirlenen defter inceleme gün ve saatinde ticari defterler ibraz edilmediği gibi incelemeye elverişli adres de bildirilmemiştir. Bu haliyle davalı tarafın incelenen ticari defter ve kayıtları tek taraflı olarak dikkate alınmış, davacı tarafın cari hesaba konu ürünleri eksiksiz ve ayıpsız haliyle davalı yana teslim ettiği hususunu ticari defter ve kayıtlarıyla ispat edemediği Mahkememizce kabul edilmiştir. -Yine yukarıdaki ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı tarafın ticari defter ve kayıtları ile banka dekontlarına göre davacı tarafın davalı yana 3.100.540,62 TL fatura kestiği, davalı tarafın bu faturalara istinaden 3.226.270,59 TL ödeme yaptığı sabittir. Yine vergi dairesi kayıtlarına göre davalı tarafından ticari defterlere kaydı yapılan alış / satış işlemlerinin vergi dairesine taraflarca eksiksiz bir şekilde karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği görülmektedir. -Bu haliyle davalı tarafın ticari ilişki kapsamında cari hesap ödemelerini eksiksiz bir şekilde gerçekleştirdiği, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunmaması, tarafların vergi dairesi kayıtları nazara alındığından davacının talep edebileceği başkaca bir cari hesap alacağının mevcut olmadığı, davacı yanın fazlaya ilişkin cari hesap alacağını mevcut deliller ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİ ile; 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.613,47-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.185,87-TL harcın davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ...... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/11/2024 Katip ...... e-imzalıdır Hakim ..... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/2696, K. 2018/3431, T. 31.12.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-2696-e-2018-3431-k-afbe6a5ac165