İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/2696 E. 2018/3431 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/2696
Karar No
2018/3431
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/644 Esas KARAR NO : 2025/35 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/07/2023 BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 03/07/2023 KARAR TARİHİ : 17/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/03/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Asıl dosya davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı/borçlu aralarındaki ticari ilişki nedeniyle üretim anlaşması yaptıklarını, davalı/borçlunun müvekkili tarafından keşide edilen fatura içeriğinden de anlaşılacağı üzere, davalı tarafın talebi ve yararına olacak şekilde davalı için üretilen ürünlerin numunelerini ve ayrıca sipariş ürünleri üretildiğini ve bu üretimdeki maliyetlerin davalı taraftan alınmak kaydıyla ilk etapta müvekkili tarafından ödemesi yapıldığını, müvekkilinin söz konusu davalı adına üretilen ürünlerin ödemelerinin kendisine yapılmasını talep ettiğini, bu durum için fatura da keşide ettiğini fakat bu yapmış olduğu ödemelerini alamadığını, Davalı/borçlunun ödemeye ilişkin üzerine düşen edimleri yerine getirmediğinin açık olduğunu, davalı/borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın tek amacı icra takibini durdurmak ve müvekkilinin alacağının tahsilini imkansız hale getirdiğini, işbu sebeplerle müvekkilinin hak ve alacaklarının güvence altına alınması için müvekkilinin alacağının tahsilinin ileride imkansız hale gelme ihtimali de dikkate alınarak davalı/borçlu ile ilgili öncelikle teminatsız olarak, aksi kanaatte ise uygun bir teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini beyan ederek davalı/borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazlarını değiştirip genişletmesine muvafakat etmediklerini , davalı/borçlunun Küçükçekmece İcra Dairesi - .... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazlarının iptaline ve takibin devamına, ihtiyati haciz taleplerinin öncelikle teminatsız, aksi kanaatte ise uygun bir miktarda teminat ile kabulüne, dava ve takip konusu alacağın likit olmasından bahisle kötü niyetli davalı/borçlu aleyhine dava ve takip değerinin % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. -Birleşen dosya davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın, müvekkiline karşı borçlu konumda olduğunu, bu durumun ticari defterler ile sabit olduğunu, müvekkilinin alacağına istinaden başlatılan Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasında davalı tarafından borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, yapılan haksız ve mesnetsiz itirazın iptalinin gerektiği, müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki nedeniyle üretim anlaşması yapıldığı, davalı tarafın talebi ve yararına olacak şekilde davalı için üretilen ürünlerin numunelerini ve ayrıca sipariş ürünleri üretildiğini ve üretimdeki maliyetlerin davalı taraftan alınmak kaydıyla ilk etapta müvekkili tarafından ödemesinin yapıldığını, müvekkilinin söz konusu davalı adına üretilen ürünlerin ödemelerinin kendisine yapılmasını talep ettiğini, bu durum için fatura da keşide ettiğini, fakat yapmış olduğu ödemelerini alamadığını, cari hesap olarak davalının borçlu olduğunu, davalının, ticari defter muavin kayıtlarının, ticarete konu faturalar ve sair belgelerden de anlaşılacağı üzere açıkça müvekkiline borçlu durumda olduğunu, bu nedenlerle davalı tarafından haksız bir şekilde yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, ihtiyati haciz talebinin öncelikle teminatsız, aksi halde uygun bir miktarda teminat ile kabulüne, dava ve takip konusu alacağın likit olmasından bahisle kötü niyetli davalının dava ve takip değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. YANIT: Asıl dosya davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, 22/11/2022 tarihi itibariyle müvekkili şirketine borçlu olup, bu borcun icra kanalı ile tahsil edilmesi sonrası kötü niyetli olarak icra takibi ve dava ikame etttiğini, takip talebinde borcun sebebi cari hesap olarak belirtilmesine rağmen, takip dayanağı olarak 20/12/2022 tarihli ve ..... numaralı fatura sunulduğunu, müvekkili şirketi tarafından takip dayanağı gösterilen faturaya itiraz edildiğini, faturalarda, irsaliye numarası bulunmadığını, faturaların usulüne uygun düzenlendiğini, 20/12/2022 tarihinde düzenlenen faturada belirtilen satışlar gerçek dışı olup bu hizmete ilişkin daha önce kesilen fatura bedeli müvekkili tarafından ödendiğini, fatura içeriğinin malların teslim edildiğine dair ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı tarafça sevk irsaliyesi sunulmadığını, müvekkili şirketi kayıtlarına göre, müvekkili şirketinin davacıya cari hesaptan kaynaklı bir borcu bulunmadığını, borcu kabul anlamına gelmemek kaydı ile, alacak muaccel olmadan icra takibine konu edilldiğini beyan ederek davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Birleşen dosya davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, 22/11/2022 tarihi itibariyle müvekkili şirkete borçlu olduğunu, bu borcun icra kanalı ile tahsil edilmesi sonrası kötü niyetli olarak icra takibi ve davanın ikame ettiğini, takip talebinde borcun sebebinin cari hesap olarak belirtilmesine rağmen, takibin dayanağı olarak 07/01/2023 tarihli ve .... numaralı fatura sunulduğunu, müvekkili tarafından takibin dayanağı gösterilen faturaya itiraz edildiğini, faturalarda irsaliye numarası bulunmadığını, faturaların usulüne uygun düzenlenmediğini, 07/01/2023 tarihinde düzenlenen faturada belirtilen satışların gerçek dışı olduğunu, bu hizmete ilişkin daha önce kesilen fatura bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini, fatura içeriği malların teslim edildiğine dair ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı tarafça sevk irsaliyesi sunulmadığını, müvekkili şirketin kayıtlarına göre müvekkili şirketin davacıya cari hesaptan kaynaklı bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın takip başlatmakta kötü niyetli olması nedeniyle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı takibe karşı, müvekkili şirketin son derece haklı sebeple itiraz etmiş olduğu aşikar olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, asıl dava yönünden davacı tarafından davalı aleyhine Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasıyla cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemi; birleşen dava yönünden ise taraflar arasındaki Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Yargılama devam ederken Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas .... Karar Sayılı dosyasının Mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. -Mahkememizce asıl ve birleşen dava yönünden itirazın iptali talebine konu edilen takip dosyalarında takip talebi ve ödeme emirlerinde borcun dayanak ve sebebinin cari hesap olarak belirtildiği ancak takip dayanağı eki olarak sunulan belgelerin incelenmesinde; 3.500,15 Euro ve 26.877,00 TL bedelli faturalara yer verildiği, takip talebi ekinde cari hesap dökümünün yer almadığı, bu durumun açık bir çelişki içerdiği anlaşılmakla, davacı vekiline bu çelişkiyi giderecek nitelikte açıklamada bulunmak ve varsa takip dayanağı cari hesap dökümlerini ayrıntılı bir şekilde sunmak ve her bir takip talebi yönünden hangi tarihli cari hesaba dayandığına ilişkin beyanda bulunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde beyanda bulunulmaması halinde bu hususta tekrar talepte bulunma hakkından vazgeçmiş sayılacağının ve dosyanın mevcut haliyle yargılamaya devam olunarak inceleneceği hususunun ihtarına karar verilmiştir. -Kesin süre içerisinde davacı tarafça sunulan beyan dilekçesinde; müvekkili lehine ve davalı aleyhine takip başlatılmadan önceki zaman aralığındaki cari içeriğin incelenmesini talep ettiklerini, 2022 yılı içerisindeki tüm hesapları içeren cari yıl ile 2023 yılı şubat ayına kadar olan cari yıl içerisindeki muhasebesel kayıtların cari alacağımız çerçevesinde incelenmesini talep ettiklerini" bildirdiği görülmüştür. -Asıl davaya konu Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 3.500,00 Euro asıl alacak, 2,00 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.502,00 Euro üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap alacağı" olduğu, takip dosyasında takip dayanağı belge olarak 20/12/2022 tarihli 3.500,15 Euro bedelli ( 64.260,82 TL ) bedelli faturanın yer aldığı, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -Birleşen davaya konu Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 26.877,00 TL asıl alacak, 290,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.167,00 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap alacağı" olduğu, takip dosyasında takip dayanağı belge olarak 07/01/2023 tarihli 1.361,61 Euro bedelli ( 26.877,50 TL ) bedelli faturanın yer aldığı, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Tarafların iddia ve savunmaları ile takip dayanağı fatura ve belgeler nazara alındığında somut olayda davacı tarafın davalı ile aralarında ticari ilişki kapsamında davalı yana üretimi yapılan ürünlerin teslim edilerek fatura düzenlendiğini, davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmediğini iddia ettiği görülmekte iken davalı yanın davacı ile aralarında fatura yönünden bir ticari ilişkinin bulunmadığı, daha önce kesinlen fatura bedellerinin ödendiğini, kendilerine fatura ve takip konusu bedeller yönünden mal teslim edilmediğini iddia etmektedir. -Bu kapsamda davacı tarafın ticari ilişki kapsamında faturaya konu ürünlerin davalı yana teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişi tevdi edilmiş, düzenlenen 13/05/2024 tarihli raporda özetle; Dava konusunun, davacının davalıya yaptığı icra takiplerine davalının itirazı ile takibin durdurulduğu. bu kez davacının talebi ile huzurda görülen İtirazın İptali davasının açılmış olduğunun anlaşıldığı, Tarafların incelenen ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının kanuni süresinde olduğu ve lehlerinde delil niteliği taşıdığı kanaatine varıldığı, davacının Ticari defter kayıtlarına göre 07.01.2023 tarihi itibariyle davacının ..... nolu cari hesap bakiyesinden 36.061,83 TL davalının borçlu olduğu, ..... nolu hesap bakiyesinden de 81.113,31 TL davalının borçlu olduğu ve toplamda davacının davalıdan (81.113,31 TL + 36.061,83 TL ) olmak üzere toplam 117.775,14 TL tutarında alacaklı olduğu şeklinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği, davalının ticari defterlerinde 07.01.2023 tarihi itibari ile davacı 70.763,93 TL borçlu görüldüğü, yine davalının ticari defterlerinde 11.01.2023 tarihinde davacıdan 28.925,00 TL ödeme aldığı, 22.02.2023 tarihinde de 3.700,00 TL ödeme aldığı ve 22.02.2023 tarihi itibariyle davacının davalıya 38.138,93 TL borçlu olduğu davalının ticari defter kayıtlarından tespit edildiği, tarafların BA-BS bildirimleri mutabık olduğu, davacı taraf hem düzenlediği hem de kendisine düzenlenmiş tüm faturaları BA-BS beyanı ile beyan ettiği tespit edildiği, davalı tarafta aynı şekilde hem düzenlediği hem de kendisine düzenlenmiş tüm faturaları BA-BS beyanı ile beyan ettiği tespit edildiği, taraflar arasındaki cari hesap mutabakatsızlığının ise; davacı tarafından davalıya düzenlenmiş ve davacı defterlerinde kayıtlı olup davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 5 adet ve toplam 187.939,07 TL tutarında faturalardan kaynaklandığının tespit edildiği, bu faturaların tamamı hem davacı hem de davalı tarafından BA-BS bildirimleri ile beyan edildiği, 07.01.2023 tarih ve ..... numaralı 26.877,50 TL lik faturaya davalı tarafından itiraz edildiği anlaşılmış olup diğer faturalar için davalı tarafından 8 günlük yasal itiraz süresi içerisinde itiraz edildiğine dair herhangi bir belge dosyada mevcut olmadığı, işlemiş faiz yönünden ise; davacı tarafından takip öncesi borçluya çekilmiş herhangi bir ihtarname bulunmadığından davacının işlemiş faiz talep edemeyeceği kanaati hasıl olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir. Mahkememiz dosyası, tarafların hukuki olmayan itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla daha önce rapor veren bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup; bilirkişi tarafından düzenlenen 11/08/2024 tarihli ek raporda özetle; Davacının ..... nolu hesabına yaptığı kayıtların tamamının EURO olduğunun kabulü halinde bu hesabın bakiyesi olan 36.061,83 TL nin karşılığı EURO olarak Davacının 1.461,97 EURO alacaklı olduğu şeklinde olduğu, Diğer TL takip edilen 120.01.010 nolu TL hesabının bakiyesi ise 81.113,31 TL olduğu, davacının alacağının EURO olarak kabul edilip edilmeyeceği hususundaki takdirin tamamen mahkemeye ait olduğu, tüm bu anlatılan hususlar ile Kök raporda davacının alacağının (81.113,31TL+36.061,83TL=117.775,14 TL olarak maddi hesap hatası yapılmış olup bu raporda 117.175,14 olarak düzeltildiği, dosyaya sunulan e-mail ve yazışmalarının değerlendirilmesi hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, kök raporda başkaca değişiklik gerektirecek husus tespit edilemediği sonuç ve kanaati bildirilmiştir. -13/05/2024 tarihli bilirkişi raporu ve 11/08/2024 tarihli bilirkişi ek raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür. -Mahkememizce alınan raporlar dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. -Ticari defter kayıtlarının incelenmesinde taraflar arasındaki ticari defter kayıtlarının birbiri ile uyumlu olmadığı, taraflar arasındaki ticari defter kayıtlarındaki farklılığın 20.12.2022 tarihli, ..... numaralı 69.401,68 TL bedelli, 20.12.2022 tarihli ...... numaralı 47.458,86 TL bedelli, 23.12.2022 tarihli ...... numaralı 32.507,84 TL bedelli, 30.12.2022 tarihli ..... numaralı 11.693,19 TL bedelli, 07.01.2023 tarihli ....... numaralı 26.877,50 TL bedelli faturalardan kaynaklandığı görülmektedir. -Yukarıdaki açıklamalarda da yer verildiği üzere davacı tarafın asıl ve birleşen dosyada dava ve takip konusu ettiği faturalar 20.12.2022 tarihli, .... numaralı 69.401,68 TL bedelli ve 07.01.2023 tarihli ..... numaralı 26.877,50 TL bedelli faturalardır. -Bu haliyle tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbiri ile uyumlu olmadığı, davacı tarafın takip konusu ettiği faturaların davalı yanın ticari defterlerinde yer almadığı anlaşılmakla, davacı tarafın ilgili faturalar yönünden teslime ilişkin ispat külfetini ticari defter kayıtları ile yerine getiremediği Mahkememizce kabul edilmiştir. -Bunun yanında her iki tarafın vergi dairesi kayıtlarının incelenmesinde, taraflar arasındaki süregelen ticari ilişki kapsamında, davacı tarafın takibe dayanak faturaların her iki tarafça ba-bs formlarıyla vergi dairesine bildirildiği görülmüştür. Davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) -Buna göre davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan fatura bedellerinin usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. -Buna karşılık olarak asıl ve birleşen davadaki takibe konu bakiye fatura borcunu ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. -Davacı tarafın asıl davaya konu Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasında yabancı para üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinde ilgili Euro alacağı yönünden faizin 3095 sayılı kanuna uygun olarak belirlenmediği anlaşılmakla, asıl davanın bu yönüyle kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. -Davacı tarafın asıl ve birleşen davasını takibe konu asıl alacak bedeli üzerinden ikame ettiği görülmekle takipteki işlemiş faiz talebi yönünden ayrıca değerlendirme yapılmamıştır. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl Davanın KISMEN KABULÜ ile; -Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 3.500,00 Euro asıl alacak ve takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun uyarınca devlet bankalarının Euro cinsinden açılmış 1 yıllık vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz üzerinden devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 19.907,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Asıl davada fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Birleşen Davanın KABULÜ ile; -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 26.877,00 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiz üzerinden devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 5.375,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Asıl dava yönünden; a)Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.799,24 TL harçtan, peşin alınan 1.347,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.451,26 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, b)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c)Davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 1.347,98 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun .... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... Esas .... Karar Sayılı Dosyası yönünden; a)Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.835,97 TL harçtan peşin alınan 323,16 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.512,81 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, b)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 26.877,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c)Davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 323,16 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından asıl ve birleşen davada yargılama sırasında yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL başvurma harcı, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 219,00 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 8.578,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/01/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim .... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/2696, K. 2018/3431, T. 07.01.2023, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-2696-e-2018-3431-k-15407b9c29c8