İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/2696 E. 2018/3431 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/2696
- Karar No
- 2018/3431
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/212 Esas KARAR NO : 2025/882 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/03/2025 KARAR TARİHİ : 30/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hava yolu ile kargo taşımacılığı yapmakta olduğunu, davalı borçlu şirkete bu faaliyet kapsamında hizmet vermiş ve verdiği hizmete karşılık ekteki cari hesap kayıtlarında da görülen faturaları kesmiş olduğunu, cari hesabın ödenmemesi üzerine borçlu şirket lehine icra takibine başlanılmış olduğunu, davalı/borçlunun, Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında borçlu olarak yer aldığını, müvekkili şirketin, davalı şirketten alacaklı olduğunu, ancak davalı-borçlunun, cari hesap ekstresine göre takibe konu 224.727,22-TL tutarındaki borcunu ödememiş olduğunu, davalı/borçlunun borçları işlemiş ve işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili için Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosya ile başlatılan icra takibine davalı borçlunun vekili aracılığı ile borca itiraz etmiş ve takibin durmuş olduğunu, davalı/borçlunun itirazlarının hukuken dayanaksız olduğunu, cari hesap ekstre ve tarafların defter kayıtları incelendiğinde takibe konu borcun ödenmediğinin açıkça görülecek olduğunu, davalının itirazlarının haksız ve hukuki temelden yoksun olduğunu, sadece alacağın tahsilini geciktirmek amacını taşımakta olduğunu, alacağın likit bir alacak olup, davalının kötü niyetli itirazı sonucu takibin durmuş olduğunu, müvekkili şirketin mağdur olduğunu, dava şartı arabuluculuğa başvuru yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu beyanla; fazlaya dair haklarının ise saklı kalmak koşulu ile, taraflarınca ileri sürülen haklı taleplerin varlığı ile öncelikle borçlunun aldıkları bilgilere istinaden mal kaçırma cihetine gittiği bu nedenle, kaçırmasına meydan vermemek için öncelikle teminatsız, mahkememiz aksi kanaatte ise teminatlı şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve davalı/borçlunun taşınır-taşınmaz mal varlıklarına, banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasına ve dava sonunda haklı davanın kabulüne, davalı/borçlunun Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında gerçekleştirdiği haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin durduğu ve alacağın likit olduğu göz önüne alındığında, kötüniyetli davalının lehine olmamak üzere %20 oranında icra inkar tazminatının ödenmesine, yargılama giderleri, harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davalı/borçlu şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça açılan işbu davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı, müvekkili şirketten olan alacağını iddia etmekte ise de; taraflar arasında iddia edilen meblağda bir borç ilişkisi bulunmadığını, davacı tarafla her ne kadar ticari ilişkileri bulunsa da bu meblağda bir borçları bulunmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında dönemsel bazı taşıma hizmetlerine ilişkin sınırlı bir ticari ilişki bulunmakta ise de, davacı tarafın düzenlediği faturaların büyük çoğunluğunun müvekkiline teslim edilmemiş veya müvekkilince kabul edilmemiş olduğunu, davacı tarafın kendi defter ve kayıtlarını esas alarak hareket etmekte olup bu kayıtların, müvekkili bakımından bağlayıcı olmadığını, takibe konu edilen 224.727,22 TL tutarındaki alacağın, müvekkili şirket tarafından açıkça borca itiraz edilerek reddedilmiş olup, itirazlarının haklı ve yerinde olduğunu, taraflar arasında alacak miktarı konusunda ciddi bir ihtilaf bulunduğu dikkate alındığında, alacağın “likit” nitelikte olduğunun da söylenemeyeceğini, davacı tarafça ileri sürülen “mal kaçırma şüphesi”ne ilişkin iddiaların soyut ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin mali yapısının güçlü ve düzenli ticari faaliyetlerine devam etmekte olduğunu, mal kaçırma, devir ya da muvazaalı işlemlere ilişkin en ufak bir somut belge ya da kanıt dilekçeye eklenmemiş olduğunu, bu nedenle, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulünün hukuken mümkün olmadığını, davacının, kötü niyetli ve dayanaksız bir şekilde müvekkilini zor durumda bırakmaya çalışmakta olduğunu, davanın yalnızca baskı kurmak ve ticari faaliyetleri sekteye uğratmak amacıyla açıldığını beyanla; davacının haksız ve dayanaksız davasının reddine, takibe yapılan itirazlarının haklı olduğu gözetilerek davacının itirazın iptali talebinin reddine, talep edilen icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının hiçbir somut delile dayanmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile 8 adet faturaya dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine 224.727,22 TL fatura alacağına istinaden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirketin vekili aracılığıyla takibe itiraz ettiği anlaşıldı. Davacı ve davalı tarafın 2022-2023-2024-2025 yılı ticari defter ve kayıtlarının 07/07/2025 günü saat 14:15'te mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla mahkememiz duruşma salonunda incelenmesine karar verilmiş olup, Mali Müşavir bilirkişi ... 31/07/2025 tarihli raporunda özetle; davacı tarafın 2022-2023-2024-2025 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğunu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığını, davalı tarafın 2022-2023-2024-2025 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğunu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığını, Takip Talebi, davacı tarafın davalı taraf hakkında 224.727,22 TL asıl ve toplam alacağın takip tarihinden itibaren icra harç masrafları ve vekalet ücretiyle asıl alacağa işleyecek yıllık diğer faizi tahsili talebi ile (Türk Borçlar Kanunun 100.maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikli faiz ve masraflara mahsubuyla) Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası üzerinden 27.01.2025 tarihinde takibe geçtiğini, davalı tarafın 27.01.2025 tarihinde itiraz ettiğini, takip talebine açıklama olarak, takibe konu 8 adet faturanın bilgilerinin yazıldığını, Takibe Konu Faturalar, takibe konu davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2024 yılına ait toplam 8 adet ve KDV dahil 284.120,17 TL tutarlı faturanın olduğunu, davacı tarafın 284.120,17 TL toplam fatura tutarının 224.727,22 TL tutarı üzerinden takibe geçtiğini, faturaların açıklama kısmına mal-hizmet bilgilerinin yazıldığını, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiğini, faturaların e-fatura olduğunu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığını, imza karşılığında teslim edilmediğini ve teslim alınmadığını, Tarafların 2024 Yılı BS-BA Formu Beyanlarının Karşılaştırılması, davacı tarafın davalı tarafa 2024 yılında takibe konu 8 adet faturanın da içerisinde bulunduğu toplam 45 adet fatura düzenlediğini, tarafların 2024 yılı BS-BA formu beyanlarının karşılıklı olarak adet ve tutar yönünden birbirini teyit ettiğini, takibe konu 8 adet faturanın da içerisinde bulunduğu toplam 45 adet faturanın tamamının taraflarca karşılıklı olarak BS-BA formu ile beyan edildiğini, Davacı Tarafın Dosya Muhteviyatına Sunduğu Cari Hesap Ekstresi, davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 30.04.2022 tarihli 1.648,66 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığını, 20.12.2024-31.12.2024-01.01.2025 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 224.727,22 TL alacaklı olduğunu, Davalı Tarafın Dosya Muhteviyatına Sunduğu Cari Hesap Ekstresi, davacı taraf ile cari hesap ilişkisinin 30.04.2022 tarihli 1.648,66 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığını, 20.12.2024-31.12.2024-01.01.2025 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa 224.727,22 TL borçlu olduğunu, Tarafların Ticari Defter Ve Kayıtlarının Karşılaştırılması-Değerlendirme, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 224.727,22 TL alacaklı olduğunu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa 224.727,22 TL borçlu olduğunu, Netice itibariyle, tarafların ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle herhangi bir cari hesap farkının olmadığını davacı tarafın her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında 224.727,22 TL alacaklı olduğunu, davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibariyle 224.727,22 asıl alacağı talep edebileceğini, davacı tarafın takip tarihi itibariyle işlemiş faiz talebinin olmadığını, takip tarihinden itibaren yıllık diğer faizi talep edebileceğini, tarafların tazminat, muhakeme masrafları ve benzeri taleplerinin mahkememiz takdirinde olduğunu bildirmiştir. Somut olayda davacı tarafın iddiası kargo taşıma hizmeti nedeni ile doğan borcun davalı tarafından ödenmediğine yönelik olup davalı taraf ise borcun bulunmadığı, faturaların tarafına teslim edilmediği savunmasında bulunmaktadır. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı, davacı tarafından dava konusu edilen faturadan kaynaklı alacağının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür. Buna göre dava konusu alacağın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı görülmektedir. Ayrıca bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı ... sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki fatura içeriği edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının davacı tarafça, ticari defter kayıtları ve vergi dairesi kayıtlarıyla ispat edildiği, buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu fatura alacağının ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından fatura, vergi dairesi ve ticari defter kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; 1-Davalı tarafın Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ İLE takibin DEVAMINA, 2-İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 44.945,44 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 15.351,12 TL harçtan peşin alınan 2.718,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.632,32 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 3.334,20-TL ile bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 8.121,00-TL olmak üzere toplam 11.455,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 35.956,36 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davacı vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/09/2025 Katip ... ¸ Hakim ... ¸