İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/4227 E. 2024/1361 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/4227
- Karar No
- 2024/1361
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/851 Esas KARAR NO : 2025/616 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/08/2024 KARAR TARİHİ : 27/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ;Davalı tarafından davacı tarafa 2 farklı kamyonet teslim edildiğini, kamyonların bakım, onarım ve üst yapı sistemlerinin aktarılma işlemlerinin yapıldığını, yapılan işlemler için faturalar düzenlendiğini, cari hesap alacakları olduğunu, ödemenin yapılmadığını, davalı tarafın iade faturası düzenlediğini, icra takibi yapıldığını, itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, davalının Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasına yaptığı asıl alacak, faiz ve tüm fer “ilerine ilişkin itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine, her türlü yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı tarafa icra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili davalının herhangi bir borcu bulunmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden davacının bunu ispatlaması gerektiğini, davalı tarafından 10.11.2023 tarihinde davacı şirkete kasa aktarma ve tadilat işlemlerini yapmak üzere araçların teslim edildiğini, teslim tarihinin taraflar arasındaki yazışmalar ve tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere 25.12.2023 tarihi olarak kararlaştırıldığını ancak davacı tarafın araçları belirlenen tarihte teslim etmediği gibi faturada yazılı parçaların değiştirilmediğini ve taahhüt edilen tadilat işlemlerinin gerçekleştirilmediğini, 30.01.2024 tarihinde teslim edilen aracın hiç alışmadığını, bunun üzerine aracı başka bir firmada tadilat ettirmek durumunda kalındığını, dolayısıyla davacının davalıya hizmeti sağlamadığı gibi zarara uğramasına neden olduğunu, usule ilişkin itirazlarının kabulü ile davanın esastan incelemesine girilmezden evvel reddine, esasa ilişkin itirazların kabulü ile haksız ve mesnetsiz davanın külliyen reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan icra takibine ilişkin itirazın iptaline dairdir. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne, b-Esenyurt Vergi Dairesi'ne müzekkereler yazılmıştır. 3-Mahkememizce dosyanın res'en seçilecek smm bilirkişiye tevdi edilerek tarafların ticari defterlerinin incelenmesi hususunda rapor düzenlenilmesine karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı tarafa 586.660,00 TL borçlu olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı taraftan 586.660,00 TL alacaklı olduğu, Tarafların ticari defter ve kayıtları karşılaştırıldığında, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan alacağının olmadığı, davalı tarafa 586.660,00 TL borçlu olduğu, Davaya konu araçların incelemeye sunulmadığı, teknik olarak kanaat oluşturabilecek teknik ve idari herhangi bir sözleşmede olmadığı için görüş bildirmenin mümkün olmadığı, davacı tarafın alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiği'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; davalı ile aralarında çeşitli araçların bakım ve onarımının yapılması hususunda eser sözleşmesinin bulunduğunu, davalı tarafından teslim edilen araçlar üzerinde talep edilen işlemlerin yapılmasına rağmen davalının ilgili bedeli ödemediğini, başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımının söz konusu olduğunu, davacıya ilgili araçların onarım için bırakıldığını ancak teslim tarihinde araçların teslim edilmediğini, faturada belirtilen işlerin yapılmadığını, aracın hiç çalışmadığını ve başka bir firmada tekrar tamir ettirildiğini, herhangi bir borcunun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki icra takip dosyası incelendiğinde; davalı tarafından icra dosyasına yapılan itirazın davacıya tebliğ edilmediği, hak düşürücü sürenin tebliğ ile başlamadığı gözetildiğinde davanın süresinde olduğu, ayrıca davanın alacak davası ve eser sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmakla 6098 sayılı Kanun gereğince icra takip ve dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının reddine karar verilerek davanın esasına girilmiştir. Tarafların dava ve cevap dilekçelerindeki beyanları değerlendirildiğinde; taraflar arasında davalı tarafından getirilen araçların onarımının yapılması hususunda sözlü eser sözleşmesi kurulduğu anlaşılmakta olup bu noktada uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı teslim ettiği araçlarda faturada yazan işlemlerin yapılmadığını, başka yerde tamir yaptırarak zarar gördüğünü iddia etmiştir. Davacı ise taraflar arasında kararlaştırılan ve faturaya yansıyan işleri yaptığını iddia etmektedir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; her iki tarafın da ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı, defterlerin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalıya 15.01.2024, 30.01.2024 ve 04.04.2024 tarihli faturalar kesildiği ve söz konusu faturalar üzerinden icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından kesilen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, e-fatura niteliği gereği sistem üzerinden davalıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Buna karşılık davalı tarafından davacıya 29.03.2024 tarihinde ilgili faturalara istinaden iade faturası kesildiği, bu faturanın da e-fatura olduğu ve davacıya sistem üzerinden tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki alacağa yönelik temel uyuşmazlık bu 4 faturadan kaynaklanmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi şu şekildedir: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." İlgili hükümden görülebileceği üzere faturanın e-fatura niteliği gereğince sistem üzerinden davalı borçluya kendiliğinden tebliğ edildiği anlaşılmakta olup, davalı borçlunun fatura içeriğine itirazı olması durumunda 8 günlük hak düşürücü süre içerisinde faturaya itiraz ve iade etmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından 15.01.2024 ve 30.01.2024 tarihli faturalara yasal süresi içerisinde faturaya itiraz ve iade edildiğine dair bir delilin sunulmadığı, bu suretle fatura içeriğinin davacı lehine kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından davacıya yönelik kesilen ilgili faturalara karşı iade fatura yaklaşık 2 ay sonra 29.03.2024 tarihinde düzenlenerek davacıya gönderilmiş olup, ilgili iade faturasının ve bu suretle ilgili 15.01.2024 ve 30.01.2024 tarihli faturalara yönelik itirazın süresinde olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim davacı tarafından kesilen 15.01.2024 ve 30.01.2024 tarihli faturalar davalı tarafından da yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmeyerek davalıya ait ticari deftere işlenmiştir. Bu bağlamda ilgili faturaların içerikleri ve meblağı davacı lehine kesinleşmiş olup, aksini ispat yükü davalı üzerine geçmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir. Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir." Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de 2022/4227 E., 2024/1361 K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir." Bu bağlamda davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu taraflar arasındaki eser sözleşmesindeki işe istinaden 15.01.2024 ve 30.01.2024 tarihli faturaların davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve iade edilmeyerek davalı tarafından ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, davalı tarafından iade faturası işleminin yaklaşık 2 ay sonra ve kanunda belirtilen süresinden sonra yapıldığı, geçen 2 aylık süre içerisinde davalı tarafından davacıya işin yapılmadığına dair herhangi bir ihtarname keşide edilmediği gibi taraflar arasındaki eser sözleşmesine konu araçlar yönünden herhangi bir tespit davasının da ikame edilerek delil tespiti yaptırılmadığı ispat yükünün davalı üzerine geçtiği anlaşılmaktadır. Nitekim davalı tarafından cevap dilekçesinde davacının faturaya konu ettiği işleri yapmadığını iddia edilmiş ise de; Mahkememizce teknik bilirkişi görevlendirilerek ilgili araçların inceleme için hazır bulundurulması için davalıya süre verilmiş ise de davalı tarafından kesin süre içerisinde ilgili araçlar teknik bilirkişinin incelemesi için keşif mahallinde hazır edilmemiştir. Nitekim davalı tarafından davacının e-fatura olarak düzenlediği faturalar tebliğ alınmasına rağmen yasal süresi içerisinde itiraz ve iade işlemi yapılmadığı gibi faturaların ticari deftere işlendiği, yaklaşık 2 ay sonra yapılan iade işleminin ise süresinde olmadığı, aradan geçen 2 aylık süreç içerisinde davalı tarafından davacıya işin yapılmadığına dair herhangi bir ihtar çekilmediği ve bildirimde bulunulmadığı gibi bu konuda bir delil tespitinin de yaptırılmadığı bu suretle ispat yükü üzerine düşen davalının faturaya konu işlerin yapılmadığı ve meblağın daha düşük olması gerektiğine yönelik iddialarını ispat edemediği anlaşılmıştır. Takibe dayanak 15.01.2024 ve 30.01.2024 tarihli faturalar bakımından davacının alacağının 350.240,00-TL olduğu anlaşılmakla, 350.240,00-TL asıl alacak yönünden davacının itirazın iptali talebinin kabulü ile davalının itirazının iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir. İlgili alacağın faturaya dayalı olduğu, likit olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 70.048,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından icra takibine konu edilen 03.04.2024 tarihli 36.386,58-TL bedelli faturanın ise vade farkı alacağına ilişkin olduğu anlaşılmakta olup, tarafların arasında yazılı bir eser sözleşmesinin bulunmadığı bu suretle taraflar arasında vade farkı talep edilebileceğine dair bir anlaşmanın davacı tarafından ispatlanamadığı, tarafların ticari defter ve kayıtları ile davacı tarafından sunulan taraflar arasındaki tüm faturalara konu ticari ilişki incelendiğinde davacı tarafından davalıya düzenlenmiş başkaca bir vade farkı faturasının bulunmadığı ve davalı tarafından daha önce davacıya vade farkı ödemesinde bulunulmadığı, dolayısıyla vade farkı talebinin taraflar arasında teamül haline gelmediği bu suretle davacının vade farkına yönelik alacağını ispatlayamadığı ve vade farkı yönünden talepte bulunamayacağı anlaşılmakla 03.04.2024 tarihli 36.386,58-TL bedelli fatura yönünden davacının itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, -Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 350.240,00-TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 70.048,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 23.924,90-TL harçtan peşin alınan 6.726,90-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 17.198,00-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 3.200,94-TL'sinin davalıdan alınarak, kalan kısmın (399,06-TL) ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davacı tarafça yatırılan 6.726,90-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 7.154,50-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yapılan 14.902,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 13.250,13-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafça yapılan 985,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 109,19-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 56.038,40-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/05/2025 Katip .... ¸e-imza Hakim .... ¸e-imza