İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2017/4 E. 2018/5 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2017/4
- Karar No
- 2018/5
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/138 Esas KARAR NO : 2025/495 DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/02/2025 KARAR TARİHİ : 20/05/2025 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; İşbu davanın İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesinin... e...k.sayılı davasında adli yardım talebinin kabulü sonrasında, "6102 sayılı kanunun 7445 sayılı yasayla değişik 5/A maddesi gereği menfi tespit davalarında, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvuru dava şartı"yokluğundan dolayı Dava usulden red edildiğini, dha sonra Zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş ve sonra işbu davayı açtığını, Kendisinin...Turizm Pazarlama Ve Ticaret Limited Şirketine konu sözleşmeden iki gün sonra 17.11.2023 tarihinde devir ettini, fakat şirketi devir alan kişinin bu üyelikten haberi olmadığını, davalı şirkete sözleşme anında 10.000,00-TL peşinat verdiğini, Şirketi de 17.11.2023 tarihinde devir ettiğini, kalan 50.000,00-TL için ise davalı yayını kestiği halde, verilen senetleri icra takibine verdiğini, bu nedenle 15.12.2023 tarihinde Digitürk yayını kesildiği halde, aylık 8.500 TL lik 15.11.2023, 15.12.2023, 15.01.2024 tarihli senetler için borçlu olmadığına karar verilmesi için işbu açtığını, adli yardım talebi hakkında; İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesinin...dli yardım talebinin ilk olarak red edildiğini, sonrasında itiraz üzerine Adli Yardım talebinin kabul edildiğini, bu nedenlerle öncelikle adli yardım talebinin kabulüne; İzmir... İcra Müdürlüğünün... takibe konu Davalıya 15.11.2023, 15.12.2023, 15.01.2024, 15.02.2024, 15.03.2024, 15.04.2024 tarihli 8.500,00-TL lik ayrı ayrı senetler için borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderlerinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; öncelikle huzurdaki davaya ilişkin davacı tarafından herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmadığını, yalnızca yetkilisi olduğu... Turizm Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu arabuluculuk evrakı da işbu arabulucuğa ait olduğunu, buna göre; Davacı... tarafından zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğini gösterir, Davacı...'ın taraf olduğu bir arabuluculuk dosyası bulunmadığının sabit olduğunu, davanın usulden reddini talep ettiklerini, Müvekkili... Sistemleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davacı arasında "2023-2024 Futbol Sezonu İşyeri Üyeliği Sözleşme Formu" isim ve 08.10.2023 satış tarihli ve...numaralı sözleşme imzalandığını, Müvekkili ile davacı arasında akdedilmiş olan bu sözleşmenin konusunu, 2023-2024 Futbol Sezonu Ücretli Dijital Televizyon İçerik Hizmetleri ile bu hizmetle ilgili satış ve kullanım koşullarının esas ve usullerinin oluşturduğunu, sözleşmenin ilk sayfasında da düzenlendiği üzere sözleşme hizmet bedeli olan 60.000,00-TL'nin tahsiline yönelik 05.11.2023, 05.12.2023, 05.01.2024, 05.02.2024, 05.03.2024, 05.04.2024 tarihli olmak üzere her biri 8.500,00-TL bedelli 6 adet senet düzenlendiğini, toplam bedel üzerinden davacıdan 9.000,00-TL peşinat alındığını, sözleşmenin hukuk ve usule uygun bir şekilde akdedildiğini ve tarafların işbu sözleşme ile birtakım borçlar/edimler altına girdiğini, Müvekkili ... Teknoloji Sistemleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin sözleşme gereği Digitürk 2023-2024 Futbol Sezonu Ücretli Dijital Televizyon İçerik Hizmetlerini karşı yana sağladığını, ancak davacı yanın 08/10/2023 tarihinde imzalamış olduğu senetler ile 6 taksite bölünen sözleşme bedelinin yalnızca tek taksitini ödediğini, bakiye bedel için vadesi gelmesine rağmen ödemede bulunmadığını, davacının borçlu olmadığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığı ve kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, Müvekkilinin sözleşme doğrultusunda üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiği halde davacının senede karşılık müvekkiline yapması gereken ödemeleri yapmadığını, akabinde vadesi gelen senetlere ilişkin taraflarınca İzmir... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, ancak karşı yan, halen daha borcunu ödememek için huzurdaki haksız davayı ikame ettiğini ve müvekkilinin daha fazla hak kaybına uğramasına sebebiyet vermek niyetini taşıdığını, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı ikame edilen davanın arabuluculuk dava şartı noksanlığı ve tüm usuli itirazları doğrultusunda öncelikle usulden; mahkeme aksi kanaatte olacak ise esastan reddine, işbu davanın açılmasında tümüyle kötüniyetli olan ve borcun ödenmesini geciktirme amacıyla hareket eden davacı aleyhinde alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İzmir... İcra Müdürlüğü'nün...E sayılı dosyası, arabuluculuk dosyası delil olarak değerlendirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davasıdır. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediği, davacının keşide tarihi öncesinde tek ortağı ve yetkilisi olduğu ve keşide tarihi 08/10/2023 öncesi hisselerini devrettiği ... Turizm Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi'nin keşideci, davacı ...'ın aval veren, davalı Babaoğlu Teknoloji Sistemleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin lehtar olarak yer aldıkları; A-08/10/2023 düzenleme, 05/12/2023 ödeme tarihli 8.500,00-TL bedelli, B-08/10/2023 düzenleme, 05/11/2023 ödeme tarihli 8.500,00-TL bedelli, C-08/10/2023 düzenleme, 05/01/2024 ödeme tarihli 8.500,00-TL bedelli, D-08/10/2023 düzenleme, 05/02/2025 ödeme tarihli 8.500,00-TL bedelli, Bonolar nedeniyle takip konusu borçtan dolayı davacının borçlu olup olmadığı noktalarında toplanmıştır. 3-Öncelikle dava şartları yönünden yapılan incelemede, davacı ... tarafından dava konusu bonolarla ilgili olarak ilk olarak İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında menfi tespit davası ikame edildiği, yargılama sonucu davanın arabuluculuk yoluna gidilmeksizin açıldığı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verildiği ve kararın 07/01/2025 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. UYAP üzerinden incelenen İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...osya nolu (Arabuluculuk Dosya No:...) arabuluculuk dosyası içeriğinde yer alan 09/12/2024 tarihli arabuluculuk başvuru dilekçesinde ve arabuluculuk başvuru formu belgesinde başvurucunun "..." olarak yer aldığı, her ne kadar arabuluculuk son tutanağında başvurucu olarak ... Turizm Pazarlama Ve Ticaret Limited Şirketi gösterilmiş ise de müzakere ve görüşmelerin davacı ile gerçekleştirildiği, arabuluculuk başvuru ve son tutanak tarihi itibariyle davacının... Turizm Pazarlama Ve Ticaret Limited Şirketi'nin ortağı ve yetkilisi olmadığı, şirket adına arabuluculuk süreci başlatma yetkisi bulunmayan ve başvuru formu da kendisi adına düzenlenen davacının kendi adına hareket ettiğinin anlaşıldığı, kaldı ki daha önce davacının usulden reddedilen İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında da kendi adına davayı ikame etmiş olduğu ve usulden ret kararı sonrasında yine kendi adına açacağı davada dava şartı noksanlığını gidermek üzere hareket ettiğinden arabulucu tarafından son tutanak aslında dava dışı ... Turizm Pazarlama Ve Ticaret Limited Şirketi başvurucu olarak gösterilmiş ise de davacının arabuluculuk görüşmelerine katıldığı ve son tutanakta da imzası bulunduğuna göre artık arabuluculuk dava şartının sağlandığının kabulü gerektiği değerlendirildiğinden bu yönden bir noksanlık bulunmadığı kanaatiyle esasa yönelik inceleme yapılmıştır. 4-6102 sayılı Kanun'un 702. maddesi; " (1) Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. (2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. (3) Aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap eder." hükmünü düzenlemiştir. Avalin vasfına ilişkin açıklama yapmak gerekirse; aval, TTK’nın 700 üncü maddesine göre poliçede yazılı bulunan borcun kısmen veya tamamen teminat altına alınmasını sağlayan bir nevi kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir (Ali Bozer, Celal Göle, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2017, s. 161). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 700. maddesinin ikinci fıkrasına göre aval, üçüncü bir kişi veya poliçede imzası bulunan başka bir kişi tarafından da verilebilir. Bu şekilde poliçe borçlularından biri lehine aval verilmek suretiyle poliçenin ödenmesi güvence altına alınacağından o poliçenin tedavülü kolaylaştırılmış olur (Bozer, Göle, s. 161 ). Türk Ticaret Kanunu’nun avalin şekline ilişkin 701. maddesinde; aval şerhinin poliçe veya alonj üzerine yazılacağı; avalin “aval içindir” veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edileceği ve aval veren kişi tarafından imzalanacağı; muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imzanın aval şerhi sayılacağı; kimin için verildiği belirtilmemişse avalin düzenleyici için verilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Aval veren ile aval verilen arasındaki teminat bağı avali özellikli bir taahhüt hâline getirmektedir. Bu nedenle avale ilişkin şekil koşulları TTK'nın 701. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, poliçenin ön yüzünde avale ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmaması ancak imzanın bulunması hâlinde, muhatabın veya düzenleyenin imzaları dışında poliçenin ön yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. Poliçenin ön yüzüne atılan aval şerhinin kimin için verildiği belirtilmez ise aval düzenleyici için verilmiş sayılır. Avale ilişkin hükümler TTK’nın 778. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince bonolar hakkında da uygulanır. TTK’nın 776. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi ile aynı Kanun'un 778. maddesinin atfı ile uygulanması gereken TTK’nın 701. maddesi birlikte değerlendirildiğinde bononun geçerli olması için tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, poliçenin ön yüzüne düzenleyen tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar TTK’nın 700. maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır. Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile fer'î nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. TTK’nın 702. maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir.(Bkz:20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01/03/2023 Tarih 2022/11-221 Esas 2023/134 Karar sayılı ilamı) Somut uyuşmazlıkta davacının keşide tarihi öncesinde ortağı ve yetkilisi olduğu... Turizm Pazarlama Ve Ticaret Limited Şirketi'nin keşidecisi olduğu, ayrıca kendi namına "kefil" bölümünde isim ve imzasının bulunduğu, kıymetli evrak hukukunda her ne ad altında olursa olsun keşideci dışında senedin ön yüzüne atılan imzaların aval hükmünde olduğu, dolayısıyla davacının bonoda yer alan şahsi ad ve imzasıyla aval veren konumuna geldiği, ...Turizm Pazarlama Ve Ticaret Limited Şirketi'nde yer alan ortaklığı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 04/10/2023 tarihli ... nüshasında yayımlanan ilana göre şirket genel kurulunun Nazilli...Noterliği'nin 04/10/2023 tarihli ... yevmiye nolu işlemiyle tasdikli hisse devri kararıyla sona ermiş olduğu, davacının tüm hisselerini devrettiği ve şirket müdürlüğü görevinin de sona erdiği anlaşılmakta ise de şahsi teminat içeren sorumluluğun şirket hissesinin devri ile sona ermeyeceği, bonoların keşide tarihi itibariyle davacının şirket yetkilisi olmadığı ancak bu durumun sonuca etkisinin bulunmadığı, davacının aval veren olarak sorumlu olduğu dava konusu bonolarla ilgili olarak ancak şekle ilişkin noksanlıkları ileri sürebileceği, görülmekte olan davada ise davacının bonoların düzenlenmesine esas teşkil eden yayınların kesilmesi nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürdüğü, davada ileri sürülen iddianın bedelsizlik defi niteliğinde olduğu ve bunun ancak keşideci şirket tarafından lehtara karşı ileri sürülebileceği, davacının aval veren olarak lehtara karşı bedelsizlik defi sebebiyle borçlu olmadığını ileri süremeyeceği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir. 5-Davalı tarafça davalı lehine tazminata hükmedilmesi talep edilmiş ise de 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/4. Maddesi gereğince, menfi tespit davasında alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için ihtiyati tedbir uygulanması ve bu nedenle alacaklının alacağına geç kavuşmuş olmasının gerektiği, görülmekte olan uyuşmazlıkta dava konusu borçla ilgili bir tedbir kararı verilmediği dikkate alınarak şartları oluşmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Şartları oluşmadığından davalı lehine tazminat hükmedilmesine yer olmadığına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken ve dava adli yardım talebiyle açıldığından alınmayan 615,40-TL başvuru harcı ile 615,40-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 5-Adli yardım kapsamında devlet hazinesinden karşılanan 47,50-TL posta ve tebligat ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca adli yardım kapsamında dosyaya yatırılan ve kullanılmayan 4.952,50-TL gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, iadenin gerçekleştirildiği hususunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılmasına, 7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.340,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/05/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır