İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2017/245 E. 2020/491 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2017/245
- Karar No
- 2020/491
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/245 KARAR NO : 2020/491
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/04/2017 KARAR TARİHİ : 14/10/2020
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı alacaklı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında davacıya ait ... ili ... İlçesi ... Mahallesinde bulunan ... de müşteri konaklatma hususunda sözleşme akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında müvekkilinin üzerine düşen edimi yerine getirdiğini, bu hususta taraflar arasında cari hesap ilişkisi oluştuğunu, davalı şirktin cari hesaptan kaynaklanan bakiye borcunu ödemediğini, bunun üzerine davalı tarafa ... tarihinde Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın yapılan takibe, faize, faiz oranına itiraz etmesi neticesinde takibin durduğunu, bu nedenle eldeki davanın ikame edildiğini, davalının icra takibine yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine ve vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın vermiş olmadığı bir hizmetin bedelinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak istediğini, ... ve ... tarihleri arasında konaklayan kişi sayısı ile konaklama gün sayısı ile müvekkiline fatura edilen miktar arasında uyumsuzluk olduğunu, bu veriler karşılaştırıldığında müvekkilin davacı şirkete borcu olmadığının ortaya çıkacağını, davalı tarafça müvekkiline fazla fatura edilen tutarı iade faturası ile iade edildiğini ve vergi dairesine bildirimde bulunulduğunu, müvekkil şirketin iade faturasını kargo ile davacı tarafa gönderdiğini ancak davacı tarafın bunu kabul etmediğini, ... itibariyle müvekkilinin davacı şirkete herhangi rezervasyon ve konaklama ilişkisinin bulunmadığım, buna bağlı olarak ... tarihinde müvekkil şirket herhangi bir borcu, alacak ya da verecek olmadığını dair mutabakat metni gönderildiğini, davacı şirketin iddia ettiği gibi konaklama hizmetini tamamlamadığını, müvekkil şirket ile davacı şirketin sözleşme gereği konaklayıcıların 19 günlük rezervasyon yaptıklarını ancak davacı şirketin oda sayısının yetersizliği ve grupların zaruri olarak kapasite bakımından yeterli başka oteli tercih etmelerine sebebiyet olduğunu, çünkü emniyet personelinin farklı otellerde konaklama gibi bir tercihinin söz konusu olamayacağını, müvekkil şirketin davacı ile uzun zamandır çalıştığını ve almış olduğu bütün konaklamaların bedelini ödediğini, müvekkil şirketin resmi kurumlarla çalıştığını ve konaklama bedellerini Harcırah Kanunu’na göre aldığını, resmi kurumlardan rezervasyon yapıldı diye verilmeyen bir hizmetin bedelinin istenmesinin mümkün olamayacağını, bu nedenlerle açılan davanın reddi ile tazminata hükmedilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunma ve talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. 6.Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası, iş bu dosya arasına uyap üzerinden alınmıştır. 7.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). 8.Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar) 9.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; mahkememizce gösterilen taraf delilleri toplanmış ve aşamalarda taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi raporu aldırılmıştır. 10. Davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı ... 2016 yıllarına ait Ticari Defterlerini ... Seri No’lu Elektronik Defter Tutma Genel Tebliğ uyarınca elektronik ortamda (e-Defter), bu hususla ilgili Mali Mühür, E İmza, Berat ve Elektronik Sisteme sahip olduğu, 2016 yılı ticari defterlerini TTK’na göre usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafça davalı adına 2016 yılında düzenlenen faturaların davacının 2016 yılı ticari defterlerine kanuni süresinde ve usulüne uygun olarak kaydedildiği, 2016 yılı Ticari Defterleri davacı lehine delil olma özelliğini taşıdığı, davacının 2016 yılı ticari defterlerine göre davalı şirketten takip ve dava tarihi itibariyle ... TL asıl alacaklı olduğu görüldüğü belirtilmiştir. 11. Davalı tarafın ticari defterlerinin talimat yolu ile incelenmesi sonucu hazırlanan ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil olma vasfına sahip olduğu, özellikle dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak dava konusu davalı tarafından davacı adına düzenlenen ... tarih, Seri ... ve muhteviyatı ... ... numaralı fatura NO SHOW ROOM İADE BEDELİ VE KDV dahil tutarı ... TL olan açık iade faturasının ticari defter kayıtlarına işlendiği, söz konusu faturanın açık fatura olarak tanımlanan şirket kaşesi faturanın üst kısmına basılmak suretiyle düzenlendiği, dava konusu faturaların bedelinin tamamen veya kısmen ödenmesine ilişkin olarak davacı tarafın defter ve belgelerinde kayıt/veya belge bulunmadığı, davalı kayıtlarında ... (SATICILAR) alt hesap kodu ile takip edilen davacının ... tarihli cari alacağı olan ... TL ile mahsup edilmek suretiyle ödemenin gerçekleştiği ve bakiye hesabın kapatıldığının görüldüğü, davalı kayıtlarına göre davalının takip tarihinde ... TL davacıya borçlu gözüktüğü ancak aynı tarihte düzenlenen aynı tutarlı açık iade faturası ile mahsup edilmek sureti ile kapatıldığının görüldüğü belirtilmiştir. 12. Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiştir. 13. Davacı taraf iade faturasına özetle, itiraz etmiştir, kabul etmemiştir. 14. Mahkememizce bilirkişi ...'den tekrar rapor aldırılmıştır. 15. Bilirkişi tarafından düzenlenen ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... tarihli bilirkişi raporundaki tespitler tekrar edilmiş ve ayrıca davalı tarafça davacı şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sıra numaralı KDV dahil ... TL tutarlı İade Faturası Davacı şirket ticari defter ve kayıtlarında yer almadığı belirtilmiştir. Rapor, taraflara tebliğ edilmiştir. 16. Genel olarak belirtmek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 17.Usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. 7251 sayılı kanunla, 6100 sayılı Kanunun 222 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.” Usul hükümleri derhal uygulanırlılık kuralına tabidir. 18. Davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; davalı kayıtlarına göre davalının takip tarihinde ... TL davacıya borçlu gözüktüğü, bu miktarın davacının iddia ettiğinden de fazla olduğu anlaşılmaktadır ancak aynı tarihte düzenlenen aynı tutarlı açık iade faturası ile mahsup edilmek sureti ile kapatıldığının görüldüğü belirtilmiştir. 19. Davacı taraf iddiası ispatlanmıştır ancak davacının iddiasını hükümden düşürebilecek bir kayıt, davalı ticari defterinde mevcuttur. Davalı ticari defterinde, yukarıda da belirtildiği üzere, aynı tarihte düzenlenen aynı tutarlı açık iade faturası ile mahsup edilmek sureti ile kapatıldığının görüldüğü belirtilmiştir. 20. Bu durumda, ispat yükü artık davalıdadır. Davalının ticari defterindeki kaydın ispat külfeti bağlamında lehine delil olması için karşı taraf davacının ticari defterlerindeki kayıtları ile uyumlu olması gerekmektedir. Davacının ticari defter kayıtlarında iade faturası yoktur. Bilirkişi raporunda iade faturasına dayanak bir bilginin/belgenin de var olduğu belirtilmemiştir. "........Uyuşmazlık davalı tarafından dosyaya sunulan ...-TL bedelli iade faturasından kaynaklanmaktadır. Söz konusu iade faturasının davacı defterinde kayıtlı olmaması nedeniyle iadenin davalı tarafından usulüne uygun delillerle ispatı gerekir .İade faturasının davalı defterinde kayıtlı olması tek başına iadenin geçerliliğini ispatlamaya yeterli değildir......." (Yargıtay 11. HD., 2017/5491 Esas, 2018/5733 Karar) 21. Tüm dosya kapsamı, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporları göz önüne alınarak, davacının iddia ettiği alacağını ispatladığı, davalının ise bunu hükümden düşüren, üzerine geçen iade faturası düzenledikleri temelindeki iade iddialarını usulünce ispatlayamadığının kabulü ile davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. 22.Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince; 23.Alacaklının icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlayan, takibin durması için borçlunun itirazının yeterli olduğu ve cebri icraya devam edilebilmesi için alacaklının harekete geçmesinin gerekli olduğu ilamsız icra usulunde; gerek alacaklının haksız ve kötüniyetli takipte ve gerekse borçlunun haksız itirazda bulunmasını önlemek amacıyla icra tazminatına hükmolunması esası kabul edilmiştir. Anlaşıldığı üzere alacaklı lehine hükmolunacak icra tazminatının amacı, gerçekten borçlu olduğunu bildiği halde, süre kazanmak kasdı ile ya da başka bir sebeple icra takibini haksız olarak engelleyen kişinin, alacaklının hakkına kavuşmasını geciktirmeye yönelik kötü niyetli davranışlarını önlemektir. Borçlunun itirazının haksızlığı, itirazın yapıldığı andaki duruma göre tespit edilir. Borçlu hakkında tazminatına hükmedilmesi için, onun ödeme emrine “kötüniyet”le itiraz etmiş olması şart değildir. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiş olmalıdır. Alacaklının bir zarar görmüş olması da şart değildir. 24.Öğretide, hakim görüşe göre (POSTACIOĞLU, İlhan, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 1982, s. 184 vd., KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. I, 3. Bası, İstanbul 1988, s. 304 vd., UYAR, Talih, İcra Hukukunda İtiraz, s. 215 vd.) itirazın haksız olup olmadığı, takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit olup olmadığına göre belirlenmelidir. Alacak likit ise borçlu itirazında haksızdır, alacak likit değilse borçlu itirazında haklıdır. Öğreti, likit alacağı, miktarı belirli veya belirlenebilir olan ve bunun için tarafların anlaşmalarına veya böyle bir anlaşma olmazsa mahkeme kararına gerek olmayan alacak olarak tanımlamışlardır. Buna göre; borçlu alacağın gerçek miktarını tayin için bütün unsurları bildiği veya bilmesi gerektiği halde ödeme emrine itiraz ederse itirazında haksızdır; şayet diğer şartlarda gerçekleşmiş ise yargılama sonunda icra tazminatı ödemeye mahkum edilir. Alacağın gerçek miktarını tayin için tarafların anlaşmasına veya mahkeme kararına ihtiyaç varsa itiraz haklıdır ve borçlu itirazın iptali davasını kaybetse bile icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilemez. İcra inkar tazminatının şartları şunlardır: a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı, b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı, c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı, d)Talep olmalı, e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir. 25. Tüm bu açıklamalar ışığında, yukarıda belirtilen kanuni şartların dosyada mevcut olduğu, alacağın likit olduğu kanaatiyle davacının inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, Davalının Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin ... TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, 2-Davacının inkar tazminatı talebinin kabulü ile, ... TL inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli bakiye ... TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 10-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ...'in yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/10/2020
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır