İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/148 E. 2019/293 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2017/148
Karar No
2019/293
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/148 Esas KARAR NO : 2019/293

DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 14/03/2017 KARAR TARİHİ : 03/05/2019

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacının ... tarihinde kurulan ...nin kurucu ortağı olduğunu, anılan şirketin ilk önce 3 ortak arasında kurulduğunu, ancak ... tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı ile de dava dışı diğer ortak ... hisselerini diğer üyelere devrettiğini, bu devirle beraber davalı ve davacının iki ortak olarak şirket Genel Kurul Tutanağı ile şirketin yönetiminin ... ve ...’ye bırakıldığını, davacının ve davalının şirketteki hisselerinin bu devirle beraber eşit olup hisse değerinin ... TL olduğunu, davacı ile davalı rasında dava konusu anonim şirketin işleyişi sermayesi, kazanç ve borçları açısından husumet yaşanmaya başladığını, süre gelen zaman içerisinde bu husumetin dozunun arttığını, bu sebeplerle tarafların artık anonim şirket ortaklığını birlikte sürdüremez hale geldiklerini, davalının şirkete vadetmiş olduğu sermaye borcunu halen ödemediğini, davalı şirket adına işlem yapmaya tek başına yetkili olmamasına rağmen davacıdan habersiz satış işlemleri yaptığını ve şirketi borç altına soktuğunu, şirkete ait tüm bilgi ve belgeleri davacıdan gizlediğini, bu nedenlerle davacının şirket ortaklığından çıkartılmasına ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ana sözleşmede öngörülen ortaklık pay miktarı olan ... TL’lik değerin karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin hesaplanarak davacıya ticari faizi ile birlikte ödenmesini, olmadığı takdirde 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 353.maddesi gereğince şirketin feshine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davalının dava konusu şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olup şirketin kuruluş ana sözleşmesinde ve ... tarihli ticaret sicil gazetesi görev dağılımı bölümünde yetkilendirildiğini, dava konusu şirket ... tarihinde taraflar arasında ana sözleşmesi hazırlanıp kurulmuş ve bu kuruluş ... tarihinde Antalya Sanayi ve Ticaret Odasına tescili ile ilan edildiğini, şirketin hem ortağı hem de Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapan davalıya karşı husumet yöneltilerek şirket için ödenen bedelin kendi payına düşen miktarı olan ... TL’sını talep edip davalı göstermenin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, husumet yönünden itirazları kabul edilmediği takdirde davalı ve davalı şirkete açılmış olan davanın kötü niyetli olarak açıldığını, davacı tarafça dava dilekçesinde de belirttiği gibi şirketin kuruluş aşamasında teminat olarak güvence için verilen ... düzenleme tarihi ... vade tarihli ... TL bedelli bonoyu ... tarihinde Antalya ...İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyası ile takibe koyduğunu ve davacının aralarında yapmış oldukları ... tarihli anlaşmayı dayanak göstererek aleyhinde icra takibi başlatıldığını, taraflarına ... tarihinde tebliğ edilen icra takibine süresi içinde Antalya ...İcra Hukuk Mahkemesi .../... Esas sayılı dosyası ile şikayet yolu ile itiraz ettiklerini, davacı tarafın sözleşmede teminat senedi olarak verilen senedi kendisi alacaklıymış gibi haksız ve hukuka aykırı bir şekilde icra takibine koyduğunu, dava dilekçesinde de senedin şirketin kuruluşu için verilen senedin teminat senedi niteliğinde olduğunu ikrar ettiğini, davacının ödediğini iddia ettiği pay bedellerinin muaccel olmadan TTK 344.maddesi gereğince talep edemeyeceğini, buna göre kanun gereği muaccel hale gelmemiş olan bedelin tahsili yolunada gidilemeyeceğini, zira şirketin ... tarihinde ticaret sicil odasına kaydı yapılarak tescilinin yapıldığını, bu süreye göre henüz muaccel olmuş pay bedeli olmadığını, davacı tarafın şirketin yönetim kurulu başkanı olmasına rağmen şirketin ... tarihinde ticaret odasına tescili yapıldıktan sonra üzerine düşen ve yapması gereken kanunda düzenlenen hiçbir işlemi yapmadığını ve şirket ile hiç alakası olmadığını, şirket ihtiyaçları ve masrafı için davacı tarafa ulaşılamadığını, kurulan şirketin devamında genel kurul yapılması, defter tutulması, acil olan işler varsa yönetim kurulunu çağrısız toplaması gibi üzerine düşen kanundan doğan yetkileri kullanmadığını ve görevini ihmal ettiğini, davalının şirketin ihtiyaçları, personel maaşı ve işyerinin kirası gibi masrafların karşılanması için davacıya ulaşamayınca ... tarihinde Antalya ...Noterliği ... yevmiye numarasıyla kendisinin bilinen kayıtlı adresine ihtar çektiğini ve bu ihtarda şirketin masrafları olduğunu, davacının ödemesi gereken bedeli 10 gün içinde ödenmesi yönünde ihtar çektiğini, davalının şirketin yönetim kurulu başkanı olarak şirket ile ilgili yapılan tüm işlemleri kayıt altına aldığını, yapılan masrafları faturalandırdığını, davacı tarafın dava dilekçesinde yurt dışında olduğunu beyan etmesinin tarflarınca yapmış oldukları savunmanın doğruluğu üzerine delil karine oluşturduğunu beyanla davalı aleyhinde açılan davanın öncelikle husumet yönünden reddine karar verilmesi mahkememiz aksi kanaatte ise davalının beyanları dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve vekalet ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ...'ün ... havale tarihli dilekçesi ilevekillikten çekildiği, vekillikten çekilmesinin davalıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Taraflara usulüne uygun tebligatın yapıldığı, davalı şirketin cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak şirkete ait sicil dosyası dosyamız arasına celp edilmiştir. Mahkememize yargılaması sırasında ; Dava dosyası davacı yönünden haklı sebeplerle çıkma olmadığı takdirde şirketin feshi şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda rapor alınmak üzere re'sen seçilen şirketler hususunda uzman mali müşavir birlişiye tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından sunulan ... havale tarihli raporda özetle; "...davacının iddia ettiği olay ve anlatımların Anonim şirketin feshi için HAKLI NEDEN oluşturmadığı, haklı neden bulunmadığından TTK 531.Maddesinde belirtilen şirketin feshi ve ortaklıktan çıkarmanın da mümkün olmayacağı, mahkememizce davacının iddialarının haklı kabul edilmesi halide ; şirketin feshinin son çare olarak düşünülmesi gerektiği, taraflara birbirlerinin hisselerinin alınmasının teklif edilebileceği, davacının ortaklıktan çıkartılabileceği, şirketin bölünmesinin düşünülebileceği veya mahkemenizce başka bir çözüm yolunun uygulanabileceği." tespit ve rapor edilmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE; Dava anonim şirkette pay sahibi olan davacı tarafından açılan haklı sebeple anonim şirketten çıkma ve çıkma akçesinin ödenmesi ile olmadığı takdirde şirketin feshi istemine ilişkindir. Davalı şirketin ... sicil numarasıyla ... tarihinde ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıt olduğu görülmüştür. Davacının şirket sermayesi olan 1020 hisseden 340 hisseye sahip olduğu, buna göre davalı şirkette %10 oranından fazla hissesi bulunduğu anlaşılmakla somut olayda haklı sebebin olup olmadığını irdelenmesi gerekmektedir. TTK 531.maddesinde; "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." düzenlemesi mevcuttur. 531 inci Maddenin gerekçesine göre; haklı sebep tasarıda tanımlanmamış, haklı sebepler örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması yargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır. İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalması, haklı sebep sayılmıştır. Buna karşılık varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı sebep sayılmamıştır. İleri sürülen sebeplerin haklı olup olmadığına karar verecek olan mahkemedir. Mahkeme sebepleri haklı bulsa bile fesih kararı vermek zorunda değildir. Şirketin feshini haklı kılan sebeplerin varlığına rağmen, yaşatılmasının ekonomik ve rasyonel açıdan daha doğru olacağına kanaat getiren mahkeme; şirketi feshetmek yerine, fesih talebinde bulunan pay sahiplerinin paylarının gerçek değerinin ödenmesine ve kendilerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir. Davacıya paranın kimin tarafından ve nasıl ödeneceği, bu payların geçici olarak şirketin İktisap edip edemeyeceği yargı kararlarına ve öğretideki görüşlere göre belirlenecektir. Doktrinde de haklı sebep, hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim ve dava yolu ile hukukî ilişkiyi sona erdirmek veya değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur şeklinde tanımlanmıştır. Davacının haklı sebep olarak öne sürdüğü vakıaların değerlendirilmesinde de; Davalı ile aralarındaki husumet iddiasına ilişkin olarak anonim şirketin sermaye şirketi olup kişisel husumetlerin şirketin feshi için ileri sürülemeyeceği, davacının şirketin işleyişine yönelik olarak yaptığı açıklamalar hususunda şirketin azınlık ortağı olmayıp, yönetim kurulu başkanı olduğu değerlendirildiğinde davalıya yönelik iddiaların soyut nitelikte olduğu, Davalının şirkete olan sermaye borcunu yerine getirmediği iddiasına ilişkin olarak TTK 482.maddesinde sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi halinde tescilden sonrası için TTK 344.maddesi gereğince 24 aylık bir sürenin ön görüldüğü, bu durumun davalı şirketin ana sözleşmesinde de belirtildiği, davalı şirketin ... tarihinde ticaret siciline kaydının yapıldığı anlaşılmakla dava tarihi itibari ile 24 aylık yasal süreninde dolmadığı görülmekle sermaye borcunun ödenmemesininde somut olayda haklı sebep olarak ileri sürülemeyeceği, Davalının davacıdan habersiz şirket adına satış işlemi yaptığı iddiasına ilişkin olarak şirkete ait ... tarihli karar defterinde dava dışı üçüncü kişinin hissesini taraflara devretmesi üzerine davacı ve davalının hisselerinin eşit olduğu ve şirketin tüm resmi daireler, banka, kamu kurum ve kuruluşları, tapu ve her türlü işlem için davacı ve davalının en az ikisinin şirket ünvanı ve kaşesi altında müştereken temsil ile yetkili kılındığı, bu hususun Antalya ... Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye nolu imza sirkülerinde de teyit edildiği, buna göre şirket adına birlikte işlem yapma yetkisi olan ortakların şirkete yapacağı alım-satım işlemlerinin her ikisinin onayı ile geçerli olduğu, davacının dava dilekçesinde belirttiği şekilde yurt dışında bulunması sebebi ile şirket lehine işlem yapılmasının tek başına davalıdan beklenemeyeceği, bu durumun davacının kendisinden kaynaklanması sebebi ile fesih için ileri sürülmesinin de dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağı, Davalı tarafından şirket bilgilerinin gizlenmesi ve bilgi alınmasının engellenmesi iddiasına ilişkin olarak TTK'nun 392.maddesinde anonim şirketler yönünden bilgi alma ve inceleme hakkının düzenlendiği, buna göre yönetim kurulu üyelerinin şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi alma ve inceleme haklarını ne şekilde kullanacaklarının yasada açıkça belirtildiği, bilgi alma ve inceleme hakkının talep edilmesine rağmen reddedilmesi halinde de ne şekilde işlem yapılacağının TTK 392/4.maddesinde düzenlendiği, bu yönü ile davacı tarafından yapılan bilgi alma ve inceleme hakkına ilişkin başvurunun ya da başvurunun reddi nedeni ile yapılan işlemin bulunmadığı, görülmüştür. Yukarıda belirtilen ve TTK 531.maddesinde tanımlanan haklı sebeplere ilişkin olarak somut olayda; davacı yönünden haklı sebeplerin bulunmadığı, haklı sebeplerin mevcut olduğu bir durumda dahi anonim ortaklığın feshine hükmedilemediği, fesih dışında mahkemece başka çözümlerin araştırılması gerektiği, zira asıl olan şirketin faaliyetinin sürdürülmesi ve ülke ekonomisine olan katkısının devam etmesidir. Bunun içinde yasada fesih yerine daha başka çözümler öngörülmüştür. Çıkarılmada bunlardan biridir. Davacının ise çıkma talebi mevcut olup, davalı şirketin feshinin talep edilebilmesi için mahkememizce haklı sebep görülmediğinden ve bu itibarla fesih şartları oluşmadığından şirketin feshi yerine başka bir çözüme de gerek görülmemiştir. Davacının anonim şirket ortaklığından çıkma talebine ilişkin olarak yapılan incelemede; Mahkememizce davacının ortaklıktan çıkma talebine ilişkin olarak anonim ortaklıkta sermayenin iadesi yasağı bulunması nedeni ile TTK'da pay sahiplerine çıkma hakkının verilmediği, ana sözleşme ile dahi böyle bir hakkın tanınmasının mümkün olmadığı, bir pay sahibinin şirketten istek dışı çıkarılmasının da ancak sermaye borcunu ödememesi durumunda mümkün olabileceği, buna göre TTK 531.maddesi hükmü ile azınlık pay sahiplerine tanınan imkan ile şirketten çıkma halinde dahi haklı sebebin varlığının şart olduğu, somut olayda yukarıda belirtilen sebeplere ilişkin olarak yapılan değerlendirmeye göre haklı sebeplerin bulunmadığı, buna göre şirketten çıkma (çıkarılmaya) ilişkin de yasal koşulların bulunmadığı görülmekle davacının davasının davalı şirket yönünden esastan reddine, davalı diğer şirket ortağı ... yönünden ise husumet dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harçtan peşin olarak alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 3-Davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirmediğinden vekalet ücreti verilmesine YER OLMADIĞINA, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Taraflarca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın taraflara İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/05/2019

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/148, K. 2019/293, T. 03.05.2019, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2017-148-e-2019-293-k-8ac5e588f30f