İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/9255 E. 2016/11761 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/9255
Karar No
2016/11761
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/617 Esas - 2024/977 T.C. ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA ESAS NO : 2024/617 Esas KARAR NO : 2024/977 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 27/05/2024 KARAR TARİHİ: 26/09/2024 K.YAZIM TARİHİ: 08/10/2024 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili; müvekkilinin 01/03/2023 tarihinde ... şasi numaralı ... traktörü ... Yetkili Satıcısından satın aldığını, sıfır araç olarak satın almış olup traktör 24/05/2023 tarihinde teslim edildiğini, araç satın alındıktan bir süre sonra, belli devirlerde titreme/sarsıntı olduğu, ileri geri sekronizesi ses yapması ve halat kopması, ileri geri teli kopması arızaları nedeni ile 04.07.2023 tarihinde yetkili servise başvurulduğunu, yetkili servis tarafından oluşturulan 04.07.2023 tarihli arıza bakım formundan da anlaşılacağı üzere yetkili servis traktörün imalat hatalı olduğunu düşündüğü için üretici firma olan davalının satış sonrası hizmetler müdürüne bilgi verildiğini, yetkili serviste iki aya yakın süre kalmasına rağmen sorun çözülemediğini, daha da arttığını, davacının yeniden yetkili servise müracaat ettiğini, aracın yetkili servis tarafından üretim fabrikasına gönderildiğini, araçtaki arızaların, davalının bilgisi ve kabulünde olmasına karşın, araç ayıpsız misli ile değiştirilmediğini, titreşim nedeniyle parçalanan birkaç kaporta parçası, sinyal lambaları değiştirilen araç arızalı olarak davacıya geri teslim edildiğini, satış aşamasında müvekkilinin davalı satıcı tarafından yanıtılmış durumda olduğunu, davalı satıcının ağır kusurlu olduğunu, satılanın ayıpsız mili ile değiştirilmesine karar verilmesini talep etmek gerektiğini, davalı tarafından ayıplı olarak teslim edilen araç 90 gün yetkili satıcıda yada üretici fabrikada beklediğini, ayrıca traktörün teslim edildiğinden bu yana bir yıldır tarımsal faaliyetlerinde üretim kaybı yaşadığını, ikame araçlara ücret ödemek zorunda kaldığını, ücret karşılığı diğer çiftçilere çalışma yapamamış kazanç kaybına uğradığını beyan ederek, davanın kabulü ile satılan ... şasi numaralı ... traktörün ayıpsız benzeri ile değiştirilmesine, toplanacak delillere göre hesaplanacak kazanç kaybı nedeniyle tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili; görev ve husumet yönünden itirazlarının olduğunu belirterek, traktörün serviste kalma süresi davacının iddiasının aksine 2 ay olmadığını, traktörün serviste kalma süresi Garanti Uygulama Yönetmeliği ile hüküm altına alınan 45 iş günlük süreyi kesinlikle aşmadığını, diğer yandan; ... şase numaralı davacı traktöründe, davacının servise beyan ettiği temel sorun traktörün titremesi problemi olduğunu, bu problem ve diğer teknik hususların değerlendirilmesi amacıyla traktör 15.01.2024 tarihinde çiftçinin onarıma onay vermesi ile...'dan, üretici firma olan müvekkili şirketin ...daki fabrikasına getirildiğini, dava konusu yapılan traktör 3 silindirli bir model olduğunu, traktör 3 silindirli olması sebebiyle, yapılan kapsamlı kontrol ve değerlendirmeler sonucunda; davacının titreme probleminin normal değerlerde olduğu anlaşıldığını, traktör fabrikaya geldiğinde 485 saatte olduğunu, bu durumda traktörün 400 saat bakımının yaptırılmadığı da tespit edildiğini, zira traktör garanti uygulama kitapçığına göre; traktörün 100,200 ve bundan sonra her 200 saat (400 saat, 600 saat, 800 saat ve devamı) bakımının yetkili serviste yaptırılması gerektiğini, traktörün garantisinin uygulanmasının gereği olarak 400 saatlik bakımının davacı tarafından yaptırılmadığı, bunun yanında traktörde var olduğu iddia edilen arızaların ya sarf malzemenin kullanım ömrünün tamamlanmasından kaynaklandığını ya da traktörün 3 silindirli model olması sebebiyle davacı şikayetlerinin varit olmadığını ve traktörün normal değerlerde çalıştığının kabulünün gerektiğinin çok açık şekilde ortaya çıkmış bir gerçeklik olduğunu, traktörün azami tamir süresi aşılmadığından mahrum kalınan kazanç talebinin kabul edilemeyeceğini, traktörde tek bir arıza olduğunu, arızanın tekrarlamadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Erzincan Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası, davalı şirketin ticaret sicil kaydı, davacının ticaret sicil ve vergi dairesi kayıtları, tarafların 2023 yılına ait BA BS formları ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, davalı taraftan satın alınan traktörün gizli ayıplı olduğu iddia edilerek satıcının sorumluluğu nedeniyle satılan traktörün ayıpsız benzeri ile değiştirilmesi ve kazanç kaybı nedeniyle hesaplanacak tazminatın tahsili istemine ilişkindir. 30/06/2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6335 sayılı Kanunla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda değişiklik yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde yapılan değişiklikle, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Göreve ilişkin kurallar, dava şartıdır. (HMK m.114/1-c) Mahkeme, dava şartlarının yerinde olup olmadığını yargılamanın her aşamasında gözetir. Bu nedenle somut uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olup olmadığı hususu re’sen değerlendirilmiştir. Asliye Ticaret Mahkemeleri’nin görev kapsamına giren ticari davaların neler olduğu 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde belirlenmiştir.Buna göre: a-TTK 4/1 maddesinde altı bent halinde sayılan hususlardan doğan davalar, b-Özel kanun hükümleri gereği ticari sayılan davalar, (Kooperatifler Kanunu madde 99 gibi) c-Her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ticari dava sayılır ve Asliye Ticaret Mahkemesinin görev sahasına girer. Eldeki davada; uyuşmazlık, davalı taraftan satın alınan traktörün gizli ayıplı olduğu iddia edilerek satıcının sorumluluğu nedeniyle satılan traktörün ayıpsız benzeri ile değiştirilmesi ve kazanç kaybı nedeniyle hesaplanacak tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Mahkememizce, ilgili ticaret sicil müdürlüğü ile yapılan yazışma sonucunda davacının herhangi bir tacir kaydına rastlanılmadığı, ilgili vergi dairesi ile yapılan yazışma sonucunda davacının potansiyel mükellefiyet kaydının bulunduğu, herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamından davacının dava konusu traktörü tarımsal faaliyetlerinde kullanmak için satın aldığı böylelikle davacının çiftçilik yaptığı anlaşılmıştır. Davacının faaliyeti gözetildiğinde satın aldığı traktör bakımından yasada tanımı yapılan tüketici olmadığı sabittir. Eldeki dava mutlak ticari dava niteliğinde de değildir. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Bu bağlamda, davacının tacir olmaması ve tüketici sıfatının da bulunmaması karşısında somut uyuşmazlığa bakma görevi genel mahkemeler olan Ankara Batı Asliye Hukuk Mahkemelerine aittir( Emsal: Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/9255 E. 2016/11761 K., 2012/19281 E. 2012/18706 K. Sayılı kararları). 6100 sayılı HMK’nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu dikkate alınarak, davanın usulden reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, 2-Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına, 4-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına, Dair, davacı ile davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 26/09/2024 Katip Hakim e-imzalı e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2016/9255, K. 2016/11761, T. 15.01.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-9255-e-2016-11761-k-29eeb522a4d2