İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/7819 E. 2001/311 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/7819
Karar No
2001/311
Karar Tarihi

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/82 Esas - 2025/80 T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/82 Esas KARAR NO : 2025/80 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/02/2024 KARAR TARİHİ : 04/02/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/03/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili davacı ile davalı arasında açık hesaba dayalı ticari ilişki bulunduğunu, davalının müvekkilinden muhtelif faturalara konu ürün ve hizmet satın aldığını, yine davalı farklı tarihlerde ödemelerde bulunsa da müvekkilinin eksik kalan bakiyeden kaynaklı toplamda 88.075,97 TL alacağı bulunduğunu, bakiyenin ödenmemesi üzerine... ... ... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun, takibe haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz ettiğini, davalının, satın ve teslim aldığı ürün ve hizmetlere ilişkin faturaları teslim aldıktan sonra faturalara itiraz etmemiş olduğunu, iade faturaları düzenlememiş, borcunu kapatmak amacıyla ödemeler yaparak borcu kabul etmiş olduğunu, beyanla icra takibine yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davanın 1.000 TL harca esas değer üzerinden kısmi dava olarak açıldığı davacı vekilinin 19/11/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava değerinin 88.075,97 TL'ye olarak ıslah edildiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan davayı kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile iddia edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, yetki itirazlarının bulunduğunu, Kütahya Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkilinin davacıya takipte talep edilen miktarda bir borcu olmadığını, teslime yarar evrak sunulmadığını, icra inkar tazminatı koşulları oluşmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER -Ticari defter ve kayıtlar -Tarafların ba/bs formları, -Faturalar, -Takip Dosyası, -Bilirkişi Raporu DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; açık hesap ilişkisine konu faturalara dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın asıl alacak yönünden iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davaya konu... .... .... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısının davacı şirket, takip borçlusunun davalı şirket olduğu, takibin 88.075,97-TL asıl alacak olmak üzere toplam 88.075,97-TL alacak üzerinden genel haciz yolu ile ilamsız takip olarak başlatıldığı, ödeme emrinin davalı şirkete (e-tebligat ile) 04/11/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun vekili aracılığıyla borca ve yetkiye süresinde itiraz edildiği, davacı tarafından eldeki davanın süresinde açıldığı görülmüştür. Tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesi bakımından, davalı yan kayıtlarının yargı çevremiz dışında(Kütahya) olması nedeniyle talimat yoluyla mali müşavir tarafından tanzim edilen 20/09/2024 tarihli talimat bilirkişi raporunda özetle: " Davalı şirketin inceleme konusu olan; 2022-2023 yıllarına ait YEVMİYE ve KEBİR açılış ve kapanış beratlarının süresi içerisinde Gelir İdaresi Başkanlığına yüklendiği ve beratlarının oluşturulduğu,2022-2023 yıllarına ait ENVANTER defterlerinin noter açılış tasdiklerinin TTK Md.64'e göre yapıldığı ,muhasebe esaslarına göre ilgili hesapların birbirini doğruladığı,ticari defterlerin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrasına göre;“ (2) Bit fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı, davacı ve Davalı firmaların ticari Borç-Alacak tutarlarının birbirini doğruladığı, Davalı ....A.Ş.nin ,Davacı ... İş Makinaları San Ve Tic.Ltd.Şti.ye 19.09.2023 tarihi itibariyle 88.075,99-TL borcunun olduğu, 19.09.2023 tarihinden, dava tarihine kadar geçen süre için hesaplanan Ticari Temerrüt Faizinin 40.,761,57- TL olduğu, Dava tarihi itibariyle Ticari Satım Ticari Temerrüt Faizi toplamından doğan borcun 128.837.556 -TL olduğu" hususları belirtilmiştir. Davacı yan defter ve kayıtları da incelenerek rapor tanzimi hususunda yargı çevremiz içerisinde görevlendirilen mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen 16/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı ... İş Makinaları Yedek Parça Kauçuk Sızdırmazlık İmalat İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davalı ....Anonim Şirketi arasında ticari satımdan kaynaklanan cari hesap kalanının ödenmediği gerekçesi ile takibi yapılan 88.075,97 TL. Asıl alacağın ve takip tarihinden itibaren işleyecek adi kanuni faiz talebiyle ... 4. Genel İcra Dairesinin 2023/245677 Esas sayılı dosyasından alacağı itirazın iptalinin talep edilmesine ilişkin yukarıda kaydedildi tahsili için icra takibine yapılan üzere; Davacı ... İş Makinaları Yedek Parça Kauçuk Sızdırmazlık İmalat İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin kanuni defter kayıtlarında düzenlenen faturaların ve tahsilatların kaydedildiği, takip tarihi itibariyle 88.075,99 TL.lık davalıdan alacağı olduğu, ancak takip yapılan rakamın 88.075,97 TL. Olduğu, Davalı ....Anonim Şirketi'nin kanuni defter kayıtlarının talimatla incelenmesi sonucu takip tarihi itibariyle 88.075,99 TL.lık davacıya borcunun olduğu, davacı tarafından gönderilen ve kayıtlara alınan faturalara TTK'nın m.21/.2 hükmü kapsamında itiraz edildiğine dair tarafımıza bir belge ibraz edilmediği, Taraflar arasındaki defter kayıtlarında uyumsuzluk bulunmadığı, faturaların ve ödemelerin taraf kayıtlarında yer aldığı, davacı tarafından davalı tarafa alacağın tahsili için düzenlenen bir ihtarnamenin tarafımıza ibraz edilmediği, faizin takip tarihinden itibaren hesaplanacağı değerlendirmesinin Sayın Mahkemenin takdirinde bulunduğu" hususları belirtilmiştir. Davalı yanın esasa ilişkin savunmaları yanında, davaya konu icra takibinde icra dairesinin yetkisine ve eldeki davada mahkememizin yetkisine itiraz ettiği görülmüştür. Hemen belirtmek gerekir ki itirazın iptali davasında yetkili icra dairesine yapılmış bir icra takibi dava şartıdır. İtirazın iptali davalarında hem icra dairesinin yetkisine, hem de mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olması durumunda, İİK'nın 50. maddesi uyarınca mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekmektedir. Zira bu yön itirazın iptali davasının dava koşullarından biridir. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Üstündağ S., İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102 ). Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2001 gün ve 2001/19-267 E., 2001/311 K.; 20.03.2002 gün ve 2002/13-241 E., 2002/208 K.; 20.11.2002 gün ve 2002/19-900 E., 2002/994 K. sayılı kararlarında da aynı ilkelere işaret edilmiştir. Anlatıldığı üzere mahkememizce de öncelikle yetki hususu irdelenmiş ise de, gerek ticaret sicilinde davalı yanın adresinin yargı çevremiz içerisinde olduğu bu itibarla HMK'nın 6. Maddesi genel yetki düzenlemesi uyarınca, gerekse (akdi ilişkinin ön sorun olarak ele alınıp delil durumuna göre değerlendirilmesi neticesinde) 6098 Sayılı TBK'nın 89. Maddesi uyarınca davalı yanın yetki itirazı yerinde görülmeyerek işin esası ele alınmıştır. Eldeki uyuşmazlığa konu icra takibinde borcun sebebinin " açık hesaptan kalan alacak " olarak gösterildiği, dava dilekçesinde de aynı yönde ileri sürüşte bulunularak muhtelif faturalara dayanıldığı görülmüştür. Bilindiği üzere fatura içeriği malların veya hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti satıcıya aittir. Fatura düzenlenmesi, tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz.( Y. 19 HD. 2016/7819E., 2017/2738K., Y. 19HD. 2014/12574E., 2014/16692K.) Diğer yandan taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21/2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 23 HD. 2015/4576 E., 2016/621 K., 10.02.2016 T.) Anlatılanlar ışığında somut olay ele alındığında; hükme esas alınan bilirkişi raporu ile dosyadaki tüm deliller doğrultusunda taraflar arasında süregelen ticari ilişki bulunduğu ve tarafların açık hesap ilişkisini benimsedikleri, davacı tarafından tanzim edilen faturalara davalı tarafından TTK'nın 21/2. Maddesi kapsamında itiraz edildiğine dair bir kayda rastlanılmadığı, faturaların her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu ve tarafların defter kayıtlarının ve ba/bs formlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, açık hesap bakiyesinin her iki taraf kayıtlarında tutar olarak da örtüştüğü, öte yandan HMK'nın 222. maddesi uyarınca usulüne uygun tutulan taraf defterlerinin birbirini doğruladığı/örtüştüğü kalemlerin tarafları bağlayacağı hususları hep birlikte gözetildiğinde davacı lehine olan karinenin çürütülemediği ve davacının alacağının varlığını ispatladığı kanaat edilmiştir. (bkz. Y. 19. HD. 2018/1358E., 2020/878 K., 08/06/2020 T; Y. 23 HD. 2015/1418 E., 2015/8313 K., 21/12/2015 T.) Yapılan açıklamalar kapsamında davacının açık hesap ilişkisine dayalı alacağının varlığını ispatladığı kanaat edilerek 88.075,97 TL asıl alacak üzerinden takibin aynı koşullarla devamı gerektiği anlaşılmıştır. Yine alacağın likit olduğu nazara alınarak kabul edilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın KABULÜ ile; ... 4. Genel İcra Dairesi'nin 2023/245677 Esas sayılı takibine davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin aynı koşullarla DEVAMINA, 2-Kabul edilen alacağın (88.075,97-TL'nin), %20'si oranında 17.615,19 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken toplam 6.016,47-TL karar ve ilam harcından, peşin ödenen 1.917,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.098,87-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 427,60-TL Peşin/nisbi Harcı, 1.490,00-TL Islah Harcı, 7.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 440,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 9.785,20TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18A/13. Maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan ve suç üstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00-TL dava şartı arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı (e-duruşma), gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/02/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2016/7819, K. 2001/311, T. 10.02.2016, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-7819-e-2001-311-k-214a1efb2aa4