İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2016/74 E. 2016/2620 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2016/74
- Karar No
- 2016/2620
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO:2022/50 Esas KARAR NO :2024/812 DAVA:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:19/01/2022 KARAR TARİHİ:24/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVA YÖNÜNDEN Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin işletmesinin ihtiyaçlarına tam uygun olacağı düşüncesi ile davalı şirketin gönderdiği sözleşmeyi 11/01/2021 tarihinde imzalamış, sözleşmeye ilişkin 13/01/2021 tarihli "Tasarım planlaması iş akış platformu yazılımı 15 kullanıcı" açıklamalı 118.000-TL KDV dahil fatura bedelinin 30.000-TL'lık kısmını da peşin olarak ödemiş olduğunu, davalı şirket tarafından, sözleşme kapsamındaki programın kurulum ve eğitimine 14/01/2021'de başlanmış; ilk iki gün programın genel tanıtımının yapılmasının ardından sonraki 4-5 gün ise müvekkili şirket çalışanlarına uygulamalı eğitim verilmiş olduğunu, ne var ki, bu eğitim sırasında dava konusu programın bazı kısımlarının müvekkili şirketin sipariş sistemine ve çalışma şekline uygun olmadığı, işin takibini rahatlatmak bir yana, iş yükünü daha da artırdığının fark edildiğini, bunun üzerine hemen programın iş akışına uymayan ve problemli kısımları tek tek açıklayıcı bir şekilde belirtilerek, programdan vaat edilen faydanın hiçbir şekilde sağlanamadığı ve dolayısıyla gereken revizeler yapılmadığı takdirde programın kabul edilemeyeceği, kurulum tamamlandıktan ancak eğitim henüz devam ederken, gerek sözlü olarak davalı şirket çalışanına ve gerekse de 19/01/2021 tarihli e-posta ile davalı şirkete bildirilmiş olduğunu, ayıp ihbarının ardından davalı şirketin birtakım çözüm önerileri getireceğini söylemiş olduğunu, sonrasında hem bildirilen hususlara bir çözüm getirilmemesi hem de kullanım sırasında anlaşılan ve ortaya çıkan problemler nedeniyle davalıya yine e-posta yolu ile bildirim yapılmış olduğunu, 04/02/2021 tarihli e-postada; dava konusu program kullanıldıkça yeni problemlerin ortaya çıktığı ve bu problemlerin neler olduğu belirtilmiş, bu haliyle programın "Excel"den farksız olduğu ve hatta "Excel" ile bile iş takibinin daha rahat yapıldığının ifade edildiğini, davalı şirket tarafından verilen cevapta, yazılı problemlere birtakım çözüm önerileri belirtilip, hatta bazı problemlerin çözüldüğü iddia edilmişse de maalesef müvekkili şirketin yaşadığı problemlerin hiçbirinin çözüme kavuşturulmamış olduğunu, sonraki süreçte davalı şirkete hem telefonla ulaşılamamış hem yazılan e- postalara cevap alınamamış olduğunu, taraflar arasında imzalan sözleşmenin "Sentezin Yükümlülükleri" başlıklı 4. maddesinde, davalı şirket tarafından telefon destek, uzak erişim destek, canlı destek hizmeti, yerinde servis destek vb. hizmetlerin üç ay süre ile ücretsiz verileceği taahhüt edilmiş olmasına rağmen zaman içerisinde müvekkili şirketin davalı şirkete ulaşma ve bilgi alma çabalarının sonuçsuz kaldığını, gelinen noktada, sözleşme ile öngörülen bakım/destek yükümlülüğüne de aykırı hareket eden davalı şirketin, iyiniyetli olmadığı ve müvekkili şirketin yaşadığı sıkıntılara bir çözüm sunmayacağının anlaşılmış olduğunu, bunun üzerine 17/03/2021 tarihinde davalı şirkete, "... adlı programa ilişkin yaşanan sorunlar hakkında ihtarname" konulu ... 20. Noterliği'nin ... yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderilmiş olduğunu, davalı şirketin, ihtarnamede belirtilen hususlara daha önce kendisine gönderilmiş e posta üzerinden cevap verdiğini, ne yazık ki, davalı şirket tarafından verilen cevapların müvekkili şirketi geçiştirici ve oyalayıcı nitelikte olup, dava konusu program ile ilgili ayıpların giderilmesi adına somut hiçbir şey yapılmamış olduğunu, şu halde, bugüne kadar çözüm ve anlaşma odaklı hareket etme eğiliminde olan müvekkili şirket için işbu davanın açılmasından başka bir seçenek kalmamış olduğunu, bu kapsamda, ticari alacaklar bakımından dava şartı olan arabuluculuk müessesi ... Arabuluculuk Numarası ile tüketilmiş olup, müvekkili şirket ile davalı arasında anlaşmaya varılamamış olduğunu, yukarıda ifade edildiği üzere müvekkili şirketin, dava konusu programın işletme sistemine yüzde yüz uygun bir programı kullanarak şirket verimliliğini artırmak, iş sürecini hızlı ve kolay bir şekilde muhasebe ile entegre şekilde takip etmek ve yönetmek amacıyla aldığını, zira davalı şirketin 08/01/2020 tarihli ".... Yönetim Sistemi Fiyat Teklifi"nde "İşletmeniz için yüzde yüz uygun çözüm olmalıdır. Sistem işletmenize tam olarak uymalı. İşlemlerinizi en kolay ve en doğru yapacak şekilde düzenlenebilmeli. Yani terzi işi, ne eksik ne fazla, tam üzerinize göre hazırlanmalı." ifadelerine yer verildiğini, yine söz konusu fiyat teklifinin "özelleştirmeler" başlıklı bölümünde dava konusu programın özelleştirilebilen, ihtiyaçlara göre düzenlenebilen ve işletmeye tam olarak uyarlanabilen bir çözüm olduğu, "uygulama" başlıklı bölümde ise ihtiyaçlar ve hedeflenen yapıdaki iş süreçlerinin tasarlanacağı ve analizler doğrultusunda, Sentez Live Vogue ERP üzerinde gerekli düzenlemelerin ve eklemelerin yapılacağının vurgulanmış olduğunu, görüldüğü üzere davalı şirketin, programın müvekkili şirketin işletmesinin özel gereksinimlerine uyarlanmasını açıkça vaat etmiş olup, zaten müvekkili şirketin de buna güvenerek sözleşmeyi imzalamış olduğunu, şayet bir bilgisayar programında yer alan bir fonksiyon zikir ya da vaat edilen ya da ticari dürüstlük gereği beklenen şekilde değilse, kullanıcıyı tatmin etmiyorsa ayıplı sayılmakta olduğunu, büyük bir beklentiyle teslim alınan dava konusu programda, vaat edilen vasıflar şöyle dursun, lüzumlu vasıflar dahi bulunmadığını, zira dava konusu programın, müvekkili şirket işletmesinin özel gereksinimlerine uyarlanamamasının yanı sıra çok sık takılmakta, giriş sırasında hata vermekte ve muhasebe ile entegre bir şekilde çalışmamakta olduğunu, bu haliyle dava konusu programın, müvekkili şirket için zaman kaybı ve gereksiz iş yükünden başka bir anlam ifade etmediğinden programın kullanılamamış olduğunu, iş sürecinin yönetimi ve takibi eski sistemle yapılmakta olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu programı kullanamamasının yanı sıra başka olumsuzluklar da yaşamış olduğunu, şöyle ki, dava konusu programdan e-fatura veya e-arşiv fatura kesebilmek için ... A.Ş'den "e-dünya" hizmeti alınmak zorunda kalınmış ve bu kapsamda 475,79-TL'lik masraf yapılmış olduğunu, ancak dava konusu programın yukarıda bahsedilen nedenler ile kullanılması mümkün olmadığı için alınan bu hizmet tamamen anlamsız kalmış, boşuna masraf yapılmış olduğunu, bunun yanı sıra, davalı şirket çalışanlarının eğitim sırasında programın düzgün işleyebilmesi için işyerinde kullanılan "server"ın yenilenmesi gerektiğini bildirdiklerini, bunun akabinde davalı şirketin yönlendirmesi ve sözleşmenin gereği gibi ifa edileceğine duyulan güven neticesinde 29.075,20-TL fatura bedelli "... ÇİFT İŞLEMCİ" isimli yeni server satın alındığını, görüldüğü üzere, zaten dava konusu programdan elde etmeyi umduğu faydayı sağlayamayıp ciddi bir mağduriyete uğrayan müvekkili şirketin, bir de yüksek tutarlarda başkaca masraflar yapmak mecburiyetinde kalmış olduğunu, yukarıda anlatılanlardan anlaşılacağı üzere, dava konusu programın davalı şirketin zikir ve vaadettiği vasıfların yanı sıra lüzumlu vasıflardan dahi yoksun olduğunu yani ayıplı olduğunu, müvekkili şirketin programı ilk kullanmaya başladığı andan itibaren sürekli problem yaşaması ve bu problemler/ayıplar giderilmediği için eski sistemine dönmesi, davalı şirketin ihbar edilen ayıpları gidermemesi, ayıpların mahiyetini ve ciddiyetini ortaya koymakta olduğunu, ilk kez kurulumun tamamlanıp eğitimin devam ettiği 19/01/2021 tarihinde ve ilerleyen süreçte programın kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan gizli ayıplarda, bu ayıpların fark edilmesinin ardından derhal ayıp ihbarında bulunan müvekkili şirketin ayıbı ihbar etme külfetine uygun davrandığının ortada olduğunu, her şeyden önce TBK m. 112'de yer verilen genel hükme göre, "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." sözleşme ile üstlendiği edimi niteliklerine uygun olarak ifa etmeyen davalı şirketin borçlandığı edimi ifa etmiş sayılamayacağını, alacaklı konumundaki müvekkili şirketin zararını karşılamak zorunda olduğunu, bununla birlikte, 11/01/2021 imza tarihli sözleşmenin başlığı her ne kadar "Son Kullanıcı Lisans ve Satış Sözleşmesi" olsa da taraf iradelerinin dava konusu programın kullanıcı konumundaki müvekkili şirketin özel gereksinimlerine uyarlanması noktasında buluştuğu, bunun yanı sıra programın kullanıcının eğitilmesi, kullanıcıya danışmanlık ya da bakım destek hizmeti verilmesi yükümlülükleri ile birlikte devredildiğinin açık olduğunu, böyle bir durumda ise satım hükümlerinden ziyade işgörme edimlerinden dolayı eser ve hizmet hükümlerinin uygulanması gerekeceğini, TBK m. 475/1 b.1 hükmünde çok net biçimde ifade edildiği gibi, eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa işsahibinin sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu, dava konusu programın 11/01/2021 tarihli sözleşmede ve 08/01/2021 tarihli fiyat teklifinde zikir ve vaad edilen özelliklere sahip olmadığı, programda yer alan ayıpların hiçbir şekilde düzeltilmediği ve bu haliyle müvekkili şirket tarafından kullanılmasının imkansız olduğu -zira müvekkili şirketin eski sisteme döndüğü- durumunun ortada olduğunu, şu halde, müvekkili şirketin kanuni seçimlik haklarından olan sözleşmeden dönme hakkını kullanması adaletin ve taraflar arasındaki dengenin tesis edilmesi bakımından kaçınılmaz olacağını, öte yandan TBK m. 475/2'ye göre, "İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır." o halde, sözleşmeden dönme hakkını kullanan müvekkili şirketin TBK m. 125/3 hükmü paralelinde sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararların giderilmesini isteyebileceğini, müvekkili şirketin, davalı şirket ile yapmış olduğu sözleşmenin geçerli olacağına ve ayıpsız şekilde ifa edileceğine güvenerek yukarıda ifade edildiği üzere, ... A.Ş'den e-dünya hizmeti satın almış ve bu kapsamda zarara uğramış olduğunu, yine mevcut server müvekkili şirketin iş yeri işleyişi için yeterliyken salt dava konusu programın düzgün işleyebilmesi için davalı şirketin yönlendirmesiyle "... ÇİFT İŞLEMCİ" isimli yeni server satın aldığını, bu kapsamda, müvekkili şirketin uğramış olduğu bu olumsuz zararların da tazmin edilmesi gerektiğinin açık olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; haklı davanın kabulü ile kanuni seçimlik haklarından sözleşmeden dönme hakkının kullanılması akabinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; dava konusu ayıplı programın iade alınması ve ayıplı programa ilişkin peşin olarak ödenen 30.000-TL'nın ödeme tarihi olan 12/01/2021 tarihinden itibaren işlemiş ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini, dava konusu programdan e-fatura, e-arşiv fatura kesebilmek için alınması zorunlu olan, ancak dava konusu programın kullanılamaması nedeniyle anlamsız kalan ve hiçbir şekilde kullanılamayan "e-dünya" hizmetinin satın alınması nedeniyle uğranılan 475,79-TL zararın ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş ticari avans faizi ile birlikte tazminini, kullanılmakta olan mevcut serverın müvekkili şirketin iş yeri işleyişi için yeterli iken, sırf dava konusu programın düzgün işleyebilmesi için ihtiyacı olmadığı halde gereksiz yere yeni bir server satın alması sonucunda uğranılan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000-TL zararın ödeme tarihinden itibaren işlemiş ticari avans faizi ile birlikte tazminini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 11/01/2021 tarihli "SON KULLANICI LİSANS VE SATIŞ SÖZLEŞMESİ" imzalanmış olduğunu, bahse konu sözleşme ile davacıya yazılım programının satılmış olduğunu, sözleşme bedelinin 118.000-TL olarak anlaşılmış olup bu bedelin 30.000-TL'sinin 02/02/2021 tarihinde ödenmiş olduğunu, davacının dava dilekçesinde satın alınan programın, müvekkili tarafından tanıtımının yapıldığını, gerekli eğitimlerin verildiğini belirtmiş olduğunu, bahse konu eğitimler sırasında -ki kullanım esnasında değil- programın bazı kısımlarının kendilerine uymadığını fark ettiklerini ileri sürdüklerini, dikkat edilecek olursa burada herhangi bir ayıp, programın çalışmadığı gibi bir iddia olmadığını, bir ürün satın alıp "kullanmıyorum" bahanesi ile ürünün iadesinden bahse imkan olmadığını, netice itibariyle müvekkilinin sözleşme ile üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiş olup sözleşme bedeline hak kazanmış olduğunu, müvekkili şirketin yazılım sektöründe 30 yıldır faaliyet gösteren, özellikle tekstil sektöründe kullanılan yazılım açısından başı çeken firmalardan biri olduğunu, müvekkiline her gelen müşterinin bu hususta bilgi sahibi olarak geldiği gibi pek çok tekstil firmasının halihazırda kullandığı yazılımın satılmakta olduğunu, davacının da bu durumun bilinciyle müvekkilinden yazılım satın almış olduğunu, satılan yazılım programının davacıya detaylı olarak satılmadan önce 2 kere tanıtılmış, uygulamasının gösterilmiş olduğunu, davacının programın bilgisine sahip olarak programı satın almış olduğunu, kaldı ki tanıtımının yapıldığının davacının da kabulünde olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirttiği ve sunmuş olduğu maillerden de anlaşılacağı üzere davacıya satılan programda herhangi bir ayıp olduğundan bahsedilemeyeceğini, davacının kendine özgü, kendi kullanımını yansıtacak adeta kişiye özgü bir ürün istemekte olduğunu, bunu da programda bazı revize istekleri şeklinde beyan etmekte olduğunu, üründe sözleşme gereği olması gereken fakat olmayan ve ya gerektiği gibi çalışmayan bir durum olduğuna yönelik bir iddia olmadığını, yani davacıya satılan ürün sözleşme gereği tam ve eksiksiz bir ürün olduğunu, buna rağmen müvekkilinin davacıya yönelik düzenlemeler yapmak ve gerekli desteği göstermekten imtina etmemiş olduğunu, ancak davacının açıkça programda ne gibi ayıplı hususlar olduğunu belirtmektense beklenen faydanın sağlanmadığını ileri sürmekte olduğunu, bu hususun programın ayıplı olduğunu göstermemekte olduğunu, zira satılan ürünün komplike bir teknolojik ürün olup kullanım becerilerinin de önem arz etmekte olduğunu, huzurdaki davanın da bizatihi kullanım becerilerinden kaynaklanan sorunlardan kaynaklı olarak açılmış olduğunu, bu durumda müvekkiline sorumluluk yüklenmesinin beklenemeyeceğini, davacının dava dilekçesinde ağırlıklı olarak "... SİSTEMİ FİYAT TEKLİFİ"ne dayanmakta olduğunu, bu belgenin imza altına alınan, üzerinde karşılıklı olarak anlaşılmış bir sözleşme mahiyetinde olmadığını, bu belgenin bir tanıtım broşürü mahiyetinde olduğunu, örneğin mobilya mağazaları ya da otomobil bayilerinde kullanılan tanıtım broşürleri gibi olduğunu, bu anlamda sözleşilen hususlar dışında müvekkilini ya da müşteriyi bağlayıcılığı olmadığını, bu belge ile amaçlananın müvekkili şirketin, ürünlerin tanıtılması olduğunu, zaten belgenin içeriğine, içindekiler kısmına bakıldığında, giriş, uygulama alanlarının tanıtıma yönelik olduğunun görüleceğini, bu anlamda bahse konu tekli metninin icap olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, yalnızca taraflar arasında imzalanan sözleşmenin bağlayıcılığının bulunmakta olduğunu, davacının iddiasının aksine özellikle özelleştirmeler, uygulamalar gibi kısımlarda kesin ifadeler yerine "yapılabileceği" şeklinde ifadelere yer verildiğini, elbette ki program alt yapısını, temelini bozmayacak şekilde müşteriye yönelik olarak özelleştirilebileceğini ama temel programa yapılan eklemeler ayrıca ücrete tabi olacağını, zira satılan program temelinde zaten tekstil sektörüne yönelik hazırlandığı için firma için yeterli olduğunu, davacı tarafın ... 20. Noterliği'nin 17/03/2021 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarı ile müvekkiline programla ilgili belirli hususlarla ilgili istek ve şikayetlerini belirtmiş olduğunu, müvekkili tarafından bu hususta 25/03/2021 tarihli e-posta ile kalem kalem açıklama yapılmış, gereken desteğin de akabinde davacıya verilmiş olduğunu, davacının ayrıca teknik alt yapısının yetersizliğinden ötürü başka firmalardan satın almış olduğu serverın, yazılım gibi ürünlerin bedelinin müvekkili tarafından ödenmesini talep etmiş ise de bunun kabulünün mümkün olmadığını, yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının sözleşmeden dönme ve bedel iadesi talepleriyle başka firmalardan satın almış olduğu ürünlerin bedelinin müvekkilinden talep etmesi hususlarının hiçbir şekilde kabulünün mümkün olmadığını, haksız ve mesnetsiz davanın tüm reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü. KARŞI DAVA YÖNÜNDEN Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davacı/karşı davalıya 11/01/2021 tarihli sözleşme ile bilgisayar yazılım ürünü satıldığını, bu satışa istinaden 118.000-TL bedelli fatura kesilmiş olduğunu, bahse konu faturaya istinaden 02/02/2021 tarihinde davacı/karşı davalı tarafından 30.000-TL ödeme yapılmış olup bakiye 88.000-TL ödenmemiş olduğunu, müvekkili tarafından kesilen faturanın, süresi içerisinde itiraz edilmediğinden münderecatının kesinleşmiş olduğunu, münderecatı kesinleşen ve ödenmeyen fatura bedeli ile ilgili müvekkilinin davalıdan alacağına istinaden .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasıyla takip başlatmış ise de davalı/borçlu, alacağın tahsilini engellemek amacıyla haksız ve kötüniyetli olarak borca itiraz etmiş olduğunu, icra takibi ile sözleşmenin "Satış bedeli ve ödeme şekli" başlıklı 7. Maddesine istinaden bakiye ödeme için belirlenen vadede ödeme yapılmadığı için icra takibi tarihine kadar işlemiş faiz olan 10.580,49-TL de ayrıca talep edildiğini, bu hususta zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup görüşmeler neticesinde anlaşmaya varılamamış olduğunu, müvekkili sözleşme ile üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğinden, borca yapılan itirazın iptali ve takibin devamı için Mahkememize başvurma zarureti hâsıl olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; faizin türü ve oranı ile fazlaya dair diğer tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı/ karşı davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptalini ve takibin devamını, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari temerrüt avans faizi işletilmesini, borçlunun haksız ve mesnetsiz itirazı nedeni ile takip durduğundan, borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; tekstil ve konfeksiyon ürünleri imalatı ve satışı işi ile iştigal eden müvekkili şirketin, işlerini kolaylaştırmak, hızlandırmak ve iş verimini artırmak gayeleriyle bir yazılım programı edinmek istemiş ve davalı / karşı davacı ile 11/01/2021 tarihli sözleşmeyi imzalamış olduğunu, buna istinaden 13/01/2021 tarihli 118.000-TL (KDV dahil) bedelli fatura tanzim edilmiş ve müvekkili şirketin edimini yerine getirerek işbu bedelin 30.000-TL'lik kısmını peşin olarak ödemiş olduğunu, ne var ki, davalı / karşı davacının taahhütlerini yerine getirmemesi, zikir ve vaat ettiği vasıfların ilgili programda olmaması, yani programın ayıplı olması nedeniyle müvekkili şirketin bu programı kullanamamış; iş sürecinin yönetim ve takibini eski sistemiyle yapmak zorunda kalmış olduğunu, davalı / karşı davacı tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasıyla başlatılan takipte, 13/01/2021 tarihli 118.000-TL bedelli fatura takip konusu yapılmış ve 88.000-TL bakiye alacak, 10.580,49-TL faiz olmak üzere toplam 98.580,49-TL için icra takibine girişilmiş olduğunu, yukarıda ifade edildiği üzere, dava konusu program ayıplı olup, yapılacak inceleme ile işbu hususun ortaya çıkacağını, hal böyle iken işbu itirazın iptali davasına konu olan olan icra takibine itiraz etme zorunluluğu hasıl olmuş, ödeme emrinde talep edilen asıl alacağa, faiz oranına, işlemiş faize ve takibin diğer ferilerine olmak üzere borcun tamamına itiraz edilmiş olduğunu, sözleşmeden dönme ve bedel iadesi istemiyle açılan asıl davaya ilişkin sunulan dilekçeleri ve delilleri ile işbu itirazlarının haklılığının açık olduğunu, dava konusu programın ayıplı olduğuna ve icra takibine ilişkin itirazları saklı kalmak kaydıyla, davalı / karşı davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulünün mümkün olmadığını, zira takip konusu alacağın likit bir alacak olmadığını, davalı / karşı davacının talebinin yargılamayı gerektirmekte olduğunu, Yargıtay 15. H.D.'nin 05/05/2016 tarih, 2016/74 E., 2016/2620 K. sayılı kararında, alacağın varlığı ve miktarı yapılan yargılama sonucu belirlendiğinden likid bir alacak bulunmadığı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi koşulları bulunmadığı halde buna dair talebin reddi yerine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığına hükmedilmiş olduğunu, yine Yargıtay 9. H.D.'nin 20/05/2021 tarih, 2021/5198 E., 2021/9268 K. sayılı kararında, "İcra inkâr tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkâr tazminatına hükmedilemez." ifadelerine yer verildiğini, ilgili kararlardan görüldüğü üzere, takip konusu alacağın varlığı ve miktarı ancak mahkemece yapılacak inceleme ile belirlenecek ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü yargılamayı gerektiriyor ise itiraz eden borçlu icra inkar tazminatına mahkûm edilemeyeceğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; işbu karşı davanın külliyen haksız ve mesnetsiz olup reddi gerektiğini, davalı / karşı davacı tarafça, tamamen haksız ve kötüniyetle icra takibi başlatılmış olup, aleyhine İ.İ.K. 67. madde hükmü gereğince %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, yukarıda açıklanan nedenlerle; haksız ve mesnetsiz davanın reddini, davalı / karşı davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE; Asıl dava ,davacının taraflar arasındaki 11.01.2021 tarihli sözleşmeden dönme sebebiyle uğradığı menfi zararlarının tazmini istemine, karşı dava ise aynı sözleşmeden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında imzalanan 11.01.2021 tarihli sözleşme incelendiğinde; asıl davada davalı-karşı davada davacı olan ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin sözleşme konusu yazılım ürünlerinin lisans ve satış hakkına sahip olduğu, asıl davada davacı-karşı davada davalı olan ... Tekstil Ürünleri San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin yazılımların kullanım hakkını satın alan firma olduğu, sözleşmenin konusunun ; sözleşme konfigürasyonunda belirtilen yazılım ürünlerinin satış ve satış sonrası hizmetleri olduğu, sözleşme konusu yazılım satış bedelinin 100.000TL+KDV olduğu, ödeme şeklinin kullanıcı tarafından 30.000TL+KDV peşin bakiye 60 gün vadeli 1 adet çek ile ödenmek şeklinde olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan banka dekontundan , sözleşme nedeniyle asıl davada davacı-karşı davada davalının 12.01.2021 tarihinde 30.000TL ödeme yaptığı , asıl davada davalı-karşı davada davacının 13.01.2021 tarihli KDV dahil toplam 118.000TL'lik fatura keşide ettiği görülmüştür. .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası incelendiğinde; karşı davada davacı tarafından asıl davada davacıya karşı 88.000TL asıl alacak 10.580,49TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 98.580,49TL'nin tahsili için genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığı, borçlu tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine takibin durmasına karar verildiği, alacaklı tarafından karşı dava dilekçesi ile süresinde itirazın iptalinin talep edildiği görülmüştür. İhtilaf ;asıl davada davacının sözleşmeden dönme nedeniyle menfi zararlarını talep hakkı olup olmadığı, karşı davada davacının sözleşmedeki bakiye alacağı talep hakkı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasından alınan, bilgisayar mühendisi bilirkişi ... ve mali müşavir bilirkişi ... tarafından hazırlanan, 20/12/2022 tarihli bilirkişi raporuna; "...-Dava konusu yazılımın paket bir yazılım olması nedeniyle davalının davacının sunucularına dava konusu yazılımı kurulumu ve davacıya eğitimi ile taraflar arasındaki sözleşmedeki edimlerini yerine getirdiği, -Dava dilekçesi ekindeki fiyat teklifinin taraflar arasındaki bağlayıcılığı kabul edildiği durumda da davacının itirazlarının dava konusu yazılımın işleyişini etkileyecek uyarlamalar olmaması nedeniyle davacının edimlerini yerine getirdiğinin kabul edilmesi gerektiği,..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. Asıl davada davacı karşı davada davalı vekilinin itirazlarının değerlendirilerek, ek rapor alınmasına ilişkin karar verilmiş, 11/12/2023 tarihli Bilirkişi ek raporunda; " ...-Dava konusu yazılım incelendiğinde; -Davalının davacıya daha öncesinde geliştirmiş olduğu yazılımı uyarlamamış olması, -Davacıya özgü bir yazılım olarak değerlendirilip tamamlanma yüzdesinin hesaplanamayacağı, -Davacının dava konusu yazılımı sözleşme başlangıcından dava dilekçesine kadar süre için kiraladığı kabul edilerek 11.01.2021-19.01.2022 tarihleri arasında kiraladığı kabul edilerek teknolojinin değişimi ve gereksinimlere bakarak 1/10 oranında sözleşme bedelini hakettiği,..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. Talimat dosyasından alınan bilirkişi raporu, rapora karşı sunulan itiraz dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek asıl davada davalı-karşı davada davacının defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak üzere bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, mali müşavir bilirkişi ... ve sözleşme uzmanı bilirkişi Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan 21/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...4) SONUÇ İTİBARİYLE, yukarıda açıklanan gerekçelerle, ASIL DAVA bakımından; Davacının davalıdan, dava tarihi itibariyle, 30.000 TL bedel iadesi alacağı bulunduğu, bu alacağının talebi gibi ödeme tarihi olan 12.01.2021 tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faizi (avans faizi) ile birlikte tahsili gerektiği; Davacı, uğradığını iddia ettiği zararlara uğradığını ispat edemediğinden, tazminat alacağına hak kazanamadığı; Sözleşmeye istinaden Bilgisayarına yüklenmiş olan Programı (ve varsa diğer ürünleri) davalıya iade etme yükümlülüğü altına girdiği; Kanaatlerine varılmış olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. A- KARŞI DAVA İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRMELER: 1) Davalı (Karşı davacı) karşı davada; kendisine ödenmemiş olan bakiye 88.000 TL sözleşme (edim) bedeli alacağı ile 10.580,49 TL işlemiş temerrüt faizi alacağının tahsili talebiyle davacı (karşı davalı) aleyhine başlatmış olduğu Takibe yapılmış olan itirazın iptalini talep etmiştir. 2) Ancak raporumuzun ASIL DAVA ile ilgili kısmında açıklanan gerekçelerle; davacının (karşı davalının), davalının (karşı davacının) sözleşmeden kaynaklanan borcunu ifada temerrüdü sebebiyle sözleşmeden haklı olarak döndüğü (TBK.md.125/f.2) için, davacının (karşı davalının) sözleşmeden dönmesi ile birlikte sözleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalktığı ve dolayısıyla, davacının (karşı davalının), henüz edememiş olduğu bakiye 88.000 TL’lik sözleşme bedeli tutarını ödeme borcunun da ortadan kalktığı, bu sebeple de davalının (karşı davacının) işbu 88.000 TL’lik bakiye sözleşme bedeli tutarının ödenmesini talebe hak kazanamadığı, kanaatine varılmıştır. 3) SONUÇ İTİBARİYLE, yukarıda açıklanan gerekçelerle, KARŞI DAVA bakımından; Davalının (karşı davacının) davacıdan (karşı davalıdan), takip tarihi itibariyle, 88.000 TL’lik bakiye satım bedeli tutarının ve işlemiş temerrüt faizi tutarının ödenmesine yönelik alacağının bulunmadığı, yani takip tarihi itibariyle herhangi bir alacağının bulunmadığı..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. TBK 112.maddesi gereğince, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır. TBK 219.maddesi,çerçevesinde satıcı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi nitelik ve niteliği etkileyen, niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerinin ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi,hukuki ya da ekonomik ayıplardan, bu ayıpların varlığını bilmese bile sorumludur. Buradaki borç kanuni tekeffül borcudur. TBK 227.maddesi, alıcının, dilerse satım akdinin feshini, dilerse semenin tenzilini veya satılanın ayıptan ari misli ile değiştirilmesini isteyebileceği hüküm altına alınmıştır. Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; 11.12.2023 tarihli ek raporun teknik inceleme kısmında dava konusu yazılım konfigürasyonunun davalı karşı davacı tarafından tamamlanmadığı, davacının dava konusu yazılımdan bu uygulamaların eksik olması nedeniyle faydalanamadığı tespit edildiği, taraflar arasındaki elektronik postalar ile ... 20. Noterliğinin 17.03.2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile programın kullanılmasında bir takım sorunlar olduğu ve sorunların giderilmediği belirtildiği gözetilerek, tüm dosya kapsamı, sözleşme, ihtarname, faturalar, ticari defterlere göre alınan 17.10.2024 tarihli bilirkişi heyet raporu hüküm kurmaya elverişli bulunduğundan , Mahkememizce asıl davada davacının sözleşmeden dönmede haklı olduğu , sözleşme nedeniyle ifa ettiği edimlerini geri isteyebileceği, 30.000TL'nin ödeme tarihi olan 12.01.2021 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile tarafına ödenmesini talep edebileceği, karşı davanın konusu olan icra takibi ile talep edilen sözleşmenin bakiye bedelini ifa yükümlülüğü olmadığı bununla birlikte sözleşme nedeniyle dava dışı 3. kişilerden satın aldığını beyan ettiği e-dünya hizmeti ile ... işlemci isimli server hizmeti için yaptığı masrafın tazmini istemine yönelik olarak dava dışı şirketlere ödeme yapıldığı ve bu hizmetleri kullanılamadığı ispat edilmediği kanaati oluştuğundan asıl davanın kısmen kabulü ile 30.000TL’nin 12.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine , fazlaya ilişkin istemin reddine, karşı davanın reddine, takibin kötü niyetle başlatıldığı ispat edilemediğinden davacı karşı davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davanın kısmen kabulü ile 30.000TL’nin 12.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine , fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-a-Karşı davanın reddine, b-Davacı karşı davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, ASIL DAVA YÖNÜNDEN 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesine göre, alınması gereken 2.049,30-TL. harçtan peşin alınan 691,23-TL. harcın mahsubu ile geriye kalan 1.358,07-TL. harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000-TL. vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 10.475,79-TL. vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 80,70-TL. başvurma harcı + 691,23-TL. peşin harç toplamı olan 771,93-TL.'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 4.250-TL. bilirkişi ücreti + 348-TL. tebligat-müzekkere masrafları olmak üzere toplam 4.598-TL. yargılama giderlerinin kabul ve ret oranına göre 3.407,57-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalanın kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından yapılan 4.250-TL. bilirkişi ücreti olan yargılama giderlerinin kabul ve ret oranına göre 1.100,32-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalanın kendi üzerinde bırakılmasına, 9-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL. arabuluculuk ücretinin kabul ve ret oranına göre 978,25-TL.'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, geriye kalan 341,75-TL.'nın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, KARŞI DAVA YÖNÜNDEN 10-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesap edilen 427,60-TL. maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 1.683,51-TL. harcın mahsubu ile fazla alınan 1.255,91-TL. harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davalı/ karşı davacı tarafa iadesine, 11-Karşı dava açılırken yatırılması gereken 427,60-TL. başvurma harcının davalı/ karşı davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 12-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000-TL. vekalet ücretinin davalı/ karşı davacıdan alınarak davacı / karşı davalıya verilmesine, 13-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560-TL. arabuluculuk ücretinin tamamının, davalı/ karşı davacıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına, 14-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/12/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır