İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/6654 E. 2018/723 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/6654
Karar No
2018/723

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/793 Esas KARAR NO : 2025/741 DAVA : Alacak (Hava Taşımacılığından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/09/2025 KARAR TARİHİ : 11/09/2025 K.YAZIM TARİHİ : 19/09/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hava Taşımacılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı dava dilekçesinde özetle; 27 Ağustos 2023 tarihinde Türkiye'ye ziyarete gelen misafiri ..... adlı yolcu için refakatçi bileti satın alındığını ve söz konusu biletin ödemesini davacının kendisi yaptığını, yolcunun tüm geçerli seyahat belgelerini haiz olmasına ve uçuş kapısına kalkış saatinden çok önce gelmiş olmasına rağmen uçağa mazeretsiz olarak uluslararası sivil havacılık kurallarına ve ilgili mevzuata aykırı şekilde uçağa kabul edilmediğini, 7.694,86 Türk Lirası’nın ticari işlerde uygulama alanı bulduğu üzere T.C. Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı ile ödenmesini, yargılama giderleri ve masrafların Davalı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Huzurda görülen dava havayolu taşımasından kaynaklı alacak davasıdır. Mahkememizce Bakırköy ...... Tüketici Mahkemesi'nin ...... Esas sayılı dosyası, dosyamız arasına celp edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3'ncü maddesinin (l) bendinde "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi," ifade edeceği belirtilmiş, yine anılan kanunun 83'ncü maddesinin ikinci fıkrasında "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." denilmek suretiyle tüketici işlemi ile ilgili her türlü olayda Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un uygulanacağı, aynı kanunun 73'ncü maddesinin birinci fıkrasında ise "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." denilerek tüketici işlemlerinde tüketici mahkemelerinin görevli olacağı hüküm altına alınmıştır. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından misafiri olarak Türkiye'ye gelen yolcu adına dönüş uçak bileti alındığı, yolcunun davalı tarafından sivil havacılık kurallarına ve ilgili mevzuata aykırı olarak uçağa kabul edilmediği, bu nedenle yolcu adına ertesi güne yeniden uçak bileti alındığı, yeni bilet alımı nedeni ile ceza, vergi ve ek mil ödemesi yapmak zorunda kaldığı iddiası ile huzurda görülen alacak davacı açılmıştır. Dosya kapsamında davacının ticari ya da mesleki amaçla hareket etmediği anlaşılmakta olup davacının tacir olmadığı açıktır. Tacir olmayan davacının huzurda açılan davada tüketici sıfatını haiz olduğu, dolayısıyla da uyuşmazlığın çözümünde tüketici mahkemelerinin görevli olduğunun kabulü gerekir. (Aynı yönde kararlar için bknz; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/02/2018 gün ve 2016/6654 E., 2018/723 K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/8776 E., 2018/695 K. sayılı kararı; İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesi'nin 2024/2594 E., 2025/1439 K. sayılı kararı; İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesi'nin 2023/2273 E., 2024/495 K. sayılı kararı) Açıklanan nedenlerle dava konusu uyuşmazlığın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde ve aynı kanunun 73. maddesi gereğince Tüketici Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmiş olması ve taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yokluğunda karar verildi.11/09/2025 Katip ...... e-imzalı Hakim ...... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2016/6654, K. 2018/723, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-6654-e-2018-723-k-3ab1d8afbca3