İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2016/5503 E. 2017/3917 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2016/5503
- Karar No
- 2017/3917
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/799 Esas KARAR NO :2025/48 DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:14/12/2023 KARAR TARİHİ:20/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ülkenin önde gelen yayınevlerinden olduğu, üretilen kitap ve diğer ürünlerin satışını yaptığını, bu konuda davalı şirket ile ticari ilişkiye girildiği, imzalanan sözleşme uyarınca davacı şirket tarafından davalı şirkete satış yapıldığını, davalıya satılan ürünlere ilişkin faturalar, irsaliyeler ve diğer belgelerin davacı şirket kayıtlarında bulunduğunu, söz konusu evrakın oldukça hacimli olduğundan ayrıca delil listesi ekinde sunulacağını, ticari ilişkinin uzun yıllara dayalı olması sebebiyle faturaların tamamının bilirkişi incelemesi esnasında ibraz edileceğini, davalı borçlunun uzun zamandır ödemeleri aksattığı, müteaddit uyarılara rağmen borcunu ödemediğini, ödemelerin aksaması üzerine davalıya yapılan sözlü uyarılardan da bir sonuç alınamadığından davalı hakkında icra takibi başlatıldığı, 637.638,37 TL tutarındaki borç bakiyesinin takip tarihinden itibaren hesaplanacak faiz ve icra giderleri ile ödenmesinin talep edildiğini, ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun, takip konusu borca, faizine ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, takibin durduğunu belirterek davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin itirazlarının bulunduğunu, dava dilekçesinin HMK 119/f maddesine uygun olarak düzenlenmediğini, davacının dosyaya sunmuş olduğu delillerin kendilerine tebliğ edilmediğini, dilekçenin ekinde deliller bölümünde bir kısım belgelere dayanıldığı, ancak bu delillerin hangi vakıayı ispat adına sunulduğuna dair bir açıklama yapılmadığını, genel haciz yoluyla ilamsız takiplerde yetkili icra dairelerinin neresi olduğunun İİK 50. maddede düzenlendiğini, maddeye göre yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemeleri olduğunu, davalının .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya kapsamında düzenlenen ödeme emrine itiraz ederken yetki itirazında bulunmadığını, fakat davalının icra dairesinde yetkiye itiraz etmemiş olmasının o yerdeki mahkemeyi itirazın iptali yönünden yetkili hale getirmediğini, bu konudaki emsal Yargıtay kararları çerçevesinde İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi yetkisine itiraz ettiklerini, yetkili mahkemelerin Küşükçekmece Adliye Mahkemeleri olduğunu, esasa ilişkin olarak; davacının dava dilekçesinde her ne kadar davalının ödemelerini uzun zamandır aksattığını iddia etse de davalının ödemelerini düzenli şekilde aksatmadan gerçekleştirdiğini, davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığından icra takibine itiraz ettiği, takibin durduğu, davacı tarafın iddialarının haksız olduğunu, davalının davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalının karşı tarafla iddia edilen borcun faturalar, irsaliyeler ve diğer belgelerden kaynaklanan hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığı belirterek davanın usul ve esas yönünden reddine, davacı aleyhine tarafın %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında düzenlenen "Satış Sözleşmesi" kapsamında cari hesap alacağının tahsilini teminen başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır. Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, davacının ve davalının 2021/2022/2023 dönemlerine ait BA-BS formları, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti dosyamız içerisine alınmıştır. Mahkememizce celp edilen .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında; davacı/alacaklının 637.638,37 TL Asıl Alacağın tahsiline ilişkin icra takibine geçtiği, ödeme emrinin 02.10.2023 tarihinde davalı tarafa tebliği edildiği, davalının 06.10.2023 tarihli dilekçesi ile takibe, borca, faize ve borcun tüm ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu ve İİK 67.maddesi uyarınca işbu davanın yasal süresi içerisinde açıldığı görülmüştür. Dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 10/12/2024 tarihli raporda; davacı alacağının 2023 yılında düzenlenen faturalardan oluştuğu, davacı tarafından 215 adet fatura düzenlenmiş olup, 214 tanesi mal satışına ilişkin olup, son kesilen fatura vade farkı faturası olduğu, davacı tarafından 214 fatura vergi dairesine BS formu ile bildirilmiş olup vade farkı faturasının vergi dairesine bildirilmediği, davalı firma ise davacının düzenlediği vade farkı faturası dahil tüm faturaları (215 adet) vergi dairesine BA formu ile bildirdiği, davalı tarafından davacı faturalarına süresinde itiraz edildiğine dair herhangi bir evrak sunulmadığı gibi, bu yönde bir beyan da bulunmadığı, davalı tarafından 05.05.2023 tarihinde vadesi gelen/geçmiş borçlara ilişkin 368.988,63 TL ödeme yapılmış olup, Haziran ayında vadesi gelmiş borçlar için ödeme yapılmadığının görüldüğü, 07.07.2023 tarihinde vadesi geçmiş borçlar için kısmi ödeme (70.000,- TL) yapıldığı, davacının defter ve kayıtlarına dayalı cari hesabında takip tarihi itibarı ile davalıdan vade farkı faturası dahil olmak üzere 637.638,37 TL alacaklı olduğunun görüldüğü, bu çerçevede Mahkememiz takdiri davacı tarafından vade farkı faturası dahil tamamının davacı alacağını oluşturduğu yönünde olması halinde davacının davalıdan 26.09.2023 takip tarihi itibarı ile alacağının 637.638,37 TL olduğu, asıl alacak tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB tarafından ilan edilen değişken oranlarda reeskont avans faizi uygulanabileceği, Mahkememiz takdirinin davacı tarafından Vergi Dairesi bildirimi yapılmayan vade farkı faturasının davacı alacağından tenzil edilmesi yönünde olması halinde davacının davalıdan 26.09.2023 takip tarihi itibarı ile alacağının 591.491,36 TL olduğu, asıl alacak tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB tarafından ilan edilen değişken oranlarda reeskont avans faizi uygulanabileceği, tarafların icra inkâr ve diğer taleplerinin Mahkememiz taktirinde olduğu belirtilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Öncelikle davalının yetki itirazı bakımından; tarafların tacir olduğu ve aralarındaki sözleşme gereği İstanbul İcra Daireleri ve Mahkemeleri yetkili olduğuna ilişkin yetki sözleşmesi yaptıkları anlaşıldığından davalının Mahkememiz yetkisi yönünden yapmış olduğu yetki itirazının HMK 17. Maddesi gereği reddine karar verilmiştir. HMK'nın 222/3 maddesinde tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği belirtilmiştir. Öte yandan, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen sözleşmenin Temerrüt başlıklı VIII..maddesinde aylık % 3 oranında vade farkı alacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Vade farkı temerrüt faizi niteliğinde değildir. Vade farkı alacaklının gecikmeden kaynaklanan zararını karşılamayı amaçlar. Temerrüt faizi temerrüt tarihinden başladığı halde, vade farkı temerrüt aranmaksızın vadeden itibaren başlar. Kural olarak; fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla satıcı, fatura konusu mal veya hizmetin alıcıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Somut olayda, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle tanzim olunan bilirkişi raporunda, davacı alacağının 2023 yılında düzenlenen faturalardan oluştuğu, davacı tarafından 215 adet fatura düzenlenmiş olup, 214 tanesi mal satışına ilişkin olup, son kesilen fatura vade farkı faturası olduğu, davacı tarafından 214 fatura vergi dairesine BS formu ile bildirilmiş olup vade farkı faturasının vergi dairesine bildirilmediği, davalı firma ise davacının düzenlediği vade farkı faturası dahil tüm faturaları (215 adet) vergi dairesine BA formu ile bildirdiği, davalı tarafından davacı faturalarına süresinde itiraz edildiğine dair herhangi bir evrak sunulmadığı gibi, bu yönde bir beyan da bulunmadığı, davalı tarafından 05.05.2023 tarihinde vadesi gelen/geçmiş borçlara ilişkin 368.988,63 TL ödeme yapılmış olup, Haziran ayında vadesi gelmiş borçlar için ödeme yapılmadığının görüldüğü, 07.07.2023 tarihinde vadesi geçmiş borçlar için kısmi ödeme (70.000,- TL) yapıldığı, davacının defter ve kayıtlarına dayalı cari hesabında takip tarihi itibarı ile davalıdan vade farkı faturası dahil olmak üzere 637.638,37 TL alacaklı olduğunun görüldüğü anlaşılmakla neticeten davaya konu faturaların davacı ticari defterlerinde yer aldığı ve davacı alacağının takip talebinde belirtildiği şekilde olduğu tespit edildiği, davalı firma ise davacının düzenlediği vade farkı faturası dahil tüm faturaları (215 adet) vergi dairesine BA formu ile bildirdiği, davalı tarafından davacı faturalarına süresinde itiraz edildiğine dair herhangi bir evrak sunulmadığı gibi, bu yönde bir beyan da bulunmadığı böylece davacı tarafın iddiasının ispatlandığı, davalının icra takibine haksız şekilde itiraz ettiği kanaatine varılarak davanın kabulüne, ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile, icra takibinin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına karar vermek gerekmiştir. Öte yandan, cari hesap - fatura alacağı kapsamında kabul edilen miktar likit ve belirlenebilir olduğundan (emsal için bknz. Yargıtay 19. H.D. 2016/5503 E. 2017/3917 K. Sayılı ilamı) kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle neticeden aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın İPTALİ ile, icra takibinin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, 2-İİK. 67/2. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20’si oranında (127.527,67-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 43.557,08-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 7.701,08-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 35.856,00-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 99.646,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 7.701,08-TL Peşin/nisbi Harcı, 4.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 485,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 12.186,08TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine adına gelir kaydına, 7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 20/01/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır