İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2016/5298 E. 2017/3915 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2016/5298
- Karar No
- 2017/3915
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2018 KARAR NO : 2018/ HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - VEKİLLERİ : Av. ... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/01/2018 KARAR TARİHİ : 22/02/2018 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/02/2018 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı şirket arasında Bursa Güzelyalı Köy Kenari Mevkiindeki ................... Apartman bloğunun asansör yapımı konusunda tarihsiz sözleşme yapıldığını,müvekkili şiretin sözleşme gereğince blokların asansörünün yapımına başlandığını, sırası ile D , F ve G bloklarına ait asansörlerin yapım ve montajının tamamlayarak teslim ettiğini, geriye kalan asansörlerin ise sözleşme ve eki teknik özelliklerine uygun olarak inşaatın yapımına paralel olarak yapıp bitirme noktasına getirdiğini, ancak sözleşmeye dahil olmadığı halde sonradan asansörlere toplamda 17.500,00 TL tutarında 7 adet vvvf'li kumanda panosunun takılması gerektiği açıklanarak buna göre eksikliğin 34.200,00 TL olduğu hesaplandığını, bu yolla müvekkilinin yaptığı işin daha az gösterildiğini, kooperatifin eksik kalan işin 3.kişilerce yapılmasına onay vermediğini, davalı kooperatifin ödemelerini zamanında yapılmaması ve sözleşmenin imzalanması ile birlikte müvekkiline devretmesi gereken bağımsız bölümü devretmemesi nedeniyle işin çok az kısmının maddi imkansızlık nedeniyle yapılamadığını, şayet yapılmış olsaydı müvekkilinin bu yeri satarak nakit sıkıntısını gidereceğini, müvekkili şirket yetkilisi ...'nın iyi niyetiyle 7 adet vvvf'li kumanda panosunun inşaat sahasına indirilmesi sırasında 17.500,00- TL nakit ödeme yapılması , tüm asansörlerin bitirilip teslimi halinde kalan bedelin ödenmesi ve daire tapusunun verilmesi halinde kalan işin bitirip asansörlerin tamamını 05.06.2011 tarihinde çalışır vaziyette teslim edeceğini tahaahüt ettiğini, ancak davalı tarafın bunu da kabul etmediğini, davalı tarafça müvekkilinin haklarını ödememe suretiyle kasıtlı olarak işi yokuşa sürerek müvekkili hakkında icra takibi başlatılmasına sebebiyet verdiğini, sözleşmeyi tek taraflı fesh ettiğini bildirdiğini, sözleşme bedelinin 225.000,00-TL, sonradan 17.500,00 TL kumanda panoları ile 242.500,00 TL , eksik bırakılan işin tutarının 34.230,00 TL olup, 242.500,00 TL - 34.230,00 TL düşüldüğünde müvekkilinin alacağının 208.270,00-TL olduğunu, davalı tarafça yapılan ödemeler toplamının 80.000,00 TL olup, davalı tarafından gönderilen ihtarnamede müvekkilinden 90.000,00 TL oldağı olduğunu bildirdiğini, alacak miktarının taraflar arasında ihtilaflı olup net bilinebilir olmadığından yapılacak yargılama ile belirleneceğinden fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL alacağın hakediş tarihinden ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre, yüklenilen işin zamanında yapılmadığını,kooperatife ait bloklardaki asansörlerin yapım ve montajının , sözleşmeye ve sözleşmenin eki olan teknik şartnameye uygun şekilde yapılmadığını, eksiklerin giderilmesi için yapılan uyarıların neticesiz kaldığını, davacının işi kısmen tamamladığı bölümün dahi sözleşme şartlarına uygun ve eksiksiz yerine getirmediğini, Makine Müh.Odası Bursa Şube Başkanlığı tarafından bilirkişi incelemesi yaptıralarak asansörlerin mevcut haliyle kullanılmasının mümkün olmadığnın belirlendiğini, 1 yıllık yapım süresinin üstünden uzun zaman geçmesi , eksiklerin giderilmesi istenilmesine karşılık sonuç alınamadığından sözleşme tek taraflı olarak fesh edilerek davacıya ödenmiş olan 90.000,00 TL geri ödenmesi için ihtarname gönderildiğini, davacı şirket ortağı ...'nın , şahıs adına fatura keserek, hukuka ayrıkırı olarak müvekkiline göndererek ödeme talebinde bulunduğunu, ... ile kooperatif arasında herhangi bir ticari ilişki, asansör yapımına ilişkin sözleşme bulunmadığını, hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 04/03/2016 tarihli dilekçesi ile; talebini 86.647,50 TL arttırarak 96.647,50 TL olarak ıslah etmiştir. KANITLAR: Mudanya 2.Asl.Huk.Mah............................ D.iş sayılı tespit dosyası, ihtarnameler,sözleşme, keşif ve bilirkişi incelemesi, vs. KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkememizin ......................... E.-...................... K. sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından dosyanın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/5298 E.-2017/3915 K. sayılı ilamı ile görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay ilamında da belirtildiği üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, asliye ticaret mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için asliye hukuk mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık, kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, asliye hukuk mahkemesi'nin ticari olmayan bir davayı asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla görmüş olması açıkça bozmayı gerektiren bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır. O halde somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili davası olduğu, davalının tacir olmadığı ve davalının ticari işletmesiyle ilgili bulunmadığı gibi uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanununda sayılan hususlardan olmadığından davanın nispi ve mutlak ticari dava olmadığı anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine ve HMK 114 ve 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, dosyanın görevli ve yetkili Bursa Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı gerekçeye göre; 1-Davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, Bursa Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna, 2-HMKnun 20. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın BURSA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne gönderilmesine, talep olmadığı takdirde dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesine, 3-HMK'nın 331. Maddesine göre yargılamanın görevli mahkemede devam etmesi halinde yargılama giderlerin görevli Bursa Asliye Hukuk Mahkemesince taktirine, yargılamanın görevli mahkeme de devam etmediği taktirde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden yargılama giderlerinin tespiti ve hükmedilmesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı yanın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.22/02/2018 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır