İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/4405 E. 2016/15076 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/4405
Karar No
2016/15076

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/646 Esas KARAR NO : 2021/428 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 07/12/2020 KARAR TARİHİ : 02/06/2021 Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalının hastalarının tıbbi görüntülemelerini yaptığını, bu sebeple alacak doğduğunu, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının asıl alacak tutarı kadar çeki davacıya verdiğini ve takibine itiraz ettiğini, çekin ödenip ödenmeyeceğinin belli olmadığını belirterek itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın menfaat yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği, çekin ödenip ödenmeyeceğinin belli olmadığı yönündeki beyanları ile davanın haksız ve kötü niyetli olduğu, davalının takibe itirazının haksız ve kötü niyetli olmadığını, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı, davacının kötü niyetli olması sebebiyle %20 icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu, davanın açılmasına davacının sebebiyet verdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesinde belirtilen 1 yıllık süre içerisinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davacı, borçlunun davalı olduğu, ... TL cari hesap alacağı için ilamsız takiplere mahsus icra takibinin yapıldığını, davalı borçlunun takibe itiraz ettiği görülmüştür. ...'ın cevabi yazılarında ... numaralı hesaba tanımlı ... - E1 numaralı çekin takastan ödendiği belirtilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları ile davanın mahiyeti gereğince öncelikle, itirazın iptali davasının genel özellikleri, borcun yenilenmesi, ifa uğruna edim kavramlarını kısaca açıklamakla fayda bulunmaktadır. İtirazın iptali davası 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 67. maddesinde “(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik: 9/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. Borçlunun itirazı üzerine takibin durması ile birlikte alacaklı açtığı itirazın iptali davasında takip talebinde talep ettiği alacağının bulunduğunu ispat külfeti bizzat kendisindedir. Ancak davalı borçlunun icra dairesinde vermiş olduğu itiraz dilekçesinin içeriği yada cevap dilekçesinin içeriğine göre ispat külfeti yer değiştirebilecektir. İtirazın iptali davasında icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için; geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, icra inkar tazminatı talep edilmiş olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacak belgeye ise alacak likit (muayyen, belirlenebilir) nitelikte bulunduğundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67/2. maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 24/11/2016 tarih 2016/4405E. 2016/15076K. sayılı kararı). Fatura alacağı likit, bir başka ifade ile bilinebilir, belirlenebilir alacaktır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 20/06/2016 tarih 2016/2941E. 2016/10949K. sayılı kararı). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 133. maddesi şöyledir; "Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur. Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz." 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 133. maddesine göre yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur. Yenileme, borcu sona erdiren sebeplerden biridir. Bir borcun yerine yenisinin geçmesi suretiyle eski borcun sona erdirilmesine yenileme denir. Yenileme ancak eski borç ile yeni borcun hukuki sebepleri birbirinden farklı olduğu takdirde mümkündür. Buna karşılık her iki borcun hukuki sebepleri aynı ise ortada yenileme değil, borç ikrarı vardır. Aynı şekilde borcun içeriğinin değiştirilmesi yenileme değildir. Yenilemede eski borç sona erer, değiştirmede varlığını sürdürür (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2017 tarih 2016/1904E. 2017/4268K. sayılı kararı; aynı mahiyette Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 09/02/2016 tarih 2015/10270E. 2016/713K. sayılı kararı). Kural olarak, mevcut bir borç için kambiyo taahhüde bulunulması borcun yenilemesi sayılamaz (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun m.133/2). Ancak taraflar açıkça bu kambiyo taahhüdünün borcun yenilenmesi niteliğinde olduğunu kararlaştırdıkları takdirde, temel borç düşer yerine kambiyo borcu geçer. Bu durumda mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması “ifa yerine edim” niteliğindedir. Buna karşılık, kanunda belirtildiği normal olan durumda mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması “ifa uğruna edim” niteliğindedir. İfa uğruna edim şeklindeki kambiyo taahhüdü, alacaklıya temel borç ilişkisinden doğan sebebe bağlı (illi) bir alacağın yanında onunla yarışan (mütelahik) soyut nitelikte bir kambiyo alacağı şeklinde bir alacak hakkı daha verilmektedir. Bu durumda alacaklıya aynı hak ve edim için biri temel ilişkiden kaynaklanan diğeri kambiyo taahhüdünden kaynaklanan iki ayrı talep hakkı tanınmış olmaktadır. Alacaklı bu iki ayrı talep hakkı için seçimlik yetkiye sahip olup her iki alacak üzerinde birlikte ya da ayrı tasarruf edebilir. Hem temel ilişki hem de kambiyo taahhüdü için aynı anda takip ve dava yolunu tercih edilebilir. İfa uğruna edim olarak verilen kambiyo senedi ödendiğinde temel borç ilişkisinden doğan alacak geriye etkili olarak düşer. Buna karşılık temel ilişkiye dayalı borç ödendiğinde, soyut kambiyo taahhüdüne bağlı borç kendiliğinden düşmez. Bunun için borçlunun sebepsiz zenginleşme talep ve def’ini ileri sürmesi gerekir, mevcut bir borç için, kambiyo senedi düzenlenmesi kural olarak yenileme niteliğinde olmayıp, “İfa uğruna edim” niteliğindedir. Çek verilmesi ödeme sayılmadığından vadeyi uzatması mümkün değildir. Bu nedenlerle borcun bir kısmı için verilen ve ödenip ödenmeyeceği belli olamayan ileri tarihli çek yönünden de davalı borçlu dava açılmasına sebebiyet verdiğinin kabulü gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/05/2015 tarih 2013/19-2244E. 2015/1342K. sayılı kararı). İtirazın iptali davasında, Mahkeme, tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını dava tarihine göre belirlemek zorundadır. Mahkemece, dava tarihinden sonra gerçekleşen ödemelerin, infaz aşamasında nazara alınmasına dair ibarenin hüküm sonucuna yazılması gerekir (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2018 tarih 2018/6860E. 2018/27613K. sayılı kararı). Davamıza gelince; davacı cari hesap alacağına istinaden ilamsız takiplere mahsus icra takibi yapmış, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunduğu, davalının takip tarihi itibari ile davacıya takip talebinde belirtilen miktarda borcu olduğu noktasında ve davalının takipten sonra davadan önce takip miktarı kadar çek keşide edip teslim ettiği ve çekin davadan sonra tahsil olunduğu noktasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık çek keşide etmekle davalının borcunun sona erip ermeyeceği, vadenin çek vadesi kadar uzayıp uzamadığı ile davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktalarında bulunmaktadır. Kural olarak, mevcut bir borç için kambiyo taahhüde bulunulması borcun yenilemesi sayılamaz. Ancak taraflar açıkça bu kambiyo taahhüdünün borcun yenilenmesi niteliğinde olduğunu kararlaştırdıkları takdirde, temel borç düşer yerine kambiyo borcu geçer. Bu durumda mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması “ifa yerine edim” niteliğindedir. Buna karşılık, kanunda belirtildiği normal olan durumda mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması “ifa uğruna edim” niteliğindedir. İfa uğruna edim şeklindeki kambiyo taahhüdü, alacaklıya temel borç ilişkisinden doğan sebebe bağlı (illi) bir alacağın yanında onunla yarışan (mütelahik) soyut nitelikte bir kambiyo alacağı şeklinde bir alacak hakkı daha verilmektedir. Bu durumda alacaklıya aynı hak ve edim için biri temel ilişkiden kaynaklanan diğeri kambiyo taahhüdünden kaynaklanan iki ayrı talep hakkı tanınmış olmaktadır. Alacaklı bu iki ayrı talep hakkı için seçimlik yetkiye sahip olup her iki alacak üzerinde birlikte ya da ayrı tasarruf edebilir. Çek verilmesi ödeme sayılmadığından vadeyi uzatması mümkün değildir. Bu nedenlerle borcun bir kısmı için verilen ve ödenip ödenmeyeceği belli olamayan ileri tarihli çek yönünden de davalı borçlu dava açılmasına sebebiyet verdiğinin kabulü gerekir. Davalı tarafından keşide edilip teslim edilen çek ifa uğruna verilmiş bir çektir. Davalının kabulünde olan borç için çek düzenlemesi vadeyi uzatmayacağı gibi, davacının temel ilişkiye dayalı olarak dava açmasının da mümkün olması karşısında, davacının davasının kabulüne, dava tarihinden sonra gerçekleşen ödemelerin, infaz aşamasında nazara alınmasına karar verilmesi gerekmiştir. Geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunmuş, borçlunun ise süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, icra inkar tazminatı talep edilmiş olması ve alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönününde karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının KABULÜNE, 2. Davalının Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 3. 2004 sayılı İİK'nın 67. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4. Dava tarihinden sonra gerçekleşen ödemelerin infaz aşamasında nazara alınmasına, 5. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ...TL karar ve ilam harcından peşin alınan ...TL'nin mahsubu bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6. Arabulucuk başvuru dosyasında arabulucuya Bakanlık Bütçesinden karşılanarak ödenen ...TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7. Davacı tarafından yatırılan ...TL başvurma harcı ile ...TL peşin harç ile ...TL posta masrafı olmak üzere toplam ...TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9. Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 02/06/2021 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2016/4405, K. 2016/15076, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-4405-e-2016-15076-k-bffb7f76dd2a