İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2015/2 E. 2017/1 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2015/2
- Karar No
- 2017/1
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/188 Esas KARAR NO : 2025/147 Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasından görevsizlik ile gelen asıl dosya yönünden; Birleşen Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı birleşen dosya yönünden; Birleşen Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı birleşen dosya yönünden; DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/04/2022 KARAR TARİHİ : 03/04/2025 Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasından görevsizlik ile gelen asıl dosya yönünden; davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalı şirket arasında ... adı altında ön anlaşma yapıldığını, davalının ... yerine patenti olmayan ... patenti ile anlaşma yapıldığını, sözleşmede belirtilen malzemelerin tamamının teslimine yönelik ... TL karşılığında anlaştıklarını, sözleşmede belirtilen malzemelerin eksik, hasarlı ve ikinci el malzeme gönderildiğini, müvekkili tarafından ihtarname ile ödenen bedelin iadesinin istenildiğini, davalı tarafından elindeki ... TL teminat senedinin icra dairesi aracılığı ile takibe konulduğunu, müvekkilinin zor duruma düştüğünü bu nedenle ... TL maddi ... TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava konusu etmiştir. Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davalının sözleşmeye dayalı borcundan kurtulmak maksadıyla dava ikame ettiğini, sözleşemeye bağlı borçlarını tam ve eksiksiz ifa etmediğini, teslim alınan ürünleri makul süre içerisinde muayene etme yükümlülüğünü yerine getirmeksizin uzunca bir süre sonra ürünlerin ayıplı olduğunu iddia ettiği davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava konusunun dayanağının franchising sözleşmesi olduğu ve anılan sözleşmeden kaynaklanan zararların tazmininin talep edildiği, anılan sözleşme türüne yönelik zararların tazminine yönelik görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verildiği, dosyanın mahkememizde yukarıda yazılı .../... Esas sayılı numaraya kaydedildiği görülmüştür. Birleşen Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı birleşen dosya yönünden; davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; alacaklı müvekkilinin adına kötü niyetli olarak Antalya Genel İcra Dairesinin .../... esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, müvekkilinin adına kardeşi ... davalı firma ile anlaşma yaptığını, sözleşmedeki imzasının ...'a ait olduğunu, Alacaklı ve dava dışı ... ile anlaşma yapıldığını, belirtilen malzemelerin tamamının teslimi ile ...-TL ile anlaştıklarını ancak malzemelerin bir çoğunun gelmediğini, bazı malzemelerin hurda ve kırık şekilde teslim edildiğini, tüm malzemelerin 2. El gönderildiğini, müvekkilinin kardeşinin davalıya ...-TL ödeme yaptığını ve bu ödemenin iadesini ihtarname göndererek istediğini ve sözleşmeye istinaden ...'dan alınan ...-TL'lik senedin iadesinin istendiğini ve davalı ihtarnameden sonra elindeki ...-TL'lik teminat senedini ile Antalya Genel İcra Dairesinin .../... esas sayılı dosyası ile takip yaptığını, bu takibe ilişkin ..., Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dosyası ile Menfi tespit davası açtığını, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin borcunun bulunmadığını beyanla müvekkiline kötü niyetli başlatılan ...-TL'lik senede ilişkin takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli davalı tarafa %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosya ile Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... Esas sayılı dava arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğundan, iş bu davanın Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği görülmüştür Birleşen Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı birleşen dosya yönünden; davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ile davalı arasında işletmesini müvekkili ... kendisinin yapacağı ancak kardeşi olan ... adına ... adı altında ön anlaşma yapıldığını, ancak davalının ... yerine patenti olmayan ... patenti ile müvekkili ile anlaşma yaptığını, tarafların sözleşme içeriğinde belirtilen malzemelerin tamamının teslimi ve ... TL karşılığında anlaştıklarını, davacıların bu tarihten sonra iş yeri kiraladığını ancak malzemelerin bir çoğunun gelmediğini bazı malzemelerin hurda ve kırık şekilde teslim edildiğini tüm malzemelerin 2. el olarak gönderildiğini, Sözleşmede belirtilen post cihazının serisinin uyuşmadığını, ... ekranının 2. el olduğu ve ... marka olmadığını, sözleşmede belirtilen kasanın hala gelmediğini, müvekkiline teslim edilen ... ve internet hattının ... hattı olduğunu, firitözün. 2. el ve kısmi bozuk olduğunu, dış bahçe takımınn 2. el ve kırık olduğunu, sandalyelerin kırık ve 2. el olduğunu yine 4 adet masanın eski ve kırık olduğunu, ışık tabelasının teslim edilmediğini, ...nın teslim edilmediğini, davalının tüm malzemeleri 2. el, eski ve kırık şekilde gönderdiğini müvekkilinin malzemelerin bir çoğunu kullanmadığını, davalıya ... tarihinde ihtarname gönderilerek ... TL nin iadesinin talep edildiğini ve ayrıca sözleşme sebebiyle teminat olarak verilen ... TL'lik senedin iadesinin istendiğini, davalının ihtarnameden sonra elindeki ... TL'lik teminat senedini Antalya Genel İcra Dairesinin .../... E. sayılı dosyasında takibe koyduğunu, davalının sözleşmeye aykırı davrandığını, gönderilen malzemelerin hiçbirini iş yerinde kullanmadığını, borç bularak taksitli şekilde iş yerini çalıştırabilmek için dışarıdan alım yolu ile malzeme tedarik ettiğini ileri sürmek suretiyle davalıya verilen teminat senedine ilişkin olarak Antalya Genel İcra Dairesinin .../... E. Sayılı 'dosyasında başlatılan icra takibinde borçlu olunmadığının tespitine, kötü niyetli davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olduğunu, TTK uyarınca uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu, bu nedenle öncelikle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, Antalya Genel icra dairesinin .../... E. Sayılı dosyasındaki takibin bono takibi olmayıp ilamsız icra takibi olduğunu, takibin ekinde dayanak belge olarak davacı adına borçlandırıcı sözleşme yapmaya vekaletname ile yetkili kılınmış olan ...'ın imzaladığı sözleşmenin yer aldığını, davacı tarafın kendi içerisinde dahi çelişkili bulunan soyut beyanlarının tamamen borçtan kurtulmaya yönelik ve mahkemeyi yanıltmaya matuf iddialardan ibaret olduğunu, davacı ile taraflar arasında mevcut ve uzun süre devam eden hukuki ilişkiden kaynaklı olarak bir çok fatura ve cari hesap borcu bulunduğunu, bu borçlardan kurtulmak için bu davayı ikame ettiğini savunmuş ve öncelikle görevsizlik kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve yersiz olarak ikame edilen davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava konusunun dayanağının franchising sözleşmesi olduğu ve anılan sözleşmeden kaynaklanan zararların tazmininin talep edildiği, anılan sözleşme türüne yönelik zararların tazminine yönelik görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gözetilerek mahkemece görevsizlik kararı verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Antalya BAM. ...HD. .../... Esas .../... Karar ... tarihli ilamı gereği verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmüştür. Görevsizlik kararı sonrası dosya Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... esasına kaydedilmiş, mahkemece .../... karar sayılı kararı ile Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyada her iki dava dosyanın dava konularının ve taraflarının aynı olup aralarında hukuki ve fiili irtibatın bulunduğu gerekçesiyle mahkememizin .../... Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği görülmüştür. Asıl dosyada davacılar vekili tarafından sunulan ... tarihli dava dilekçesi ile davanın tam ıslahı yoluna başvurulmuş, dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle fesih edildiğinin tespitine, davacı tarafın davalıya ödemiş olduğu ...-TL bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davacılara iadesine, müspet zarara ilişkin talebin belirsiz alacak davası olarak görülmesine fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak suretiyle bilirkişi raporunu takiben arttırım yapmak üzere şimdilik ...-TL'sinin sözleşme fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davacıların manevi yönden uğradığı zararın tazmini amacıyla ...-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, Davalının dava değeri miktarında menkul ve gayrimenkulleri hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, araçlarına ve tapularına "satılamaz" şerhi işletilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin kusurlu davranışları nedeniyle dava açılışına sebep olan davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ıslah dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; mevcut uyuşmazlığın sebebi; alım-satım ilişkisine dair adi yazılı sözleşmeye dayalı eksik/kusurlu ürün iddiasına dayandığından mahkemenin görevli olmadığından usulden reddine, davacılardan ... yönünden dava ehliyeti bulunmadığından aktif husumet yokluğundan reddine, Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın tümden reddine, şartları oluşmayan ihtiyadi tedbir taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasından görevsizlik ile gelen asıl dosya yönünden; Dava, hukuki niteliği itibari ile; sözleşmenin haklı nedenle fesih edildiğinin tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacının dayandığı "... ... İş Birliği" başlıklı sözleşmede taraf imzalarının olmadığı, düzenleme tarihinin bulunmadığı görülmüştür. Davalı taraf davacının dayandığı sözleşmeyi kabul etmediğini, sözleşmenin imzalı olmadığını ileri sürmüştür. Davacı taraf ''Sözleşmedir'' başlıklı tarafların imzalarının yer aldığı belge ibraz ettiği, belgede pizza hamurlarını ve hamburger için gerekli malzemeleri ve bu ürünlerin ambalaj malzemelerini (kutu-koli-poşet) ... den alacağını ve dışarıdan bu malzemeleri tedarik etmemeyi ... kabul ettiğini, sözleşmede belirtilen ürünleri toplam da ... TL (...) na satıldığını, ... satılan mallar karşılığında ...'a ... TL (...) si nakit olarak verdiğini, geri kalan ... TL (...) nı iki taksitte ödeyeceğini bildirdiğini belirtmişlerdir. Mahkememizce belge altındaki imzanın davalı/davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığına dair davalı/davalı şirket yetkilisi dinlenilmiş, ... yapılan imzalı sözleşmeyi kabul ettiğini beyan etmiştir. Davacı taraf her ne kadar sözleşme ekinde yer alan malzemeler ve marka kullanım hakkı için de davalıya ...-TL ödeme yapılacağı iddia etmiş ise de davalı tarafın sözleşmenin adli alım satım ilişkisi olduğunu savunması da nazara alındığında tarafların imzalarının yer aldığı sözleşmenin incelenmesinde sözleşmenin ürün alım satımına ilişkin olduğu, markanın kullanım hakkının devrine yönelik herhangi bir açıklamanın yer almadığı görülerek davacının bu yöndeki isteminin sübut bulmadığından reddi gerekmiştir. Mahkememizce ... tarihli duruşmada Davacıya ait işyerinde ... günü ... saatinde keşif icrasına karar verilmiş, keşfe bir bilgisayar mühendisi, bir iç mimar, bir makine mühendisi bilirkişiden oluşan heyetin refakate alınarak bilirkişiler için ...’er TL ücret takdirine, ... TL keşif harcı, ...-TL taksi ücreti, ...-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam ...-TL masrafın davacının gider avansından karşılanmasına, buna binaen eksik ...-TL delil avansını mahkememiz veznesine yatırması için davacı tarafa 2 haftalık kesin süre verilmesine, yatırılmadığı takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş, davacı tarafça verilen kesin süre içinde delil avansının depo edilmediği görülmüştür. HMK 190 maddesinde ispat yükü düzenlenmiş olup iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükünü üstlendiği kabul edilmiştir. Bu durumda somut olayda davacı taraftadır. ispat yükü davacı tarafa düştüğünden delil listesinde yemin deliline dayanıldığı anlaşıldığından davacı yanın davalı yana yemin teklif etme hakkını kullanıp kullanmayacağı hususu davacı vekilinden sorulmuş , davacı vekili yemin teklif etme hakkını kullanmıştır. Mahkememiz dosyası ile Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası (Birleşen Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası ile Birleşen Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası) yönünden; Dava, hukuki niteliği itibari ile; senetten kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. Önemle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan tekrar sonra dosyaya dönüldüğünde; Hukukumuzda, senet delilinin uygulanma alanı oldukça geniştir çünkü hukukumuzda, hukuki işlemler için "senetle ispat" kuralı mevcuttur. Esasen, "senetle ispat kuralı" kavramı yerine "kesin delille ispat" kuralı denilmesi daha doğrudur. Çünkü, senetle ispatı zorunlu olan bir hukuki işlem, diğer kesin delillerle de (ikrar, yemin, kesin hüküm) ispat edilebilir. Senetle ispat zorunluluğu, "tanıkla ispat yasağı" olarak da ifade edilmesine rağmen, bunun da esasen "takdiri delille ispat yasağı" olarak belirtilmesi daha uygundur. Senetle ispat kuralı, kendisini iki temel durumda gösterir. Bunlardan birincisi olarak; Belli bir meblağı aşan hukuki kural olarak yalnız senetle ispat olunur. Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kanunla belirlenen miktarı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir Senetle ispat kuralının kendisini gösterdiği ikinci durum ise, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler kanunda belirtilen miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz olmasıdır. Somut davada, esasen senetle ispat kuralına tabidir. Davacı taraf (Birleşen Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasında davacı ..., Birleşen Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasında davacı ...) aşamalarda senetten dolayı borçlu olmadığını ileri sürmüştür ve iddiasını kesin delille ispat külfeti altındadır. Delillerinde, tanık delili mevcuttur ancak açık bir muvafakat olmadığından tanık dinlenmesi usulen mümkün değildir. Ödemeyi ispat külfeti de bunu ileri süren üzerindedir. Takip alacaklısına ödemeyi gösterir bir delil de dosyada yoktur. Davacı yan senedi teminat olarak verdiğini ileri sürmüş ise de senet üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin bir ibare bulunmamaması nedeniyle davacının savunmasına itibar edilemeyeceği açıktır. İş bu dosyada da davacı taraf, davalının hakkı olmadığı halde takip yaptığını, borcun yasal unsurlarının olmadığını, borcun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüş ise de değinildiği üzere bu iddiaların da kesin delille ispatlanması gerekir. Senetle ispat kuralının istisnasını oluşturan bir hukuki durum da somut olayda mevcut değildir. Davacı taraf, bu haliyle, dosya kapsamına göre iddiasını ispat edememiştir. İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Davacı tarafın sunduğu yemin metni içeriğinin mahkememizce düzeltilerek davalı şirket temsilcisine "sözleşmenin gereklerini yerine getirip getirmediği, davacının kendisine ödeme yapıp yapmadığı, senedin teminat senedi olarak verilip verilmediği" hususlarında yemin ettirilmesine karar verilmiştir. Davalı/davalı şirket yetkilisi katıldığı ... tarihli duruşmada: ''hangi hususta yemin edeceğim tarafıma anlatıldı, belirtilen hususlarda yemin etmeyi kabul ediyorum, biz ... hanımla adi alım satım sözleşmesi yaptık, bu sözleşmede davacı tarafla marka veya patentle ilgili herhangi bir anlaşma yapmadık, sözleşme karşılığında ben üzerime düşen tüm yükümlülüklerimi yerine getirdim, eksik veya ayıplı ürün teslim etmedim, o dönemde davacı ... çok fazla pizza ve hamur işi yaptık, bunun karşılığında bir kısım ödemeler yapıldı, ancak halen alacağımız mevcuttur, davacı üzerinde düşen ödeme yükümlülüğünün tamamını yerine getirmedi, davacı taraftan genel bir senet aldık, ancak bu senet teminat karşılığı verilmedi ve teminat senedi değildir." şeklinde yeminli olarak beyanda bulunmuştur. HMK ' da delillerin gösterilme zamanı belirlenmiş olup kural olarak bu süreler geçtikten sonra yeni delil sunulması mümkün değildir. Ancak usul işlemlerinin ıslahı mümkündür. Delil sunma da bir usul işlemi olduğundan ıslah ile delil değişikliği yapılabilir. Ancak bu, deliller hakkındaki sınırlar çerçevesinde kabul edilebilir. Yemin teklif eden taraf bu önerisi karşı tarafça kabul edilip yemin eda edildikten sonra ıslah ile delil değişikliği yapamaz .Yemin teklifinin kabulü ile karşı tarafla arasında bir anlamda delil sözleşmesi kurulmuş olur. Yemin ise taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK). Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu HMK'nın 225. maddesine göre, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez (HMK. m. 227). Kendisine yemin teklif edilen taraf yemini eda ettiği takdirde, yemin teklif eden kimsenin iddia ettiği vakıanın doğru olmadığı ispat edilmiş olur. Başka bir ifadeyle, yeminin eda edilmesi üzerine, artık ortada uyuşmazlık konusu olan vakıa kesin delille kanıtlanmış olacağından, karşı taraf o konuda yeni bir delil getiremez, hâkim de yeni araştırmada bulunamaz. Yemin, eda eden kişi ve mirasçıları lehine kesin delil teşkil eder. Yemin teklif eden taraf hangi hususlarda yemin teklif ettiğini yemin metni halinde mahkemeye sunar ancak hakim sunulan bu metin ile bağlı olmayıp hangi hususlarda yemin yönelteceğine kendisi karar verir. Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder (HMK m. 238). Davalı katıldığı duruşmada teklif edilen yemini eda etmiş ve böylelikle davacının iddiasının doğru olmadığı sözleşmede davalıya yüklenen edimlerin davalı tarafça yerine getirildiği, davalı tarafından yapıldığı sonucuna varılmıştır. Asıl dosya yönünden davacı ... yönünden açılan davanın ispatlanamaması nedeni ile reddine, sözleşmenin tarafı olmayan sözleşmeyi vekaleten imzalayan davacı ... yönünden ise açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine, birleşen Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası yönünden davacının davasının reddine, birleşen Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası yönünden davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Tarifenin (AAÜT) 3/1.maddesinde; avukatlık ücretinin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulacağı; aynı maddenin 2.fıkrasında ise, müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek; ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise, her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunacağı belirtilmiştir. Birden fazla davacının birlikte dava açması ve tek vekille temsil edilmeleri halinde, davanın reddi sebebi ortak ise, davacılar aleyhine de tek vekalet ücretine hükmedilmelidir. Somut olayda da, asıl dava yönünden, birden fazla davacının vekili olarak birlikte dava açıldığı ve davada farklı sebeple ret kararı verildiğinden, davalı yan lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; A)Asıl dosya yönünden 1-Davacı ... yönünden açılan davanın ispatlanamaması nedeni ile reddine, 2-Davacı ... yönünden açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine, -Maddi Tazminat Davası Yönünden; 3-Alınması gereken ...-TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta yatan ... TL'nin mahsubuyla bakiye ... TL'nin davacılardan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen ... vekalet ücretinin davacı ...dan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen ... TL vekalet ücretinin davacı ...'ten alınarak davalıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri uyarınca, arabuluculuk gideri olan ... TL’nin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, Manevi Tazminat Davası Yönünden; 6-Alınması gereken ...-TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta yatan ... TL'nin mahsubuyla bakiye ... TL'nin davacılardan alınarak hazineye irad kaydına, 7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen ... TL(reddedilen dava değerini geçmemek üzere) vekalet ücretinin davacı ...dan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen ... TL(reddedilen dava değerini geçmemek üzere) vekalet ücretinin davacı ...'ten alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacıların yaptığı masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, B)-Birleşen Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası yönünden 1-Davacının davasının reddine, 2-Alınması gereken ...-TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta yatan ... TL'nin mahsubuyla bakiye ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacının yaptığı masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, C)-Birleşen Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası yönünden 1-Davacının davasının reddine, 2-Alınması gereken ...-TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta yatan ... TL'nin mahsubuyla bakiye ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacının yaptığı masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren asıl dosya yönünden HMK'nin 345/1 maddesi gereğince iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı kabil kalmak üzere ve birleşen dosyalar yönünden miktar itibari ile kesinlik sınırı altında kalması nedeni ile kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/04/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır